ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL11°C
Az Bulutlu

YAZARLAR

Hadi çocuklar bırakın sokakları, sandığa gidelim sandığa…

Mehdi Çetinbaş

17 Eylül 2013 Salı 14:07
  • A
  • A

     Kadıköy’de polis Altıyol’da çevirme yapıyor. Şüphelendiği bazı kimselerin sırt çantalarını açtırıyor. Neredeyse yüzde yüz isabet…

     Açılan her çantanın içinden, kask, gaz maskesi, molotoflar ,polise atılmak için hazırlanmış demir bilyeler ve sapanlar…

     Ne ararsanız hepsi mevcut…

     Çevirme sırasında polis ağına takılan insanlar ile polis neredeyse akraba olmuş. Polis, bu insanları yürürken yüz metre uzaktan yürüyüşlerinden tanır hale gelmiş.

     Belli ki, kısa bir zaman sonra haberleştikleri yerde buluşarak eylem başlatacaklar ve ortalığı toz dumana verecekler.

     Polis, daha atik davranarak, eylem başlamadan önce oyunu bozuyor. Eylemcileri gözaltına alarak eylemin fiyaskoyla sonuçlanmasına sebep oluyor.

     Ertesi gün gazetelerde; Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nun demecini okuyorum.  Neymiş efendim. Polis yol keserek üst baş araması yapamazmış, bu durum kanunlara aykırıymış.

     Hazret, hiç yüzü kızarmadan bu demeci veriyor. Gözaltına alınan ve çantaları açılırken suç aletleri televizyon kameralarına yansıyan insan görüntülerinden hiç bahsetmiyor.

     Allah aşkına böyle bir hukuk dünyanın nesrinde var? Polis yarım saat sonra kendisine Molotof ve taş atmaya giden insanı tanıyıp teşhis edecek, gözaltına alacak ve bunun adı da hürriyeti engellemek olacak.

     Polisin öncelikli görevi ,olaylar meydana gelmeden önlem almaktır. Polis bunun için eğitilmiştir.

     Peki bunlar ne istiyorlar? Olaylar olacak, polise taşlarla, molotoflarla saldırılacak, etraf ateşe verilecek, bütün dünyaya Türkiye’de istikrar yok anarşi var görüntüsü verilecek.

     Bu olaylar cereyan ederken, haliyle polis de doğal olarak biber gazı kullanacak…

     Olaylar sırasına ayağı takılıp düşen, başı kaldırıma çarpan, ya da bizzat belki de provakatörler tarafından damdan atılarak öldürülen insanların faturaları da polise kesilecek.

     Medyada hazır kıta, ellerini ovuşturarak gelecek bir ölüm haberini sabırsızlıkla bekleyen ölü sevicileri,  hemen makaleler döşeyecekler. Daha önceden hazırlanmış dramatik senaryoları servis edecekler.

     Ertesi gün yapacakları gösteride taşıyacakları fotoğraf sayısının artmasından duydukları hazla, meydanlara çıkarak, isimleri haykırıp hep bir ağıdan “burada” “yaşıyor” gibi klasik ritüellerini tekrarlayacaklar.

     Allah aşkına bu ne sapık bir düşüncedir. Bir insanın yok yere ölümünü, insanlığın ölümü gibi gören bir dinin mensupları olarak, bizim ölüme sevinmemiz mümkün mü?

     Ahmet Atakan’ın ölmeden önce Allaha peygambere ve dine küfreden görüntülerini izleyince, çeşitli sanal platformlarda onun hakkında olumsuz yazılar yazan insanları da kınadığımı ifade etmek isterim.

     Bir gencin ölümü her zaman acıdır. Allah indinde herkes kendi fiillerinden soruludur. Hüküm verici olan sadece Allah’tır. Nice insanlar vardır ki geçmişi günah çukurlarında geçmiş, bu gün ise örnek bir hayat yaşamaktadırlar.

     İlk başlarda masumane gösteriler gibi başlayıp hükümeti yıpratma vesilesi yapılan gezi olaylarının tabirimi mazur görün b..u çıkmıştır.

     Tatilden dönen bir arkadaşım anlattı. Türkiye’nin gözde tatil beldelerinin birinde denizde yüzen on ya da on beş kişilik bir gurup “her yer Taksim her yer direniş” sloganı atarak yüzüyorlarmış(!) .

     Onların bütün engellemelerine rağmen, Taksim yer altı tüneli açıldı. 29 Ekimde Marmaray ve hızlı tren hizmete girecek. ODTÜ arazisinden yol geçirilecek ve bu yolu en fazla kullanan da o istemezükçüler olacak.

     Aynı şeyler üçüncü köprü ve üçüncü havaalanı için de olacak. Daha önce diğer yeniliklere direndikleri gibi buna karşı da adetleri gereği direnecek ve karşı çıkacaklar.

     Doksan küsur yıllık tarihinde Allah CHP’ye işte bu benim eserimdir diye öğünebileceği bir iş gerçekleştirmeyi nasip etmedi. Bu gidişle ve bu kafayla da nasip etmeyecek.

     Ben yazınca CHP’liler sinir oluyorlar biliyorum;  hatta belki de okkalı küfürler savuruyorlar.

     Aslında ben de sizi tutuyorum(!). Bu yazılarımı okuyup tahrik olasınız, çok çalışıp kazanasınız diye yazıyorum(!).

     Hadi çocuklar bırakın sokakları, sandığa gidelim sandığa…

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.