ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL12°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

İktidarda muktedir olmak

Mehdi Çetinbaş

29 Kasım 2011 Salı 11:18
  • A
  • A
Ak partinin dokuz yıldır artarak yükselen grafiği, nedense beni biraz ürkütüyor.

Benim gibi geçmiş seçimlerde açıkça oyunu deklere eden,açıkça AKP lehine yazılar yazan birisinin bu sözleri söylemesi, belki de size garip gelebilir.

Gerçek demokrasilerde, iktidarların aynası muhalefet partileridir. İktidarlar, güçlü muhalefetlerin nefeslerini enselerinde hissettikleri oranda, aynaya bakarak kendilerine çeki düzen vermek zorunda kalırlar. Avrupa demokrasilerinde, bu durumu çok net olarak görebiliriz. Buralarda iktidarlar, sürekli olarak güçlü bir muhalefet partisinin denetimi altındadırlar.

Ak Partinin bu gün en büyük handikapı, muhalefetin içinde bulunduğu acınası durumdur. Başbakan’ın karizması ve ratingi o kadar yüksek ki, muhalefet liderleri ile arasında çok büyük bir uçurum var. Ne Kılıçtaroğlu, ne de Bahçeli, Başbakana bırakın rakip olmayı, yanına bile yaklaşamıyorlar.

Etrafında büyük efsaneler oluşturulmak istenen “Gandi Kemal” balonu çok çabuk söndü. CHP gibi entrikalar partisinin başına paraşütle inen Kılçtaroğlu’nu, aklı başında hiçbir delegenin kurtarıcı başkan olarak gördüğüne beni hiç kimse inandıramaz. Bu durumu bizzat CHP’li yakın dostlarımın ağzından da duydum.

Muhalefetin nefesini ensesinde hissetmeyen iktidarın, kendini denetlemesi çok zordur.

İktidarda dokuz yılını tamamlayan bir iktidar partisinin, yıpranmadan ayakta dimdik durması, en azından Türkiye gibi bir ülkede çok da normal değildir. Dünyadaki global krizin Türkiye’yi etkilemediğini söyleyemeyiz. İşçi, memur ve esnafların sürekli olarak dert yandıklarına da bizzat şahit oluyoruz. Peki bütün bu şikayet ve serzenişlere karşın, iktidarın sürekli olarak oylarını arttırmasını nasıl izah edeceğiz.

Tabi ki en basit izah, “iktidarın alternatifi yok” söylemidir. Bu söylem belki de iktidarın gururunu okşayan bir söylemdir. Fakat aynı zamanda bu söylem, iktidarın nefsini azdıran, farkında olmadan bir nevi Firavun gururuna sevk eden bir söylemdir. Muhalefet endişesi taşımayan bir siyasi partinin, kendi kendisini murakabe etmesi son derece zordur.

Geçmiş dönemlerde iktidara gelen muhafazakar partilerle, Ak Parti arasında büyük bir fark var. En azından bu tespiti Ak Partinin son iki yılı için yapabiliriz. Geçmiş iktidarlar,iktidara gelebiliyor fakat muktedir olamıyorlardı. Hükümet ile devlet, eskiden iki ayrı kavramı ifade ederdi. Partiler iktidara gelir, ancak devlette egemen olamazlardı. Bu durumu Deniz Baykal açık açık ifade etmişti. “Sizler iktidar olabilirsiniz; ama devlete sahip olamazsınız,devlet bizim elimizdedir” Bu sözü daha dün gibi hatırlıyorum.

Kontrolsüz güç,farkında olmadan insanı zalimliğe doğru sürükler.

AKP referanduma götürülen son kısmi anayasa değişikliği ile, devlete de hakim olmayı büyük oranda başarmıştır. Geçmiş iktidarların yaşayamadığı muktedir olma zevkini, AKP son iki yıldır yaşamaya başlamıştır. İşte beni korkutan da bu durumdur.

Kontrolsüz güç, farkında olmadan insanı zalimliğe doğru sürükler. Eski Osmanlı padişahlarından bir kısmı bu durumu çok iyi bildikleri için, kendisini uyarması, sık sık gerçekleri hatırlatması için özel insan görevlendirirlerdi. Bu görevli her sabah, padişah haremden selamlığa çıkarken kenarda durur ve yüksek sesle “Mağrur olma padişahım, senden büyük Allah var” diyerek bağırırdı .
AKP bu gün hızla yukarıda bahsettiğimiz konuma doğru ilerliyor. Cumhuriyet tarihinde % 58 oy alarak rekor kıran merhum Adnan Menderes’e “siz isterseniz bu memlekete hilafeti yeniden getirebilirsiniz” dedirten ego, unutmayalım ki idam sehpasına giderken yanında değildi. Toplumun avam tabir edilen tabakasından çıkıp, siyasetin en alt kademesinden başlayarak, bütün basamakları tek tek çıkarak Başbakanlık makamına oturan Recep Tayyip Erdoğan’ın en büyük şansı, bu toplumu çok iyi tanımasıdır.

Bizim yukarıda sık sık ifade ettiğimiz endişe, Başbakan ile toplum arasındaki bağların farkında olmadan giderek açılmasıdır. Başbakan zahiren büyük kalabalıklar içine giriyor gibi görünse de, çelik bir çember içinde, hiç kimse ile sohbet etme imkanı bulamıyor.

Başbakan’ın karşısında özgürce eleştiri yapma cesareti taşıyan kaç milletvekili var?

Binlerce kişinin iştirak ettiği annesi Tenzile hanımın mevlidinde, Tayyip Erdoğan kaç kişi ile konuşabilmiştir. Gazete ve televizyonlarda gösterilenlerin aksine, Başbakan’ın git gide halktan tecrit edildiğine dair emareler var. Bütün bunlar belki de Başbakan’ın güvenliği için çok önemli olabilir. Bizim bahsettiğimiz konu bu değildir. Bizim de çok yakından tanıdığımız, geçmişte Başbakan ile çok yakın ilişkiler içinde bulunmuş, dünya makamı, ya da politika gibi işlerle alakası olmayan insanların, artık Başbakan’a ulaşamıyor olmaları, Tayyip Erdoğan için büyük bir kayıptır.

Başbakanlığının ilk yıllarında sık sık ziyaret ettiği, kendisinden hiçbir ikbal beklentisi olmayan bu insanların istişarelerinden mahrum olan Başbakan, ileride bunun sıkıntılarını yaşayacaktır.

Baş döndürücü hızla büyüyen,Türkiye sınırlarını aşan, bir dünya lideri olma noktasında ilerleyen Başbakan’ımızın, şöhret sarhoşluğuna kapılarak hatalar yapmasının önüne geçilmesi gerekmektedir. AKP’de görülen son manzara, Başbakan’ın zirvede tek başına yalnızları oynamasıdır. Parti içinde kendisine itiraz edebilecek, görüşlerini özgürce ortaya koyabilecek milletvekilinin yok denecek kadar az olması, parti için önemli bir sorundur.

Türkiye politika tarihinde eminim bu güne kadar böyle bir tablo yaşanmamıştır. Bir siyasi partinin ve liderinin bu derece alternatifsiz bir konumda iktidarda bulunması, Türkiye’de istikrar için önemli gibi görünse de, aynı zamanda bir tehlikeyi de işaret etmektedir.

Türkiye için 2023 hedeflerinin oluşturulduğu,ülkemizin giderek dünyada daha da itibar kazandığı bir ortamda, biz kral çıplak demek istedik.

Aldığı oyların büyük bir kısmı lider karizmasına dayanan AKP’nin ,Tayyip Erdoğan’ın tek adamlığından sıyrılarak partide ikinci, üçüncü adamlar olarak algılanabilecek insanlar yetiştirmesi gerekir. Bizim gözlemimiz odur ki, AKP bütün başarılarına rağmen tam anlamıyla partileşememiştir.

Bizden söylemesi, AKP;2014 seçimlerinde Cumhurbaşkanlığı için hazırlanan Tayyip Erdoğan’ın gölgesi altında tembel tembel oturmaktan hızla kurtulmalıdır.

Kısacası sizin anlayacağınız, uzun vadede bile bir muhalefet zorlaması ile karşılaşma ihtimali bulunmayan AKP, uzun ömürlü olmak için kendi denetim mekanizmalarını hızla oluşturmalıdır.

Unutmayalım; kısacık bir geçmişi olan demokrasi tarihimiz, zamanında haktan çok büyük oylar alan partilerin mezarları ile doludur.
YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.