ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL13°C
Az Bulutlu

YAZARLAR

Çerkes Ethem Çerkes miydi?

Mehdi Çetinbaş

01 Mart 2013 Cuma 08:24
  • A
  • A

Genelkurmay başkanlığı Atatürk’ü halka daha iyi anlatmak için, onun bilinmeyen yönleri başta olmak üzere bir internet sitesinden tanıtım yapıyor. Fazla bilinmeyen fotoğraflarını yayınlıyor.

Bu fotoğraflardan biri de Gazi’nin, Çerkes Ethem ve adamları ile birlikte Ankara garında çektirdiği fotoğraf. Bu fotoğrafta Çerkes Ethem sansüre uğradı. İki metreye yakın boyuyla Atatürk’ün yanında bulunan  Ethem’den nedendir bilinmez hala rahatsızlık duyuyorlar.

Oysa Ethem Bey’den asıl rahatsızlık duyması gerekenler bizzat Çerkeslerdir.

Neden mi?

Buyrun okuyun!

Çerkes Ethem hadisesi, benim tahsil hayatımda çok önemli bir yer tutar. Ortaokul ve Lise tahsilim boyunca dört tarih öğretmeninde okudum. Biri hariç diğer üçüyle büyük tartışmalar yaptım.

Oldum molası asi ve haksızlıklar karşısında parlayan, sözünü sakınmayan biri olduğum için başıma gelmeyen de kalmamıştır. Lisede tarihim çok iyi olmasına rağmen, bir hocam sırf Çerkes Ethem tartışması yüzünden beni ikmale bırakmıştı.

Oysa ben, çocukluğunda Çerkes Ethem zulmü yaşamış, Düzce, Hendek, Adapazarı gibi yörelerde Ethem’in gadrine uğramış insanların hikâyelerini dinleyerek büyümüştüm.

Düzce’de halamın kayınpederi Vahip Dede, onun komşusu ünlü bir İslam âlimi olan Şaguç’lu Şamlı Hoca Mecit Efendi, Düzce’de Ethem tarafından idam edilen Çerkesleri anlatırken ağlarlardı.

Düzce hükümet konağı önündeki çınar ağaçlarında sallandırılan, suçsuz günahsız 53 Çerkes delikanlısını vebali Ethem’in boynundadır derlerdi.

Çerkes Ethem’in Düzce isyanını bastırdığı külliyen yalandır.

1920 yılının nisan ve mayıs aylarında gerçekleşen Düzce ve Hendek olayları, tarih kitaplarında isyan olarak yazılıdır. Oysa o tarihte İstanbul hükümeti fonksiyonel ve ayaktadır. Tarihi her zaman olduğu gibi kazananlar yazar hükmü gereğince bu insanlar asi olmuştur.

Oysa isyanın lideri olduğu ifade edilen Sefer Berzeg, 28 yaşında genç sayılabilecek bir yaştadır. Kan dökülmemesi için çaba sarf eden, Ankara’dan gönderilen heyetle görüşerek isyanı sona erdirmek için çaba sarf eden biridir. İsyanı sonlandırmıştır da.

Çerkes Ethem güçlerinin Düzce isyanını bastırdığı söylemi, külliyen yanlıştır. Çerkes Ethem güçleri Düzce’ye girerken, en ufak bir karşılık görmemişlerdir. Bolu görüşmelerinde sona erdirilen ayaklanma sonucu, insanlar hiç kimseye dokunulmayacağı var sayımıyla silahlarını bırakarak teslim olmuşlardı.

Bütün bu gerçeklere rağmen, Çerkes Ethem ve yandaşları, Düzce’ye girdikleri gibi, en ufak bir araştırma ve soruşturmaya bile gerek duymaksızın, 53 insanı birkaç saat içinde ağaçlarda sallandırmışlardır.

İşin tuhaf tarafı, idam edilen bu insanlardan büyük bir kısmı, şehre giren Ethem kuvvetlerini karşılayanlar arasında bulunuyordu.

Dışarıya karşı her zaman Çerkes Ethem’in savunuculuğunu yaptım. Bu gün yine yaparım. Onun boynuna asılan hain yaftası, haksız bir isnattır. O asla Türk toplumuna ve Turan idealine ihanet etmemiştir.

O, velinimetleri olan padişahlarına bağlılıktan başka dertleri olmayan, ihanet gibi bir kavramı asla aklına getirmeyen,  Çerkes toplumunun celladı olarak tarihteki yerini almıştır.

Çerkes Ethem’e Kurtuluş Savaşı’nda haksızlık yapıldığı ve haksız yere itham edildiği noktasında kamuoyuyla hem fikirim. Benim burada ayrıldığım nokta, Çerkes Ethem’in, adındaki Çerkes unvanının kullanılış şeklidir.

Eğer burada maksat Ethem’in etnik kimliği ile birlikte tanıtılması ise, aynı şeyin başka Çerkesler için de yapılması gerekir. Örneğin; Çerkes Ömer Seyfettin, Çerkes Ahmet Mithat Efendi, Çerkes Yaşar Doğu, Çerkes Hamit Kaplan vs. gibi…

Çerkes Ethem’in, Çerkes ana babadan doğma dışında, Çerkeslikle bir alakası yoktur.

Gerçi, bir insanın gelmiş olduğu etnik yapı, o insanın o topluma aidiyetini ifade etmez. Ben oldum olası ırkçı bir yaklaşıma da karşı olmuşumdur. Çerkes olduğumu her ortamda ifade etmişimdir. Bunu hiçbir zaman başka toplumları aşağılamak ve kendimi yüceltmek amacıyla da kullanmamışımdır.

Gel gelelim ki, kaderin cilvesine bakın ki, hayatı boyunca Çerkeslik ile ilgili en ufak bir çabası olamayan Ethem, hain Çerkes unvanıyla anılmıştır.

Oysa bütün geçmişi Pan Türkist bir idealin peşinde koşmakla geçmiştir. Halide Edip Adıvar, Türkün Ateşle İmtihanı adlı eserinde, Ethem ile birlikte yaptıkları bir yolculuk sırasındaki sohbeti anlatır. Burada, Çerkeslerin Turan ırkının en asil temsilcileri olduğu konusunda Ethem ve Halide Hanım ortak görüş sahibidirler.

Çerkes Ethem hakkında, Çerkesler tarafından dile getirilen ilk aykırı yayını 1979 yılında ben yaptım. Düzceli  Huduj Ergün Demirağ tarafından derlenen bir yazıyı ,o zamanlar yazı işleri müdürlüğünü yapmış olduğum Kuzey Kafkasya  dergisinde yayınlamıştım.

Burada Çerkes Ethem’in Sefer Berzeg’i özel bir kininden dolayı idam etmesi olayı anlatılmıştı. O dönemde de bu yazı ile ilgili olumlu ya da olumsuz birçok tepki almıştım. Daha sonraları bizzat Köprübaşı köyüne giderek olayın canlı tanıkları ve Sefer Bey’in akrabalarından olayı bütün çıplaklığıyla dinlemiştim.

Bandırma, Gönen ve Manyas köylerinde de Ethem’in izlerini sürdüm. Bu yörenin çocuğu olmasına rağmen,  o dönemler (1984-85) görüştüğüm yaşı yetmişin üzerinde olan ve seksene merdiven dayayan yaşlıların ağızlarını açtıklarında ilk sözlerinin Ethem’e bedduayla başladığını fark ettim.

Ethem bu köylere de icraatlarıyla zarar vermişti. Anzavur ayaklanmasını bastırmak bahanesiyle, Gönen ve Manyas’ta Çerkes Ethem tarafından yakılan yüzlerce Çerkes evinden bahsedebiliriz.

Son günlerde Çerkes Ethem, Genelkurmay Başkanlığı sitesinde yayınlanan tahrif edilmiş bir fotoğrafı ile yine gündem oldu. Haklı olarak da olay protesto edildi ve kınandı.

Yine Kayseri’de yapılan “ Çerkes Ethem Paneli “ ilginç konuşmalara ve görüşlere sahne oldu. Sayın Mümtaz’er Türköne, Ethemin mezarının Türkiye’ye getirilmesi ve Bandıma şehir meydanına heykelinin dikilmesinden bahsediyor.

Bu söylem haklı olarak Çerkes toplumunun bir kısmından büyük bir takdir alıyor. Aynı söylemin Düzce’de yapılacak olan bir toplantıda tekrarlanması durumunda ne tür bir karşılık bulacağını kestiremiyorum.

Bence Çerkes Ethem konusu daha etraflıca tartışılmalıdır. Olaya kavmiyet hissi ve Çerkeslik duygusu ile yaklaşmamalıyız. Daha net ifade etmek gerekirse Çerkes Ethem’in kültürel anlamda ne kadar Çerkes olduğunu net olarak ortaya koymalıyız.

Çerkes Ethem anıtı elbette dikilebilir. Bunun yeri ise olsa olsa Ethem kuvvetlerinin Yunan ordularını durdurdukları Gediz Cephesi olabilir.

Nasıl ki Kurtuluş Savaşı’nın yapıldığı yerlerde çeşitli anıtlar görüyoruz. Ethem Bey anıtı da bu anıtlardan biri olmalıdır.

Bu anıtı dikme görevi onu hain ilan eden TBMM ve Genelkurmay Başkanlığı’nın sorumluluğunda olmalıdır.

YORUM YAZ
TOPLAM 11 YORUM

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.

  • - NEZİHA AKAN:09 Aralık 2014, Salı 17:01

  • - Mustafa KUT:25 Kasım 2014, Salı 12:08

  • - manyasli adige:04 Nisan 2014, Cuma 00:53

  • - ADIGE:07 Ekim 2013, Pazartesi 22:00

  • - fatihcandemir:02 Mart 2013, Cumartesi 19:27

    siz kime hizmet ediyorsunuz

  • - KHAZA NARTER:02 Mart 2013, Cumartesi 14:53

  • - jaji yılmaz:02 Mart 2013, Cumartesi 11:14

    ne heykeli yahu cerkezi ac bırakan,katleden bu adamın rus carından ne farkı var

  • - jaji yılmaz:02 Mart 2013, Cumartesi 11:11

    heykelini neden yapıyorlar dirisinden intikam alamıyan cerkezler heykelinden alırlar rus carından ne farkı var

  • - AAjiba:02 Mart 2013, Cumartesi 01:05

  • - ÇERKES:01 Mart 2013, Cuma 23:29

    ÇERKES ETHEM'İN çerkesliğini sorgulamak sana mı kalmış ! O birilerinin resimleri duvara asılsın diye kurban edilmiş bir KAHRAMAN ! O BU VATANIN GERÇEK KURTARICILARINDAN !