ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL10°C
Yağışlı

YAZARLAR

Demokrasi bana ve benim çıkarlarımı düşünenlere lazım olan yönetim şekilidir

Mehdi Çetinbaş

27 Temmuz 2013 Cumartesi 14:16
  • A
  • A

 

     Bu gün Mısır’da demokrasinin açıkça ırzına geçilişine şahit oluyoruz. Demokrasiyi sandıktan çıkan yönetim olarak tarif edenler, Mısır için bu kuralın ayaklar altına alınışına ses çıkarmadan dillerini yutmuş şekilde sessizce izlemelerine şahit oluyoruz.

     Yönetimlerin sandıkla gelip sandıkla gitmesi için en büyük mücadeleyi veren Türkiye’yi bile karıştırmaya, meşru yönetimi alaşağı etmeye çalışan güçlerin sizce amaçları ne olabilir.

     Batı dünyası, gerçekten de dünyaya demokrasiyi hakim kılmak için bir mücadele veriyor olabilir mi? Bu konuda ben olumsuz düşünüyorum. Batının demokrasi anlayışı sandığa değil, kendi doğrularına dayanıyor.

     Kendileri için istedikleri şeyleri, başkaları için de istiyor olabilirler mi? Hiç sanmıyorum. Onlar demokrasiyi, kendi düşüncelerinin hakim olacağı bir sistem olarak düşünüyorlar.

     Son zamanlarda dünyada gelişen siyasal İslam’ın sandıktan çıkarak yönetime gelmesi, batıdaki  sömürgeci ve emperyalist güçlerin düzenini bozmuştur.

     Ortadoğu ve İslam coğrafyasının büyük bir kısmının ya diktatörlük, ya da hanedanlık şeklinde yönetilmesi  oldum olası batının işine gelmiştir.  Gücünü halktan alan yönetimler, her zaman gelişmiş ve dünyanın kaymağını yiyen ülkelerin korkulu rüyası olmuştur.

    İslam dünyasında en eski demokrasi tecrübesi olan Türkiye, sürekli olarak darbelerle kontrol altında tutularak hiçbir şekilde sınıf atlamasına müsaade edilmemiştir.

     Son on yıldır kabuğunu kırarak askeri vesayeti ortadan kaldıran Türkiye, bu işi yapmakla kalmamış, izlediği aktif politika ile, ezilen Müslüman ülkelere de örnek olmuştur.

     Eğer bu gün İslam ülkelerinde bir kalkışma ve bir hak arayışı varsa, bunda Türkiye örneğinin büyük payı olduğu muhakkaktır.

     Başlangıçta bu ülkelerdeki hareketleri Arap baharı adı altında destekler gibi görünen batı, kontrolün kendi elinden kaçtığını görerek tavır değiştirmiştir.

     Kendi yandaşı yönetimlerin başa gelmediği bu hareketler, batının iki yüzlü politikacıları tarafından görmezden gelinmeye çalışılmıştır. Her zaman demokrasiyi sandıktan çıkan irade olarak tarif edenler, son zamanlarda bu tarifin eksik olduğunu söylemeye başlamışlardır.

     Demokraside sandık tek başına çözüm değildir diyerek söze başlayanlar, sistem içinde bulunan azınlıkların haklarına vurgu yapmaya başlamışlardır.

     Ne hazindir ki; bu azınlık kavramı dünyada yaşayan Müslümanları hiçbir zaman kapsamamıştır. Bosna’da, Çeçenistan’da, Filipinler’de, Arakan’da, Doğu Türkistan’da ve dünyanın bir çok ülkesinde zulüm altında inleyen Müslümanlar, dünya için bir anlam ifade etmemektedir.

     Dünya için önemli olan, Türkiye’de yol genişletilmesi için  gezi parkında sökülecek olan bir kaç ağaçtır. Dünya için önemli olan, Türkiye’de yapılan içki düzenlemesidir.

     Taksimde bir iki kilometrekarelik alanda cereyan eden olayları, sekiz saat aralıksız yayın yaparak dünyaya duyuran dünya medyası, sorarım size; Arakan’da sırf Müslüman olduğu için öldürülen ve evleri yakılan insanlar ile ilgili nasıl bir habercilik yapmaktadırlar.

     Gece yarısından beri, Mısır’da yaşananları içim yanarak ibretle izliyorum. Darbeye darbe diyemeyen ABD başta olmak üzere, Avrupa’nın çirkin yüzünü gözlerinizin önüne seriyorum. Orada öldürülen Müslümanların acısını bir tarafa bırakıp, iç politika hesabı yapan muhalefeti de  Allaha havale ediyorum.

     Sırf Mısırdaki İslami uyanışı bastırmak için batı destekli yapılan bu darbe, eminin ki dünyanın bütün dengesini değiştirecektir. İslam dünyasında şekillenmeye başlayan sandık yönetimi, batının bütün engellemelerine rağmen hakimiyetini tesis edecektir.

     Batı Müslüman ülke halklarının uyanışından müthiş derecede rahatsız olmuştur. Önümüzdeki dönemde, dünyada sandıkla gelen bir siyasi İslam kavramı konuşulmaya başlanacaktır.

     İslam’ı sürekli olarak öcü gibi tanıtan çevrelerin aksine, İslam; adındaki gibi gerçek barışa dünyayı getirmek için yeni bir düzeni dizayn edecektir.

     Özünden koparılan ve uzaklaştırılan İslam’ın, gerçek özgürlüklerin teminatı olduğu mutlaka anlaşılacaktır. Tabiri çok sevmesem de; günümüzdeki anlamıyla gerçek laikliğin İslam şemsiyesi altında uygulanabileceği mutlaka anlaşılacaktır.

     Kendi sömürü düzenlerine karşı en büyük engel olarak gördükleri İslam’a karşı batının getirdiği yorumlarla beyni yıkanan insanların, artık bu baskıdan kurtulmaları gerekir.

     Adeviye meydanını kana bulayan ve yüzlerce Mısırlı Müslüman kardeşimizi şehit eden Sisi uşağının hareketi, inşaallah bir milat olacaktır.

     Mısırda mübarek Ramazan ayında akıtılan Müslüman kanları, yeni bir uyanışın işaret fişeği olacaktır. Burada şehit düşen kardeşlerimiz, İslam dünyasının yolunu açan öncüler olarak inşaallah cennette yerlerini alacaklardır.

     Bu gün elinde silahı olan katil Sisi ve onun ortakları, akıttıkları kanda tez zamanda boğulacaklardır.

     Bu yazıyı yazarken gerçekten de çok üzgün ve öfkeliyim. Bir Müslüman olarak, öfkeme hakim olmak zorunda olduğumun da bilincindeyim. İfadelerim arasında şayet kopukluklar olursa kusurlarımız affola.

     Yazımı sonlandırırken elimden Adeviye meydanında şanlı direnişlerine devam eden kahraman Mısır halkına dua etmekten başka  birşey gelmiyor.

     Allahım; silahsız olarak Adeviye meydanında direnen ve senin rızandan başka bir gayeleri olmadığına inandığım insanlara yardımcı ol.

     Ebrehe’yi yok ettiğin gibi; Sisi ve yandaşlarını da yok et. AMİN.! 

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.