ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL11°C
Az Bulutlu

YAZARLAR

Kasetler MHP Oylarını arttırdı mı?

Mehdi Çetinbaş

28 Mayıs 2011 Cumartesi 11:36
  • A
  • A
Çevremdeki arkadaşlar sık sık soruyorlar. Neden son zamanlarda MHP ile ilgili yazı yazmadığımı merak ediyorlar. Üstelik peş peşe patlayan kaset bombaları gündemi bu derece meşgul ederken, neden suskun kaldığımız doğal olarak sorgulanıyor.
MHP ile ilgili kasetler konusunda işin doğrusu yazı yazmaya pek de gönlüm razı gelmiyor. Bir taraftan da okurlarım bu konuda yorum beklediklerini hissediyorum.
Bunları düşünürken FUZULİ’nin ünlü gazelinden bir beyit aklıma geldi.

Ne diyor şair:
“ Derdime vakıf değil canan, beni handan bilir.
Hakkı vardır şad olanlar, herkesi şadan bilir.
Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil.
Çektiğin alamı bir ben, bir de Allah bilir.”

Aynen ben de şair FUZULİ’nin durumundayım. Kaseti çıkan bazı MHP’li arkadaşlarla yakından tanışıklığımız var. Ne yazmamı istiyorsunuz? Bu insanlara haksızlık yapıldı, bu konu özel hayata girer, bu insanlar masumdur, bu bir aile mahremiyetidir dememi mi istiyorsunuz?
Böyle yazdığımda, önemli miktarda bir okuyucu kitlesinin bana içlerinden bildikleri bütün küfürleri saydıracaklarını biliyorum. Aksini yazdığımda da, MHP’li dostların yoğun tepkisi ile karşılaşacağımı da biliyorum.

Biz ayıbı araştırmayız, ancak ortaya çıkan ayıpları da görmezden gelemeyiz

Biz yine de bu konuya bir satır başı açalım. Tabi klasik olarak bu kasetleri çekmenin ve yayınlamanın etik olmadığını da peşinen belirttiğimizi ifade edelim.İ nsanların kusurlarını araştırmanın ne kadar günah olduğunu anlatan, iki hadis örneği ile bu konuya bakışımızı da ortaya koymuş olalım.
Bir mümin, arkadaşının aybını görmez, onu gizlerse, şüphesiz Allahü teâlâ bu hareketi sebebiyle onu Cennete koyar.) [Taberani]
Kim bir ayıp örterse, diri diri kuma gömülen suçsuz kız çocuğunu kurtarmış gibi sevap alır.) [Ebu Davud, Nesai, Hakim]

Bu ve benzeri sayısız hadis örneği ile yazımızı uzattıkça uzatabiliriz.
Dikkatinizi çekti mi bilmem; bu hadisler insanların kusurlarını araştırmanın ve ortaya koymanın günah olduğundan bahsediyor. Bu günah o kasetleri çekip de yayınlayanların boynuna. Biz ayıbı araştıran ve ortaya döken olmayız, ancak ortaya çıkan ayıpları da görmezden gelemeyiz.
Bu kasetlerin muhatapları, Allahın yasakladığı ve yapıldığında cezası, Allahın lanetine uğrama olan zina fiilini işlemişler midir? Kendileri de bu kasetleri doğruladıklarına göre suçlarını ikrar etmiş sayılırlar.
Bu açıklamaları yaptıktan sonra biz eleştirilerimize geçebiliriz. İşler açığa çıktığına göre, ayıbı örtme gibi bir sorumluluğumuz da yok sayılır.
Şimdi isterseniz olaya biraz daha açıklık getirelim. MHP başkanlık divanını oluşturan, genel sekreter dahil, başkan yardımcılarının neredeyse tamamına yakını, özel olarak tutulup döşenmiş evlerde, gayrı meşru ilişki yaşadıkları kadınlarla uygunsuz vaziyette kasete alınmışlar. Bu görüntüler MHP yönetimine yeni bir dizayn vermek için şantaj amaçlı olarak kullanılmış.

1999 seçimlerinde %18 oy getiren kadroları tasfiye eden Bahçeli, bu olayların sorumlusudur.

Bu kasetlerin muhatapları teker teker istifa ederek politik yaşamlarına nokta koymuş oldular. Bu olayların sorumlusu kim sorusunu sormaya bizim hakkımız yok mu?
1999 genel seçimlerinde Rahmetli Ömer Lütfi Mete’nin Rize’den aday gösterildiği seçimde, Rize’ye gidip kapı kapı dolaşarak MHP için oy istediğimiz günleri hatırladım. “Ürkek değil, erkekçe tavır” sloganı ile Fazilet Partisini de geçerek %18 oy alınan seçimler gözümün önüne geldi.
MHP o seçimlerde %18 oy almıştı. Almıştı ancak o oyları Ömer Abi gibi milletin değerlerine saygı duyan ve onlar gibi yaşayan adaylar sayesinde aldıklarını çok çabuk unuttular. Sonuçta unutmanın bedelini de çok ağır ödediler. Nitekim 2002 seçimlerinde barajın altında kaldılar.
Buna rağmen Bahçeli ve avanesi uyutma politikası güderek, yeniden partiye egemen oldular. MHP içindeki bütün muhafazakarlar temizlendi. Partiyi güçlendirme adına, dışarıdan alkol bağımlısı, hariciye mensupları başta olmak üzere, bir yığın bürokratı ithal ettiler. Muhafazakar MHP tabanını yok sayarak küstürdüler.
Bütün bunların üstüne 12 Eylül referandumunda neredeyse kendilerini ve geçmişlerini inkar etmeye kadar vararak, hayır kampanyası yürüttüler.

Bahçeli, on altı kişilik başkanlık divanını oluştururken özellikle uçkur düşkünlerini mi seçti.

2007 genel seçimlerine girerken, MHP yine içindeki muhafazakar kanadı es geçti ve onları liste dışı bıraktı. Burada isim saymak istemiyorum. Meraklıları bunu çok iyi bilir. Partiyi yönetmesi için genel başkanlığa seçilen Devlet Bahçeli, doğal olarak birlikte çalışacağı arkadaşlarını seçme durumundadır.
İnsan ister istemez soruyor; Bahçeli on altı kişilik başkanlık divanını oluştururken, özellikle uçkuruna düşkün olanları mı seçmiş? Partinin başkanlık divanında kala kala altı kişi kalmış. Onların da kasetleri var mı yok mu tartışılıyor. İş buraya varınca olayın bir boyutu da Devlet Bahçelinin sorgulanması olarak ortaya çıkıyor.
Oldum olası MHP düşmanlığı yapan, yıllarca salyalarını akıtarak MHP’ye saldıran kartel medyası ve muhiplerinin,bir anda MHP ile ilgili övgü sözleri ihtiva eden yayınları gözlerimi(!) yaşarttı.
Kendi yakın çevremden de gözlediğim kadarı ile, AKP karşıtı diğer partilerin, birbirlerinin mitinglerine katılarak destek olmaları Türk siyasi tarihinde önemli bir milattır. Bu durumun sandıklara nasıl yansıyacağını 12 Haziran akşamı saat 22.00 sıralarında öğrenmiş olacağız.
Kaset olayı ters tepti, MHP oylarında artış oldu gibi söylemlerle, MHP’ye verilen rüzgarın etkisini hep birlikte göreceğiz. Kasetler, söylendiği gibi MHP oylarında artış sağlarsa, bundan sonra bütün meclisi uçkur peşinde koşarken görürsek şaşırmamalıyız.
Şaka bir yana MHP’de yaşanan deprem, Parti yönetiminin iyice sorgulanmasına vesile olmuştur. Bu kasetleri yayınlayanlar neyi amaçlamışlardır bunu tam olarak kestiremiyorum. Amaçları AKP’nin oylarını arttırmaksa, bu yolun AKP’ye yaramayacağı çok açıktır. Bu olayda zanlı olarak ilk akla gelecek olan da AKP’dir. İşte bu yüzden, AKP’nin MHP’ye böyle bir tuzak kurmasının mantıklı bir izahı yoktur.
Aynı şeyler Baykal kasetinde de dillendirildi. Bir numaralı fail olarak AKP ilan edildi. Baykal’ın koltuğuna kurulan Kılıçtaroğlu’nun ağzından Baykal kasetinin faillerinin bulunması ile ilgili bir söylem duyan oldu mu? Olmaz! Çünkü Kılıçtaroğlu’nun kendisi de, o kasetin bir ürünüdür. CHP’ye yeni dizayn vermek isteyen güçler tarafından o makama getirilmiştir.
Yine aynı şekilde AKP’ye karşı olan çevreler, etkili muhalefet yapamadığını gördükleri Bahçeli ve çevresini de gözden çıkarmışlardır.
Herkesin sorduğu bir soruyu biz de soralım. Neden bu kasetler kongrede değil de, şimdi servis ediliyor. Bu sorunun cevabı öyle sanıldığı kadar zor değildir. Kasetçiler, 12 Haziranda tek başına bir AKP iktidarını zaten peşin olarak kabullenmiş durumdadırlar. Geriye tek şey kalıyor. Bahçeli’nin kurmaylarının yeniden meclise girerek kökleşmelerini engellemek.
Seçimlerden sonra MHP ile ilgili uzun vadeye yayılan bir operasyon uygulanacaktır. Bu operasyonu uygulayacak olan güçlerin işi öyle sanıldığı kadar kolay değildir. MHP’nin,Bahçeli’nin oluşturduğu uçkuru gevşek insanların yönetiminden alınıp, düzgün ve muhafazakar insanların eline verileceğini umanlar hayal kırıklığı yaşayacaklar.
Bu operasyon derin bir operasyondur. Bunun sonuçlarını çok çok sonraları fark edeceğiz. Başarılı olma ihtimali çok yüksek olmasa bile, yine de var diyebiliriz.
Bekleyip göreceğiz.
YORUM YAZ
TOPLAM 1 YORUM

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.

  • - KAZAK TURKS:25 Mart 2014, Salı 00:34

    Siz çerkezler bu toplumda en son konuşacak kesim sizlersiniz....