ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL10°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

Savaşın kazananı, barışın kaybedeni olmaz!

Mehdi Çetinbaş

24 Ocak 2013 Perşembe 17:23
  • A
  • A

PKK belasını Türkiye’nin başına musallat edenler, Ferhat ile Şirin hikayesi misali, PKK örgütüne sihirli düğmeleri olan bir elbise giydirmişlerdir.

Hikayede anlatılır ya! Ferhat uzun mücadeleler sonucu Şirin’ine kavuşur. Gerdek gecesi Şirin, sayısız düğmelerle kaplı elbisesini çıkarmak için düğmeleri çözmeye başlar. Çözdüğü düğmeler kısa süre içinde yeniden iliklenir. Şirin ve Ferhat birlikte düğmeleri çözmeye çalışırlar. Ne yapsalar nafile, sihirli düğmeler yeniden iliklenir. Duruma üzülen Şirin derin bir ah çeker. Şirinin ağzında çıkan ah öyle yakıcı ve kavurucu bir ateş olur ki; Ferhat ile Şirin oracıkta yanıp kül olurlar.

Bizim PKK da, hikayede anlatıldığı gibi, sihirli elbiseler giymiş Şirin misali ne yapılırsa yapılsın çözüme kavuşamıyor. PKK meselesine kimler el atmışsa hüsrana uğramış, bir yerlerden sokulan çomakla çözüm yolları sürekli tıkanmıştır.

AKP hükümeti, bilhassa Başbakan; önemli riskler üstlenerek elini taşın altına sokarak bu meselenin çözümü için elinden geleni yapıyor. MİT müsteşarı İmralı’ya giderek görüşmeler yapıyor, BDP heyeti özel bir feribot ile İmralı’ya götürülüp Öcalan ile görüştürülüyor. Haliyle ülkede iyimserlik havası had safhada.Barış rüzgarları esiyor.

Böyle bir ortamda Paris’ten üç PKK’lı kadının infaz haberleri geliyor. İnfaz edilenlerden biri PKK’nın kurucu çekirdek kadrosundan Sakine Cansız.

Anlaşılıyor ki yine malum çevreler, yürümeye başlayan barış kervanının lokomotifinin tekerine çomak sokuyorlar. Ardından da cinayetler ile ilgili sayısız komplo teorileri havada uçuşuyor.

Bu cinayetlerin MİT tarafından işlendiğini söyleyenlerin elinde bunun ile ilgili hiçbir somut veri yoktur. Bu cinayetlerin, aksine; bugün Silivri’de yargılanan derinin de derini güçler tarafından işlenmiş olması ihtimali çok yüksektir.

Bu barış sürecinden rahatsız olan, her iki tarafta da değişik unsurların varlığı aşikardır. İçeride AKP hükümetinin barış tesis ederek büyük bir prestij kazanarak iktidarını perçinlemesinden rahatsız olan iç mihraklar vardır.

PKK terör örgütü bu gün muazzam geliri olan uluslararası bir ticari holdinge dönüşmüştür.

Dışarıda da Türkiye’nin son zamanlarda bütün engellemelere rağmen büyüyen ve dünyadaki prestijinin artmasından rahatsız olan çevrelerin varlığı da malumdur. Bu kadar gailelerle uğraşırken büyüyen ve ekonomisini geliştiren bir Türkiye’nin; iç problemlerini çözdüğünü düşünen dış mihrakların uykuları kaçmaktadır.

Aynı şeyler, farklı gerekçelerle PKK için de geçerlidir. PKK terör örgütü bu gün terörün desteğiyle muazzam geliri olan bir ticari holdinge dönüşmüştür. Uyuşturucu ticareti, sigara kaçakçılığı, silah kaçakçılığı, sınır kaçakçılığı kontrolü, insan ticareti ve aklınıza gelebilecek yasadışı bir çok yolla örgütün kasasına milyar dolarlarla paralar girmektedir.

Avrupa’da kurulan legal görünümlü dernekler kanalıyla, insanlardan toplanan milyon dolarlarca paralarla binlerce kişi hayatını idame ettirmektedir. Örgütün kurduğu paravan şirketlerde çalışan ve çok yüksek paralar alan terör baronlarının, barış yapıldıktan sonrasını düşündükçe uykuları kaçıyor. Gerçeği söylemek gerekirse, altın yumurtlayan tavuk misali kurulan bu düzenin bozulması, bir çok insanı işsiz bırakacaktır.

Barışın tesisi durumunda, derneklerin zorla topladığı bağışlar, iş adamlarından aldıkları haraçlar tamamen yok olacaktır. Bu ortamları düşündüğümüz zaman, Öcalan’a rağmen barışın tesisinin ne kadar zor olduğu anlaşılacaktır.

AKP hükümeti ve özellikle Başbakanın elini taşın altına sokarak büyük bir risk altına girdiğini yeniden hatırlatmak isteriz. 2009 Habur sürecini sorumsuzca baltalayanlar, bu gün kısmen de olsa ders almışa beziyorlar.

Barış sürecinin kesintiye uğramasından korkulmasının bir diğer nedeni de, varlığını korku ve şiddete borçlu olanların etkisinin azımsanamayacak derecede olmasıdır. PKK ve onun sivil uzantısı olan BDP, bu güne kadar vatandaşı sindirerek ve korkutarak oy devşirmeyi tercih etmişlerdir.

Halkın özgür ortamda oy kullandığı bir seçimde, BDP başına gelecek olanı çok iyi tahmin ediyor. Her türlü baskı ve teröre rağmen Kürt halkının ancak yüzde on beş ya da yirmisinden oy alabilen BDP, bunu dahi elinde tutamayacaktır.

BDP barış sürecinden sonra da yaşamak istiyorsa etnik temelli politikayı bırakmalıdır.

Barış sürecine katkıda bulunmak isteyen BDP, eğer politik hayatta kalıcı olmak istiyorsa, salt Kürt partisi olarak anılmaktan kurtulmak durumunda olmalıdır. Geçmişte Ufuk Uras,Akın Birdal, bu gün Ertuğrul Kürkçü ve Sırrı Süreyya Önder gibi Kürt etnik kimliğinden olmayan isimleri bünyesine katan BDP, bu tavrını genişleterek sürdürmelidir.

BDP etnik parti ve sadece Kürtlerin hakkını savunan bir parti kimliğinden uzaklaşarak,insan hakları tabanına dayanan bir politika takip ederse çok daha başarılı olur.

BDP, ayrıca PKK’nın geçmişte oturduğu temel olan Marksist dünya görüşünden de aleni olarak uzaklaşmak durumundadır. BDP’nin içinde Altan Tan gibi İslami geçmişi olan isimleri barındırarak bu kimlikten uzaklaşması mümkün değildir. BDP barış sürecine geçişte kendisini mutlaka dönüştürmek zorundadır.

Paris'te öldürülen PKK’lıların cenaze törenleri, geçmişte Habur’da yaşananlardan ders alındığını gösteriyor. Buna rağmen yaşanan kısmi çatışmalar, bu süreci farkında olmadan bir çıkmaza doğru götürüyor.

2009 yılında başlatılan ve örgüt içindeki derin güçler tarafından sabote edilen Habur sürecinin üzerinden dört yıl geçti. Yeniden başlatılan yumuşama ve diyalog süreci kesintiye uğrarsa , üçüncü bir diyalog sürecinin başlayabilmesi için çok daha uzun bir süreye ihtiyaç olacaktır.

Sözlerimi öldürülen PKK’lı kadınlar için Diyarbakır’da düzenlenen cenaze töreninde açılan ve içeriğine benim de katıldığım bir pankarttaki sözlerle bitiriyorum. Özellikle çağımız için geçerli bir söz.

Savaşın kazananı,barışın kaybedeni olmaz! 

YORUM YAZ
TOPLAM 1 YORUM

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.

  • - Misafir25 Ocak 2013, Cuma 15:44