ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL12°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

Hedef Türkiye Araç Wikileaks

Mehdi Çetinbaş

30 Kasım 2010 Salı 14:46
  • A
  • A
Amerika’dan yayın yapan bir internet sitesinin, ABD Dışişleri bakanlığına ait yüz binlerce sayfa tutan belgeyi yayınlamaya başlaması, haliyle dünya kamuoyunda büyük yankılara sebep oldu.
Wikileaks adlı internet sitesinin yayınlayacağını söylediği belgelerden, yaklaşık sekiz bin adedinin Türkiye ile ilgili olduğu ifade ediliyor. İlk yayınlanan belgelere baktığımızda, bu belgelerin Türkiye ve onun hinterlandını ilgilendiren bölgelere ait olduğu anlaşılıyor.
Medyaya yansıyan belgelere göz atınca, hiç de öyle şok edici bir belge durumuyla karşılaştığımı söyleyemeyeceğim. Tam tersine, bu belgelerde ve bilgi notlarında yer alan hususların büyük bir kısmının, zaten ABD’li diplomatlardan beklenen bir davranış olduğu konusunda herkes hemfikir.
Bütün dünya toplumlarının ortak bir özelliğidir. Genellikle kadınlara yakıştırılır ama, erkeklerde en az kadınlar kadar dedikodu ve gıybet konusunda meraklıdırlar. Belgelere göz attığımızda önemli oranda bu belgelerin samimi bir ortamda yapılan gıybet konuşmalarından derlendiği ortaya çıkıyor. Samimi olarak kendi kendimizi bir otokritiğe tabi tutarsak, hangimiz, gerek çalıştığımız ortamda, gerekse görev yaptığımız çeşitli platformlarda gıybet yapmıyoruz.
İnsanlar toplu olarak yaşadıkları ortamlarda, kuyusunu kazmaya çalıştıkları insanlarla aynı ortamları paylaşmazlar mı? Örneğin CHP’liler bir araya geldiklerinde, özel sohbetlerinde Başbakan hakkında kim bilir neler neler ifade ediyorlar. Aynı şeyler tersi olarak AKP ve diğer partiler için de geçerlidir.
Fertlerin ve cemaatlerin birbirleriyle olan beşeri münasebetleri, devletler düzeyinde, toplumlar arasında da mutlaka devam etmektedir. Dünya üzerinde diplomasi kanalıyla yürüyen bu münasebetlerin de aynı şekilde dedikodu ve gıybetten ayrı olarak yürütülebilmesi mümkün müdür. Hiç sanmıyorum.

Bu belgeler elli sene sonra yayınlansa aynı etkiyi yaratır mıydı?

Wikileaks belgeleri, çoğunlukla ABD diplomatlarının çalıştıkları ülkelerde aldıkları duyumları ülkelerine iletmeleri ile oluşmuş. Bir kısmı için belge denilebilir, ancak görüldüğü kadarıyla çoğunluğu dedikodu notlarıdır. Bu belgeler çok yakın bir zamanı ve yaşayan kahramanları ilgilendirdiği için doğal olarak kamuoyunda büyük yankılar yapmaktadır.
İnternet sayesinde bilginin hızla aktarımı sebebiyle etki yaratan bu belgeler, şayet bundan elli sene sonra yayımlanmış olsaydı acaba aynı etkiyi yaratır mıydı . Milli savunma bakanı Vecdi Gönül’ün Davutoğlu hakkında söylediği ifade edilen “tehlikeli” sözü yıllar sonra ne anlam ifade eder. Zaten silik bir profil çizen Milli Savunma Bakanını elli sene sonra kin hatırlayabilir.
Sadece ABD değil, bütün ülkelerin Dışişleri belgeleri ortaya dökülse kim bilir neler ortaya çıkar. Bu belgelerin durduk yerde bir internet sitesinde yayımlanmasının mutlaka başka bir anlamı olmalıdır. Daha önceden yayınlanacağı açıklanan bu belgelerin yayımlanmasını ABD hükümetinin önleyemediği gibi gülünç bir cevap hiç kimseyi tatmin edemez.
Yine uzmanların ortak bir kanaati olarak söylenen şudur: Bu belgeler hackerler yoluyla elde edilen belgeler değildir. Bu belgeler çalışan bir personel tarafından USB’ye kaydedilerek dışarı çıkarılmış ve servis edilmiştir. Bu durumda ABD içinde birbiriyle çarpışan güçlerin bir savaşına şahit olduğumuzu söyleyebiliriz.

Bu belgeler, liderler ve ülkeler arasında güven bunalımı yaratmayı amaçlamaktadır.

Bu belgelerinin yayınlanmasından fayda bekleyen güçlerin, mutlaka elde etmek istedikleri sonuçlar vardır. Bu sonuçlar içinde Orta Asya ve Orta Doğu’daki dengeleri dizayn etmek sanırım amaçlanan en önemli başlıktır. Aliyev’in doğruluğu tartışılmak kaydıyla Türkiye hakkında söylediği ifade edilen sözler, Türk –Azeri kardeşliği politikasında önemli bir gedik açmaya yöneliktir. İleride diğer Türki Cumhuriyet liderlerinin ağzından buna benzer ifadelerin yayınlanması bizim için sürpriz olmayacaktır.
Aynı husus, Suudi Arabistan kralı ve diğer körfez ülkelerindeki monarşilerin başındaki liderlerin, ABD’yi İran’a müdahale noktasında teşvik etmeleri ile ilgili söyledikleri cümleler ile de ilgilidir. Bazı Arap ülkelerinin liderlerinin, İran konusunda olumlu kanaate sahip olmadıkları bilinen bir gerçektir. Ancak diplomatik teamüller bunun çok açık bir şekilde dile getirilmesini uygun görmez.
ABD elçilerinin Arap liderleri ile yaptıkları görüşmeleri Washington’a iletirken bilinçli olarak manüplasyon yapmadıklarını kim söyleyebilir. Aynı konuda Arap liderlerinin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında da konuşmalarının yayınlandığını görürsek şaşırmamalıyız. Arap halkları nezdinde popülaritesi çok yüksek olan Erdoğan’ın, monarşi ile yönetilen bu ülke liderlerini rahatsız etmediğini kim söyleyebilir.
ABD Dışişleri bakanlığına ait olan bu belgelerde, büyük bir ihtimal ile (Türkiye için söylersek)ülke liderleri arasında bir güven bunalımı yaratmak amaçlanmıştır.
Şu ana kadar yayınlanan sayılı belgenin tamamı AKP dönemi ile ilgilidir. Herhalde Türk iye ile ilgili olduğu ifade edilen sekiz bin belge içinde, 2002 yılı öncesini ilgilendiren belge ve duyumlar da mutlaka vardır. Bu belgelerin yayınlanması ile farklı tablolarında ortaya çıkacağını söyleyebiliriz.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında, İsviçre bankalarında sekiz ayrı hesabı olduğu duyumunu yansıtan bilgi notu eminim muhalefet tarafından kullanılmaya çalışılacaktır. Ben hiçbir belgeye dayanmayan bu dedikoduyu bundan iki yıl önce fanatik bir CHP’li dostumdan aynı cümlelerle duyduğumu hatırlayınca gayrı ihtiyari gülümsedim. CHP çevreleri anlaşılan o ki, ispat edemedikleri ve iddia ettikleri takdirde ispat edemeyecekleri bu hususu bir şekilde Amerikan belgelerine geçirmişlerdir.
Yayınlanan bu belgelerin ortaya çıkardığı tartışılmaz bir gerçek var. Her ne kadar yoğun bir ilişki içinde görünseler bile AKP yönetimi sanıldığı gibi ABD ile uyumlu bir politika izlememektedir. Muhalefet partilerinin söylemlerinin aksine, AKP hükümeti ABD’ye önemli sıkıntılar yaşatmaktadır.
Bu belgelerden de anlaşılıyor ki ,Türkiye uluslar arası bir çok konuda bağımsız bir politika izleme yoluna girmiştir. ABD diplomatlarının Neo-Osmanlıcı bir politika izlemekle itham ettikleri Davutoğlu’ndan hiç hoşlanmadıkları anlaşılıyor. Ne diyelim, Davutoğlu bunun için üzülsün mü,yoksa sevinsin mi?
Bu arada CHP, belgeleri incelemek için bir komisyon oluşturacağını ifade etmiş. Ancak görünen kadarıyla söyleyelim. Bu belgelerden CHP’ye pek ekmek çıkacak gibi görünmüyor.
YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.