ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL15°C
Az Bulutlu

YAZARLAR

Kılıçtaroğlu ve Sırat Köprüsü

Mehdi Çetinbaş

23 Kasım 2010 Salı 00:39
  • A
  • A
Uzun bayram tatilinin yıldızı unvanı, eminin ki Kemal Kılıçtaroğlu’na verilse yeridir. Bu tatile sığdırdığı etkinlikler, geçmişte başbakan Recep Tayyip Erdoğan’nın hızını hatırlattı.
Önce Paris’te katıldığı Sosyalist Enternasyonal toplantısı, burada gerçekleştirdiği temaslar, yıllardır hantal CHP diplomasisinin artık kabuğunu kırdığının bir işareti olarak algılandı. Enternasyonal toplantıları arasında, Paris’te, Yılmaz Güney ve Ahmet Kaya’nın mezarlarını ziyaret etmesi ile de dikkatleri üzerinde topladı.
CHP genel başkanlığına seçildiği andan itibaren sürekli zikzaklı bir politika izlediği imajı veren Kılıçtaroğlu, Önder Sav kamburunu sırtından atarak rahatlamışa benziyor. Yargıtay baş savcısının desteği ile CHP’nin yeni MYK’sını oluşturmayı başaran Kılıçtaroğlu’nu, önümüzdeki günlerde büyük sınavlar bekliyor.
Geçmişte Önder Sav vesayeti altında olduğu ittifakla kabul edilen, yaptığı keskin dönüşler ve attığı geri adımlar olağan karşılanan Kılıçtaroğlu’nun bundan sonra attığı adımlar tamamıyla kendisine ait olacaktır. Herkesin keramet göstermesini büyük bir heyecanla beklediği Gürsel Tekin, artık Önder Sav barajını yıkıp partide ikinci adam konumunu elde etmiştir. Yine geçmişte Demokrat Parti başkanlığı için kulislerde adı geçen Süheyl Batum, bir anda tam tersi bir yerde, CHP genel sekreteri olarak karşımıza çıkmıştır.

Kılıçtaroğlu denizin bittiğini görmüştür.

CHP’de gözlediğimiz bu hızlı değişimi, anlaşıldığı kadarıyla sol basın büyük bir şaşkınlıkla izlemektedir. Geçmişte BDP politikalarını yerden yere vuran, BDP’ye en ağır eleştiriler yönelten CHP genel sekreteri Süheyl Batum’daki gelişme ise son derece enteresan. BDP ile bir sol ittifak kurulmasından bahsedecek kadar ileri giden yeni CHP yönetimi, ilk tepkileri kendi içinden almıştır.
Bayramın son gününü Diyarbakır’a ayıran Kılıçtaroğlu’nun bu hareketi bilinçli bir tercihtir. Kılıçtaroğlu ve ekibi CHP’nin içine girdiği bu çıkmaz sokağı çok iyi teşhis etmişlerdir. Kemalizm ve laiklik gibi tanımı yapılmamış kavramlar etrafında toplanan, bu kavramları bu güne kadar diledikleri gibi yorumlayarak toplum üzerinde büyük baskı kurmayı başaran CHP, artık denizin bittiğini görmüştür.
Kılıçtaroğlu ve ekibi CHP’yi yeni bir çizgiye çekmeye çalışmaktadırlar. Ancak nasıl bir çizgiye çekeceklerini şu anda kendileri de bilmemektedir. Sadece bildikleri bir şey var; o da CHP’nin geçmişte izlediği politikaların dibe vurduğudur. 1974 yıllarının Ecevit kasketini takarak kürsüye çıkılmasındaki sır da burada yatmaktadır. Ecevit’in 1977’de aldığı yüzde 41 oyu, kasketin kerameti olarak görenlerin unuttuğu bir husus var. Bu ülke artık 33 yıl öncesinin Türkiye’si değil. Artık Türk köylüsü o kasketi unuttu. En ücra köyde bile bu gün internet teknolojisi var.

Eminim şu anda kimse Kılıçtaroğlu’nun yerinde olmak istemez.

Tarikatları ve cemaatleri sivil toplum kuruluşu olarak algılayan, sınırlı bir hoş görü sergileyen Ecevit, 1977 hamlesinin arkasını getirememiştir. Koalisyonlarla, ya da -Güneş Motel- hükümetiyle elde ettiği iktidarı çok kötü kullanmıştır. O dönemde de, en az yüzde on beş civarında oy aldığı sağ ve muhafazakar seçmeni elinde tutamamıştır. Bu gün adalet mekanizmasını alt üst eden kadrolaşmalar o dönemde yaşanmıştır.
CHP, genel başkan kim olursa olsun, tarih boyunca seçkinci zümrelerin partisi olarak bu güne gelmiştir. Sol, ya da sosyal demokrat gibi kavramları sık sık kullanmasına rağmen, CHP şöven ve Jakoben(seçkinci) bir parti olmanın ötesine asla geçememiştir. Atatürk Milliyetçiliği olarak tanımladıkları, kendi uydurdukları kavramla kafatası milliyetçiliği yapmışlardır. Bir araya geldiklerinde sık sık söyledikleri onuncu yıl marşında olduğu gibi, Türkiye’yi o yıllarda bırakmışlardır.
Atatürk’ü bir tabu ve totem haline getirerek onun gelişmesine ve yeni nesiller tarafından yorumlanarak anlaşılmasına set çekmişlerdir. Onu insanlık boyutunun dışına, ulaşılmaz bir yere koyarak yeni bir din oluşturmaya çalışmışlardır. Bu ve buna benzer geçmişe yönelik o kadar çok örnek var ki, hangisini sayalım?
İşte Kemal Kılıçtaroğlu, böyle bir CHP mirasının üstüne oturmuştur. CHP’yi değiştirmek için büyük bir gayret içine girdiğine de inanıyorum. Bu geçiş döneminde Kılıçtaroğlu’nun işi çok zor. Aralık ayında olağanüstü kongre toplayarak parti meclisini yenilemek zorunda. Toplanacak olan olağanüstü kongre gündemine genel başkanlık seçimini koysa bir türlü, koymasa bir türlü. Şu anda eminim kimse Kılçtaroğlu’nun yerinde olmak istemez.
2011 genel seçimlerine yedi ay gibi bir zaman kala CHP büyük bir sınavdan geçiyor. Önder Sav ve ekibinin öyle kolayca tasfiye olacağını sananlar büyük bir yanılgı içindedir. Kılıçtaroğlu ile Baykal politikalarının bire bir örtüştüğünü zannedenler de aynı yanılgı içindedirler. Kısacası bu gün itibariyle CHP üç parçalı bir görünüm arz etmektedir.
2011 seçimleri için milletvekili listelerini tanzim etmek, Kılıçtaroğlu için tabiri caizse sırat köprüsünden geçmekten daha zor olacaktır. Kılıçtaroğlu’nun yanına aldığı Gürsel Tekin için bu seçim çok büyük bir sınav olacaktır. Medya desteği ve büyük bir toplum mühendisliği projesi olarak gördüğümüz CHP’deki değişim bakalım nasıl sonuç verecek.
2011 seçimleri, Kılıçtaroğlu için gerçekten önemli bir sınav olacak. Kılıçtaroğlu bu seçimlerin sonucuna göre, ya CHP’de en kısa genel başkanlık yapan, ya da CHP politikalarını değiştirerek partiyi yeni ufuklara taşıyan Genel Başkan olarak tarihe geçecek.
YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.