ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL15°C
Az Bulutlu

YAZARLAR

Çirkin Amerikalı

Mehdi Çetinbaş

08 Temmuz 2013 Pazartesi 22:47
  • A
  • A

 Andolsun, biz cinler ve insanlardan birçoğunu cehennem için yaratmışızdır. Onların kalpleri vardır, onlarla kavramazlar; gözleri vardır, onlarla görmezler; kulakları vardır, onlarla işitmezler. İşte onlar hayvanlar gibidir; hatta daha da şaşkındırlar. İşte asıl gafiller onlardır. (ARAF 179)

Mübarek Ramazan ayının arife sabahına Mısır’dan gelen bir katliam haberiyle uyandık. Liderleri anti demokratik yollarla, batılıların söylemeye dillerinin varmadığı bir darbeyle indirilen Mursi yanlılarına, sabah namazı kılarken ateş açılmış. Onlarca ölü var.

İşin tuhaf yanı, bu katliamı yapan ve emri veren insanlar da görünüşe göre Müslüman.

Fransız devrimiyle birlikte çiğnenmeye başlanan laiklik sakızıyla, maalesef Müslümanlar adeta ayak paspası haline getirilmiştir.
Kelime anlamıyla gerçek kurtuluş, emin olma, hakka teslim olma anlamına gelen İslam kelimesi, lügatlarda öcü kelimesiyle eş değer tutulmuştur.

Son yüz yıldır Müslüman, kişiliksiz ve kimliksiz bir halk yığını olarak görülmüştür. Her vesile ile aşağılanan ve bütün kaynakları sömürülen bir toplum haline gelmiştir Müslümanlar.
Oysa ilk demokrasi denemesinin dört halife döneminde uygulandığını sık sık söylemlerimizde kullanırız. Peygamberimizin vefatından sonra göreve gelen dört halifenin hiç biri, birbirinin akrabası değildir.

“ Emaneti ehline veriniz” hadisi şerifine muhalif olarak, iktidarı kılıç sahiplerine teslim eden Müslümanların, tesadüfen iktidara geçen bazı adil hükümdarlar dışında, bahtları yüzyıllar boyunca gülmemiştir.

Suriye’li ünlü İslam âlimi Cevdet Said, sık sık İslam dünyası için demokrasiyi adres gösterir. Batının geliştirdiği söylenen demokrasiyi, Müslümanların daha da ileri götürmesini ister.

BM’deki veto hakkına dikkat çekerek, batının demokrasi konusundaki ikiyüzlülüğünü de açıkça ifade eder.”Biz vetonun olmadığı yeni bir dünyayı batılılara sunmalıyız.”der

Batı gerçekten de ikiyüzlüdür. Kendi rahatı için dünyayı ateşe vermekten çekinmez. Sık sık insan hakları ve demokrasi vurgusu yapar. Ancak kendi çıkarları için, dünyanın en anti demokratik yönetimlerinin devamı için onlara her türlü desteği verir.
Mesela Suudi Arabistan’ı ele alalım. Her yıl milyarlarca dolar silaha yatırım yapar. Soruyorum Allah Aşkına ! Suudi Arabistan aldığı silahları nerede ve kime karşı kullanacaktır?

Suudi ordusunun, kendi halkından başka savaşabileceği bir başka ordu var mıdır? 1979 yılında Suudi rejimine baş kaldıran ve Kabe’yi işgal eden 500 kişilik bir Arap kabilesine karşı koyamayan Suudi ordusunun, Fransız Anti terör timinden yardım isteyişini hala unutmadık.

Yakın zamana kadar Türkiye de aralarında olmak üzere, maalesef İslam ülkelerinin ordularının tamamı, kendi halklarını düşman olarak algılama esasına göre dizayn edilmiştir.

Suriye’de üç yıla yakındır meydana gelen olayları yakından izliyoruz. Şimdi maalesef aynı şey Mısır ordusu için de söylenebilir hale gelmiştir. Gerek Suriye ve gerekse Mısır ordusu, halkına düşman, tamamen dışa bağımlı bir yapıdadır.

Bu orduların işlediği cinayet ve yaptıkları katliamlarda onlarla iş tutan dış dünyanın büyük vebali vardır. Suriye’de vebal Rusya’nın sırtında olurken, Mısır’da aktör değişip, Çirkin Amerikalı ya da her hangi bir batı ülkesi olabilmektedir.

Demokrasiyi kutsayan batı dünyasının, eksikleriyle birlikte İslam dünyasının en demokratik ülkesi olan Türkiye’deki provokasyonlara çanak tutuşunu asla unutmamalıyız.

Kendisini savunma durumunda kalan Türk Polisine, öldürücü ve yanıcı maddeler atan provokatörleri görmezden gelen batının, polisin beşer olarak yaptığı en basit bir hatayı bile büyüterek bildiriler yayınlaması iyi niyet eseri değildir.

Darbeyle ve haksız yere liderleri alaşağı edilen, sandıkta kullandıkları oyları gasp edilen Mısır halkının demokratik direnişini görmeyenler, yazımızın başında kullandığımız ayetin muhataplarıdır.

Adları sırf “Müslüman Kardeşler” olduğu için darbeye müstahak görülen insanların demokratik mücadeleleri, batının çirkin yüzünü aleni olarak ortaya koymuştur.

Bu yaşanan olayın utancı Avrupa tarihine silinmez bir şekilde kazınacaktır. Darbe sözünü telaffuz edemediği için kızaran bozaran ve yutkunan Avrupa aydını, bu davranışının ezikliği altında yaşayacaktır.

Mısırda ihvan hareketinin başlatmış olduğu şiddete bulaşmayan demokrasi mücadelesi, umarım en kısa sürede tüm İslam dünyasını kuşatır.

Müslüman Kardeşlerin tarih boyunca çektiği çileler, inşallah İslam demokrasisinin filizlenmesine kapı aralayacaktır.
İnsanlık için güzel olan her şey Müslüman’ın yitik malıdır. Demokrasi kavramının adını batı koymuş ve belli bir oranda da geliştirmiştir. Bizler kavram kargaşası içinde boğulmadan, kendi demokrasimizi inşa etmeliyiz

Ramazan ayına girdiğimiz bu günlerde, gönüllerimizi açarak Allaha dua edelim. Dinimizin eşref-i mahlûkat olarak nitelediği insana, bizler de gereğini yaparak layık olduğu değeri verelim.

Allah’ım İslam dünyasına akıl, izan ve feraset ver. Bizleri birbirimizin hamisi eyle. Bizleri her türlü fitne ve fesattan beri kıl.
Allah’ım bizleri içimizdeki beyinsizler yüzünden helak etme.( Araf 155)

Allah’ım ”İnnemel mû’minûne ihvetun fe aslihû beyne ehaveykum vettekûllâhe leallekum turhamûn” Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin” (Hucurat 10) Ayetinin sırlarına bizi erdir.

 

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.