ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL12°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

İşi Cadı Avına Çevirmeden 28 Şubatla Mutlaka Hesaplaşalım

Mehdi Çetinbaş

23 Nisan 2012 Pazartesi 13:32
  • A
  • A
28 Şubat fırtınası şiddetini arttırarak esmeye devam ediyor.A nlaşılan bu pilav daha çok su kaldıracak. Her gün gazetelere yansıyan 28 Şubat hatıraları, insanın adeta kanını donduruyor.

Hele bunlar arasında bir tanesi var ki pes dedirtiyor. Beyaz TV’de “Dinamit” adlı tartışma programını seyrediyorum. Yayına Milat gazetesi yazarı Aslan Ekşioğlu bağlanıyor. Dönemin İstanbul Üniversitesi rektörü Kemal Alemdaroğlu’nun, direkt olarak MGK genel sekreterliğine yazdığı bir fişleme yazısından bahsediyor. Alemdaroğlu bu yazısında, başta İstanbul adliyelerinde görev yapan birçok hakimin de aralarında bulunduğu bir çok bürokratı fişliyor ve görevden alınmalarını talep ediyor.

Bu ve buna benzer binlerce fişleme ve ihbar dosyaları ortaya saçılıyor. Bir zamanlar “yıldız Jurnalleri” için Abdülhamit Han Hazretlerini suçlayanlar ona rahmet okutturuyorlar.

28 Şubatçılar öylesine pervasızca hareket etmişler ki, bin yıl sürecek dedikleri eylemlerinin hesaplarının sorulacağını hiç hesaplamamışlar.

Bu gün yapılan darbe soruşturmaları arasında, en fazla somut bilgiye ulaşılabilecek olanı, 28 Şubat soruşturmasıdır. Savcılık soruşturmasında da mutlaka önemli deliller ortaya çıkacaktır. Benim en çok üzerinde durduğum husus, mecliste kurulmasına karar verilen araştırma komisyonudur.

Fişlenen altı milyon insan ve binlerce kurum tarihin şeref sayfasında yerini almalıdır.

28 Şubat sanıklarının yargılanması hususu sulandırılmadan asıl failler, yani emir makamında bulunan kişiler, süratle layık oldukları cezalara çarptırılmalıdır. Bunlardan daha önemlisi ise meclis araştırma komisyonuna düşen görevdir.

Meclis araştırma komisyonu 28 Şubatta mağdur olan mazlumları, herhangi bir sayı sınırlamasına tabi tutmadan dinlemeli, onların komisyona sundukları belgeleri on binlerce sayfa tutsa da mutlaka yayınlamalıdır. Bu belgelere giren fişlemeciler, mahkemede ceza almasalar bile tarih önünde utançları ile baş başa bırakılmalıdırlar.

Komisyonun 28 şubat ile ilgili yayınlayacağı belgeler, Cumhuriyet tarihimiz için bir dönün noktası olacaktır.Altı milyon kişi ile birlikte, fişlenen bütün kurum ve kuruluşlar bu komisyon tarafından bir anı kitabi olarak tarihe geçirilmelidir.

Merak ettiğim hususlar arasında başta gelenlerden biri de, 28 şubat ile ilgili YÖK arşivinin de ayrı bir kitap olarak anılaştırılmasıdır. Kemal Gürüz ve şürekasının işlemleri mutlaka gün ışığına çıkarılmalıdır.

YÖK olağan genel kurullarını olağanüstü bir havaya sokan, toplantıları canlı yayın araçları ile takip eden medyaya, bu görev ve talimatları kimlerin verdiği mutlaka sorgulanmalıdır. Bildiğim kadarıyla bu gün de YÖK kurulları zaman zaman toplanıyor, nedense hiç haberimiz olmuyor. Bu günkü YÖK toplantılarının neden haber olmadığını medya nedense hiç sorgulamıyor.

İşbirlikçi ve yardakçılara verilecek en büyük ceza onların teşhir edilmesidir.

28 Şubatın bir önemli sonucu da, iş adamlarına uygulanan çeşitli ambargolardır. Bu süreçte asker ile işbirliği yaparak rakiplerini batıran ya da batırmaya çalışan iş adamları da mutlaka afişe edilmelidir. O günlerde gazete sütunlarında çarşaf çarşaf yayınlanan yeşil sermaye şirket listelerinin sorumluları da mutlaka teşhir edilmelidir.

O dönemde kara listeye girip te, o listeden çıkmak için araya hatırlı askerler koyan, zorunlu bağışlar yapan ya da açıkça söylemek gerekirse rüşvet veren iş adamları, ortaya çıkıp mertçe bu dönemleri anlatmalıdırlar. Bunların bir kısmı zaten yazılı belgelerle mutlaka ortaya çıkacaktır; ancak gizli pazarlıkların sahipleri de insanlık namına bildiklerini mutlaka anlatmalıdırlar.

Bilhassa Dinç Bilgine sesleniyorum; arada bir anlattığı bilgi kırıntılarını, daha derli toplu olarak bu milletle mutlaka paylaşmalıdır. Bu gün 28 şubat sonucu batmış, ya da batırılmış bir medya patronu olarak Dinç Bilgin’in anlatacağı şeyler tarihe ışık tutacaktır. 28 Şubat ile demokrasimiz bağırsaklarını tezleme sürecine girmiştir.

Tekrar belirtmekte fayda görüyorum, 28 şubat yargılamaları devam ederken yapılması gereken en önemli husus, bu konunun sulandırılmasına kesinlikle izin verilmemesidir. Yargılamalar BÇG kapsamında sınırlı tutulup, BÇG uygulamalarını yerine getiren bürokratları ayrı kategoride değerlendirmek gerekir.
Bu konuda yapılacak meclis araştırmalarında yayınlanacak olan belgeler ışığında, fertler fişleme yapan ita amirleri ile ayrıca şahsi olarak mutlaka hesaplaşmalıdırlar. Sözün gelişi o dönemdeki bir SSK hastanesi baş hekiminin yaptığı fişlemeleri, BÇG davası kapsamına katmak yerine,yayınlanacak olan bu belgelerin mağdurlarının şahsi davalar açması en doğru yoldur.

Fişleme mağdurları, kendilerini fişleyenlere dava açsınlar ki, bundan sonra bu eylemi yapacak olanlar, emir nereden gelirse gelsin mutlaka destur diyeceklerdir. Yasal dayanağı olmayan hiçbir talimat, kimden gelirse gelsin uygulanamaz kuralı,demokrasimizde mutlaka yer bulmalıdır.

28 Şubat sürecinin birkaç dalga ile devam edeceği anlaşılıyor .Bu darbenin, Üniversite, basın, iş dünyası ve sivil bürokrasi gibi ayakları da anladığımız kadarı ile yargı karşısına çıkarılacak.

Bir hususu tekrar tekrar vurgulamakta yarar görüyorum.

28 Şubat sanıklarının yargılanması kadar önemli olan bir diğer husus; işbirlikçi ve yardakçıların en inde ayrıntısına kadar teşhir edilmesidir.

Bu konuyu cadı avına çevirmeden, herkesi elindeki bilgi ve belgeleri, her türlü platformu kullanarak paylaşmaya davet ediyorum.
YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.