ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL12°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

CHP ve Nasrettin Hoca

Mehdi Çetinbaş

03 Kasım 2013 Pazar 10:56
  • A
  • A

 

     Yurt dışı seyahati, bayram, seyran derken uzun süre sizlerden ayrı kaldık. Bu süre zarfında Türkiye’nin gündemi her zamanki gibi değişerek hızlı bir şekilde aktı.

    Marmaray açıldı. Kıtalar arası seyahatler başladı. İnsanlar on beş günlük bedava seyahati fırsat bilerek kıtalar arası git gel yapmaya başladılar.

     Marmaray’ın açılması karşısında hasedinden çatlayan küçük bir gurup, elektriklerin kesilmesi sonucu bir müddet hareket edemeyen Marmaray treni ile dalga geçerek züğürt tesellisi buldular.

     Kısacası, aynı hamam aynı tas. Muhalifler yerinde, hükümet aynı performansta. Değişen bir şey yok. Kısır döngü içinde hayat devam ediyor.

     Bu arada on dört yıl gecikmeyle başörtüsü nihayet meclise girdi. CHP bazı ufak tefek çatlak sesler çıkarmasına rağmen akıllanmış olacak ki, bu konuda tepki göstermedi ya da gösteremedi.

     Gelelim en önemli konumuza.

     Yılan hikâyesine dönen Mustafa Sarıgül problemi, nihayet tatlıya bağlandı.

     CHP genel merkezine gidip af için başvuru dilekçesi vermeyi gurur meselesi yapan Sarıgül için ara çözüm bulundu. O gitmedi ama CHP genel başkan yardımcısı Adnan Keskin Sarıgül’ü makamında ziyaret ederek af edilme talebini içeren dilekçeyi elden alarak meseleyi çözmüş oldu.

     Geçmişte tu kaka dedikleri, hakkında en ağır ithamlarla dolu dosya hazırladıkları Sarıgül, kaderin cilvesine bakın ki CHP’nin kurtuluş ümidi yani can simidi oldu.

     Sarıgül hakkında şu anda olumlu ya da olumsuz bir şey söylemem takdir edersiniz ki doğru olmaz. Hakkında sayısız dosya olduğu söyleniyor. Şayet varsa bile bu dosyaların aday olmasından sonra sızdırılması çok fazla işe yaramayacaktır.

     Burada önemli olan Sarıgül ve ekibinin CHP’ye diz çöktürerek adeta yalvar yakar hale getirmesidir. Sarıgül sonunda dediğini yapmış CHP yöneticilerini ayağına getirmeyi başarmıştır.

     CHP’nin durumunu özetleyen bir Nasrettin Hoca fıkrasıyla konuyu bağlayalım.

     Nasrettin Hoca bir gün tarlaya çalışmaya gitmiş. Giderken yanına su ve bir miktar yiyecek almış.

     Bir müddet çalıştıktan sonra, dinlenme molasında yanında getirdiği karpuzu keserek yemek istemiş.

     Büyük bir iştah ve hevesle karpuzu kesen hoca, büyük bir hayal kırıklığı yaşamış.

     Karpuz yenilemeyecek derecede kelekmiş.

     Öyle sinirlenmiş ki ;bir yandan küfürler savururken,diğer taraftan hırsını alamamış; öyle ki, o kızgınlıkla karpuzun üzerine işemiş.

     Hoca çalışmaya devam etmiş. Hava sıcak , iş çok. Yiyecek ve içecekler de bitmiş. Ev uzak ve işin de bitmesi lazım. Hoca susuzluktan bitkin bir vaziyette ağacın gölgesine oturtmuş.

     O sırada gözü, sinirlenerek üzerine işediği karpuza takılmış. Bir müddet baktıktan sonra, yerinden kalkarak karpuzun başına gitmiş. Biraz inceledikten sonra.”buraya değmedi “diyerek birazını kesip yemiş.

     Bu durum her dinlenme molasında biraz biraz devam etmiş. Bir müddet sonra hoca bakmış ki karpuz bitmiş.

     Hoca kendi kendine söylenmiş.

     “Allahım ben eşeklik yapıp karpuzun üzerine işedim. Ama sen bu karpuzu korudun. Senin hikmetinden sual olunmaz”

     Başka yorum yok anlayana…

 

 

YORUM YAZ
TOPLAM 1 YORUM

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.

  • - gurbet kuşu:05 Kasım 2013, Salı 08:39

    çok güzel bi fıkra yerine oturmuş