ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL10°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

Demokrasilerde iktidar sandıktan çıkar

Mehdi Çetinbaş

04 Haziran 2013 Salı 11:46
  • A
  • A

Karşımdaki otuz dairelik apartmanda üç tane kadın gece saat 21.30, tava, tencere, teneke; ne bulmuşlarsa çalıyorlar. Çalarken öylesine kendilerinden geçmişler ki; sanırsınız bir Kızılderili ayinindesiniz.

Kendi kendime empati yaptım, kadın öylesine aşk ile tencereye vuruyor ki, düşünmeden edemedim.

Halbuki oturdukları blokta yüzde onluk bir kesimi temsil ediyorlar. Bilemiyorum; pek ihtimal vermiyorum ama,belki de eyleme katılmayan başka  bir iki muhalif de olabilir o binada.

Benim asıl üzerinde durmak istediğim husus, bu insanlar ne oldu da AKP yönetiminden ölesiye nefret ediyorlar. Oysa çok iyi biliyorum ki muhalif olan birçok insan, bu dönemde durumunu düzeltti. Evini, arabasını aldı. Belki de cumhuriyet döneminin en konforlu dönemini yaşadı.

Bütün bu gerçeklere rağmen, küçümsenmeyecek bir gurubun Başbakandan ölesiye nefret etmesinin nedenlerinin sosyolojik bir tahlilinin yapılması gerekir.

Gerçi Türkiye’deki geleneksel muhalefet kültürünün, bundaki ağırlığını da görmek gerekir. Bizim ülkemizde muhalefet, iktidarın her yaptığına peşinen karşı çıkmak anlamına gelmektedir. Geçmişte yaşanan ve buna örnek olabilecek birçok örneği buraya sıralayıp zihinlerinizi meşgul etmek istemiyorum. Ne demek istediğimi anlayan anlar.

Mevcut iktidarın, kendisine oy vermeyen kesimin görüşlerini dikkate almayarak onları dışladığı görüşüne de kısmen katılıyorum. Ancak bu son yaşanan olayların, bunun bir tezahürü olmaması gerekir.

Eğer Cumhuriyet döneminde bir dışlanmışlık arayacaksanız, bırakın muhalefeti; bir iktidar ortağı parti ve mensuplarının 28 Şubatta ne derece aşağılandığına bu millet şahit olmuştur.

Üniversite kapılarının önünde sessizce bekleyen başörtülü hanım kızlarımıza polis müdahale ederken, baş örtüleri zorla çıkarılırken, bu insanlar yerlerde sürüklenirken sorarım size bu demokratlar neredeydi?

Bu eylemler sırasında çapulculuk yapan, polise taş atan,cam çerçeve kıran tek bir insana rastladınız mı?

Tam tersine bu insanlar, sabırla, tevekkülle sessizce protestolarını sürdürdüler. Okuma hakları elerinden alındı, gözyaşları ile evlerinin yolunu tuttular. Nihai hedefte önlerine gelen sandıkla bunun hesabını sordular.

Bu olaylar yaşanırken, Gezi Parkı olaylarında başı çeken, sanatçı unvanıyla anılan,bu güne kadar kariyerinde ne tür önemli işleri olduğunu bilmediğim Mehmet Ali Alabora, acaba neredeydi. Benim bildiğim gerçek sanatçılar ideolojik saplantıların esiri olamazlar.

Bu gün taksim meydanını işgal eden kitle, şayet demokrasi ve özgürlük için oradaysa, unutmasın ki o kavramlar toplumun tüm kesimlerinin ortak malıdır. Geçmişte bu sınavı başaramayıp sınıfta kalanların yaptıkları eylemle ,hiç kusura bakmasınlar inandırıcı değildir.

Bütün bunlara rağmen söyleyebileceğim tek şey, inanan insanlar inançları gereği kindar olamazlar. Amcası Hazreti Hamza’yı şehit eden bir insanı affeden bir peygamberin ümmetine kin ve nefret yakışmaz. Bu sebepten Taksimde polisin aşırı güç kullanması sonucu mağdur olan insanların durumunu bir intikam duygusuyla seyredemeyiz.

Bu ülkede yaşayan insanlar olarak birbirimizin hayat tarzlarına saygı duymalıyız. Ben acı çekerken, bana zulmedilirken, benim ıstırabımdan sadistçe zevk alan bir insan varsa, mutlaka psikolojik bir rahatsızlığı var demektir.

Halkın büyük bir teveccühüyle iktidara gelen insanlara, sandık sonuçları demokrasiyi tek başına ifade etmez sözünü kullananlar, biraz desturlu konuşmalıdır.

Geçmişte sandığa başvurmadan halkın iradesine ipotek koyanlara sesini yükseltemeyenlerin, demokratik iktidarlara karşı kabadayılık yapmalarını ibretle izliyorum. Bu gün gezi parkında eylem yapan insanların, geçmişte Cumhuriyet mitinglerinde “Ordu Göreve” pankartı altında yürüdüğünü de unutmuş değiliz.

Taksim Gezi parkında eylem yapan kitlenin homojen bir kitle olduğunu da söyleyemeyiz. Çeşitli tahrik gurupları ve provokatörler tarafından ajite edilen bu insanlarla, mevcut hükümet yıpratılmak istenmektedir. Düzgün giden ekonomi ve istikrarlı bir trendde seyreden borsamız çökertilerek iktidara darbe vurulmak istenmektedir. Beş günlük borsa kaybının bir milyar dolar civarında olduğu ifade ediliyor.

Ben yine tekrar ediyorum, iktidara kızan ve onun icraatlarını beğenmeyip tepki koyan insanları anlamaya çalışıyorum. Teneke, tencere ve tava çalarak hatta meydanlara çıkarak gösteri yapma haklarını sonunu kadar destekliyorum. Yeter ki bir avuç provokatörün kölesi olmasınlar.

Bu arada şunu da unutmamalarını tavsiye ediyorum!

Demokrasilerde iktidar sokak gösterirlinden değil, sandıktan çıkar.

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.