ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL8°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

Muhhammed İkbal'den Adeviye'ye selam

Mehdi Çetinbaş

16 Ağustos 2013 Cuma 05:58
  • A
  • A

 

Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Mısırda yaşanan rezaleti bir sinema filmi seyreder gibi seyredenleri tarih kesinlikle affetmeyecektir.

     Zulüm ve haksızlıkların had safhaya çıktığı böyle zamanlarda Allahın gazabının yakın olduğunu biliriz. Onların kurdukları türlü hileler karşısında
“Ve mekeru ve mekerallah* vallahü hayrul makirın” ayetine sığınırız.

     “Onlar (inanmayanlar) bir düzen (hile ve tuzak) kurdular. Allah da (buna karşılık) bir düzen kurdu. Allah, düzen kurucuların en hayırlısıdır. Ali İmran 54”

     Elinde silah olan zalim SİSİ ve onun emrinde olan Mısır ordusu, halkına yönelttiği silahlarla ömür boyu utancını silemeyeceği bir icraata imza atmışlardır.

     Güce tapan ve firavun geleneğinden gelen, Cemal Abdülnasır tarafından dizayn edilen Mısır ordusu, kendi halkını kontrol etmek ve sindirmek üzere teşkilatlanmıştır.

     Askerliğin dışında her şeyle uğraşan Mısır ordusunun dünyada eşi ve benzeri yoktur. Tavuk çiftlikleri işletmeleri, yumurtacılık, sütçülük, ambalaj fabrikaları, beyaz eşya fabrikaları, benzin istasyonları, fırınlar ve aklınıza gelebilecek her alanda faaliyet gösteren işletmelere sahip bir orduyu düşünün.

     Mısır ekonomisinin üçte birini kontrol eden bir yapı. Emekli olan her mensubuna emeklilikten sonra rütbesine göre görev veren, onları refah içinde yaşatan bir yapıdan bahsediyoruz.

     Bu yapının tesislerinde çalışan sivil insanların rahatlıkla provoke edilerek, demokrasi talebinde bulunanların üzerine saldırtılarak yapılan çirkin oyunları bütün dünya seyrediyor.

     Ülke ithalatının neredeyse büyük bir kısmını elinde tutan Mısır ordusu ile tatlı kara dayalı ticaret ilişkisi içinde bulunan, ABD başta olmak üzere, batılı ülkelerin çirkin yüzleri Mısırın Nahda ve Adeviye meydanlarında Müslümanların kanları ile boyanmıştır.

     Seksen milyonluk Mısır pazarından gelecek paraya tamah edip, askerlerle işbirliği yapıp, Mısır halkının ezilmesine ses çıkarmayanlar yarın bunun utancını yaşayacaklardır.

     Dünya artık eski dünya değildir. Yapılan zulümlerin gizlenmesi mümkün değildir. Başını kuma gömüp, poposu açıkta kalan devekuşu misali, gizlendiğini zannedenler büyük yanılgı içindedirler.

     Alemi kör ve sersem zannedenler, çok geçmeden yaptıklarının bedelini ödeyeceklerdir. Taksim meydanında sun’i gündemle oluşturulan olayları, aralıksız sekiz saat dünyaya yayınlayan televizyon kanallarının çirkin yüzleri, Mısırda demokrasi duvarına çarpmıştır.

     Halk iradesinin bir tezahürü olan demokrasiyi, sadece kendileri için isteyen batının ikiyüzlülüğü, hem Türkiye, hem de Arap baharı olaylarında net olarak ortaya çıkmıştır.

     Sandık sonuçları kendi istekleri doğrultusunda çıkmayınca, demokrasiye yeni tanımlar bulma çabasına giren batının tavrı aslında çok gülünçtür.

     Onlar asla İslam ile demokrasiyi yan yana getirmek istemezler. Oysa isimlere takılmadan İslam,  günümüzdeki demokrasinin çok daha ileri modelini dört halife devrinde uygulamayı pek ala başarmıştır.

     Bütün tahriklere rağmen silaha bulaşmayan, Nahda ve Adeviye meydanlarında, batıda bile görülmeyen bir sabırla demokratik mücadele veren İhvan’ın tavrı, Sisi ve ekibini çaresiz bırakmış ve adeta çıldırtmıştır.

     Gırtlaklarına kadar pisliğe bulaşan Mısır ordusunun kurmayları, adeta bir intihar eylemi yapmışlardır. Bu insanların hiçbir şekilde kurtuluşları yoktur. Bu firavun bozuntuları mutlaka döktükleri kanda boğulacaklardır.

     İnsanoğlunu sadece tüketen bir varlık olarak gören, onun beşeri vasıflarını göz ardı eden kapitalizmin uşakları, İslam’ın şanlı direnişi karşısında tam bir bozguna uğramışlardır.

     İslam’ı silahlı bir terör olarak algılayanlar, Mısırda İhvan hareketinin demokratik protestosu karşısında ne yapacaklarını şaşırmışlardır.

     Başta batının kuklası Arap dikta rejimleri olmak üzere, sömürü düzeni büyük bir korkuya kapılmıştır.

    İnsan algısıyla alay eder tarzda, Mısır’da yapılan darbeye çanak tutanlar, daha bir yıl bile iktidarda kalmayan seçilmiş Mursi yönetiminin, hangi kıstaslara göre başarılı ya da başarısız olduğunu söylemekte zorlanıyorlar.

     Halkını özgürleştirmek için, kaçınılmaz bir şekilde askerle çatışmak zorunda kalan Mursi için başka bir yol da yoktu. Davul boynuna asılı ama, ekonomi tokmağını ordunun vurduğu bir ülkede istikrar sağlamak mümkün değildir.

     Ülkenin benzin ve enerji tekelini elinde tutan ordunun, Mursi’yi devirmek için çevirdiği dolaplar artık herkesin malumudur. Mursi’nin devrildiği günün ertesi sabahında, mucizevi şekilde bollaşan benzininin kaynağını, zamanla darbe yanlısı bazı ahmak Mısırlılar da idrak edeceklerdir.

     Demokrasi yolu çok sancılı bir süreçtir. Türkiye bu uğurda başta Adnan Menderes ve arkadaşları olmak üzere birçok değerli evladını yitirmiştir.

     Bizim darbecilerimiz de sırf ayakta kalabilmek ve düzenlerini sürdürmek uğruna, bu milletin fertlerini birbiriyle vuruşturarak, yıllarca cambaza bak numarası ile bizi oyalamışlardır.     Mısır bu gün bizim geçmişte yaşadıklarımızı yaşamaktadır. Kitle iletişim araçlarının da gücü sayesinde, bizin uzun sürede kat ettiğimiz yolu, Mısır inşallah çok daha kısa bir sürede kat edecektir.

     28 Şubat sürecinde bu milletin bütün değerleri ile oynayan, “28 Şubat bin yıl devam edecek bir süreçtir” diyen zihniyetin şimdi bulunduğu yere bakarsanız,  Allahın adaletinin söylendiği gibi bazen kıyamete de kalmadan tecelli ettiğini görebilirsiniz.

     Bu gün Mısırda, sayısını bile bilmediğimiz miktarda din kardeşimiz, şehadet şerbetini içerek Rab’lerine kavuştular.

     Başta İhvan liderlerinden Muhammed Baltaci’nin on yedi yaşındaki kızı Esma olmak üzere, Mısırda şehit olan kardeşlerimize Allahtan rahmet diliyorum.

     Bu şehitlerimizi, Büyük İslam Şairi Muhammed İkbal’in  İslam ve özgürlük uğruna hayatını feda eden Trablusgarp ve Çanakkale’de şehadet şerbeti içen askerlerimiz için yazdığı ve Lahor mitinginde okuduğu şiirle selamlamak istiyorum.

'Bu dünyadan göçmüştüm.
Melekler beni
Rahmet ayetinin sahibi
Efendimiz Hz. Muhammed Aleyhisselam'ın
Huzuruna çıkardılar.
Efendimiz buyurdu:
Ey Hicaz bahçesinin bülbülü
Güller, senin sözlerinin ateşiyle ısındı
Senin gönlün aşk şarabıyla coşkundur
Secde ve niyazdır
Senin coşkunluğun
Aşağılardan, yeryüzünden
Göklere doğru uçtuğun zaman
Melekler sana yüceliğin sırrını verdiler, cihan bahçesinden çıkıp
Bana güzel bir koku gibi yaklaştın
Söyle, bana ne armağan getirdin?' Buyurdular.
Dedim ki,
'Efendim Dünyada huzur ve rahat kalmadı
Gönlün arzu ettiği hayat ele geçmiyor
Varlık bahçelerinde binlerce gül, binlerce lale var Ama vefasızdır onlar
Terkeder bizi
Renkleri de kokuları da
Efendim
Bunların yerine
Bir şey getirdim size
Cennette bile eşi benzeri olmayan bir şey bir şişe kan
Bu senin ümmetinin namusudur, şerefidir, vicdanıdır.  Bu, Trablusgarb'da
Çanakkale'de
Şehid olan askerlerinin kanıdır..

                                                     MUHAMMED İKBAL

      Allah’tan dileğim odur ki ,Mısır’ın Adeviye ve Nahda meydanlarında dökülen kardeşlerimizin kanı, yarın mahşerde bizim için dile gelip şefaatçi olsun.

     Ben fakirin elinden ancak bu geliyor.  Hz İbrahim’in ateşine su taşıyan karınca misali sadece safımı seçtim. Allah Mısır halkının yar ve yardımcısı olsun.

                

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.