ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL8°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

MİT operasyonu hangi adrese mektup gönderdi?

Mehdi Çetinbaş

12 Şubat 2012 Pazar 11:30
  • A
  • A
Hükümetin başlatmış olduğu demokratikleşme hamleleri, kör topal da olsa yürüyor gibi görünüyordu. Son üç yılda dokunulmaz gibi görülen ve tabulaştırılan bütün cepheler bir bir çöküyordu. Türkiye her zaman söylenen, ama bir türlü görünür olmayan derin devlet ile hesaplaşıyordu.
Ne yalan söyleyeyim ben de büyük bir heyecan ile yapılan hamleleri bir yandan alkışlıyor ve olanca gücümle destek çıkıyordum. Bir taraftan da; derin devlet denen mekanizma bu kadar kof mu? Bunun ardından bir şey çıkmasın endişesi de taşımıyor değildim.
AKP’nin iktidara gelişinin ertesi günü başlayan, önce yıpratma, sonra darbe teşebbüsleri bir bir akamete uğradı. Partiyi kapatma davası, tabiri caizse direkten döndü. Parti kapatma davası ve cumhurbaşkanlığı seçimi engellerini bir bir aşan AKP, arkasına aldığı halk desteğini de kullanarak karşı operasyonlara başladı.
Yıllarca halka rağmen, halk iradesini kullanan güçler, birer birer tasfiyeye uğradılar. Asli görevini bir kenara bırakıp politika ile uğraşan generaller, kışlalarına geri döndürüldüler. Bu geri döndürülme işlemi yapılırken, geçmişte suç işleyen ve suç işlenmesine göz yumanlar yargı önüne çıkarıldılar.
Sadece iktidar değil, muktedir de olmak isteyen hükümet, devlet içine çöreklenen bütün illegal yapıları bir bir temizlemeye başladı. Sıra, devletin istihbarat teşkilatını Türkiye’nin çıkarları için çalışan bir yapıya dönüştürme operasyonuna gelince dananın kuyruğu koptu.
Hükümet, istihbarat faaliyetlerini bir çatı altında toplayarak disiplin altına almaya karar verdi. Bu ülkede MİT’in dışında, askeri ve polis istihbaratı ayrı kulvarda çalışırken, birbirleriyle rekabete girip atlatma ve bilgi gizleme gibi, geçmişte bir çok skandala imza attılar. Bu karmaşaya bir son vermek gerekiyordu. İşte hükümet, geçmişte bir çok sabıkası olan MİT’i zapturapt altına almaya kalktı.
Bu iş için aranan adam bulundu: Adı Hakan Fidan! Van kökenli fakir bir Anadolu çocuğu olan Fidan, kısa yoldan hayata atılabilmek ve ailesine katkıda bulunabilmek için, astsubaylık mesleğini seçen, astsubay olarak vazife yaparken kendini geliştiren, iki üniversite bitiren bir genç olarak dikkatleri çekti.
AKP’nin iktidara gelişinin ardından, o tarihlerde Başbakanlık dış politika danışmanı olan Ahmet Davutoğlu’nun da dikkatini çeken Fidan, önce TİKA başkanlığına getirildi. Ardından Nisan 2009’da önce MİT müsteşar yardımcısı, mayıs 2010’da da müsteşar olarak bütün ezberleri bozdu.
Fidan’ın müsteşar olarak atandığı dönemde, İsrail yönetiminin bu atamaya tepki göstermesini, çoğu kimse, siyasi nezaketsizlik ve diplomatik teamüllere aykırı gibi cümlelerle eleştiriye tabi tutmuştu. Aradan zaman geçince, şu anda durumu çok daha iyi anlıyoruz.
Uzun yıllar askeri bir yapılanmanın içinde çalışan MİT’in, sivilleşme çabaları öyle sanıldığı kadar eskiye gitmiyor. Hakan Fidan, sanırım MİT’in ya üçüncü ya da dördüncü sivil başkanı. Derin kökleri olan böyle bir teşkilatı, Hakan Fidan’ın bir buçuk ya da iki sene içinde zapturapt altına alması kolay değildir.
Siyasi irade, devletin içine çöreklenmiş odaklarla uğraşırken, derin güçler adım adım çarpışarak geri çekiliyorlar. Bu çekiliş sırasında da zaman zaman sert çıkışlarla siyasi iradeye darbe vurmaya çalışıyorlar.
İstihbarat teşkilatları dünyanın her yerinde, kendine has usullerle çalışma yürütür. Siyasi iradenin emrinde olmakla birlikte rutinin dışında da çalışmalar yürütürler. Eğer siz terörle mücadele edecekseniz, o örgütün içine sızarak içerden bilgi sızdırmak zorundasınızdır.
Sözün gelişi bir Mit muhbiri, gece yarısı araçları kundaklayan PKK militanlarının arasında yer alabilir. Burada önemli olan muhbirin eylemi yöneten değil, araya sızan olmasıdır. Bu sayede yüzlerce araç kundakçısı polis tarafından yakalanır.
Burada mesele, yakalanan elemanların konuşması sonucu göz altına alınacak olan MİT elemanlarının fark ettirilmeden korunmasıdır. Emniyet mensupları, burada MİT ile koordineli çalışmak zorundadır.
İstanbul’da özel yetkili savcının MİT yetkililerini şüpheli sıfatıyla sorgulamaya kalkması ,kanaatimize göre derin güçlerin son hamlelerinden biridir. Siyasi iradenin istihbaratı tek elde (MİT) toplama çabalarına karşı direnişe geçen güçler faaliyet halindedir.
Muhalefet Partileri ve kartel basınının köşe yazarları tarafından, askeriye bünyesindeki darbe teşebbüslerinin sorgulanması ile, Mit mensuplarının sorgulanmasını aynı kefeye koyan söylemlerin dillendirilmesi oldukça dikkat çekicidir.
Devlet içinde dal budak salan çeteler öyle güçlü ki, bunları temizlemek öyle sanıldığı kadar kolay olmayacaktır. Bu şer odakları kendilerinin söz sahibi olmadıkları devleti batırmakta bir beis görmeyeceklerdir.
Geçmişte kendi kurdukları PKK’yı canavara dönüştürenler, onunla mücadele içine giren, ve onu dağdan indirmeye çabalayan AKP yönetiminin başarıya ulaşmaması için ellerinden geleni yapıyorlar ve yapacaklardır da.
MİT’in geçmişteki sabıkalarını da unutmak kesinlikle mümkün değildir. Siyasi iradenin emrinde olması gereken MİT, ne 27Mayıs, ne 12 Eylül ne de 28 Şubat hiçbir darbeyi hükümete haber vermemiştir. MİT bu yapısıyla adına derin devlet denen bir yapının temsilcisi olarak algılanmıştır.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, MİT’in başına çok güvendiği Hakan Fidan’ı getirerek, diğer istihbarat kurumlarını da ona bağlayarak aslında arı kovanına çomak sokmuştur.

Hakan Fidan'ı sorgulamak, kime mesaj?
Hakan fidan ve emekli Mit görevlilerinin şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrılması, olayın bir başka boyutunu da ortaya koyuyor. Bu hareket, aslında Tayyip Erdoğan’ın köşke çıkışından sonra oluşabilecek olan tabloyla da ilgilidir. Yani anlayacağınız, olayın bir tarafında ucu Ergenekon’a kadar uzanan bir komplo bulunurken, bu komploya, AKP içinde güç mücadelesine girişen bir gurubun da iştirak ettiği iddiası son derece ciddidir..
Kuvvetli bir söylentiye göre ,Tayyip Bey’in köşke çıkışından sonra, Başbakanlık koltuğuna Ahmet Davutoğlu oturacaktır. Ahmet Davutoğlu ismi, hükümete destek veren ve geniş bir kitleyi etkilediği söylenen gurubu rahatsız etmektedir.
Yine söylentiye göre, bu gurubun bürokrasi içinde en büyük rakibi Davutoğlu çevresinde oluşan bürokrat takımıdır. Davutoğlu, bürokrasiye girmeden önce, kurmuş olduğu Bilim ve Sanat Vakfı çevresinde çok önemli görevler ifa etmiş, bürokrasiye yüzlerce genç kazandırmıştır. Bu gün Davutoğlu’nun seminerlerinde yetişen yüzlerce genç, bürokrasinin önemli kademelerindedir.
Davutoğlu, Dış İşleri bakanlığı gibi zor bir görevi ifa ederken, bir yandan da, İstanbul Erkek Lisesinden sınıf arkadaşı, Ülker Holding yönetim kurulu başkanı Murat Ülker’in desteği ile İstanbul Şehir Üniversitesini kurdu. Şehir Üniversitesi Rektörü olarak atanan Gökhan Çetinsaya, bildiğiniz gibi, kısa süre önce YÖK başkanlığına atandı. Yani anlayacağınız ,YÖK başkanlığı koltuğunda da Davutoğlu’nun bir öğrencisi oturuyor.
Bu ve buna benzer bir çok olaylar arka arkaya geldiğinde, geleceğin başbakan namzedi olarak karşımıza çıkan Davutoğlu, bilerek ya da bilmeyerek bir çok kimsenin ayağına basıyor. Böyle bir ortamda, MİT’e karşı yapılmaya çalışılan operasyon farklı anlamlar kazanıyor.
Savcının Mit mensuplarına celp çıkarmasının ardından, Hükümetin bu hamleye İstanbul’daki terör ve İstihbarattan sorumlu iki polis müdürünü görevden alarak cevap vermesi dikkat çekicidir
Buradan anlaşılıyor ki Hakan Fidan hedef alınarak yapılan çalışmalar, Başbakan’ı hedef alıyor gibi görünse de aslında Başbakan sonrası dönemi dizayn etmeye yönelik çalışmalardır. Bu çalışmalara MİT içinden bir gurubun, Hakan Fidan’ı başarısız kılmak için destek verdiğini de rahatlıkla söyleyebiliriz.
Bu son olay Ergenekon çetesinin olayı hangi boyutlara taşıyabileceğinin somut bir göstergesidir. Kökleri yüz yıldan daha fazla bir zamana uzanan, İttihatçı ve tepeden inmeci kadrolar mevzilerini öyle sanıldığı kadar kolay terk etmeyeceklerdir.
Böyle bir ortamda bile muhalefet, hala buradan bir ekmek yiyebilir miyim kavgasında. Bu kavgadan muhalefete hiçbir malzeme çıkmaz!
Son yaşanan Mit krizi, hükümetin 27 nisan muhtırası da dahil olmak üzere, yaşadığı en büyük krizdir. Hükümetin bu krizden, hiç yara almadan çıkması mümkün değildir. Hükümet bu krizi bir şekilde bertaraf edecektir. Önemli olan bundan sonrası.
En kötü şey, hükümetin güveninin sarsılması! Bakalım bu güveni tazelemeye okyanuslar ötesi yetecek mi?
YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.