ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL11°C
Az Bulutlu

YAZARLAR

Sandığa gelin sandığa

Mehdi Çetinbaş

22 Temmuz 2013 Pazartesi 18:11
  • A
  • A

Türkiye’de sosyal ve siyasal araştırmalar yapan yabancı kuruluşlar anket sonuçlarını nasıl değerlendiriyorlar gerçekten de çok merak ediyorum.

Bilhassa sol açısından değerlendirmeyi çok merak ediyorum. Sınıf mücadelesinden doğan ve ezilen işçi –köylü sınıfını hedef kitle olarak belirleyen, sloganlarında dar gelirli kitlelere seslenen, sosyal demokratından tutun da, en marjinal devrimci guruplar acaba hangi tabana dayanıyorlar.

Anketleri bilmiyorum ama, görünen köy kılavuz istemiyor. İstanbul’a baktığımızda, söylenenin tam aksine, gelir durumu en yüksek, Türkiye’nin kaymak tabakasını teşkil eden, en pahalı semtlerde oturan insanların (Kadıköy, Beşiktaş, Ataşehir, Bakırköy, Beşiktaş, Şişli) oylarını daha çok sol partilere verdiklerini görüyoruz.

Bunun tam tersini de, dar gelirli ve varoşlarda bulunan insanların da oy kullanırken sağ ve muhafazakar partileri tercih ettiklerine şahit oluyoruz.

Öyle çok tezatlar var ki, bilhassa Alevi kesimi için de söylenebilecek çok şey var. Eğer bu gün aleviler dışlanmış ve ötekileştirilmişse, bunun temelleri cumhuriyetin kuruluş yıllarına ve sonrası 1937-38 Dersim olaylarına dayanır.

Atatürk’ün mutlak hakim olduğu bir yönetimde, tek parti diktatöryasında yapılan Dersim alevi katliamını  sorgulayamayan Alevilerin, bu gün sözüm ona verdikleri mücadele hiçbir zaman inandırıcı olmayacaktır.

Üçüncü köprüye verilen Yavuz Sultan Selim ismine karşı çıkıp kampanyalar yapan aleviler, Dersime bomba yağdıran ve bu emirleri verdiği kesin olan Atatürk’ün resimlerini, zorunluluk olmadığı halde cem evlerinde Hz Ali’nin resimleriyle yan yana kullanarak tam bir samimiyetsizlik örneği sergiliyorlar.

Dersim dağlarına bomba yağdıran ve mağaralara sığınan insanları buralarda diri diri yakan ve bunları hatıralarında övünerek anlatan, Atatürk’ten de bu sayede övgüler alan Sabiha Gökçen isminin bir havaalanına verilmesi karşısında sessiz kalan aleviler de büyük çelişki içindedirler.

Hatasıyla eksiğiyle alevi meselesine el atan, yüzyılların getirdiği bir algıyı yıkmaya çalışan AKP yönetimi değil midir? Daha önceleri koalisyon şeklinde bile olsa, iktidar ortaklıkları sırasında bu meselenin çözümüyle ilgili en ufak bir adım atmayan CHP’nin, alevi kesimini oy deposu olarak çantada keklik görmesi ve oyları da alması yaman bir çelişki değil midir?

Ben bu sol kesimi gerçekten de anlayamıyorum ve anlamakta da zorluk çekiyorum. Bu milletin değerlerine o kadar uzaklar ki; nostalji yaşamaktan ve hatıralar arasında dolaşmaktan günümüze gelip kendilerini bir türlü yenileyemiyorlar.

Sırf sol kesimi yolarak onların sırtından para kazanmak için kurulmuş müzik gurupları eşliğinde, “Çav Bella” söylemeyi bir entellik ölçüsü olarak algılayan zavallılara ne söylenebilir. Bu parçanın bestecileri İtalyan Komünistleri bile eminim bizimkiler kadar bu parçaya sahip çıkmıyorlardır.

Yine kendinden menkul bir deyim uydurarak “ sanatçı dediğin muhalif olur “sözüyle kitlelerin önüne geçip eylem yapan, sözüm ona sanatçıları da anlamakta zorluk çekiyorum. Bu sanatçı bozuntularına şunu sormak isterim; yani kendi fikirleri iktidar olursa, bunların sanatçılık vasıfları da mı bitecektir? Muhalefet edecekleri bir şey kalmayacak da…

Sol görüşlü olmayı hala entellik olarak lanse etmeye çalışan zavallılar, atı alanların Üsküdar’ı geçtiğini hala mı göremiyorlar?

O sizin küçümsediğiniz, hor gördüğünüz taşralılar, yurt dışına giderek, sizin kafeteryalarında vakit öldürdüğünüz şehirlerin ünlü üniversitelerini derecelerle bitirdiler. Burslu olarak okudular. Hem de kültürlerine sahip çıktılar ve yozlaşmadan geri döndüler.

Yine sizlerin başörtülü diye okullara sokmadığınız o Anadolulu kızların bazıları, örgütlenen İslami cemaatlerin zekat havuzlarıyla oluşturdukları fonlar sayesinde, Batının en itibarlı okullarında eğitimlerini tamamladılar. Şimdi siz onların yanında echel kalıyorsunuz. 

Ağızlarını açtıkları her fırsatta, demokrasi sadece sandık demek değildir diyerek züğürt tesellisiyle kendilerini avutanlar, sizler şu anda ege ve Akdeniz plajlarında keyif çatarken, Ak Parti teşkilatları sekiz ay sonra yapılacak mahalli seçimler için oy toplama çalışmalarına başladı bile…

Sen keyfinden hiç taviz vermeden kendin için yaşarken, onlar kıyıda köşede yokluk ve sefalet içinde olan muhtaçlara ulaşmaya çalışıyorlar. Çeşitli yardım kuruluşları, ramazan boyunca ülkeyi karış karış tarayarak zekat ve fitreleri muhtaçlara ulaştırıyorlar.

Peki sen ne yapıyorsun? Müslümanların kendi aralarında toplayıp fakirlere ulaştırdıkları yardım paraları ile ilgili fitne yaratmaya çalışıyorsun. Nefsine ağır gelen başkalarına yardım etme duygusunu,  başkalarının yardımlarına şaibe karıştırarak bastırmaya çalışıyorsun. Her yerde ve her ortamda bulunabilecek olan istismarcıları genelleyerek, İslam’a çamur atmaya çalışıyorsun.

Oysa  bunların hiç biri insanlara etki etmiyor. İnsanlar yine kurdukları sivil organizasyonlarla yurt içi ve yurt dışına zekat ve bağışlarını ulaştırmaya çalışıyorlar. Ben Müslüman olarak,İslam kelimesinin güven anlamına geldiğinin bilinciyle hareket ediyor,yardımlarımı gönül rahatlığıyla bu kurumlara veriyorum. Şayet benim duygularımı istismar edenler olursa, onları da Allaha havale ediyorum.

Hasbinallah venniğmel vekil kelimesinin şuuruna eremeyen insanların, ellerinin bağışa ve sadakaya uzanması ne kadar zordur.

Yine benim en çok eleştirdiğim hususlardan biri de, İslam’ın çeşitli isimler altında kategorize edilmesidir. İslam ,kendi dışında hiçbir kavrama ihtiyaç duymayacak kadar cihanşumul  ve mükemmel bir dindir.İslam’ın Anti kapitalisti,sosyalisti ve sosyal demokratı ya da milliyetçisi yoktur.İslam bir dindir. Hiçbir kavram onun tezi ya da antitezi olamaz.

Allahın dinini, beşerin sonradan geliştirdiği siyasi kavramlar ile kıyaslamak en hafif ifadesiyle, bilinçli olarak yapılıyorsa şirktir. İhsan Eliaçık’a dört elle sarılıp ondan keramet bekleyenler bunu iyi bilmelidirler.

İslam tarihi boyunca Eliaçık gibi sayısız insanlar gelip, sözüm ona İslam ile ortak fikirler geliştirmiş ve ona katkıda bulunmuşlardır.Bunlar, sadece yaşadıkları devirlerde, Zemzem kuyusuna işeyerek şöhret sahibi olan Ebu bevval misalinden öteye geçememişlerdir.

Türkiye’de sol hareketler maalesef yeni bir üretim yapamadıklarından hep kendilerini tekrar etmişlerdir. Gezi parkında gördükleri gençliğe bu yüzden büyük bir iştahla sahip çıkarak bunları kendi yörüngelerine çekmeye çalışmışlardır.

Olayların ilk birkaç gününde orada olan masum çevreci gençlik, Vandalların saldırılarını gördükten sonra oralardan çekilmişlerdir.

Şu anda meydan gerçek anlamıyla çapulculara kalmıştır. Her olayda bir fetiş yaratan çapulcuların son fetişi de gezi parkı olmuştur.

Her fırsatta bir vesile yaratarak parka saldıran bu çapulcular, artık milletin tahammül sınırlarını zorlamaya başlamışlardır. Kendilerini uyaran ekmek derdindeki esnafların dükkanlarını talan eden bu Vandallar, farkında olmadan Ak Partinin ekmeğine yağ sürüyorlar.

Siz hala sandık tek başına demokrasi demek değildir demeye devam edin. Ak Parti şimdiden tek başına ve anayasayı değiştirebilecek bir çoğunluğa ulaşmak için 2015 genel seçimlerine hazırlık yapıyor.

Artık meydanlara çıkıp gürültü patırtı yaparak milleti korkutma devri çoktan kapandı. Başbakan’ın dediği gibi en büyük meydan sandık meydanıdır.

Züğürt tesellisini bırakın da sandığa gelin sandığa…

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.