ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL8°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

Muhteşem Yüzyıl

Mehdi Çetinbaş

17 Ocak 2011 Pazartesi 11:11
  • A
  • A
Geçtiğimiz hafta yayınlanmaya başlayan “Muhteşem Yüzyıl” dizisi, akıllı bir piar yönetimiyle müthiş bir reklam yaptı. Yayına girmeden fragmanlarıyla tartışma yaratan dizi, ilk bölümünde sanıldığının aksine öyle pek büyük bir reyting yapmadı. Tam tersine, totalde “Çocuklar Duymasın” dizisinin gerisinde kaldı.
İkinci bölümde, totalde de büyük bir sıçrama yaparsa şaşırmamak lazım. Bir televizyon dizisinin eleştirilmesi son derece doğal bir durumdur. Buradaki tek kıstas, eleştiri tarzı ve eleştirinin dozudur.
Diziyi eleştiren çevrenin daha çok muhafazakar ve milliyetçi kesime mensup olmaları çok doğal. Yıllarca çarpıtılmış bir tarih okuyan, milli ve manevi değerlerine sürekli sövüldüğünü duyarak ve görerek yetişen bu nesil,bu gün eline geçirdiği güçle adeta geçmişten intikam almaktadır.
Çok basit bir mantık geliştiren “Onlar bu insanlara sövüyorsa, ben de bunları mutlaka savunmalıyım” refleksiyle hareket edenler acaba doğru mu yapıyorlar. Bu sorunun cevabının çok iyi düşünülmesi ve cevaplanması gerekir. Osmanlı konusunda muhafazakar kesimin de yeni tanımlamalar yapması gereğine inanıyorum.
Affınıza sığınarak, Edebiyat FakültesindeTürk Dili ve Tarih bölümlerinden eşit sertifikalarla mezun olan biri olarak, tarih konusunda da kendimi söz söylemeye yetkili görüyorum. Rahmetli İbrahim Kafesoğlu ve Bekir Kütükoğlu hocaların talebesi olarak bizim de elbet söyleyeceklerimiz var.
Osmanlı bizim geçmişimizdir. 1923 yılında kurulan Türkiye Cumhuriyeti, kayaların arasında yeşeren bir ot değildir. Yıllarca 1923 yılını bir başlangıç olarak görüp, köksüz bir millet yaratmaya çalışanlar, bu topluma en büyük kötülüğü yapmışlardır. Cumhuriyetin ilk kuruluş yıllarında, belki de geçerli sebeplerle yapıldığı söylenen Osmanlı düşmanlığı, zamanla bir teze dönüşmüştür. Tez haline gelen bu düşmanlık zamanla anti tezini yaratmıştır.
Tez ve anti tez tartışmalarında, orta yol yoktur. Birinin ak dediği, diğeri için karadır. Osmanlının kötülenmesi ve yerden yere vurulması hareketi karşısında olanlar,tam tersi bir davranış geliştirerek, Osmanlı’yı kutsama yoluna girmişlerdir.

Kanuni ile ilgili bir film ya da dizi, her yönetmenin hayalinden geçebilir.

Muhteşem Yüzyıl dizisini eleştiren ve tepki koyanların çıkış noktaları, yukarıda izah ettiğimiz bir kültürel alt yapının sonucudur. Onların kafalarında yer eden Kanuni imajına ters her hareket, ya da film karesi mutlaka tepkiyle karşılanacaktır. Kutsallaştırdığınız değer, kesinlikle mükemmel olmak durumundadır. Farkında olmadan onu insan üstü bir varlık haline getirirsiniz. Kanuni gibi Osmanlı tarihinde “Muhteşem”lakabıyla tanınan bir sultan ile ilgili çevireceğiniz hiçbir film ya da dizi, kendisini eleştiri oklarından kurtaramayacaktır. Dünyada en uzun saltanat süren hanedanlar arasında yer alan Osmanlı, saltanat ve hanedanlık geleneğinin bütün zaaflarını da taşımak zorundadır. Bir devre damgasını vuran güçlü padişahların yanında, hasta, vehimli ve şizofren padişahların da saltanatını görmüştür.
Muhteşem Yüzyıl dizisinin kahramanı Kanuni Sultan Süleyman, sinema filmi ve televizyon dizisi için biçilmiş bir kaftandır. 46 yıllık saltanatı, doğu ve batıya yaptığı sayısız seferler, kazandığı zaferler ve Hürrem Sultan’a duyduğu aşk sebebi ile tarihe damga vuran renkli bir kişiliktir Kanuni . Bütün bunların yanı sıra, aynı zamanda Kanuni Sultan Süleyman, etten ve kemikten ibaret olan bir beşerdir.
Muhteşem Yüzyıl gibi bir dizide Kanuni’yi anlatmanın zorluklarını düşünün. Karada ve denizlerde sayısız zaferlere imza atan Sultanın, Rodos fethini ya da Mohaç savaşının dizide canlandırılmasını bekleyemezsiniz. Dizi tekniği itibariyle daha çok saray içi yaşam ve entrikaların konu edilmesinden daha doğal ne olabilir.
Bu diziye benim de eleştirilerim var; ancak benim eleştirilerim ile kamuoyunda tartışılan eleştiriler çok farklı. Çok fazla içinde olmasam bile, senaryo tekniği gereği bazı edebi eserlerin nasıl değiştirildiğini, nasıl farklı yorumlandığını; edebi eserlerin sinema ya da televizyona nasıl uyarlandığını hep birlikte gördük.
Bir edebiyat öğretmeni olarak geçmişte okuduğum, Türk klasik romanları diye niteleyebileceğimiz, Aşk-ı Memnu, Yaprak Dökümü, Çalı Kuşu, Kırık Hayatlar, Üç İstanbul ve aklıma gelmeyen daha bir çok romanın, senaryolaştığında nasıl değişime uğradığına yakından şahit oldum. En başta, bu romanların yazıldığı dönemden çıkarılıp modernize edildiğine hep birlikte şahit olmadık mı?

Bu tür dizilerin çekilmesi ve artması, tarihe olan ilginin çoğalması için önemli bir vesile olabilir.

Muhteşem Yüzyıl , sonuçta bir belgesel değil, kurgudur. Kanuni, Senarist ve yönetmenin ortaklaşa oluşturdukları bakış açısıyla yorumlanmaktadır. Kanuni’nin hayatında çok özel bir yer tutan, padişaha nikah kıydıran cariye olarak ün yapan Hürrem Sultan’ı bu dizide es geçebilir misiniz. Ukrayna’dan başlayıp Osmanlı sarayına uzanan bir macera sonucunda, Osmanlı sarayının tek hakimi haline gelen bu kadınla, Kanuni arasında yaşanan ilişkinin senaryoda ağırlık taşıması, sizce çok anormal bir durum mudur.
Bu tür dizilerin çekilmesini ben şahsen tarih bilincinin yeniden uyanması için çok önemli buluyorum. Tarih pozitif ilimler gibi kesin sonuçlar içermese de, sosyal bilimler arasında yerini alır. Tarih sosyal bir ilim olarak, kesin sonuçları ve doğruları olmakla birlikte,bir diğer yönüyle de yoruma açıktır. Zaman zaman olayları ve kişileri değerlendirme noktasında çatışan görüşlerle sıkça karşılaşabilirsiniz.
Kanuni gibi 46 yıl tahtta kalmış bir padişah ile ilgili sayısız vesika mevcuttur. Yazının, kültür ve sanat hayatının zirvede olduğu bir dönemde yaşayan Kanuni ile ilgili, birbiriyle çelişen bir çok olaya şahit olabilirsiniz. Adalete verdiği önem dolayısıyla Kanuni adını alan padişahın, sayısız adalet örneklerinin yanı sıra, yaptığı adaletsizliklerle de karşılaşabilirsiniz. Bu durum Kanuninin beşer özelliğini gösterir.
Bütün cihanı tir tir titreten Kanuni’nin Hürrem Sultan’a duyduğu zaafı bütün tarihçiler ortak olarak kaydederler. Kendi doğurduğu Şehzade Bayezit’i tahta çıkarmak için Hürrem Sultan’ın, çevirdiği entrikalarla Veliaht Şehzade Mustafa’nın öldürülmesi olayında, fermanı imzalayan Sultanı tamamen günahsız olarak görebilir misiniz?
Bütün planlarını oğlu Bayezit’in veliahtlığı üzerine kuran Hürrem’in, boğdurduğu Mustafa’nın yerine geçirmek istediği oğlunun ölümünü ve tahta çıkamayışını göremeden, sultandan daha önce ölmesi, bu dizinin başat karakteri olarak Hürrem’in ön plana çıkmasını gerektirmektedir. Kanaatimce Kanuni dizisini reytinglerde üst sıraya taşıyacak en önemli unsur Hürrem karakteridir. Bu karakter ön plana çıkarılırken harem hayatının irdelenmesi de kaçınılmazdır.
Burada dikkat edilmesi gereken husus, Harem konusunun dikkatlice işlenmesidir. Harem sonuçta bir okuldur. Saray bünyesinde erkek bürokratların yetiştiği Enderun neyse, Harem de bürokrat eşlerinin yetiştiği bir okuldur. Haremde bulunan yüzlerce cariye arasında Padişahı bir kez bile görmeden buradan ayrılan sayısız cariye vardır. Haremin cinsel fantezilerin gerçekleştirildiği bir yer olarak algılanması Osmanlı tarihine yapılacak en büyük saygısızlıktır. Yabancılar tarafından kaleme alınan, gerçekle hiçbir alakası olmayan Harem söylemlerinin peşine takılma yanlışlığına da düşmemeliyiz.

Bu dizide başrol oynayan Halit Ergenç, kanaatince bu role oturmamıştır

Bunu söylerken,Padişahların da haremdeki cariyeler arasından seçtikleri gözdeler ile, zaman zaman gönül eğlendirdiklerini de gözden uzak tutmamalıyız. Muhteşem Yüzyıl dizisinin bir kurgu olduğunu asla akıldan çıkarmamalıyız.
Ben dizinin konusundan ziyade, dizinin baş rol oyuncusu üzerinde bazı şeyler söylemek istiyorum. Halit Ergenç, benim tarihte okuduğum Kanuni tipine belki de en aykırı bir tip. Kanuni bilinen kadarıyla ortalama boyun oldukça üzeride bir boya sahiptir. Bu da yaklaşık olarak en az 185 cm den daha az değildir. Cüsse olarak da oldukça iridir.
Kanuni 1520 yılında tahta çıktığında 25 yaşındaydı. Hürrem Sultan da aynı tarihte Tatarlar tarafından 14 yaşında kaçırılarak esir edilmişti. Hürrem’in Osmanlı sarayına gelişi tahmini olarak 1521 ya da en fazla 1522 olabilir. Yani Kanuni ile tanıştığında Padişah en fazla 27, Hürrem ise 16 yaşındadır. Peki,ben size soruyorum en az kırk yaşında olan Halit Ergenç’in ,Kanuninin gençliğini bu haliyle oynaması sizce uygun mudur? Aynı şey Hürrem için de geçerlidir. Sizce Hürrem dizide 16 yaşında mıdır?
Dizinin tarih danışmanı olarak adı geçen Erhan Afyoncu, senaryo konusunda pek etkili olmadığını, sadece bazı diyaloglar ve davranışlar konusunda kendisine danışıldığını, dolayısıyla karakterler ve kurgu ile ilgili kendisinin bir dahli olmadığını ifade etmektedir.
Muhteşem Yüzyıl dizisi, kostümüyle dekoruyla, oldukça pahalı bir yapım olarak karşımıza çıkıyor. Senarist ve yönetmenler reyting kaygısıyla bu diziyi şirazesinden çıkarırlarsa yazık ederler derim. Ben hiçbir şekilde dizilerin sansürlenmesi ve yasaklanmasından yana değilim.Yeter ki toplum ahlakını, milli çıkarları zedeleyici özellikler taşımasın.
Bu dizinin yapımcı ve senaristlerine büyük sorumluluk düşüyor. İşledikleri konu hassas bir konudur. Danışman olarak ilan ettikleri Sayın Erhan Afyoncu’yu daha etkin olarak kullanmak durumundadırlar. O kadar paraya kıyarak büyük bir bütçe oluşturanlar ,yine paraya kıyarak Afyoncu ile birlikte çalışacak, senaryo ekibiyle entegre, bir tarih danışmanları kurulunu işler halde kullanmalıdırlar.
Sonuç olarak şunu söyleyebilirim. Bu dizi belki de tarihi yapımlara yatırım yapmak isteyenlerin önünü açacaktır. Bildiğimiz kadarıyla Sayın Murat Bardakçı’nın danışmanlığını yapacağı Sultan II. Abdülhamit dizisi de yakında motor diyecek.
Muhteşem Yüzyıl, bütün eksiklerine rağmen yine de bir başlangıç. Yenilerinin de gelmesi dileğiyle.
YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.