ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL15°C
Az Bulutlu

YAZARLAR

Libya'da Satranç Oyunu

Mehdi Çetinbaş

07 Nisan 2011 Perşembe 00:23
  • A
  • A
Türkiye’nin dış politikada almış olduğu mesafenin, içeride yeterince algılanamadığını defalarca yazdık. Bunu yazarken, içimizden de, acaba bunun dışarıdaki tepkileri nasıl olacak, bu bölgeleri yıllarca sömüren ülkeler, Türkiye’nin bu ön alma hareketini nasıl karşılayacaklar diye geçirdiğimizi de itiraf etmeliyiz.
Bunun ilk sinyali Libya’dan geldi. Ankara Feribotu , Misurata limanına yaklaşarak, Türkiye’nin sağladığı 12 saatlik ateşkes sonucu, buradaki yaralıları alarak Bingazi Limanına geldi. Öyle ki ; Türkiye bu yardım faaliyeti sırasında, hem muhalif yaralıları, hem de Kaddafi taraftarı yaralıları birlikte gemiye alarak eşine ender rastlanacak bir faaliyete imza atıldı.
Bu sonucu bütün dünya takdir ile izlerken, ertesi gün Bingazi’den ses geldi. 40-50 kişilik küçük bir gurup, ellerinde Fransa, İngiltere, Kanada bayrakları taşıyarak, Bingazi’deki Türk Konsolosluğuna saldırdılar. Konsolosluğun giriş kapısındaki levhayı sökerek binaya maddi zarar verdiler. Bununla da yetinmeyip Türk bayrağını gönderden indirmek istediler.
Bu olayın anlamı şudur: Fransa başta olmak üzere, Libya’da çıkar ilişkisi olan güçler, Türkiye’nin tarafsız tutumundan rahatsızdırlar. Kim ne derse desin, Türkiye Libya olaylarının başından bu yana doğru politika izlemiştir. Türkiye hem Kadafi, hem de muhalefet güçleri ile eşit mesafede bir ilişki kurarak, aç kurtlar gibi Libya petrollerine göz dikenlerin huzurunu bozmuştur.
Libya’da oluşan muhalefet, Tunus ve Mısır muhalefetine benzememektedir. Libya’daki Kaddafi yönetiminin demokratikliğinden bahsetmek elbette mümkün değildir. Ancak bu husus, tek başına Kaddafi yönetiminin devrilmesi için yeterli bir sebep midir? Aynı olaylar Yemende olurken, Suudi askerlerinin; Yemen diktatörü Abdullah Bin Salih’e destek vermek için bu ülkeye girmelerini nasıl izah edeceğiz.
Eğer BM ve Nato’nun yeni görevi, yıllanmış diktatörleri devirmekse; işe Küba’dan başlamak gerekmez mi?
Olaylar sadece bununla da kalmamaktadır. Libya konusu, Fransa’nın aceleci ve ön alma çabası yüzünden içinden çıkılmaz hale gelmiştir. İşin açıkçası bize öyle geliyor ki; Libya’da olmayan muhalefet, zorla oluşturularak insanlar ateşin içine atılmıştır. Libya gibi bir ülkede tut ki, muhalif güçler yönetimi ele geçirdi; peki bu güçlerin ülkeye hakim olabileceklerine inanabiliyor musunuz?
Bir kabile yapısı olarak örgütlenmiş olan ve ülke nüfusunun yarıya yakınını teşkil eden Kaddafi yanlısı kabileler, bu yönetimi tanıyacaklar mı? Sadece petrol bölgelerinin ele geçirilmesini hedef alan bu iç çatışmalarla, Libya tam anlamıyla bir kaosa sürüklenmektedir.
Eğer BM ve NATO’nun yeni görevi, ülkelerinin yönetiminde belli bir süreyi aşan diktatörleri devirmekse, sıraya Küba’dan başlamak gerekmez mi? Yine aynı şekilde, monarşi ile idare edilen ülke halkları, acaba demokrasiyi hak etmiyorlar mı? Onların bu konudaki taleplerini bile dile getirme hakları olmadığını bilmiyor muyuz?
O kadar çok sorulacak soru var ki. Sıralamaya kalksak, uzun bir makale konusu olabilir. Yine sorarım; şayet Libya hatırı sayılır bir petrol üreticisi ülke olmasaydı, buraya böyle bir müdahale yapılır mıydı? Hiç şüpheniz olmasın, buraya müdahale eden güçler, muhalifler üzerine kumar oynarken, elde edecekleri zafer sonrası, muhaliflerin önüne koyacakları faturayı şimdiden hazırlamaya başlamışlardır.
Libya’da, Kaddafi güçleri tarafından katledilecek sivilleri kurtarmak Fransa’nın çok mu umurunda. Geçmişi Cezayir soykırımı ile kirlenmiş, Afrika’nın bir çok ülkesinde aynı suçları işleyen Fransa’nın, Libya’ya insani bir müdahalede bulunduğuna kim inanır.
Libya’da işlerin çıkmaza girdiğini gören ABD, fiili olarak harekattan çekilmiş, Türkiye tarzı bir politika izlemeye başlamıştır. Komutanın BM’den alınıp NATO şemsiyesi altına alınmasından, Fransa müthiş bir şekilde rahatsız olmuştur.
Türkiye’nin Libya’ya yaptığı insani amaçlı yardımları engellemeye yönelik protesto eylemlerinin, güdümlü eylemler olduğuna inanıyorum. Libya’daki Bingazi konsolosluğu önünde yapılan eylem, aslında Türkiye’ye bir ihtardır. 30 Ekim 1918 Mondros mütarekesi hükümlerini yürürlüğe sokamayan batılı güçler, Türkiye’yi bu güne kadar bir şekilde oyalamaya muvaffak olmuşlardır.
Türkiye dünya politikasında önemli roller üstlendikçe, bu tür olaylarla sık sık karşılaşacaktır.
Öz güvenini kazanan, dünya siyasetinde aktör olarak rol alan Türkiye, bundan sonra sık sık bu tür olaylarla karşılaşacaktır. Eski Osmanlı hinterlandında yaşayan halklar, kendilerine okutulan dayatma tarihin yalan olduğunun farkına varmışlardır. Bu ülkeleri işgal ederek, bütün kaynaklarını sömüren batıya karşı,Ortadoğu ve Afrika kıtasında bir uyanış başlamıştır.
Bingazi Limanına insani yardım ulaştırmaya çalışan Türk Kızılayı gemisine saldırmaya çalışanlar, kanaatimizce, Fransa’nın tezgahladığı oyunun piyonlarıdır. Türkiye, dış politikada yeni hamleler yaptıkça bu tür olaylarla daha sık karşılaşmaya başlayacaktır.
Libya’ya müdahale kararını BM’den çıkaran güvenlik konseyi üyeleri, Kaddafi güçlerinin kullandıkları hava gücünün kırılması ve katliamın önlenmesi gibi insani bir gerekçeyi öne sürerek, çekimse kalan beş ülkeyi veto kullanmaktan alıkoymuşlardır.
Müdahale kararının alınmasından sadece birkaç saat sonra, Fransa’nın hiç kimseye haber vermeden Libya’ya bomba yağdırması, daha önceden yapılmış gizli bir hazırlığın ortaya çıkmasıdır. Fransa’nın Libya’ya müdahalede bu derece aceleci davranmasının ardında başka hesaplar yatmaktadır.
Muhaliflerin bir kısmı ile temasta olduğu anlaşılan Fransa, bütün kozlarını Kaddafi yönetiminin gidişi üzerine oynamıştır. Anlaşılan kadarıyla, Kaddafi, kendisi gitse bile,kabilesi ve çevresini tamamen yok etmek, ya da yok saymak kesinlikle mümkün olmayacaktır. Kaddafi faktörü tamamıyla dışarıda bırakılan bir Libya, kanaatimizce çözümsüzlük anlamına gelir.
Bir diğer çözüm yolu ise Libya’yı, doğu ve batı olarak ikiye bölmektir. Fransa’nın yapmak istediği de budur. Petrol bölgelerinin büyük bir kısmını elinde bulunduracak, Bingazi merkezli Batı Libya, Fransa’nın en büyük hayalidir.Bu hayalini gerçekleştirme yolunda Fransa’nın en büyük engeli Türkiye’dir. Fransa, Türkiye’nin Libya’da çatışan her iki taraf ile de iyi ilişkiler içinde bulunmasından oldukça rahatsızdır.
Türk dış işleri bakanlığı, Libya’daki faaliyetlerini sabırla yürütmek durumundadır. Libya’da görülen kadarıyla, Fransa’nın başı çektiği bazı batılı ülkeler ile Türkiye arasında bir satranç oyunu oynanmaktadır.
Bakalım bu oyunu kim kazanacak. Hep birlikte göreceğiz.
YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.