ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL10°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

Dersaneler, Cemaat ve Ak Parti

Mehdi Çetinbaş

07 Aralık 2013 Cumartesi 19:45
  • A
  • A

      Ülke gündemi son on gündür Fethullah Hoca cemaatine mensup yayın organlarının attığı manşetlerle belirlenir oldu.

     Benim cemaat ile ilgili görüşlerim malum. 10 haziran 2010 tarihinde Yazete sütunlarında yayınlanan “Fethullah Hocayı Şerhetme Çabaları” başlıklı yazımda bunu açıkça deklere etmiştim. Mavi Marmara olayı vesilesiyle yazdığım bu yazıda, cemaatin kendi dışındaki insanlara bakış açısını çok net örneklerle yansıtmıştım.

     Ak Parti yönetimi ile cemaat arasında geçmişte varılan bir mutabakata dayalı iş birliği olduğunu sanmıyorum. Tam tersine cemaat, ülke yönetiminde iktidara gelen Ak Parti yönetimine daha sonradan eklemlenmiştir.

     2002’ li yıllarda çökertilme tehlikesi yaşayan, devletin her türlü baskısına maruz kalan, liderleri korkusundan ABD’ye kaçan bir cemaat, Ak Parti iktidarı ile tabiri caizse yeniden neşv-ü nema bulmuştur.

     Hizmet hareketi, altın çağını Ak Parti iktidarı ile yaşamıştır. Bu yıl on birincisi yapılan Türkçe olimpiyatları. AKP iktidarının şemsiyesi altında palazlanmıştır.

     Elimde kesin bilgi olmamakla birlikte, ihtimaldir ki örtülü ödenekten bile bu çalışmalara para aktarılmıştır. Türk tanıtma fonunun bütün imkanları bu olimpiyatlar için seferber edilmiştir.

     Yurt dışından gelen konuklara, THY sponsor olarak yükün önemli bir kısmını üstlenmiştir. Türkiye’nin dört bir yanında şehirlere yayılan olimpiyatlar için, devletin valileri seferber olarak bu işe koşmuşlardır. Salonlar, stadyumlar ücretsiz olarak tahsis edilmiş, hizmet hareketinin reklamları bila bedel yapılmıştır.

     Başbakan bizzat kendisi bu olimpiyatlara katılarak yapılan çalışmalara açıkça destek vermiştir.

     Her türlü siyasi sorumluluğu üstlenen hükümet, hizmet hareketinin bir çok faaliyetini tabiri caizse kendi faaliyeti gibi benimseyip sahip çıkarken, hizmet hareketi ise bunun tersini yapmıştır.

     Ak Parti, ağır bedeller ödeyerek demokrasinin önündeki mayınları temizleyerek yol alırken, cemaat devlet dairelerinde kadrolaşma çabası içine girmiştir. Bunu yaparken de çok gaddarca hareket etmiştir.

     Yönetim makamını ele aldıkları yerlerde, öyle çirkin bir kadro hareketine girişmişlerdir ki, kendileri dışında hiçbir din kardeşlerine yönetimde hak tanımamışlardır.

     Başlangıçta hükümet kanadı bu kadro hareketlerine pek ses çıkarmamışlardır.  Emniyet, adalet, eğitim ve sağlık sektörlerindeki kadrolaşmalar zamanla hükümete yakın diğer sivil toplum kuruluşları arasında rahatsızlık yaratmasına rağmen, hükümet yine itidalini korumuştur.

     Cemaat ne zaman ki Mit müsteşarlığına kendi istediği bir adamı getirtemeyip koltuğa Hakan Fidan oturmuş, bu noktadan sonra huzursuzluk baş göstermeye başlamıştır.

     Fidan’ın müsteşar oluşundan kısa bir süre sonra Oslo görüşmelerin ses kayıtları sızdırılmış, bu kayıtlara dayanarak Fidan sorgulanmak ve hatta tutuklanmak istenmiştir.

     Başbakan oynanan bu poker oyunundaki resti görmüş, hemen karşı hamlesini yaparak tedbir almıştır.

     Geçmişte hapse atılma korkusuyla ABD’ye sığınan Fethullah Hoca , ülkeye geri dönüşünün önünde hiçbir engel kalmamasına, hükümet tarafından vatanına geri dönmesi için yapılan çağrılara rağmen geri dönmemiştir.

     Hoca efendinin kendi tabiriyle kendisini “zorunlu gurbete” mahkum etmesinin sebebi ne olabilir?

     Türkiye’den yayılıp küresel bir harekete dönüşen hizmet hareketinin manevi liderinin Pensilvanya’da yine kendi tabiriyle “dört duvar arasında” Türkiye’de ve dünyada cereyan eden her olay hakkında bir şeyler söyleyebilmesi, tespitler yapması sizce normal midir?

     Kanaatimiz odur ki, ulaşılmaz bir nokta ve makama oturtulan Hoca Efendi imajı ile bir pazarlama çalışması ve toplum mühendisliği yapılmaktadır. İhtimaldir ki, birileri Pensilvanya’dan Hoca efendi adına cemaate yön vermektedir.

     Hükümetin yapmak istediği eğitim reformu çerçevesinde dershaneleri dönüştürme çabasına cemaat tarafından gösterilen tepki bence anlaşılır değildir.

     28 Şubat günlerini çok çabuk unuttuk. Ülke başbakanına  Pez….k diye hitap etme cüreti gösteren bir tuğgeneralin hiçbir soruşturmaya maruz kalmadığını çoğumuz unutuyoruz.

     Ramazan günü yapılan MGK toplantısı sonrası, yemek masasında neden içki olmadığını sorgulayarak, merhum Erbakan Hoca’dan rakı isteyen insanları ne çabuk unuttuk.

     28 Şubat sırası Hoca efendi’nin okullarında görev yapan eşim de şahittir ki, teferruat olarak addedilen başörtüsünün bir emirle nasıl çıkarıldığını çok iyi biliyorum. İnancından taviz vermemek için 19 yıllık hizmetinden sonra çok sevdiği mesleğinden ağlayarak ayrılan eşim bütün bunların şahididir.

     Geçmiş hükümetler döneminde adam yerine konmayan, baskı üstüne baskı gören insanların, bu gün gazetelerine attıkları manşetler gerçekten de ibretliktir.

     Dışişleri bakanı olan Abdullah Gül’ün, Ak Parti’ nin henüz muktedir olmadığı bir dönemde, yurt dışındaki cemaat okullarına destek verilmesi için büyük elçilere gönderdiği genelge neyin ifadesidir?

     Yüz yıldan fazla bir geleneği olan MİT’in içinden sızdırılan belgelere dayanarak cemaatlerin fişlendiği imajını yaratarak bununla Ak Parti iktidarını vuracaklarını zannedenler bu milleti aptal mı zannediyorlar?

     Binlerce personeli olan bir teşkilata tam anlamıyla hakim olabilmenin zorluklarını anlamazdan gelenler kesin olarak hıyanet içindedirler.

     Cemaat mensubu gibi görünüp toplumun içine fitne tohumu ekmeye çalışan insanlara cemaat tarafından dur denilmezse kaybeden bilinmelidir ki cemaat olacaktır.

     ABD’de yetişen, kendi çocuklarıyla bile İngilizce iletişim kuran, yılardır Türkiye’de yaşamasına rağmen çocuklarının Türkçe öğrenmesi için gayret göstermeyen bir insan, Attığı twitlerle dünyaya Türkçe öğretme iddiasında olan bir cemaati ne derece temsil edebilir.

     Daha önce birkaç yıl dershane sahipliği yapan biri olarak, bu kurumların elzem ve vazgeçilmez kurumlar olduğuna inanmıyorum.

     Ülkemizde sürekli olarak dershanelere gidip de derece yapan insanların reklamı yapılıyor. Peki ben soruyorum? Dershanelere gidip de kazanamayan öğrencilerle ilgili istatistikleri yayınlayanları gördünüz mü?

     Emin olun dershaneye gidip de kazanamayacağı halde dereceye giren ya da kazanan öğrenci oranı istatistiğe bile girecek değerde değildir. Kazanan öğrencilerin hayat hikayelerini okuduğumuzda, onların zaten normal hayatlarında da başarılı olduklarını görüyoruz.

     Bazılarınız bana kızacaksınız ama yine de ben diyeceğimi söylemek istiyorum!

     Dershanelerin kapanması fırsat eşitliğini bozmayacaktır. Asıl fırsat eşitliği dershaneler kapandığı zaman doğacaktır.

     Şu anda 81 vilayette üniversite vardır. Geçen yıl bazı üniversitelerin kontenjanları bile dolmadı.

     Hükümet belli ki, bir reform peşinde. Beş yıldır uygulamaya çalıştığı dershaneleri dönüştürme projesini Cemaate karşı yapılan bir operasyon olarak niteleyerek yaygara koparan cemaat yanlısı basın, birilerinin dolduruşuna gelmiştir.

    İleride onlar adına yapılacak provakasyonlar ihtimaldir ki devam edecektir. Belki bazı kasetler ortaya dökülerek fitne ateşi körüklenmek istenecektir.

     Görülen kadarıyla başbakan bu konuda kararlıdır.

     Eğer cemaat 28 şubatta ürkek, bu gün  Ak Parti karşısında erkek oluyorsa bu konudaki  çelişkisini mutlaka masaya yatırmalıdır.

     Ben olayın çok daha ileri safhaya gitmeden yatışacağına inanıyorum.

     Cemaat çirkin manşetlerle saldırıya devam ederse kaybeden kendisi olacaktır. 

YORUM YAZ
TOPLAM 5 YORUM

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.

  • - tuba nur:15 Aralık 2013, Pazar 21:19

    yazdıklarınız gerçekten hiçbirşeyi göremediğiniz daha doğrusu görmek istemediğinizi açıkca sergiliyor....Su akar yatağını bulur merak buyurmayın sayın Çetinbaş.

  • - Ayşegül:14 Aralık 2013, Cumartesi 20:09

    Allah sizden razı olsun sayın ağabeyim teşekkür ederim.

  • - BK:09 Aralık 2013, Pazartesi 08:27

    Sayın Ağabeyim,
    Bu yazı için size çok teşekkür ederim. Allah sizden razı olsun.
    Saygılar

  • - Murad ALEMDAR:09 Aralık 2013, Pazartesi 08:22

    Kaybeden Cemaat degilde "Camia" olacak Mehdi bey. Bu grub artik cemaat isminden rahatsiz camia olmuslar, isi büyütmüsler yani...

  • - Gerçekler:08 Aralık 2013, Pazar 08:10

    Sayın hocam başbakan bir konuşmasında seçimde desteklerinden ötürü "okyanus ötesine şükranlarımı sunuyorum" demişti. Unuttuk mu?