ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL11°C
Az Bulutlu

YAZARLAR

Cübbeli Hoca Taksim'e çıksa…

Mehdi Çetinbaş

11 Temmuz 2013 Perşembe 15:09
  • A
  • A

Ak Parti'nin iktidarda on yılını devirmesi ve 2023 yılı ile ilgili hesaplar yapması muhalefet başta olmak üzere bazı çevreleri müthiş derecede rahatsız etti.

Stratejisini Ak Parti karşıtlığı üzerine kuran, tavrını muhalefetten yana belirleyen sermaye çevreleri ufukta iktidarın değişebileceğine dair en ufak bir emare görmeyince, strateji değişikliğine giderek yeni söylemler geliştirmeye başlamışlardır.

Son günlerde sık sık vurgulanan “demokrasi tek başına sandık değildir” sözü sakız gibi çiğnenir oldu. Bunun arkasından sivil toplum vurgusu yaparak, vatandaşın oylarıyla iktidara gelen yönetimlere tabiri caizse aba altından sopa gösterilmeye çalışılmaktadır.

Demokraside sandık yeterli değildir sözüyle başlayıp, kitleleri sokağa döküp eylem yaptıran bazı sivil toplum kuruluşlarının gösterilerini demokrasi örneği olarak sunanlar, belki de farkında olmadan bir kaosa davetiye çıkarıyorlar.

Sandığı küçümseyenler, daha çok gürültü ve patırtı yapma özelliğine sahip, küçük ama teşkilatlı güçleri demokrasi örneği olarak sunup kanaatimce büyük hata yapıyorlar.

Ben de o zaman şöyle bir soru sorma hakkını kendimde bulurum. Taksim platformunun çağrılarını demokratik bir hak olarak görüp meydanı işgal eden güçler, aynı şeyleri başkalarının yapmasına ne kadar müsamaha gösterebilirler?

Mesela Cübbeli Ahmet Hoca taraftarları, hocaya haksızlık yapıldığını iddia ederek, yüz bin kişi; sarık cüppe ve şalvarlarıyla Taksim meydanını işgal etseler ve süresiz oturma eylemi yapsalar tavrınız ne olur.

Bu manzara karşısında yazdıklarınızı görür gibi oluyorum. Görüntü kirliliği tabiri başta olmak üzere, gerici, yobaz, Cumhuriyet düşmanları ve akla gelebilecek her türlü hakaretle bu eylemlere karşı çıkacağınıza yüzde yüz eminim.  

Yukarıdaki örneği laf olsun diye de vermedim. Cüppeli hoca başta olmak üzere, birçok cemaatin o meydana söylediğim rakamları yığacak gücünün olduğunu bilmem hatırlatmama gerek var mı?

Hemen karşı çıkarak tarikatler ile sivil toplum kuruluşlarını nasıl bir tutarsınız serzenişinizi duyar gibi oluyorum.

Hiç kusura bakmayın! Sırtını devlete dayamış ve özel kanunlarla kurulan sivil toplum kuruluşlarının yanında, tarikatler gerçek sivil toplum kuruluşlarıdır. Hem bu tabir bana ait değildir. Bu söylem merhum Bülent Ecevit’e aittir.

İşlerine gelmediği zaman demokrasiye yeni tanım bulanlar, yenilen pehlivan güreşe doymaz hesabı, bir gün belki tesadüf de olsa iktidara gelebiliriz diyerek akla hayale gelmeyen yollar denemeye çalışıyorlar.

Geçtiğimiz gün, üniversitede okuyan bir aile dostumuzun kızıyla sohbet ederken, laf dönüp dolaştı gezi olaylarına geldi. Baktım kızımız olaylara katılanları şiddetle eleştiriyor ve başbakana destek çıkıyor, şaka yollu takıldım “ okulda arkadaşlarınla da bu konuyu tartışıyor musun” dedim.  

“Hayır dedi. Bu konuyu onlarla tartışmak mümkün değil. Onlar diyalog değil, monolog yapıyorlar” dedi.

Ardından da, gezi olayına taraf olan insanların bağırarak çağırarak insanları baskı altına almaya çalıştıklarını, oysa bunlara cevap vermeyen büyük bir çoğunluğun ve arkadaşlarının öyle düşünmediğini çok iyi bildiğini ifade etti.

Ben ve benim gibiler bu insanlarla tartışmaya girerek boşa nefes tüketmek istemiyoruz. Bunlara verilecek en güzel cevap sandık başında olur” diyerek açıkçası beni şaşırtan bir cevap verdi.

Gerçekten de Tayyip Erdoğan karşıtları, gerek sosyal medyada, gerekse sokakta, çok çıkan sesleri sayesinde, olduklarından fazla görünmeyi becerebiliyorlar. Bunu yaparlarken de, büyük bir sessiz çoğunluğun sabrını zorladıkça zorluyorlar.

Söz gelişi, nüfusu  elli bin civarında olan bir mahallede, yüz ya da yüz elli kişilik bir gurup, araba kornalarına basarak gecenin saat on birinde yürümeyi bir özgürlük olarak görüyorlar.

Sessiz çoğunluğun harekete geçerek kendilerine sataşması için her türlü rezilliği ve kepazeliği sergiliyorlar ve bunun adına da demokrasi diyorlar.

Dünyalarını Facebook ve twiter gibi sanal alemde yarattıkları dünya ile sınırlı tutarak, tabiri caizse kafalarını deve kuşu misali kuma gömerek gizlendiklerini sanıyorlar. Kısacası şairin dediği gibi alemi kör ve sersem yerine koyuyorlar.

Sıkıştıklarında ikide bir Atatürk’ü yardıma çağırıyorlar. Kendi kendilerine yeni fetvalar uydurarak, onuncu yıl marşı çalınırken ayağa kalkmayanları vatan haini ilan ediyorlar.

Tek parti diktası döneminde bestelenen ve ittihatçı kalıntılarının ideolojik izlerini taşıyan onuncu yıl marşının sözlerini bile incelemeden, halkların kardeşliğinden dem vuranların samimiyetine nasıl inanabilirsiniz.  

Bir hızla kötülüğü, geriliği boğarız;
Karanlığın üstüne güneş gibi doğarız.
Türk’üz, bütün başlardan üstün olan başlarız;
Tarihten önce vardık, tarihten sonra varız.

Türk’üz, Cumhuriyetin göğsümüz tunç siperi,
Türk’e durmak yaraşmaz, Türk önde, Türk ileri!

Yukarıda bir bölümünü verdiğim bu marşta, Kürt,Çerkes,Boşnak,Arnavut,Arap ve laz gibi ülkemizde yaşayan farklı etnik unsurlar kendilerini bulabilirler mi? Bu marşa göre farklı etnik kökenden gelen insanların başları daha mı alçaktır. Böyle bir saçmalık olabilir mi?

Maalesef olabiliyor toplumsal baskı öyle bir şey ki, insanlar kimliklerini dışlayıp ikiyüzlülük yapmak zorunda bırakılıyorlar. Sırf Tayyip Erdoğan karşıtı olmak adına, bu marşı haykırarak okuyan bir Çerkes ya da başka bir etnik unsur, aşağılandığının farkına bile varamıyor.

Bizim asla ırklarla bir kavgamız yoktur ve olamaz da.Bizin inancımıza göre insanların en hayırlısı takvada en üstün olandır.Hiç bir ırk diğerinden üstün değildir.

Suriyeli ünlü düşünür Cevdet Said Çerkes asıllıdır. Bir günü konferans için bir Çerkes derneğine gitmiştik. Konferansın sonunda dinleyicilerden bir kaçı ısrarla Suriye’deki Çerkeslerin durumu hakkında sorular sordular.

Üstad bu soruları sürekli geçiştirdi. Israrlar devam edince hoca patladı. Şu veciz cevabı verdi.

“Beni annem Çerkes olarak doğurmadı.Ben insan olarak doğdum.Annem Çerkesçe biliyordu ve o kültüre mensuptu. Bu sebepten Çerkesçe öğrendim ve o kültürle yetiştim .Başka bir ırka da mensup olabilirdim.Asıl olan insandır.

Suriyede yüz bini biraz aşkın Çerkes var. Oysa Suriye’nin nüfusu yirmi milyondan fazla, neden Suriye halkının durumunu merak etmiyorsunuz.İnsanın akrabasını düşünmesi ve kayırması bir yere kadar olabilir; ancak bu iş ırkçılık boyutuna varmamalı” diyerek bizlere unutulmaz bir ders vermişti.

Türkiye’de maalesef at izi ile it izi birbirine karışmış vaziyette. Asla bir araya gelmeyecek insanların beyinleri Erdoğan nefreti ile yıkanarak bir toplum mühendisliği projesi hayata geçirilmiştir.

İnsanlar sorgulamadan sadece eleştiri esasına dayalı bir bombardımanla beyin yıkama ameliyesine tabi tutulmak istenmiştir.

Görülene göre, bu konuda çalışma yapan kesimler başarılı olamamışlardır.Yani sizin anlayacağınız saflarına yeni elemanlar katamamışlardır.

Yaptıkları uydurma anketlerde bile, Ak Partinin oylarını yüzde kırkın altında gösteremeyen bu insanlara gülmekten başka bir şey gelmiyor elimden. Oysa yüzde kırk kendilerinin rüyada bile göremedikleri bir oran.

Demokrasiye getirilen yeni tanımları eleştirmek maksadıyla kaleme aldığımız yazı, kendiliğinden başka mecraları da içine alarak farklı bir yazı şekline dönüştü.

Hasılı kelam, Demokrasi ne kadar eğip bükerseniz bükün, sonuçta sandığa dayanan bir rejimdir.

İktidar olmak istiyorsanız öyle kıvırtmaya, evelemeye gevelemeye ve ayak oyunlarına gerek yok.

Öyle ikide bir amalı cümleler kurarak çarpıtmayı da bırakın.

Sandığa gelin sandığa !...

YORUM YAZ
TOPLAM 15 YORUM

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.

  • - ender:14 Temmuz 2013, Pazar 11:11

  • - ferhat:14 Temmuz 2013, Pazar 02:57

    yazar abim niye CHP VE KILICDARGLU DIYE YAZAMIYORSUN ? resmen onlari gösteriyorsun ama yazmiyorsun

  • - ertan yormaz:12 Temmuz 2013, Cuma 03:46

  • - ayyildiz:12 Temmuz 2013, Cuma 02:17

  • - mert ok:12 Temmuz 2013, Cuma 02:04

  • - ahmet olsan:11 Temmuz 2013, Perşembe 22:23

    çok güzel, insaflı ve makul bir yazı

  • - Nokta:11 Temmuz 2013, Perşembe 18:27

  • - N.A..:11 Temmuz 2013, Perşembe 18:17

  • - Fatih SULTAN:11 Temmuz 2013, Perşembe 17:16

  • - Fatih SULTAN:11 Temmuz 2013, Perşembe 17:06