ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL10°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

İmralı süreci ve sinir harbi

Mehdi Çetinbaş

05 Mart 2013 Salı 17:55
  • A
  • A

Geçenlerde yazdığım “barışa doğru adım adım” başlıklı yazımda barış sürecinin çok zor ve tuzaklarla dolu olduğunu yazmıştım.

Bunun ilk emareleri ortaya çıktı. Milliyet gazetesi muhabirinin, İmralı tutanakları adıyla yayınladığı   bir takım belgeler oldukça ses getirdi. İyi niyet eseri olamadığı ayan beyan ortada olan bu yayınlara rağmen, hem BDP, hem de Hükümet kanadı bu olaylara mesafeli yaklaştı.

Bu tutanaklar gerçek mi değil mi bilemiyoruz. Başarılı bir gazetecilik örneği de sayılabilir. Burada bizim dikkat çekmek istediğimiz husus, bunu sızdıranların varmak istedikleri sonuçtur.

Tutanak olarak sunulan metinler, alenen provokasyon kokmaktadır. Abdullah Öcalan tarafından söylendiği iddia edilen AK Partiyi ben iktidara getirdim , ya da iktidarı altın tepsi içinde sunduk cümleleri AKP seçmenini provoke etme amacı taşımaktadır.

Muhalefetin süreci tıkama ve engelleme çabaları da ayan beyan ortadadır. CHP’nin süreci destekler gibi görünüp, bel altından vurma çalışmaları da gözden kaçmadı.

Yıllardır İmralı’da tecrit durumda yaşayan , son günlerde önemsenmenin tadını çıkarmaya çalışan Abdullah Öcalan’ın söylediklerinin tamamına katılmak ve ciddiye almak ne kadar doğrudur.

AKP hükümeti, çok başlı ve kontrolsüz bir hale gelme eğilimi gösteren PKK’yı, bilinçli bir şekilde Abdullah Öcalan kontrolüne doğru adeta iterek akıllıca bir hamle yapmıştır.

Sokaklarda uğruna eylemler yapılan, BDP tarafından örgütün halen lideri olduğu söylenen Öcalan’ın, bu liderliğinin ne kadar gerçek olduğu test edilmek istenmiştir.

Aslında İmralı’dan bağımsız olarak politika yürüten Kandil ve Avrupa’ya, Öcalan’ın mektupları ulaştırılarak, örgüte bir nevi şah çekilmiştir.  Kendisine mektup ulaştırılan iki tarafın da yapacak pek fazla bir şeyi yoktur.

Liderin talimatına rağmen yan çizerlerse, bunun izahını yapmaları çok zordur. Diğer taraftan da kurdukları terör holdinginin getirdiği rahat yaşam ve bol kazancın ne olacağı da meçhuldür. Açıkçası Kandil ve Avrupa için durum tam anlamıyla iki tarafı da pislik olan bir değnek misalidir.

Ağızlarını açtıkları her ortamda, Öcalan’ı lider olarak gördüklerini söyleyenler köşeye sıkışmıştır.  Öcalan’ın talimatları BDP heyetinin gözleri önünde sözlü olarak da teyit ettirilmiştir.

Yıllardır tecrit adasında unutulmuşluğa terk edilen Öcalan, eline geçirdiği fırsatı değerlendirmek maksadıyla, Teyyo Pehlivan misali konuşmaları sırasında “At martini Debreli Hasan” tarzı bir söyleme başlamıştır. Liderlik rolüne kendini öylesine kaptırmıştır ki, yattığı adadan bütün dünyayı yönettiğini söyleyebilmektedir.

AKP’yi ve Erdoğan’ı ben iktidara getirdim sözünü söyleyip söylemediğini tam olarak bilemiyoruz. İhtimaldir ki, söylemiş olabilir. Böyle bir söylemden Kılıçtaroğlu ne umabilir. AKP’nin iktidar oluş süreci, bu milletin gözleri önünde yaşanmadı mı?

Abdullah Öcalan’ın söylemlerine ve yayınlanan tutanaklara inat, süreç kesintiye uğratılmadan devam ettirilmelidir.

Yayınlanan  ve tutanak olduğu ifade edilen belgelerin hedefi AKP seçmenidir. Öcalan’ın ağzından, AKP ve Başbakanı küçümseyici sözler yayınlanarak, seçmenin Öcalan’a karşı kışkırtılması amaçlanmaktadır.

Kim sızdırmış olursa olsun,bu tutanaklar eğer gerçekse , adı ne olursa olsun  derin güçler yine de iş başındadır.  Bu terörün devam etmesinden beslenen, iç ve dış mihrakların çalışmaları tüm hızıyla devam etmektedir.

Otuz senede kırk bine yakın insanı ve yüz milyarlarca doları kaybeden Türkiye’nin daha fazla kayba tahammülü olmamalıdır.

Bu sürecin devamında  yeni söylemlerle karşılaşacağımız da muhakkaktır. Muhalefetin, kazanmak , kaybetmek ve satmak gibi sinir bozucu ifadelerini önümüzdeki günlerde sık sık duymaya başlayacağız.

Başbakanın son çıkışları da çok önemlidir. Muhalefet’in kendi oy deposu gibi gördüğü Ege’de halkın karşısına çıkarak süreci anlatması ve savunması  ezberleri bozmuştur. Halkın Başbakan’a gösterdiği yoğun ilgi, bir nevi sürece destek anlamı taşımaktadır.

Süreci devam ettirmek için siyasi kariyerini tehlikeye atan, gerektiğinde baldıran zehri içmeye talip olan Başbakan, artık dönülmez bir yola girmiştir.

Bu noktadan sonra atılacak olan geri adım, süreci devam ettirme halinde kaybedileceği söylenen bazı oylardan daha fazla bir kayba sebep olacaktır.

Tarih, risk almayan devlet adamlarını çok çabuk unutur. Buna yakın tarihimizden çok fazla örnek verebiliriz.

Recep Tayyip Erdoğan aldığı riskler sayesinde Erdoğan olabilmiştir.

Önümüzdeki günlerde Başbakan’ı ve AKP yönetimini sinir bozucu bir süreç bekliyor.

Sinirleri sağlam olanlar başarıya ulaşacak, adını tarihe yazdıracak ve Türkiye’yi 2023 yılına taşıyacaklardır.

YORUM YAZ
TOPLAM 7 YORUM

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.

  • - GERCEK ROBIN HOOD:10 Mart 2013, Pazar 12:30

    VRUUUUUUM VRUUUUUUUUUUM..!!!! (LIRICS)

  • - Tahir:06 Mart 2013, Çarşamba 02:53

  • - Misafir:06 Mart 2013, Çarşamba 01:48

    Birak ya nededigini bilmiyorsun sen,

  • - Misafir M.D:06 Mart 2013, Çarşamba 00:27

  • - ali akyüz:05 Mart 2013, Salı 20:37

  • - vedat kaya:05 Mart 2013, Salı 20:28

    o zaman sen kalk git mustafa

  • - mustafa:05 Mart 2013, Salı 18:57

    adamlar aponun yazdığı mektubu kandle götürüyorlar bizim askerimiz bir türü kandiin yolunu bulamıyorlar bence boşuna maaş alıyorlar