ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL10°C
Yağışlı

YAZARLAR

Sıra Anayasanın Tamamının Değişmesinde

Mehdi Çetinbaş

12 Eylül 2010 Pazar 23:44
  • A
  • A
Türkiye güven oylamasını başarıyla atlattı. Mevcut iktidara güvenoyu verdi. Referandum yerine güven oylaması tabirini bilinçli olarak kullandım. Demokrasi yolunda ilerlemeye çalışan Türkiye’nin en büyük şanssızlığı mevcut muhalefettir.
Medeni ülkelerde başarı ile uygulanan referandumu, iktidara karşı bir güven oylamasına dönüştüren muhalefet sınıfta kalmıştır. Referandum maddelerini ters yüz eden, tamamen çarpıtarak halka yanlış bilgiler veren muhalefet partileri, oturup da düşünmek durumundadırlar.
Muhalefetin iddiasına göre halk desteğini kaybeden, oy oranı yüzde otuzların altına düşen, işçiyi, çiftçiyi, memuru ve bütün meslek guruplarını ezen bu iktidar, anayasa değişikliği yapamazdı. Anayasada mutabakat gerekliydi. Ne hikmetse halkın büyük bir kısmı, muhalefetin aksine yapılan değişikliğe onay verdi. Mecliste sağlanamayan mutabakatı halk sağladı. Anayasa değişikliği için verilen %58’lik evet oyu iyi okunmalıdır.
Çok emin bir şekilde söylüyorum; muhalefet, göreceksiniz ki, pişkin bir tarzda bu anayasa oylamasının iktidara güven oyu anlamına gelmediğini seslendirmeye başlayacak. Aslında referandum boyunca bu söylemi sadece bir kişi seslendirdi: O da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’dır. Aslında doğrusu ve olması gereken de buydu.

Kim ne derse desin bu sonuç AKP için bir güven oylamasıdır

Biz ise Başbakan’ın dillendirmeyeceği bir hakikati, dışarıdan bakan bir seçmen olarak dile getirmek istiyoruz. CHP ve MHP’nin çok vahşi ve acımasızca güven oylamasına çevirdiği bu referandumdan çıkan sonuç, kim ne derse desin Tayyip Erdoğan için bir güven oylaması olmuştur.
Türkiye’yi il il dolaşarak hayır kampanyası yürüten, bu olayı iktidara karşı bir güven oyuna dönüştürmeye çalışan Kılıçtaroğlu’nun, Nasrettin Hoca fıkralarını andırır tarzda oy kullanamaması gerçekten de çok ilginç olmuştur.Türkiye’yi yönetmeye talip bir liderin son güne kadar seçmen listelerini kontrol etmemesi gerçekten büyük bir garabet.
Üstelik bu konu ile ilgili haber günler öncesinden Zaman gazetesinde yayınlanmış ,Kılıçtaroğlu’nun adının seçmen listelerinde bulunmadığı yazılmış olmasına rağmen, konuyu takip etmeyen örgütüyle Kılıçtaroğlu nereye kadar yürüyecektir. Haber basına yansır yansımaz internet geyikleri de hemen harekete geçmiş. En beğendiğim geyiği buraya alıyorum. “Kılıçtaroğlu’nun referandumda oy kullanmadığını duyan BDP lideri Demirtaş, biz Kılıçtaroğlu’nu kesinlikle tehdit etmedik demiş”
MHP ise bu konuda tam manasıyla oynayamayan gelin misali Başbakanı YSK’ya şikayet etmiş. Başbakan’ın oyunu kullandıktan sonra, Güney Doğudaki katılımı kast ederek söylediği aleni olarak belli olan,” doğudan sandık sonuçlarını alıyoruz çok olumlu” sözünü çarpıtarak seçimlere müdahale olarak itirazda bulunması tam anlamıyla bir bitmişliğin ifadesidir.

AKP bu referandumda, klasik seçmeninin dışındaki çevrelere de kendini anlatabilmiştir

Halk kendisine daha iyi yaşam şartları getiren, özgürlüklerin önündeki engelleri kaldıran bu değişikliklere, muhalefetin bütün çarpıtmalarına karşın güven oyu vermiştir. Bu referandum sayesinde AKP ve Tayyip Erdoğan, klasik seçmen profilinin dışındaki bir çok çevre ile de diyalog kurma imkanına sahip olmuştur. Bizim sık sık dile getirdiğimiz gerçek sol bu referandum sırasında kendini göstermiştir.
Türk seçmeni bu referandum sırasında parti taassubunu kırmayı başarmıştır. CHP, MHP; BDP ve irili ufaklı birçok parti ve halk tabanı olmayan sivil toplum kuruluşlarının aksine, halk bilinçli bir tercih yapmıştır.
Bütün barutlarını referandum sırasında harcayan muhalefet partileri, çok merak ediyorum; on ay sonra yapılacak olan genel seçimlerde hangi argümanları kullanacaklar. Hırsız, kalpazan, villa, deniz feneri, tekel işçileri, kayısı, fındık, çay ve aklınıza gelebilecek her konuyu istismar eden muhalefet, bu seçimlerde hangi malzemeleri kullanacaktır.
Bu referandumda çıkan evet AKP’nin elini güçlendirmiştir . AKP yeni seçim stratejisini, yeni anayasa değişikliğini gerçekleştirmek için tek başına iktidar ve değişikliği referanduma götürtmeyecek 367’nin üstünde bir milletvekili sloganıyla yürütecektir. Bu son anayasa değişikliği ile siyasallaşan yargı da gerçek anlamda bağımsız yargıya dönüşecektir.
Muhalefet partileri bu referandumda söylemlerinin aksine son derece demokratik bir ortamda kampanya yürütme imkanı bulmuşlardır. Eğer bir kesim üzerine baskı uygulandığı söylenecekse, bu baskı evet diyecek olanların üzerinde uygulanmıştır. Gerek CHP, gerekse MHP’de evet oyu vermek partiden ihraç anlamına gelmiştir. Yine evet oyu kullanacağını açıklayan bir çok sanatçı ve entelektüel, hayırcılar tarafından hakaretlere maruz kalmıştır.

Bütün politikalarını kin ve nefret üzerine kuranlar bu ülkeye ne verebilir

Solun duayen isimlerinden 82 yaşındaki Adalet Ağaoğlu’na evet oyu kullanacağını açıkladığı için yumurta atanlar, hangi demokrasi ve hangi özgürlükten bahsedebilirler. Allah bu milleti şer cephesinin elinden gelecek kötülüklerden korumuştur. Akıl ve mantığı bir kenara bırakarak, sadece kin ve nefret üzerine politika yapanlar, bu ülkeye ne verebilirler.
Bütün politikasını Tayyip Erdoğan karşıtlığı üzerine kuranlar, hata üstüne hatalar yapıyorlar. Başbakanı ve AKP’nin her icraatını kötüleyerek politika yapanlar, kendileri halka somut projeler sunamadıkları sürece muhalefette kalmaya mahkumdurlar.
12 Eylül öncesinin basmakalıp sloganı olan, benim işçim, benim köylüm söylemi artık tedavülden kalkmıştır. Artık en ücra köyde bile elektrik su ve telefon hizmetleri mevcuttur. Hatta bazı köylerde doğal gaz ve kanalizasyon hizmetleri bile mevcuttur. Son sekiz yılda Türkiye’nin kat ettiği mesafeyi birileri görmezse, mutlaka görenler vardır.İşçi kentleri olarak bilinen Kocaeli ve Bursa gibi vilayetlerdeki sonuçlar bunun en iyi göstergesidir
AKP iktidarının hataları yok mudur? Elbette vardır. İktidarı elinde tutan gücün, bu güce dayalı olarak hata yapmaması mümkün müdür? Her iktidar, ne kadar başarılı olursa olsun, başarının, zaferin ve doygunluğun getirdiği bir rahatlık içinde, haksızlık ve hata yapma eğilimi içindedir. İktidarın nimetlerinden yaralanma noktasında yanlış adımlar atanlar da mevcuttur, ileride de mevcut olacaktır.
Muhalefetin yanlış taktiği yüzünden iktidar sürekli puan kazanmaktadır. Yapılan her işi, her ihaleyi potansiyel suç şüphesi ile, delilden ve dayanaktan yoksun olarak yargıya taşıyanlar milletten kırmızı kart görmüşlerdir. Yanlış ihbarlar yüzünden vatandaşın yararına olan hizmetleri geciktiren muhalefet, halktan gereken tepkiyi görmektedir.

Bu sonuçlardan sonra ilk hesap verecek kişi Devlet Bahçeli olacaktır

Olur olmaz her konuyu, ya tutarsa mantığı ile yargıya taşıyan muhalefet, gerçek bir yolsuzluk dosyasını halka arz etse bile inandırıcı olma konusunda başarısız kalmaktadır. Bu durumda, gerek CHP, gerekse MHP muhalefet tavırlarını yeniden gözden geçirmek durumundadırlar.
Bu sonuçlar muhalefet açısında önemli iç hesaplaşmalara sebep olacaktır. Önümüzdeki günlerde, partisini daha önce de başarısız kılan, aylarca ortalıkta gözükmeyen, aradan geçen süreç sonunda hiçbir şey olmamış gibi tekrar partinin başına geçen Devlet Bahçeli ve ekibi, ilk sorgulanacak ve hesap verecek ekip olacaktır.
Aynı hesaplaşma CHP içinde de yürüyecektir. Kılıçtaroğlu’nun fıkralara konu olacak biçimde oy kullanamaması bu partide elbette sorgulanacaktır. Referandumda sınanmak için deneme liderliğine getirilen Kılıçtaroğlu’nun muhalifleri önümüzdeki günlerde seslerini yükseltmeye başlayacaklardır.
Referanduma şaibe karıştırıldığı iddiasına sarılarak paçalarını kurtarmaya çalışacakları anlaşılan muhalefet liderleri, bu iddiaları ile kendilerine züğürt tesellisi vereceklerdir.
Referandum süreci sona erdi. Bu aşamadan sonra yapılacak olan şey köklü anayasa değişikliği için start almaktır. Sekiz ay sonra yapılacak olan seçimlerden sonra oluşacak olan parlamento bu görevi yerine getirecektir.
Bu seçimlerden şayet AKP 367 ve üzeri bir sonuçla çıkarsa bu süreç çok rahat işleyecektir. Yok eğer 330’un biraz üzerinde oy alınırsa, AKP yine referandum riskini göze alarak yeni bir anayasa hazırlığına girebilir.
12 Eylül referandumunu ve sonuçlarını gören muhalefet, bakalım bu sefer de iktidar mensuplarını saygısızca refüze edecek mi? Yoksa kuzu kuzu uzlaşma komisyonuna üye mi verecekler. Hep birlikte göreceğiz.
YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.