ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL13°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

CHP'nin en büyük düşmanı CHP'dir

Mehdi Çetinbaş

12 Mart 2011 Cumartesi 13:21
  • A
  • A
Son günlerde Türkiye gündemini meşgul eden sarışın kadın, tabiri caizse züccaciye dükkanına giren fil misali, CHP’nin iç bünyesini darma dağın etti.

Ankara’da gazetecilik yapan tecrübeli isimlerin tanımadığı Ayfer İklim Bayraktar isimli kadın , ne hikmettir bilinmez, CHP Genel Merkezi'nde cirit atmış. Bütün Türkiye’nin tanıdığı, isim yapmış gazeteciler, CHP’nin üst düzey yöneticileriyle mülakat yapabilmek için günlerce beklerken, bu hanım kızımız; Baykal, Kılıçdaroğlu ve Gürsel Tekin arasında adeta mekik diplomasisi yapmış.

Televizyonda İklim Hanım'ı dinlerken ağzım açık kaldı. Bu nasıl bir gazeteci, bu nasıl bir habercilik dedirten açıklamalar, deyim yerindeyse bomba etkisi yarattı. Deniz Baykal gibi kaset sabıkası olan birinin kendisine sarkıntılık yapmasını iddia etmesi hiç kimseye inandırıcı gelmedi.

ODA TV adlı bir internet sitesinin muhabiri sıfatıyla, boyundan büyük işler yaptığı söylenen İklim Bayraktar, acaba bu işleri kendi başına mı yaptı. Bunu söyleyenlere kargalar bile güler. Öyleyse bu son gelişmeleri nasıl okumalıyız.

Bu gelişmeleri okumak için, objektifimizi CHP’ye zumlamamız gerekir. Malum 12 Haziran seçimlerine çok az bir süre kaldı. Hepimiz de biliyoruz ki, CHP’nin başında henüz bir yılını doldurmamış, rüştünü ispatlamamış bir genel başkan var. Bu genel başkanın devirdiği karizmatik lider Deniz Baykal, parti içinde halen etkin bir durumda. Partinin bir çok organı, hala onun kontrolü altında.

Baykal’a düzenlenmek istenen komplonun ardında HALK TV’nin satışı vardır

Deniz Baykal zamanında kurdurulan, tüzel kişiliği bazı şahıslara ait olarak görünmesine rağmen, CHP’ye ait olduğu herkes tarafından bilinen Halk TV, Baykal’ın genel başkanlıktan ayrılmasından sonra bilinçli olarak dar boğaza sokulmuştur.

Kılıçdaroğlu yönetimi, Halk TV’yi Baykal ekibinin elinden alamayınca, bu yayın organına para pompalamayı durdurmuş ve çalışanları zor durumda bırakarak televizyonun yayınlarının durmasına sebep olmuştur. Siyasi partiler yasal olarak televizyon sahibi olamadıkları için, CHP, Halk TV’yi bir anonim şirket olarak kurmuştur. Yüzde yirmi hisseler halinde beş hisseden oluşan şirketin paravan ortakları, Baykal’ın akrabaları ve güvenilir arkadaşlarından oluşmuştur.

Kılıçdaroğlu, Baykal alaşağı edilip CHP’nin başına geçince, onu rüyada bile görmediği koltuğa oturtanlar, muhtemeldir ki önüne ödenmesi için bazı faturalar koymuşlardır. Bu faturalar arasında Halk TV’de ihtimaldir ki en ön sıralarda bulunmaktadır.

İnternet gazeteciliği yapan, ODA TV adlı , etrafına çamur sıçratmakla tanınan bir yayın organı, dar odadan çıkarak daha geniş çevrelere çamur sıçratmak için Halk TV’yi gözüne kestirmiştir. Soner Yalçın öncülüğünde çalışmalar yapan bu internet sitesi, anlaşılan kadarıyla Halk TV’yi almak ve seçimlerde CHP’yi desteklemek için Kılıçdaroğlu ile bazı pazarlıklar yapmış.

Kılıçdaroğlu, hem Halk TV’yi Baykal ekibinden almak, hem de kanalın mali sorumluluklarından büyük ölçüde kurtulmak için ,TV’yi Soner Yalçın ve ekibine ucuz bir şekilde satmak istemiştir. Soner Yalçın, TV’yi aldıktan sonra çalıştıracağı elemanların adına varıncaya kadar, yaptığı planlamaları Kılçdaroğlu’na aktararak ondan satışta aracılık ve kolaylık istemiştir.

Kılıçdaroğlu ve Tekin’in İklim Bayraktar’ı muhatap alıp dinlemeleri çok ilginçtir

Baykal ve arkadaşlarının, Halk TV’nin Soner Yalçın’a satışına olumsuz yaklaşmaları , muhtemeldir ki ODA TV yönetiminin büyük bir öfkeye kapılmasına sebep olmuştur. İşte böyle bir ortamda, Baykal ve çevresini yıpratma senaryosu devreye konmuştur. İklim Bayraktar’ın tabiri caizse, Deniz Baykal’a sülük gibi yapışarak komplo kurmaya çalışması bu olayların ardından devreye sokulmuştur. Anlaşıldığı kadarıyla İklim Hanım bu konuda başarılı olamamıştır.

Kendisine verilen görevi başaramayan İklim Hanım, son çare olarak, hiçbir belgeye dayanmadan ,Baykal’ı tacizle suçlama yoluna girmiştir. İklim Bayraktar, Gürsel Tekin ve Kılıçdaroğlu’nu da baskı altına almak için, bu taciz edilme senaryosunu onlara da anlatmıştır. Deniz Baykal’ın CHP koridorlarına sinen etkisinden kurtulmak için her yolu deneyen Tekin ve Kılıçtaroğlu ikilisi ,pek de inanmamalarına rağmen, İklim Bayraktar’ın suçlamasını ya tutarsa hesabıyla gizleyerek pusuya yatmışlardır. Burada ilginç olan, Tekin ve Kılıçdaroğlu’nun bu tutarsız bayanı kovmayıp, onun sözünü dinlemiş olmalarıdır. Hatta bu konuda Baykal’a en küçük bir uyarı bile yapmamaları çok ilginçtir.

ODA TV olayı, CHP’de hala iç hesaplaşmanın bitmediğinin bir işaretidir. CHP’de Kılıçdaroğlu ekibi ile Baykal ekibi arasında yürütülen gizli bir savaş mevcuttur. Antalya CHP teşkilatındaki huzursuzluk ve daha bir çok olay, Baykal’a ciro edilerek ,CHP yönetimi, bir tasfiye hareketine girişmek istemektedir. Bu tasfiye hareketinde kamuoyu desteğini almak için, bir şekilde Baykal kamburundan kurtulmak gerekir.İşte Kılıçtaroğlu ve çevresi, seçimlerde yeni isimlere yeni yerler açmak için, Baykal ekibinin boşaltacağı yerlere ihtiyaç duymaktadır.

Allah şeytanı CHP’nin başına musallat etti

Son ODA TV operasyonuna, CHP bir şekilde bulaşmıştır. Son olaylar açıkça ortaya koymuştur ki, Deniz Baykal’a kurulan komplonun bir ucunda Ergenekon bulunmaktadır. Bu da şu anlama gelir. Farkında olsun ya da olmasın, Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin başına geçmesinde, Ergenekoncu güçlerin tartışılmaz etkisi mevcuttur.

Önümüz seçim, aday olmak isteyen bürokratlar, 10 Mart 2011 akşamı istifalarını verdiler. Adaylık için başvuru yapan Silivri sakinlerinin tamamına yakınının CHP’yi seçmesi çok ilginçtir. 12 Haziran 2011 seçimleri, şimdiden çok ilginç diyaloglara sahne olacağa benziyor.

Ben bu seçimlerde en çok Kılıçdaroğlu için (!) üzülüyorum. Her kadına 600 TL maaş bağlamak için hazırladığı projeyi vatandaşa anlatmak istiyor ,toplantılar yapıyor. Hiç kimse Kılıçdaroğlu’na bu proje ile ilgili soru sormuyor. Varsa yoksa İklim Bayraktar... Kılıçdaroğlu ne yapsın…

Meclis'e sokabileceği milletvekili sayısı, taş çatlasa, yüz ile yüz yirmi arası bir rakam. Talep o kadar yüksek ki, Ergenekoncuları kurtarmaya çalışsa, kendisine bile yer kalmayacak. Hem seksen kişilik MYK ,hem illerden gelen baskı, eski milletvekilleri, parlamento için aşeren yığınla bürokrat; velhasıl Kılıçdaroğlu’nun işi çok zor.

Geçtiğimiz gün bir esnaf arkadaşımın yanında otururken, yanına gelen bir arkadaşının CHP ile ilgili sözlerini sizinle paylaşmak istiyorum. Aslında bu yaşlı amcanın söylediklerinin, halk arasında sürekli olarak söylendiğini, sizlerin de defalarca şahit olduğunuzu biliyorum.Yine de tekrar hatırlatmak istiyorum. Yaşlı amca diyordu ki:

“Bu CHP’nin üstünde, köylünün , esnafın, garibanın yenmiş hakkı var. Hepsinden daha önemlisi; Menderes ve arkadaşlarının bedduası var .Bu CHP, Allah tarafından kıyamete kadar iktidar olamama cezasına çarptırıldı. CHP ile kimsenin uğraşmasına gerek yok, Allah birbirleriyle uğraşsınlar ve didişsinler diye şeytanı onlara musallat etti.”

Yukarıdaki sözler, CHP’nin halen halk vicdanında aklanamadığının bir ifadesidir. Başka söz söylemeye gerek var mı?
YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.