ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL8°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

Devletin sabrı taşarsa...

Mehdi Çetinbaş

20 Ağustos 2011 Cumartesi 12:18
  • A
  • A
Ramazan rehaveti ve Ramazan'ın manevi atmosferi içinde kendimizce kaybolmaya çalışıyorduk. Canımız yazı yazmak da istemiyordu. Politikaya en azından bu Ramazan biraz ara verelim istiyorduk. Ne mümkün!

Mübarek ayın girişiyle birlikte artan terör olayları, gittikçe tırmandı; en son Hakkari Çukurca’da, ilk gelen haberlere göre yedi askerimiz şehit olmuş. Terör örgütü, anlaşıldığı kadarıyla düğmeye basmış, bir şeylerden tedirgin olmuş ki ,kudurmuşçasına saldırıyor.

15 Ağustos 1984 Eruh baskını ile başlayan PKK’nın silahlı terör eylemleri, 27 yılı geride bıraktı. Bu süre zarfında herkes tarafından farklı telafuz edilen, en az 40 bin civarında insan hayatını kaybetti.

Bunun dışında, Türkiye PKK yüzünden yüz milyarlarca doları bu kirli savaşta harcadı.

PKK’nın yeşermesine zemin hazırlayan, şikayet konusu olan söylemler,zamanla Kürt kökenli olmayan politikacılar tarafından da dikkate alındı. Geçmişte tamamen inkar edilen Kürt realitesi devlet tarafından resmen kabul edildi.

27 sene önce hayal bile edilemeyecek gelişmeler yaşanmaya başlandı Türkiye’de.

Varlığı kabul edilmeyen bir dil olan Kürtçe, alabildiğine özgür bir dil oldu. Devletin resmi televizyonu 24 saat Kürtçe yayın yapar hale geldi.

Yine T.C Kültür Bakanlığı bir Kürt klasiği olan İdris-i Bitlisi’nin Mem u Zin adlı mesnevisini Kürtçe olarak yayınladı. Bunun dışında insanlar Kürt realitesi ile ilgili her şeyi rahatlıkla tartışır duruma geldiler.

20 yıllık sıkı yönetimi AKP iktidarı sona erdirdi.
Bir terör örgütü olan PKK’nın sivil kanadı olduğu herkes tarafından bilinen Kürt siyasi partileri, geçmişte “Sayın Öcalan” dedikleri için yargılanıp kapatılırken, bu gün özgürce dilediklerini söyler hale geldiler.

Türkiye hızla demokratikleşerek, eyleme dönüşmedikten sonra, her şeyin rahatlıkla dile getirilebildiği bir ülke olmaya doğru gitmeye başladı.

Bütün bu özgürlükler maalesef PKK ve onun uzantısı olan sivil Kürt siyaseti tarafından kendi toplumunu sindirme aracı olarak kullanıldı. AKP iktidara gelince, bölgede 20 yıldan fazla devam eden sıkı yönetimi kaldırdı. Kürt halkının rahat nefes almasını sağladı.

Burada görüyoruz ki, AKP tarafından kaldırılan sıkı yönetim yerine, örgüt kendi sıkı yönetimini oluşturmuştur. Bölge halkı, sayıları birkaç bini bulan acımasız PKK militanlarının baskısı altına girmiştir. Bunu isterseniz hükümetin bir aczi olarak değerlendirin; ama neticede gerçek budur.

Kendisini Kürt halkının temsilcisi olarak ilan eden, Kürt halkının sadece yüzde 25'inin oyunu alabilen bir siyasi hareket, PKK’nın silahlı desteği ile bölgede adeta alikıran baş kesen bir politika yürütmektedir.

AKP yönetimi ,sabırla Kürt açılımı politikasını yürütürken,örgüt gittikçe hırçınlaşmaya başlamıştır. Yeni anayasa çalışmaları için start verildiği bu günlerde, örgütün eylemlerini arttırması son derece anlamlıdır.

Örgütün bundan 20 sene önce savunduğu görüşleri ve talepleri, AKP tarafından hiçbir dayatmaya maruz kalmaksızın parti politikası olarak yerine getirilmiştir. AKP, bir diğer manada Türkiye’nin en büyük Kürt partisidir. AKP içinde sayısı 60'ı aşkın Kürt kökenli milletvekili mevcuttur.

PKK, kendisine sunulan barış fırsatlarını değerlendirememiştir.
Bu gerçekler örgütün uykusunu kaçırmaktadır. Örgüt militarize ettiği bazı güçlerle, birkaç vilayette güç gösterisi yaparak aklınca devlete kafa tutmaktadır. Örgüt son eylemleriyle bilinçli olarak sabırları zorlamaktadır.

Sokakta, kahvelerde vatandaşların konuşmalarına şahit oluyorum “bunların kökünü kurutacaksın, Saddam’ın yaptığı gibi atacaksın zehirli gazı hepsini öldüreceksin, Atatürk nasıl Şeyh Sait isyanını bastırdıysa aynen öyle yapacaksın, meclis toplanır toplanmaz BDP’li milletvekillerinin dokunulmazlıklarını kaldırıp alayını içeri tıkacaksın” bu ve daha buna benzer daha ağır söylemlerle karşılaşıyorum.

Başbakan’ın son zamanlardaki söylemleri de dikkat çekici. Kendi söylemiyle sabırların artık taşma noktasına geldiği anlaşılıyor. İyi bir model olan, ancak geçmişte yanlış uygulamalar yüzünden kontrolden çıkan özel harekat timlerinin yeniden oluşturulması bize göre de olumlu bir adımdır.

Asker ile yürütülen teröre karşı mücadele, bir savunma görüntüsü vermektedir. Özel kuvvetler, oluşturacakları timlerle, örgütü kendi metodlarıyla vuracaklardır. Özel harekat timleri, küçük guruplarla dağlarda teröristlerin yaşamı gibi bir yaşam tarzı sürerek onları oradan atacaklardır.

Bunun olmaması için AKP iktidarı defalarca örgüte gerekli toleransı göstermiş, adeta ona barış eli uzatmıştır. PKK her defasında daha da şımararak eylemlerini arttırmıştır.

Çukurca’da meydana gelen son saldırı gerçekten de bardağı taşırmıştır. Bu olaylar son zamanlarda eli çok güçlenen mevcut iktidarın otoritesini zaafa uğratmaya yöneliktir.

PKK ve BDP’nin hesaplayamadığı bir şey var. Şu an iktidarda bulunan AKP, bu milletten yüzde 50 oy alarak yönetime gelmiştir. İktidar bu güne kadar terörü değişik yöntemlerle bitirmeye çalışmıştır. Bu konuda attığı adımlar maalesef karşılık bulamamıştır.

Terör ile mücadelede AKP geçmiş yönetimlere nazaran çok daha şanslıdır. Bu gün görülen manzara, demokratik bir yapının zaaflarından yararlanan bir silahlı örgütün eylemlerinin canımızı acıtmasıdır. Devletin bu eşkıya güruhu karşısında çaresiz gibi görünmesi geçici bir durumdur.

Kürt sorunu ile PKK artık bundan sonra birbirleri ile ilintili olmayacaktır. Artık anlaşılmıştır ki PKK ve BDP Kürt halkının gerçek temsilcileri değildirler. Bu örgütler zamanında kendilerine uzatılan barış elini çok ucuz propagandalar uğruna tutmayı becerememişlerdir. Bunun yerine son derece ucuz kahramanlıklarla, devleti dize getirdikleri propagandasını yaparak yanlış taktikler uygulamışlardır.

Türkiye 1980’li yılların Türkiye’si değildir. PKK bunu anlamalıdır.

Başbakan son 10 yıllık icraatında söylediği her şeyi yerine getirmiştir. Eğer PKK için bu söylemleri kullanıyorsa mutlaka bu konuda karar vermiş olmalıdır.

Önümüzdeki süreç gerçekten de çok zorlu bir süreç olacaktır. Türkiye bir yandan kalkınmasını gerçekleştirirken, terör belası ile de uğraşmak zorunda kalacaktır. Terörün bu günden yarına hemen bitmesini hiç kimse beklememelidir. Mücadelenin yönteminde yapılan değişiklikler biraz zaman alacaktır. Bu süre zarfında terör örgütü kendi aklınca bazı eylemlere yeltenecektir

Türkiye Cumhuriyeti, PKK terörünün başladığı 1984 yılına göre bu gün çok daha güçlü ve çok daha demokratik bir yapıya sahiptir. Türkiye geçmişe göre bu gün uluslar arası arenada çok daha etkin bir konumdadır.

PKK son eylemleriyle kendi ölüm fermanını imzalamıştır. Kürt halkının problemlerini dile getiren bir örgüt olmaktan çıkıp, her türlü kirli işi yapan bir mafya görüntüsüne bürünen PKK, artık şirazeden çıkmıştır. Önümüzdeki süreçte devletin, uluslar arası camiada PKK’ya karşı daha sert yaptırımlar uygulanması ve tecrit edilmesi için yoğun bir kampanya başlatması sürpriz olmayacaktır.

Ramazan sonrası, sınır dışı operasyonlar da dahil olmak üzere PKK ile ilgili yeni kararların devreye sokulacağını şimdiden söyleyebiliriz.

AKP bu süreci yürütürken şüphesiz sancılı bir süreçten geçecektir.Bu süreçte BDP’ye çok önemli vazifeler düşüyor. Eğer BDP aklını başına alır da PKK’dan bağımsız bir söylem geliştirir, yangına benzin dökmezse kendisi kazançlı çıkar.

Türk askerine kurşun sıkarken öldürülen PKK’lı cenazelerine sahip çıkan BDP, bundan sonra bu görüntüleri devam ettirirse kendisi zararlı çıkar. Sürekli olarak Kürt mağduriyeti üzeri ne politika inşa edenler, giderek kendilerinin de zalimleştiklerinin nedense farkına varamıyorlar. Bu gün BDP’in ağırlıklı olarak bulunduğu yerlerde kürdün kürde karşı zulmü vardır.

Anlaşılan odur ki PKK terörü, yapılan Kürt açılımı projesiyle sona ermeyecektir. PKK son hareketleri ile çizmeyi aşmış ülkenin bölünmez bütünlüğünü tartışma küstahlığına kadar işi vardırmıştır.

Bu noktada yapılacak tek şey vardır. Devletin kararlılığını ve demir yumruğunu herkese göstermek. 1915 şartlarında çok daha zayıf bir durumdayken teslim olmayan Türk iradesi, üç buçuk çapulcuya teslim olmayacaktır.

Gerek anayasa değişikliği oylamasında, gerekse son seçimlerde, ülkenin birliği ve bütünlüğü noktasında tezahür eden sonuç hükümetin elini güçlendiren en önemli unsurdur.

Bu millet artık PKK terörünün bittiği günleri görmek istiyor. Güçlü Türkiye devleti,en kısa sürede başta Murat Karayılan ve Cemil Bayık olmak üzere,örgüt liderlerini derdest ederek İmralı canisinin yanına koymalıdır.

Bu günlerin çok uzak olmadığına inanmak istiyorum.
YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.