ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL12°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

Çerkes Soykırımı 150. Yılında

Mehdi Çetinbaş

20 Mayıs 2014 Salı 15:51
  • A
  • A

Tam 150 yıl oldu.

21 Mayıs 1864 Büyük Çerkes Sürgünü ve Soykırımının üzerinden 150 yıl geçmiş.

Atalarımın vatanlarından zorla koparılışının üzerinden koskoca bir yüz elli

yıl geçti. Onlar, diline ve kültürüne yabancı oldukları topraklarda ,her gece

rüyalarında vatanlarını görerek, vatana hasret olarak toprağın bağrına girdiler.

İlk nesil her an Kafkasya’ya geri dönme umuduyla yaşadı. Bulundukları yerlerde

kalıcı ve muhkem konutlar inşa etmediler. Kendilerini bu topraklarda misafir olarak

gördüler.

Yaşadıkları dram, dünyanın en büyük soykırımı olmasına rağmen, onur ve gururları

yüzünden şikayette bulunmadılar.Göz yaşlarını içlerine akıttılar.

Karadeniz’in azgın dalgaları arasına gömmek zorunda kaldıkları soydaşları

yüzünden, yıllar boyu Karadeniz’den çıkan balığı yemeyi içlerine sindiremediler.

21 Mayıs 1864 Çerkes tarihi için bir kırılma noktasıdır. Çerkesler, yaklaşık olarak üç

yüz sene devam eden bir bağımsızlık savaşını, kendilerinden kat kat daha güçlü bir

Rus ordusu karşısında kaybetmişlerdir.

Son Çerkes direniş birliği ,21 Mayıs 1864 günü bugünkü Soçi şehrine otuz kilometre

uzaklıktaki Kabaade platosunda toplanmıştı. Sayıları 20.000 civarındaydı. Çerkes

birliği hasta, yorgun ve yaralı savaşçılardan oluşuyordu. Etrafları yüz bini aşkın Rus

ordusu tarafından kuşatılmıştı. Kısa bir istişarenin ardından teslim olmaktansa

savaşarak şehit olmayı seçtiler. Topluca kılınan namazın ardından, umutsuzca

çemberi yarma harekatına giriştiler. Çok güçlü Rus silahları ve havan ateşi

karşısında büyük zayiat verdiler.

Çerkes birliği, zaten çok dar bir alana sıkışmıştı. Kabaade platosundan Karadeniz’e

akan Açepsu deresinin kenarında toplanmışlardı. Yoğun topçu ateşiyle kırılan

askerlerin dışında, yaralı olarak kalanlar, Rus kazakları tarafından vahşice

katledildiler. Şehit edilen Çerkes savaşçılarının kanları, Açepsu deresinin sularına

karışarak otuz kilometre uzaklıktaki Karadeniz’e kadar ulaştı. Anlatılanlara göre,

Açepsu deresinin Karadeniz’e ulaştığı ağızdaki kızıllık haftalarca kaybolmadı.

Savaşın kazanılmasının ardından Rus birlikleri, parçalanmış şehit Çerkes

savaşçılarının cesetlerini çiğneyerek savaş alanında fener alayıyla zafer şenliği tertip

ettiler. Çar Alexandre 21 Mayıs’ı ordu ve zafer bayramı olarak ilan etti. Ruslar bugün

hâla bu bayramı kutlamaya devam etmektedirler. Savaştan sonra Ruslar, Batı

Kafkasya’nın bilhassa Karadeniz kıyısının tamamen Çerkeslerden temizlenmesine

karar verdiler. Bütün Çerkesleri zorla vatanlarından kopartarak gemilere doldurup

Osmanlı topraklarına sürdüler. Yaklaşık iki milyon civarında Çerkes vatanından

sürüldü. Bu sürgün sırasında beş yüz binden fazla insan yolculuk sırasında hayatını

kaybetti. Bir o kadar insan da indikleri kıyılarda birkaç ay içinde yakalandıkları salgın

hastalıklar sebebiyle hayatlarını kaybettiler.

Osmanlı ülkesinin farklı yerlerine yerleştirilen Çerkesler; Balkanlar, Anadolu ve

Ortadoğu gibi birçok bölgeye dağıldılar. Aradan geçen yüz elli yıl sonra,

Kafkasya’daki toplam Çerkes sayısı 600.000 civarında iken; sürgüne giden,

vatanlarının dışında yaşama ve kültürlerini yaşatma savaşı veren Çerkeslerin

sayısı beş milyon civarındadır.

Çerkesler vatanlarını kaybedip sürgüne gittikten sonra, büyük travmalar yaşadılar.

Osmanlı ülkesine gelir gelmez kendilerini yine savaşın içinde buldular. Balkanlara

yerleşen 150.000 civarındaki Çerkes, 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sonunda

yerleştirildikleri topraklardan ayrılmak zorunda kaldı. Balkan felaketi sonunda topluca

Balkanları terk eden Çerkesler İstanbul’a doğru yola çıktılar.

150.000 civarında Çerkes’in İstanbul’a girişini önlemek için, gelen kafile ordu

tarafından durduruldu ve çadır kamplara yerleştirildi. Çerkeslerin durdurularak

çadırlarda misafir edildiği yere daha sonra Çerkesköy adı verilmiştir. Bir müddet

burada konaklayan Çerkesler, daha sonra Tekirdağ limanında gemilere bindirilerek

Suriye’ye ve Ürdün topraklarına yerleştirilmişlerdir.

Çerkes toplumu uzun yıllar siyasi ve kültürel haklarını arama mücadelesinden uzak

durmuştur. Sovyetlerin yıkılması sonucu anavatanla kurulan yeni ilişkiler Kafkas

toplumunu da hareketlendirmiştir. 1990 yılının sonlarından başlayarak 21 Mayıs

sürgününü anma toplantıları başlangıçta elli altmış kişilik dar çevrelerde yapılırken,

bilinçlenme arttıkça ,anma toplantılarının hem mahiyeti,hem de katılımcı sayısı

artmaya devam etmiştir.

Bu yıl sürgün 150. yıl dönümünde, Türkiye’de on binlerce kişinin katıldığı

organizasyonlar haline dönüşmüştür. Türkiye’de bulunan siyasi kurumlar ve

sivil toplum kuruluşları, 21 Mayısta Çerkeslerin acılarını paylaşan mesajlar

yayınlamaya başlamışlardır.

Çerkesler bu gün, düne göre elbette önemli mesafeler kat etmişlerdir. Türkiye ve

dünya ölçeğinde kazanılan önemli başarılara karşın, sürgün ve soykırım Rusya

tarafından halen kabul edilmemiştir.

Çerkes Toplumu olarak, 1864 yılına geri gidemeyeceğimizin elbette idrakindeyiz.

Bu gün Anavatan Kafkasya’da, halen Türkiye Çerkeslerinin yakın akrabaları

yaşamaktadır. Bu akrabalarla kurulacak olan ilişkilerin hukuki bir boyuta taşınması

gerekmektedir.

Türkiye Hükümeti bu gün, Türkiye’den sürülen Ermeni ve Rumlara vatandaşlık

verme konusunu dillendirirken, aynı şeylerin Rusya Federasyonu tarafından da dile

getirilmesini temenni ediyoruz.

Gürcistan Hükümeti, Türkiye’de yaşayan Gürcülere vatandaşlık verme işini

kolaylaştırarak önemli bir adım atmıştır. Türk Hükümeti de, bünyesinde

bulundurduğu Çerkes toplumunun problemlerine kulak vererek, Rusya

Federasyonu ile çifte vatandaşlık konusunda bir çözüm geliştirmelidir.

Çarlığın bu günkü mirasçısı Rusya Federasyonu, 150 yıl önce yaşanan büyük dramın

acıları hafifletme konusunda önemli adımlar atabilir ve Çerkes Toplumuna zeytin dalı

uzatabilir.

Atalarının topraklarında bırakın vatandaşlık almayı, oturum alabilmek için bile

kota ile karşı karşıya kalan Çerkes toplumu için, bu durum son derece elem

vericidir.

Yüz elli yıl önce vatanlarından sürgün edilen ve bu gün yeniden vatansız kalan

Suriye Çerkeslerinin Kafkasya’ya geri dönüş ve yerleşme konusunda çektiği sıkıntılar

da derhal çözüme kavuşturulmalıdır.

Rusya Federasyonu son davranışlarıyla Çerkes Toplumunu top yekun olarak

karşısına alma noktasına gelmiştir. Sürgün ve soykırım ile ilgili çalışma ve

kampanyaları Rusya’nın artık engellemesi mümkün değildir. Bırakın diaspora

Çerkeslerini, Kafkasya’da yaşayan Çerkesler de artık soykırımın hesabını sormaya

başlamışlardır.

Bizim Temennimiz, Rusya Federasyonu’nun geçmişte sürgün ve soykırıma

uğrayan Çerkesler ile ilgili olumlu adımlar atmasıdır. Bu adımlar atıldığında,

diaspora’da yaşayan çerkesler ,RF ile dünya arasında önemli bir köprü vazifesi

oluşturacaklardır.

Son hareketleri ile 19 yy sömürge politikasını yeniden hortlatan RF, dünyadan hızla

izole olmaktadır. RF , Kafkasya’nın kaynar bir kazan haline gelmesini istemiyorsa, bu

gün hemen tedbirler almalıdır.

Kafkasya, Rusya’nın yumuşak karnıdır. Burada uygulanacak olan politika, baskı ve

şiddetle dayanamaz.

Rusya, tez zamanda Çerkesler ve Kafkasyalılar ile problemlerini masaya yatırmalıdır.

Geçen her gün Rusya aleyhine işlemektedir. 

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.