ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL12°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

Ohrid ve Ştruda'daki Halveti Dergahları

Mehdi Çetinbaş

07 Mayıs 2014 Çarşamba 13:52
  • A
  • A

Yemeğin ardından üç saat serbest zamanımız var. Merkez nüfusu

45 ya da 50 bin civarında olan Ohrid, gerçekten de büyüleyici bir

özelliğe sahip .

Ne tarafa bakarsanız bakın adeta tarih fışkırıyor. Klasik Osmanlı

mimarisinin izlerini taşıyan yapılardan oluşan Ohrid çarşısı çok

canlı . Kafilemizdeki bayanlar dükkanlara dalıp Ohrid incileriyle

süslü vitrinleri incelerken; biz de avcı misali rastgele diyerek şehri

temaşaya çıkıyoruz.

Çarşıda ilerlerken esnafın büyük kısmının Türk ya da Arnavut

Müslümanlardan olduğunu fark ediyoruz. Önünden geçtiğimiz

bir berber dükkanının sahibi bizi çaya davet ediyor. Ayaküstü

sohbet ediyoruz. Bursa’da birçok akrabası varmış. Kendisi de sık sık

Türkiye’ye geliyormuş.

Şehrin yamacında bulunan bir kiliseden ayin sesleri gelmeye

devam ediyor. Saatlerdir durmadan ayin yapan ve ilahiler okuyan bu

insanların bize göre batıl olsalar bile, imanını takdir ediyorum.

Uyanan merakımı gidermek için kilisedeki ayini görmeye

gidiyorum. Ohrid yamaçlarına kurulmuş orta halli kiliseye

yaklaşıyorum. Etrafta kimseler yok, çok tenha . Herhalde cemaat

içerdedir diyorum.

Çekingen adımlarla kilisenin dış avlusuna ayak basıyorum. Hala

karşıma çıkan hiç kimse yok. Sesi dışarı verilen hoparlörden yükselen

ayin sesi ile birlikte açık olan kilisenin içine giriyorum.

İçeri girince hayretten ağzım açık vaziyette manzaraya

bakıyorum. İçeride yaşları seksen civarında sadece üç tane kadın

var. Papaz bile ortada yok. Ayin kasetini takmışlar ortalığı velveleye

veriyorlar.

Kiliseden aşağı inerken Makedonya Türk toplumu tarafından

kurulan TDP’nin bürosu ile karşılaşıyorum. Nisan ayının sonunda

seçimler varmış onun için kampanya yürüttüklerini anlatıyorlar.

Devlet başkanlığı seçimlerinde Georgi İvanov’u destekliyorlarmış.

Koalisyon hükümetinde bir bakanları varmış. Ayrıca bazı bürokratik

makamlar da Türklerin elindeymiş.

Müslümanlar olarak ittifak yapamadıkları için eleştirilerimi

yöneltiyorum, haklısın diyorlar.

Tekrar çarşıya iniyorum. Daha önce namını duyduğun Cengiz’in

çay ocağını arıyorum. Hemen tarif ediyorlar. Çay ocağına vardığımda

bizim ekipten birçoğunun orada konuşlanmış olduğunu görüyorum.

Cengiz Ohrid’li bir Türk, çay ocağının içi Türkiye resimleri ve birçok

özlü sözlerle dolu. Burada sanki Türkiye’deymiş gibi koyu bir sohbete

dalıyoruz. Aramıza Makedonya’lı Türkler de katılıyor.

Buralarda Tayyip Erdoğan bir fenomen halinde. Erdoğan

hakkında kötü bir söz söylemeye bile cesaret edemezsiniz. Ondan

bahsederken sanki kendi liderleri gibi “başbakanımız” tabirini

kullanıyorlar.

Sohbete doyum olmaz diyerek birkaç arkadaşla birlikte Ohrid

kalesine çıkmaya karar veriyoruz. Biraz yokuş tırmanacağız ama yine

da yayan çıkmayı tercih ediyoruz. Yirmi dakikalık bir tırmanıştan sonra

kaleye varıyoruz.

Ohrid kalesi benim gördüğüm yaşayan kalelerin en güzellerinden

biri . Kale, varlığını korumanın yanı sıra halen içinde bulunan

yerleşimle birlikte tarihin bütün ihtişamını yansıtıyor.

Surların içinde bulunan evlerde, tahmini olarak birkaç bin kişi

yaşıyor. Tarihi sokaklar ve yapılar ile kale içi tam bir sit alanı. Burada

restore edilmesi gereken o kadar çok yapı var ki. Makedonya

devletinin bunu yapabilmesi çok zor .

Kaleden Ohrid’i seyretmek de güzel. Kalenin tarihi, Osmanlı öncesi

Roma dönemlerine kadar uzanıyor. Osmanlılar da kaleyi restore

ederek bu güne ulaşmasını sağlamışlar.

Kaleden inişe geçiyoruz. İkindi namazını Halveti Dergahı ile iç

içe olan Zeynel Abidin Paşa Camiinde kılacağız. Çevre düzenlemesi

TİKA tarafından yapılan Pir Hayati Baba dergahına ikindi namazına

giriyoruz.

Dergah, Zeynel Abidin Paşa Camiinin avlusunda camiye bitişik

olarak inşa edilmiş. Malatya’dan balkanlara gelen Pir Muhammed

Hayati Hazretleri, Zeynel Abidin Paşa’nın iltifatlarına mazhar olmuş.

Dergahını da camiye bitişik olarak inşa etmiş.

Biz erkekler namazımızı cami kısmında kılarken, bayanlar camiden

iç kapıyla geçilen dergah kısmında namazlarını kıldılar. Namaz

bitiminde tespih ve duanın ardından kendimizi bir anda zikir içinde

bulduk.

Halveti dergahları, bugün de her namazın ardından kısa beş

dakikalık zikirlerini ihmal etmeden sürdürüyorlar. Hu..huu; Allah ve La

İlahe İllallah sedaları ile biz de Ohrili Müslümanlara iştirak ettik.

Namaz bitince yerli cemaat ile birlikte sağ tarafa minare yönüne

doğru döndük. Müezzinin el Fatiha diye seslenmesi üzerine

Fatihalarımızı okuyup namazı bitirmiş olduk.

Son yaptığımız hareket benim çok dikkatimi çekmişti. Hemen sıcağı

sıcağına İmama sordum. İmam Türkiye’den diyanet görevlisi olarak

orada görev yapıyordu.

Namaz bitip de ayağa kalkıp sağımıza dönüp Fatiha okumamızın

sebebi, bir vasiyete dayanıyormuş. Caminin banisi Zeynel

Abidin Paşa burayı Halveti dergahına verirken; öldüğünde

buraya gömülmesini ve her namazdan sonra da kendisine Fatiha

okunmasını vasiyet etmiş. İşte bu dergahta yüz yıllardır Zeynel

Abidin Paşa’ya Fatiha okunuyor.

Cami imamı, dergahın bahçesinde bize bilgi verirken bir ayrıntı

dikkatimi çekti. Bu ayrıntıyı da tarihe not düşmek ve araştırmacılara

yön vermek için aktarıyorum.

Zeynel Abidin paşa Camii imamı, Makedonya’da ulaşabildiği

arşiv kayıtlarında, burada Halvetiliğin temelinin Kanunu Sultan

Süleyman’ın eşi Mahi Devran Sultan’ın erkek kardeşi Mustafa Paşa

tarafından atıldığını söyledi.

Pir Muhammed Mehmet Hayati hazretleri 1720 yılında Ohrid’e

geldiğinde, burada dağılmış iki yüz yıllık bir halveti geleneği vardı. Pir

hayati Hazretleri dağılan dergahı yeniden toparlayarak Balkanlarda

Halvetiliğin kalıcı izler bırakmasını sağlamıştır.

Balkanlarda yeşeren Halveti tarikati Hayatiye kolunun merkezi

(Asitane) Ohri’dir. Bu dergaha bağlı olarak Struga, Kırcova ve İstip

halveti dergahları da varlıklarını sürdürmektedir.

Ohrid gezisini bitirip Struga’daki otelimize döneceğiz. Akşam

yemeğine kadar iki saatlik bir zaman var.

Struganın içinden geçen Drim nehri boyunca yürüyüşe çıkıyorum.

Nehrin farklı noktalarında iki yakayı birbirine bağlayan köprüler

var. Beton dubalarla trafiğe kapalı, atıl durumda bulunan bir köprü

gözüme çarpıyor.

Tahmin ettiğim gibi bu köprü 1961 yılından bu yana “Struga Şiir

Akşamları” adıyla şairler buluşmasının yapıldığı köprü. Köprünün

üzerinden karşıya geçiyorum.

Burada evlerin arasında bir minare görüyorum. O tarafa doğru

yürüyorum. Oldukça harap görünen caminin avlusuna girip resim

çekmeye başlıyorum. O sırada bitişikte bulunan bir türbe dikkatimi

çekiyor. Tam oraya vardığım sırada içeriden birinin çıkarak anahtarla

kapıyı kilitlediğini görüyorum.

Aslında farkında olmadan Pir Hayati hazretlerinin Struga’daki

halifesi Pir Hasan Baba’nın türbesine gelmişim. Türbedar Türk . Bir

saat önce Ohrid’de Pir Hayati babanın yanındaydım. Buraya nasıl

geldiğime ben de şaşırıyorum.

Türbedar; “Hasan baba seni çağırmış. Struga’ya gelip te Hasan

Baba dergahını ziyaret etmemek olur mu” diyor. Ardından ilave

ediyor.” Rahmetli Turgut Özal ölmeden bir hafta önce burada

dergahta bizimle birlikte zikir halkasına katılmıştı. Zikirde nasıl

gözyaşı döktüğüne ben şahidim” diyor.

Türbedar İlhan Bey, asıl dergahın iki yüz metre ilerde olduğunu

söylüyor. Pir Hasan Baba kendisi Çelebi Camiinin bitişiğindeki türbede

yatıyor.

Bu cami bir ara Makadonya’ya gelen bir vahabi gurubu

tarafından ele geçirilmiş. Buraya yeni bir camii yapma bahanesiyle

mevcut camiyi ve türbeleri yıkmaya kalkmışlar.

“ İki yüz elli yıllık caminin yıkılmasını engellemek için büyük

çabalar sarfettik. Yaralanmalı büyük kavgalar oldu. Caminin ilave

bölümlerimden bir kısmı yıktılar. Halk ayaklandı yıkımı engelledi.

Türk hükümeti de devreye girince Vahabiler buradan ayrılmak

zorunda kaldılar.” Diyor türbedarımız .

Türbedar, “Davutoğlu geçenlerde buraya geldi. Bu caminin ve

türbenin TİKA tarafından baştan sona yenileneceğini söyledi. Biz de

sıramızı bekliyoruz” diyor.

Bu bilgilerin ardından türbedarın açtığı kapıdan içeri giriyorum.

Pir Hasan Baba ve aile efradını selamlıyorum. O anda içimden yüksek

sesle Haşr suresinin sonunda “La Yestevi Eshabünnari ve eshabül

cenne” ile başlayan ayetleri okumak geliyor. Okumayı bitirdiğimde

hem ben, hem de türbedar birlikte gözyaşı döküyoruz.

Çelebi Camiinden ayrılıp iki yüz metre ileride bulunan dergaha

gidiyoruz. Geçekten de Hasan Baba beni çağırmış. Çelebi

camiine beş dakika sonra gitsem bu yaşadığım manevi atmosferi

yaşayamayacağım. Türbedar Dergahın kapısını açıp içeri giriyorum

Burası Ohrid’den farklı. Burası müstakil bir dergah. Çok iyi

korunmuş. İçerisi tertemiz pırıl pırıl. Her namaz sonrası kısa zikirler

oluyormuş. Sabah namazı zikri biraz uzun tutuluyormuş. Haftalık

zikir, Cuma namazı sonrası oldukça kalabalık bir cemaatin katılımı ile

yapılıyormuş.

Türkiye’den gelen devlet erkanı bu dergahı mutlaka ziyaret

ediyormuş. Türbedarın “ Polat Alemdar ve arkadaşları Makedonya

ziyaretleri sırasında buraya da uğradılar” derken gururlu hali ayrıca

dikkatimi çekiyor.

Bu güzel manevi atmosfer hiç bitmesin istiyorum. Diğer yandan

da gurubumuzun akşam yemeği saati geliyor. Türbedara veda ederek

otelimize geri dönüyoruz.

Sabah kahvaltısından sonra Mavrova, Gostivar ve Kalkandelen

üzerinden bizim Üsküp’e ulaşacağız.

Gelecek yazı Kalkandelen ve Harabati Baba 

Hayati baba dergahı

Zeynel Abidin Paşa Camii  Ohri

Ohri Kale içi

Vahabilerin yıkmaya çalıştığı Çelebi Camii Struga

Struga Hasan Baba Dergahı

Pir Hasan Baba ve ailesi

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.