ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL10°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

Numan Kurtulmuş Ne Yapmalı

Mehdi Çetinbaş

27 Eylül 2010 Pazartesi 09:11
  • A
  • A
Saadet partisinde barış çubukları yakıldı derken, bir anda Ankara 10. Sulh mahkemesinin kararı ile kılıçlar yeniden çekildi. Numan Kurtulmuş’a cephe alan Ak Saçlılar heyetinin açtığı 15 ayrı mahkemeden bir tanesi, kongrenin iptali ve partinin kayyum eliyle kongreye götürülmesi kararıyla sonuçlandı.
Bu sonucun alınmasında CHP kurmaylarından, bilhassa Önder Sav’dan alınan desteğin önemli rol oynadığı ayrıca ifade edildi. Kuruluşundan bu yana haksız yere defalarca kapatılan, Türkiye demokrasisinin gelişimine önemli katkılarda bulunan Saadet geleneği, bağımsız gözlemcilerin ittifakla kabul ettiği üzere, son zamanlarda bir çıkmaz içine girmişti.
1969 yılında hareket başladığında oluşan,gittikçe doruğa ulaşan heyecan, 12 Eylül sonrası uygulanan uyuşuk politikalar yüzünden kaybolup gitti. Sürekli bir slogan olarak tekrarlanan ama bir türlü içi tam olarak doldurulamayan Milli Görüş kavramı da cazibesini yitirmeye başlamıştı.
Böyle bir ortamda partinin gidişatını beğenmeyen, politikaların yeniden gözden geçirilmesini isteyen gençler (Tayyip Erdoğan ve arkadaşları) parti yönetimine talip oldular. Ancak Ak Saçlılar heyetinin gözünde çocuk olan bu gurup, girdikleri kongreyi kaybettiler. Gençleri devre dışı bırakmanın hazzını yaşayan ihtiyarlar heyeti, Türkiye’ye yeni bir parti kazandırdıklarını bilmiyorlardı.

Partiyi ben kurdum, öldürme hakkı da bana aittir.

O zaman Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarını harcayan, partinin kurucuları olarak kendilerinde her türlü vesayet hakkını gören gurup, bu gün de aynı hatayı yapmaktadır.Tayyip Erdoğan hareketinde kendilerine savunma gerekçeleri bulabilen statükocular, Numan Kurtulmuş için çok merak ediyorum ne gibi olumsuz gerekçeler ortaya koyacaklardır.
Partinin kurucusu ve hareketin doğal önderi Erbakan Hoca’nın, partiye ve Türk demokrasi hayatına katkıları elbette inkar edilemez. Ancak bir baba, dünyaya gelmesine vesile olduğu bir evlattan sorumlu olmakla birlikte, onun hayatı üzerinde her türlü tasarrufu uygulama hakkına sahip olabilir mi? Bu partiyi ben dünyaya getirdim, gerekirse de öldürürüm. Onun hayatı benim elimde anlamına gelebilecek davranışlar, Türkiye’deki siyasi hayatın en büyük zaaflarını oluşturmaktadır.
Dünyanın önemli demokratik ülkelerinde, yüzlerce yıllık geleneği olan siyasi partiler varlıklarını devam ettirirken, Türk siyasi partilerinin adeta bir hanedanlığa dönüşmesi çok hazin bir durumdur. Batıda siyasi parti liderleri alınan yenilgiler ve başarısızlıklar karşısında hemen koltuklarını terk ederken Türkiye ‘de bu alışkanlık henüz kazanılamamıştır.
Fazilet Partisinin kapatılmasından sonra, yaklaşık aynı zamanlarda kurulan Saadet Partisi ve AKP’nin oy oranlarını incelediğimizde, bu durumdan acaba Saadet Partisi yönetimi ne gibi dersler çıkarmıştır. Oyları yüzde yirmilerden, yüzde ikilere inen bir yönetim acaba ne gibi bir oto kritik yapmıştır. Bu konu çok iyi incelemelidir.
2007 genel seçimlerinde %2.34 oy alarak dibe vuran Saadet Partisi, 2008 yılı Ekiminde, tek adaylı kongrede ittifakla Numan Kurtulmuş’a teslim Edilmiştir. Dibe vurmuş bir parti devralan Kurtulmuş, 2009 yerel seçimlerinde partinin oylarını % 5,2 seviyelerine çıkarmıştır.Bu başarı, gözlerin Numan Kurtulmuş’a çevrilmesine sebep olmuştur.
Saadet partisiyle Türkiye’nin ufkunda güzel şeyler yapmayı hedefleyen Numan Kurtulmuş, Parti içinde yaşadığı yönetim sıkıntılarını aşmak için, kendi kadroları ile çalışmak istemiştir. Sırf bu sebeple olağanüstü kongreye gitmek istemiştir. Aslında oluşturduğu genel idare kurulu da, yıllarını bu partiye veren, ancak biraz daha genç ve cevval kadrolardan oluşuyordu.
Partinin kuruluşundan bu yana değişmez kilometre taşları olarak bilinen, yaşları sekseni aşmış olan ihtiyarlar heyeti, Erbakan Hoca ve ailesini kışkırtarak bir nevi fitne oluşmasına vesile oldular. Erbakan Hoca’nın oğlu olmanın ötesinde hangi vasıfları olduğunu bilmediğimiz Fatih Erbakan, bir nevi tetikçi gibi yenilmez yutulmaz laflar etti.
Kongre süreci ve sonrasında yaşananları burada tekrar etmek istemiyoruz. Şu an gelinen nokta itibari ile, parti iki kutba bölünmüştür. Bu bölünmede en az kusuru olan da Numan Kurtulmuş’tur. Partiyi yükseltmek, daha geniş halk kitlelerine açmak için çaba sarf eden Kurtulmuş’un karşısına dikilenler, küçük olsun ama bu parti bizim olsun mantığı ile hareket etmektedirler.

Kurtulmuş’u yıldırmak için psikolojik savaş veriliyor

Televizyonlara çıkarak” Saadet partisi tabanında Numan Kurtulmuş’un karşılığı yoktur. Gitmesi partiye hiçbir zarar vermez” diyen Fatih Erbakan’dan kaç paralık yönetici olur. Bu laflar aklı başında bir politikacının edeceği laflar mıdır. Bir partiden ayrılıp gidecek bir kişi bile çok değerlidir.
Gelinen bu noktada Numan Kurtulmuş’u yıldırmak için statükocu ekip, psikolojik savaş yürütmektedir. Kurtulmuş bu partide kendini ispatlamış ve halkın teveccühüne mazhar olmuş bir liderdir. İlk girdiği seçimde oyları iki kat arttırmış, referandumda da elde edilen yüzde elli sekizlik oyda büyük bir hisse sahibidir.
Mahkemeye yapacakları itiraz olumsuzlukla sonuçlansa bile, kesinlikle pes edilmemelidir. Kurtulmuş ve ekibi yapılacak kongrede kesinlikle aday olmalıdır. Seçilme şansı konusunda kesin bir şey söylemek elbette zor. Ancak şunu kesinlikle söyleyebilirim ki, şansı üç ay önce yapılan olağanüstü kongreden daha yüksektir. Ak Saçlılar heyetinin kontrolünde olduğu söylenen delege üstünlüğü, son olaylardan sonra büyük değişime uğramıştır. Bu konuda bizim de önemli gözlemlerimiz var.
Numan Kurtulmuş, kayyum heyeti tarafından çağrısı yapılacak kongreye katılmayıp, ayrı bir parti kurması halinde, parti içi mücadeleyi tam olarak vermemiş bir politikacı olarak negatif puan alacaktır. Kongreye katılarak kazanması halinde önünde zaten geniş bir yol açılacaktır.
Kaybetmesi halinde, çeşitli platformlarda dile getirilen AKP’ye katılma tavsiyesi ve seçeneği kesinlikle düşünülmemelidir. Bu durumda yeni bir hareket için yola koyulmanın şartları da oluşmuş demektir. Kurtulmuş ve ekibi, çok kısa bir süre sonra muhtemelen yıpranma sürecine girecek olan AKP’nin en kuvvetli alternatifi olmaya da adaydır. Kurtulmuş ve ekibinin görüşlerinin AKP ile örtüşmediği bir çok farklı noktalar var. Bu husus Kurtulmuş ekibinin zenginliği olarak sunulabilir.
Önümüzdeki günlerde Türkiye demokrasisi yeni doğumlara gebe gibi görünüyor. Bizleri çok hareketli bir gündem bekliyor. Bekleyip hep birlikte göreceğiz.
YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.