ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL12°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

CHP Neye Karşı Çıkıyor?

Mehdi Çetinbaş

29 Mart 2012 Perşembe 16:58
  • A
  • A
Ülkemizde genel geçer bir kabuldür. İnsanlar bilmedikleri konular hakkında ahkam kesmeyi çok severler. Son iki aydır 4+4+4 tekerlemesi ile yatıp kalkıyoruz.

Aslında bahsedilen konu bir eğitim meselesi. Bakıyorum televizyon ekranlarına . Eğitimcilerin dışında herkes konu hakkında bir şeyler söylüyor. Meclis koridorlarında koca koca adamlar birbirlerinin gırtlaklarına sarılıyorlar.

Oysa çok değil, bundan on beş sene önce eğitim sistemimiz nasıldı. Kısaca söylemek gerekirse 5+3 olarak tabir edilen bir sistemle zorunlu eğitim sekiz yıl olarak devam ediyordu. Yani sizin anlayacağınız eğitim kesintili eğitimdi. 28 Şubat’ın dayatmacı zihniyeti, İmam Hatip Liselerinden ÖYS birincilerinin çıkmaya başlaması üzerine büyük bir korkuya kapıldılar. Bu okulları tamamen kapatmaya cesaret edemedikleri için, önce zorunlu eğitimi kesintisiz olarak sekiz yıla çıkararak, İmam Hatip Okullarının orta kısımlarını otomatik olarak kapattılar.

Bununla akılları sıra okulları yok edebileceklerini sandılar. Ancak hesaplar tutmadı. Bunun üzerine YÖK’ü devreye soktular. Katsayı uygulaması adında bir ucube yaratarak, ağacı kökünden kesmeye çalıştılar. Bu öylesine bir kin ve hınç idi ki, İmam Hatipler yüzünden bütün meslek liselerinin köküne kibrit suyu döküldü. 1997 öncesi meslek liselerinde okuyan öğrenci sayısı yüzde altmış beşlerden, yüzde otuzlara geriledi.

On iki yıllık eğitimim son kademesinin dışarıdan bitirmeye açık olmasını eleştirenler, şu anda bu eğitimin zorunlu olmadığını gözden kaçırıyorlar.

Şu anda yapılana bakıyoruz. Zorunlu eğitim sekiz yıldan, on iki yıla çıkarılıyor. Bunun nesine itiraz edeceksiniz. Bay muhalefet için bahane çok! Neymiş efendim; ikinci dört yıldan sonra isteyene açık öğretim imkanı veriliyormuş. Bu sistemde kızlar eve kapatılırmış.

Bahaneleri duyunca, ister istemez insanın sinirleri zıplıyor. Şu anki sistemde sanki liseye gitme mecburiyeti var. Sekiz yılı bitirenleri bazı aileler sanki eve kapatmıyor, ya da erkenden evlendirmiyorlar.

Hükümet bir şekilde olayın üzerine giderek, eğitim seviyesini yükseltmek için zorunlu eğitimi on iki yıla çıkarıyor. Bazı sebeplerle okula gidemeyecek olanlar için, açık lise programını da seçenek olarak ortaya koyuyor.

Ben yirmi yedi sene milli eğitime hizmet verdim. Altıncı sınıftan başlayarak, on birinci sınıflara kadar her kademede derslere girdim. Bunların dışında açık lise tabir edilen dışarıdan bitirme sınavlarında da öğretmen ve yönetici olarak görev aldım.

Bir okulu, açık lise tabir edilen sistemle bitirmenin zorluğunu bilmeyenler, bir zahmet tecrübe edenlere sorsunlar. Örgün eğitimde okumanın rahatlığı yanında, yaygın eğitimin zorluğu kıyas bile edilemez. On iki yıllık eğitim zorunlu olduğu için, adım gibi eminim ki; lise öğrencilerinin yüzde doksan beşten fazlası örgün eğitime devam edeceklerdir.

CHP’nin Allah aşkına neyi savunduğunu bilen biri var mı?

Şu anda ortalığı ayağa kaldıranlardan neye karşı çıktıklarına dair mantıklı bir açıklama duydunuz mu? Ağızlarına almışlar sakız gibi çiğniyorlar. ”Kesintili eğitime hayır” Neden hayır konusunda hiçbir açıklama yok.

Aslında karın ağrıları belli. 28 şubat kararlarında pire için yorgan yakanlarla işbirliği yapan CHP’nin, açıktan açığa söyleyemediği İmam Hatip düşmanlığı su yüzüne çıkıyor. Sırf İmam Hatip liselerinin önünü tıkamak için, bütün meslek liselerini işlevsiz hale getiren zihniyetin son icraatları da yakın zamanda ortadan kalkacak.

AKP yönetimi zaten kıvırmıyor, açık açık söylüyor. 28 Şubat eseri olan kesintisiz eğitimi ortadan kaldırarak tüm izleri ortadan kaldırmayı amaçladığını ifade ediyor. Buna Karşılık CHP’nin neyi savunduğunu bu sisteme neden karşı çıktığını bilen var mı?

Konuşmaya gelince; bu ülkede ilk İmam hatipleri biz açtık, ilk ilahiyat fakültesini biz kurduk gibi cümlelerle oy devşirmeye çalışan CHP lideri Kılıçtaroğlu,aynı CHP’nin, bazı camileri at ahırı olarak kullandığını, Arapça ezanı yıllarca yasakladığını, insanları uzun yıllar samanlıklarda gizli gizli kuran okumak zorunda bıraktığını nedense söylemez.

Tek parti diktatöryası sona erdikten sonra,1950’den beri tek başına iktidara gelemeyen CHP, bunun muhasebesini acaba yapıyor mu? Hiç sanmıyorum! Eğer öyle olsaydı,bu gün içine düştükleri çıkmazı yaşamazlardı.

Her ne kadar inkar etseler de, CHP’nin bu milletin inançlı kesimiyle sürekli olarak bir kavgasının olduğunu görüyoruz. Böyle olunca bizim CHP, Avrupa’daki sosyal demokrat partilerin aksine,dine karşı mesafeli olan marxsist partilere yakın bir politika izliyor imajını veriyor. Her söylemlerinde dini ve dini argümanları aşağılayan söylemlerle bu milletten gittikçe uzaklaşıyorlar.

Kimse merak etmesin! Ne yapılırsa yapılsın; mevcut olandan daha kötüsü olamaz.

Yapılan çeşitli anketlerde, bu milletin yüzde yetmişten fazlası kendini muhafazakar olarak tanımlıyor. Yani hayatına dinin önemli bir etkisinin olduğunu ifade ediyor. Hal böyleyken CHP neden bu milletin inancıyla uğraşır bir türlü anlayamıyorum.

Son eğitim reformu ile ilgili, bir bardak suda koparılan fırtına, CHP’nin kendi dar tabanına yaptığı bir şovdan ibarettir. İktidara gelme umudu olmayan, ancak bunun tabanına yansımasından korkan CHP, değişik atraksiyonlarla tabanını diri tutmak istemektedir. İktidar olmasa bile, TBMM’ye yüz, ya da yüz yirmi civarında bir milletvekili sokarak mevcudiyetini devam ettirmek ve koltuklarını korumak CHP yöneticilerinin en büyük stratejisidir.

Eğitimin içeriğinden ziyade, olayın sayılara gelip takılması, CHP’nin bu konuda can siperane bir mücadele vermesi, zannımca AKP’nin doğru yolda olduğunu gösteriyor. Olay bir noktada eğitim meselesinden çok bir inatlaşmaya dönüşmüş durumda.

Merhum Abdülhamit Han, önemli bir konuda karar alma aşamasına gelince, bir yolunu bulup İstanbul’daki Rus Büyük Elçisinin fikirlerini öğrenirmiş. Sonra da elçinin söylediklerinin tersini yapar ve genellikle de başarılı olurmuş.

Anlaşılan AKP’de aynı yolu izliyor. Milletin kalbine giden yol, CHP söylemine ters hareket etmekten geçiyor.

Şimdiye kadar AKP’nin elde ettiği başarıda, bu metodun oldukça işe yaradığını söyleyebiliriz.

Bir eğitimci olarak, hazırlanan reformun ayrıntılarına girerek başınızı ağrıtmak istemiyorum. Fiziki kapasitenin yetersizliğinden duyduğum endişenin dışında hiçbir tereddüdüm yok. Onun da çok kısa zamanda büyük bir seferberlikle çözüleceğine inanıyorum.

İçiniz rahat olsun!
Yapılan reform en azından, günümüzdeki sistemden daha kötü olamaz.

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.