ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL13°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

Şehit Mashadov

Mehdi Çetinbaş

07 Mart 2013 Perşembe 07:38
  • A
  • A

8 Mart, Çeçenistan’ın üçüncü Cumhurbaşkanı Aslan Mashadov’un şahadet yıl dönümüdür. Bundan sekiz yıl önce, 2005 yılında, Çeçenistan’ın Tolstoy-Yurt kasabasında şehit edilmişti.

Toplum olarak maalesef balık hafızasına sahibiz. 1991 yılında Çeçen halkının bağımsızlık iradesini kullanmasıyla başlayan ve Ruslar tarafından şiddet ve vahşetle bastırılan özgürlük mücadelesini bu gün kaç kişi hatırlıyor.

Binlerce yıllık vatanlarında özgürce yaşamak dışında bir arzuları olmayan zavallı Çeçen halkı, 250 bin şehit vererek büyük bir soy kırıma uğradı. Bir milyonu biraz aşkın bir nüfusa sahip olan halkın, dile kolay 250 bin ferdi yok edildi.

Çeçenistan bağımsızlık mücadelesi, yakın ilişkilerimiz olmasına rağmen Türkiye’de bile anlaşılamadı. Bu mücadeleyle  PKK terör örgütünün Türkiye’de yaptığı eylemler hep kıyaslanarak, Çeçen özgürlük savaşçıları terörist olarak nitelendiler.

Adından da anlaşılacağı gibi, bir federal devlet olan Rusya Federasyonunu oluşturan devletlerden biri olan Çeçenistan, anayasal hakkını kullanarak 1991 yılında dağılan Sovyetler Birliği’nden sonra, yeniden federasyona dahil olmamış, tercihini bağımsızlıktan yana kullanmıştır.

Çeçenistan’ın bu kadar aleni olan haklarına karşılık Ruslar, bu kararı dinlemeden, Çeçenistan üzerine saldırarak bağımsızlık hareketini boğmaya çalışmışlardır. 11 Aralık 1994 yılında Rusya’nın saldırısı ile başlayan birinci Çeçen-Rus savaşı, efsanevi komutan Dudayev’in kalleşçe şehit edilmesine karşılık, Çeçenlerin zaferi ile sonuçlanmıştı.

21 Nisan 1996 yılında Dudayev şehit edildiğinde, Aslan Mashadov Genelkurmay Başkanı idi. Liderinin şahadetinden sonra da savaşa devam ederek, Rus ordusunu Çeçenistan topraklarından kovdu. 31 Ağustos 1996 yılında yapılan Hasavyurt anlaşması ile Çeçenistan Rusya Federasyonu tarafından tanındı.

Mashadov zaferden sonra Çeçenistan’ın yeniden ayağa kaldırılması için büyük gayretler sarf etti. Dudayev’in şehit olmasından sonra, yardımcısı olan Zelimhan Yandarbiyev tarafından vekâletle yürütülen başkanlık için, 27 Ocak 1997 tarihinde seçim yapıldı. Mashadov bu seçimde, rakipleri Yandarbiyev ve Basayev’i demokratik bir seçimle geride bırakarak \% 65 oy alarak devlet başkanı oldu.

Birinci savaşta yenilen ve beş yıllık geçiş döneminde Çeçenistan’a karşı bazı taahhütler altına giren Rusya, bu taahhütlerini yerine getireceğine, zamanı bu anlaşmayı bozmanın yollarını arayarak geçirdi.

Rusya 1996 ve 1999 yılları arasında sürekli olarak Çeçenistan’ı provokasyonlarla karşı karşıya bıraktı. Savaşta ekonomisi bozulan, bütçesi tam takır olan Çeçenistan’a olan yükümlülüklerini  de yerine getirmedi. Tam tersine, Çeçenistan’da adam kaçırma ve soygun gibi eylemler tertip ettirerek, burasını dünyaya karşı güvenliksiz bir bölge imajı yaratmak için elinden geleni yaptı.

1998 yılında Çeçenistan’a yaptığımız bir ziyarette görüştüğümüz Mashadov, acı acı dert yanmıştı. “Savaş sırasında bize çok destek oldunuz Allah sizlerden razı olsun. Ancak esas yardım yapılacak zaman şimdi. Ben devlet başkanı olarak çalışanlarıma ayda otuz dolar verebilsem bu düzeni çok rahat sağlarım “ demişti.

Koskoca Mashadov, tam takır bir bütçe ile Çeçenistan’da düzeni sağlamaya uğraşıyordu. Açlığın ve sefaletin kol gezdiği Çeçenistan’ı maalesef unutmuştuk. Savaş zamanı kabaran duygularımızla oraya uzattığımız yardım eli, zaferden sonra kesilmişti.

Müslümanlar olarak genel hastalığımız yeniden nüksetmişti. Savaş ve kan görmeden harekete geçmeyen duygusal yönümüz, Çeçen zaferi ile sona ermişti. Oysa savaş bittikten sonra, bu insanlar ne yerler ne içerler, durumları nicedir diye hiç aklımıza gelmemişti.

Mashadov bu zor şartlar içinde Çeçenistan’ı bağımsız devlet yapmaya çalışırken, Ruslar da boş durmadı. İçeriden bulanık propagandalarla Çeçen halkı umutsuzluğa sevk edilirken, dışarıdan da tahrikler devam ediyordu.

Çeçenistan sınırının hemen yanındaki iki Dağıstan köyü savaşa alet edildi. Burada Dağıstanlı Müslümanlara kasıtlı olarak işkence yapan Rus askerleri, Çeçenleri tahrik etmek için ne gerekiyorsa yaptılar. Bu köylerin yardımına giden Şamil Basayev kuvvetlerinin barışı bozduğunu iddia eden Ruslar, 1999 Aralığında savaşı yeniden başlattılar.

Mashadov bu savaşın yeniden başlamaması için elinden geleni yaptı. Şamil Basayev güçlerinin Dağıstan topraklarına girişinin yanlış olduğunu kendisi de söyledi. Dağıstan’a giren Şamil Basayev, o tarihte hiçbir resmi göreve de sahip değildi. Ruslar buna rağmen, Çeçenistan’a ordularla saldırarak ikinci Çeçen –Rus savaşını başlattılar.

Burada Basayev bir bahane idi. Ruslar 1996 yılında imzaladıkları Hasavyurt anlaşmasıyla zaman kazanmak istemişlerdi. Zira 2002 yılında Çeçenistan bağımsız olacaktı. Bu süre yaklaşıyordu. Bir bahane bulunacaktı. O bahane de, Basayev’in Dağıstan’a girmesi oldu. Hiç şüpheniz olmasın; Basayev Dağıstan’a girmeseydi başka bir bahane bulunarak savaş yine başlatılacaktı.

11 Ekim 1999 tarihinde Rus orduları, Dağıstan sınırındaki küçük ihlali bahane göstererek, dört bir koldan Çeçen topraklarına saldırdılar. Geçen sürede Rus ordusu toparlanmış, sırf Çeçenistan’da savaşması için Omon adlı birlikler kurulmuştu.

Mashadov bütün imkânları ile Rus ordusuna karşı koydu. Fakat şartlar çok zordu. Üç sene içinde Çeçenler bırakın toparlanmayı ,daha da geri gitmişlerdi. Ruslar ise güçlenerek, geçmişten aldıkları tecrübeyle saldırmışlardı.

Çeçen ordusu bu durumda şehirlerde tutunup savaşamazdı. Halkın yeniden zarar görmesi göze alınamazdı. Mashadov ve askerleri gerilla savaşına giriştiler. Mashadov ve askerleri Ruslara önemli kayıplar verdirerek savaşı sürdürdüler.

Rus ordusu yine Çeçenistan’da bir batağa saplanmıştı. Yeniden barış çabaları başlamıştı. Moskova’da bazı barış yanlılarının araya girmesi ile Mashadov ateşkes ilan etmiş, bütün Çeçenistan’da silahlar susmuştu. Hatta Mashadov dolaylı olarak görüşmeler yürütüyordu.

Dudayev’de olduğu gibi ,Mashadov da barışçı çabalarının kurbanı oldu. Barış sürecinde gevşettiği emniyet tedbirleri onun sonu oldu.

Barış müzakerelerini yürütmek için Tolstoy-Yurt kasabasına gelen Mashadov ve çevresi ,kahpece tuzağa düşürüldü. Çevrelerini saran Rus askerlerine karşı kahramanca direnerek son neferine varıncaya kadar şehit oldular.

Ruslar bütün dünya ile dalga geçercesine, halkın oylarıyla seçilmiş bir lideri, terörist muamelesi yaparak öldürdüler. Daha da ileri giderek cenazesini ailesine teslim etmediler. Aradan sekiz yıl geçmesine rağmen Ruslar halen Mashadov’un  naaşını vermiş değil.

Kafkas-Çeçen dayanışma komitesinde, birlikte çalıştığım, hak etmediğim özgülerine mazhar olduğum Devlet Başkanıma Allahtan rahmet niyaz ediyorum.

Erken yaşta ağaran beyaz sakalları ve daima gülen çehresi ile onu çok özlüyorum.

Onun, şimdi rabbinin huzurunda, vazifesini layıkıyla yapmış, en yüksek mertebe olan şahadet makamına ermiş olarak, cennette yerini aldığına eminim.

Rabbim bizim gibi günahkar kullarını, Uhut  ve Bedir şehitlerine komşu olduklarına inandığım, Dudayev ve Mashadov  başta olmak üzere, vatan ve namusu uğrunda canını veren şehitlerimizin şefaatine nail kılsın. 

YORUM YAZ
TOPLAM 1 YORUM

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.

  • - Isvicire Cecenistan:11 Mart 2013, Pazartesi 23:54

    Yasasin bagimsiz Cecenistan! La illahe illallah! Mekaniniz cennet olsun amin!