ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL13°C
Az Bulutlu

YAZARLAR

CHP'yi Bunaltıcı Yaz Sıcakları Bekliyor

Mehdi Çetinbaş

04 Temmuz 2011 Pazartesi 15:15
  • A
  • A
CHP saplandığı bataklıktan kurtulmak için debelendikçe daha da derinlere batıyor. Aklı sıra tatlı su kurnazlığı yaparak, AKP’yi zor duruma düşürecek; ülkede bir kaos meydana getirerek Ergenekon davasını iyice sulandıracaktı.

Tutuklu vekillerin mahkeme tarafından salınması gibi son derece makul bir gerekçe ile yola çıkan CHP, bu olayı sonunda bir kriz haline getirmeyi başardı.

Sürekli olarak yargının bağımsızlığından dem vuran CHP yetkilileri, tutuklu vekillerin salınması için Başbakan’ın talimat vermesi anlamına gelebilecek taleplerde bulunarak, AKP yönetimini krizin odak noktasına çekmek istemişlerdir.

Mersin milletvekili İsa Gök tarafından kullanılan “AKP’ye diz çöktüreceğiz” söylemi, anlaşılan odur ki ters tepmiştir. Cumhuriyet tarihi boyunca yapılmayan bir hareket, CHP tarafından işleme konularak meclis boykot edilmiş, bu olay CHP’nin siciline işlenmiştir.

CHP mevcut yasaları bildiği halde, Ergenekon sanıklarının seçilseler bile tahliye olamama ihtimallerini yok sayarak, sırf kriz çıkarmak için bu ortamı yaratmıştır. Buradan da anlaşılan odur ki, CHP her zaman darbeci ve anti demokratik yapılarla her zaman kol kola olmuştur.

CHP, kendisiyle hiçbir fikri bağı olmayan Mehmet Haberal’ı, Zonguldak gibi Ecevit’in seçim bölgesinden aday göstererek enteresan bir karara imza atmıştır. Ecevit’in siyasi hayatını bitirme operasyonunun mimarı olarak suçlanan Haberal’ın hem CHP, hem de Zonguldak’tan aday olması çok ilginç bir ironidir. Derin güçler, açıkçası CHP’ye “ biz adamı böyle parmaklarımızda oynatırız” demişlerdir.

Eski CHP yöneticisi ve Konda araştırma şirketinin sahibi Tarhan Erdem, “ CHP küçük bir azınlığın elinde rehin durumdadır” sözüyle bir gerçeği ifade etmektedir. Derin devletin kendisine bir makam bulmak için yoğun çaba sarf ettiği Süheyl Batum, DP’ye genel başkan yapılamamış ama ne hikmetse CHP genel başkan yardımcısı olmuştur.

Süheyl Batum,geçmişte yolunun hiç kesişmediği CHP’ye öyle bir uyum sağladı ki, kırk yıllık CHP’li politikacılar onun yanında yaya kaldılar. Öyle ki,kararlar CHP kurullarında konuşulmadan önce Süheyl Batum tarafından kamu oyuna deklere ediliyor, CHP daha sonra bu deklereyi karar haline getiriyor.

Allah hiç kimseyi CHP’li vekillerin durumuna düşürmesin

TBMM meclis başkanını seçiyor. Meclisin çalışmalarını yapması için gerekli sayı fazlasıyla var. Mecliste yemin etmiş 380 milletvekili var.Meclis başkanı seçiminden sonra,hükümetin güven oylaması yapılacak ve meclis Ekim ayına kadar tatile çıkmış olacak.

Şayet durum değişmez ve CHP milletvekilleri kararlarından vaz geçmezlerse, yeminsiz vekiller olarak Ekim ayına kadar halkın arasında dolaşmak zorunda kalacaklar. Bu durumun ne kadar sinir bozucu olduğunu bilmem hatırlatmama gerek var mı?

Yasalar her ne kadar vekiller yemin etmeseler bile, mazbatayı almakla vekillik unvanını kazanırlar diyorsa da, bunu halka anlatmakta CHP’li vekiller çok zorlanacaklar. Önümüz ramazan,ardından bayram geliyor. Vekiller sık sık halk arasında olmak zorunda kalacaklar. Yemin etmedikleri ve vazifelerini yerine getirmedikleri halde, vekil maaşlarını alıp almadıkları sorularına her zaman muhatap olacaklardır. Allah insanı CHP’li vekillerin durumuna düşürmesin.

CHP’nin bir diğer dezevantajı, BDP destekli bağımsızların kuyruğuna takılmış gibi bir görünün arz etmeleridir. Dikkat edilirse, hiç kimse Bağımsızların tutumu ile ilgili bir yadırgama ifade den görüş serdetmemektedir. Halkın onların davranışları ile ilgili bir eleştirel yaklaşımda bulunmaması, aslında BDP için düşünülmesi gereken bir durumdur.

CHP’nin boykotu kıyasıya eleştirilirken, aynı şeyin BDP’ye yapılmaması,halen BDP’nin Türk siyasetinde bağımsız bir aktör olarak tanınmamasının en bariz ifadesidir. BDP, halk arasına ipleri Kandil ve İmralı’dan oynatılan bir kukla görüntüsü çizmektedir. Bu sebeptendir ki BDP’nin hiçbir davranışı halk tarafından yadırganmamaktadır.

Bu son durun ortaya koymuştur ki, Başbakan çok iyi bir kriz yöneticisidir. Etrafındaki danışmanları ile birlikte verdiği kararlarda uzun vadede olacakları çok iyi okumaktadır. Başlangıçta CHP’nin şantajı karşısında zor durumda kalacağı düşünülen Başbakan, bir süre susarak iyi bir politika izlemiştir.

Herkes eteklerindeki taşları döktükten sonra, Başbakan devreye girerek usta bir poker oyuncusu gibi rest çekmiştir. CHP aklı sıra bu reste restle karşılık vererek, tutuklu vekiller salınmadıkları müddetçe meclise girmeyeceklerini ifade etmişlerdir. Başbakan’ın bu söyleme karşılığı çok ağır olmuştur. “Tükürdüklerini yalayacaklar,paşa paşa meclise gelecekler.” İfade çok ağır olmakla birlikte bu çıkış CHP’yi bitirmiştir.

Türk halkından yüzde elli oy alan bir Başbakan’a haddini bilmeden şantaj yapmaya kalkanlar elbette bunun bedelini ödeyeceklerdir. Bu sözleri sarf eden Başbakan’ın çözümsüzlükte direttiğini hiç kimse söyleyemez. Başbakan siyasi partileri önce meclise davet ederek mücadelelerini bu çatı altında vermeye çağırmaktadır.

CHP’nin Tayyip Erdoğan’ın 2002 seçimlerindeki durumunu sık sık dile getirmesi bıkkınlık verdi.
2002 seçimlerindeki Tayyip Erdoğan’ın durumu ile bu günü kıyaslayanlar, kasıtlı olarak olayları çarpıtıyorlar. Unutmayalım! Tayyip Erdoğan 2002 seçimlerinde YSK tarafından aday bile yapılmamıştı. Daha sonra hakkını teslim etmek gerekir,CHP’nin de desteğiyle anayasa değişikliği yapılmış,Tayyip Erdoğan’ın önündeki engel kaldırılmıştır.

CHP’nin bu durumu Ömer Seyfettin’in diyet hikayesindeki gibi, sürekli olarak ısıtıp ısıtıp sofraya sürmesi artık yeter dedirtmiştir. O seçimde 363 milletvekiline sahip olan AKP, meclise giren dokuz bağımsızdan, beş tanesinin oyunu rahatlıkla alıyordu. Bu durumda anayasa değişikliği için gerekli 367 sayısı CHP olmadan da sağlanıyordu. Bu durumu gören CHP, de yasa değişikliğine destek vererek kolaylıkla geçmesini sağlamış oldu. Aksi halde bu değişiklik CHP’siz de yapılabilirdi.

Tayyip Erdoğan olayı TBMM çatısı altında çözülmüştü. Aynı şeyin TBMM çatısı altında yeniden çözülmesinin önünde ne gibi engel vardır? CHP ve BDP’li vekiller meclise gelerek, problemin çözümü ile ilgili çalışmaları bizzat kendileri yapmak durumundadırlar. Şayet bu çalışmalar iktidar tarafından engellenirse, o zaman kalkıp halka şikayet etme hakları vardır.

Bu yazıyı yazdığım sırada CHP’li vekiller mecliste yemin etmeme boykotunu sürdürüyorlardı. Bir aksilik olmazsa, Cemil Çiçek meclisin yeni başkanı olarak, 4 Temmuz 2002 akşamı göreve başlamış olacak. Yeni kurulacak hükümetin güven oylamasını da hesaplarsak,meclis birkaç gün daha açık kalmış olacak.

Bu sürede,şayet CHP, Cemil Çiçek’in tecrübelerinden yaralanarak yemin etmek için bir zemin bulursa ne ala! Aksi halde CHP’yi çok sıcak ve bunaltıcı bir yaz bekliyor.
YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.