ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL11°C
Yağışlı

YAZARLAR

Ne İsa’ya Ne De Musa’ya

Mehdi Çetinbaş

11 Temmuz 2010 Pazar 08:39
  • A
  • A
“Esastan inceleyemez, sadece şekil yönünden inceleyebilir; yok, itiraz hiç işleme konmadan red edilmelidir.“ Bu tartışmaları, yaklaşık bir aydır, gazete sayfalarında çarşaf çarşaf yazılarla gündemde tutarken; diğer yandan televizyon ekranlarında anlı, şanlı ve unvanlı hukukçularımız günlerce konuyu tartıştılar.
Ne oldu sonunda! Kaba tabiriyle imam yine bildiğini okudu. Tabi bu seferki yankılar da farklı oldu. Anayasa Mahkemesi daha önce verdiği kararlarda üzerine topladığı tepkiyi göz önüne almış olacak ki, orta yol bulmaya çalıştı. Bunu yaparken de; ne İsa’ya ne de Musa’ya yaranabildi. Zaten Muhammed’e (Hz) yaranmak gibi bir gayreti de yoktu.
Türkiye’de 12 eylül kalıntısı bir kurum olarak, tam bir atanmışlar diktası oluşturan Anayasa Mahkemesi, anayasayı ihlal noktasında sınır tanımıyor. Daha önce verdiği kararlarda öyle ya da böyle bir şekilde tevil yoluyla izah edilecek kararlar verirken, son kararda mızrak çuvala sığmayacak hale geldi. Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın bile izah etmekte zorlandığı karar, ancak “Takke düştü kel göründü” deyimi ile açıklanabilir.
Anayasa Mahkemesi işi o derece ileri götürdü ki, anayasa değişikliğini bırakın esastan incelemeyi, madde yazımına, nokta, virgül ve paranteze varıncaya kadar metne müdahale etti. Haşim Kılıç o kadar çok şey anlattı,ancak Anayasa Mahkemesi ve HSYK’ya üye seçen organların temsilcilerinin, birden fazla oy kullanmalarını savunan kararlarının gerekçesini bir türlü izah edemedi. Hele bu maddenin Anayasanın değiştirilemez hükümleriyle nasıl ilintilendirildiğini hiç kimse anlayamadı.

Her şeye rağmen bu anayasa değişikliği bir ehven-i şer’dir

Anayasa mahkemesi üyeleri verdikleri kararla, Cumhurbaşkanı’nın tercih yetkilerinin alabildiğine daraltılmasını hedeflediler. Cumhurbaşkanının ideolojik kararlar vermesinin önüne ancak bu şekilde geçebileceklerini düşünen üyeler, kendi ideolojik saplantılarını sözüm ona kamufle ettiklerini düşündüler. Bir mezhebin dede unvanlı eski Adalet Bakanının tohumlarını attığı kadrolarla idare edilen yüksek yargı, kadrolarını muhafaza etmek için var gücüyle direniyor.
Hukukun bu derece siyasallaştığı, işin cılkının çıktığı bir ortamda alınan karar, eskilerin tabiriyle yine de ehven-i şer’dir. Anayasa Mahkemesinin ne yapıp edip bazı cümleleri cımbızla çekip almasına rağmen, bu değişiklik yine de halk için çok önemli sonuçlar getirecektir.
AKP iktidarı, yıllar boyu dokunulmaz olarak görülen bir çok tabuyu dokunulur hale getirmiştir. Ordudan bir dedikodu, ya da düzmece raporlarla tard edilen, hak ve hukuk arama imkanı olmayan insanlara bu hak bu yasa ile verilmiştir.
Kadın hakları konusunda mangalda kül bırakmayan, çağdaşlık sakızını sürekli çiğneyen çevrelere inat, gerçek kadına yönelik pozitif ayrımcılık bu anayasa ile teminat altına alınmıştır.
12 Eylül darbesiyle haklarını kaybeden, mağdur olan haksız yere zindanlarda çürütülen insanların haklarını arayacak yasal değişiklikler aradan otuz sene geçmesine rağmen yapılamamıştır. Bırakın 12 eylül anayasasını değiştirmeyi, darbecilerin kendilerini korumak için anayasaya koydukları dokunulmazlıklar bile geçen sürede değiştirilememiştir. 12 eylül darbecilerinin yargılanmasının önünü açan anayasa değişikliği, gelecekte bu tür teşebbüste bulunmak isteyecek olanlara verilen bir göz dağıdır.
Ne zaman bir anayasa değişiklik önerisi ortaya atılsa, malum koro ortaya çıkarak anayasanın mutlaka bir mutabakatla yapılması gereğini vurgulamışlardır. Peki bu mutabakat nasıl sağlanacak! Birinin ak dediğine diğeri kara dediğine göre, orta yol nasıl bulunacak. Bırakın uzlaşmayı ülkenin en önemli meselesi olan terör konusunda bile politika yapan, buradan oy derlemeye çalışan insanlarla nasıl uzlaşacaksınız.
Öyle ya da böyle bir anayasa değişikliği yapıldı. Bu değişiklik gerçek hakem olan millete sunulacak. CHP, MHP, BDP enteresan bir biçimde aynı çizgide buluşarak red cephesi oluşturdular. Bundan sonra herkes meydanlara çıkıp derdini anlatacak.
Bu referandum sonucunda şayet hayır oyları fazla çıkıp anayasa değişikliği red edilirse, ne olacağını çok iyi tahmin edebiliyorum.
Ben en çok neyi merak ediyorum biliyor musunuz. Red cephesine göre oyları yüzde otuzun (!)altına düşen AKP, bu referandum sonucu evet oyu alarak anayasayı onaylatırsa muhalefet liderleri ne yapacaklar.
Kahin ahtapot Pol’a rakip olmak isteyenlere işte meydan! Yorumlarınızı bekliyorum.
YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.