ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL13°C
Az Bulutlu

YAZARLAR

Bu tezgâha gelmeyeceğiz

Mehdi Çetinbaş

02 Haziran 2013 Pazar 11:12
  • A
  • A

Taksim gezi parkında meydana gelen olayları değerlendirmek istiyoruz. Geçen yazımızda AKP’deki işletme körlüğünden bahsetmiş, bazı eleştirilerde de bulunmuştuk.

Gezi parkı protestolarını, oradaki birkaç ağacın kesilmesini engellemeye matuf bir eylem olarak görecek kadar da saf değiliz.

Taksim’e yapılacağı açıklanan topçu kışlası ile hiçbir alakası olmayan, sadece Taksim meydanını düzenleme çalışmalarının bir parçası olarak birkaç ağacın kesilmesini engellemek için can siperane mücadele gösteren insanların çabaları göz (!) yaşartıyor.

Halkından kopuk yaşayan, kendilerine özgü kapalı bir dünya inşa eden sözüm ona bazı sanatçıların, ön saflarda görüntü vermelerinin sebebinin rating kaygısı olmadığını kim söyleyebilir? Oraya toplanacak olan binlerin ileride müşterileri olacağını düşünerek, ihtimaldir ki ellerini ovuşturuyorlar.

O eylemde ön safta yer alan birçok ünlünün, ağaçların kesilmesiyle oluşturulan lüks villalarda oturduğunu bilmeyeniniz var mı?

Sarıyer’de Belgrat ormanlarında binlerce ağaç kesilerek arazisi Koç üniversitesine peşkeş çekilirken Taksim’de boy gösterenler neredeydi? Sırtını sermaye çevrelerine dayayıp onların kışkırtmalarıyla hareket edenleri bu millet unutmayacaktır.

Geçmişte bir mayıs eylemlerinde boy gösterip, parklardaki çiçekleri söküp tahrip edecek kadar gözü dönmüş insanlar da, gezi parkında boy gösterenlerin arasından çıkmamış mıdır?

Taksim meydanındaki gösterileri, Tahrir edasıyla halka yansıtmaya çalışanlara hatırlatmak istediğimiz husus,  karşılarında halktan yüzde elli oy almış ve demokratik seçimle iş başına gelmiş bir iktidarın bulunduğudur.

İstanbul Büyükşehir Belediyesinin faaliyetlerini şayet beğenmiyorsanız, on ay sonra yapılacak olan seçimde oylarınızla yönetimi değiştirirsiniz olur biter.

Neymiş efendim; çevreye duyarlı olan insanlar taksime toplanmışlar, masum demokratik eylemlerini yapıyorlarmış. Ne kadar da masum bir davranış!

AKP yönetimi için söylenebilecek en son şey,  yeşil ve çevre düşmanlığıdır. AKP belediyeleri ve hükümeti tarafından dikilen ağaç sayısı, eminim ki Cumhuriyet tarihi boyunca dikilmemiştir.

Taksimdeki gösteriler için birçok bahane bulabilirsiniz; ama en son bulabileceğiniz bahane ağaç katliamıdır.

Topçu kışlası ile hiçbir alakası olmayan sadece yol genişletme çalışması olarak yapılan bir faaliyeti, kitleleri tahrik aracı olarak kullanmak bu ülkeye hiçbir şey kazandırmayacaktır.

Olayı ideolojik bir noktaya taşıyarak, hükümet aleyhtarı bir protestoya dönüştürme çabası, AKP’ye bırakın oy kaybettirmeyi, tam tersine ona oy veren kitleleri daha da kenetleyecektir.

Bu gün meydana gelen olayların çıkış sebebini Taksimdeki birkaç ağacın kesilmesi olarak algılayabilir miyiz? Kesinlikle hayır.

     AKP, son aldığı kararlar ile uluslar arası içki ve sigara kartellerini karşısına almıştır. Son zamanlarda çözüm süreciyle ilgili yapılan çalışmalar da bazı çevreleri rahatsız etmiştir. Türkiye’nin istikrarını bozmak isteyenler bu gün el ele vermişlerdir.

Taksim’e yapılması planlanan topçu kışlası ile ilgili yürütmeyi durdurma kararının, eylemler ile birlikte verilmesi de kafalarda soru işareti doğurmuştur.

On dört ay önce yürütmenin durdurulması için mahkemeye başvuran Gezi Parkı Derneği’nin itirazına bir ay önce cevap verilse bu olaylar olur muydu? Her şeyin bir yerden planlandığı ve gizli bir elin düğmeye bastığı anlaşılmıyor mu?

Hayatı boyunca demokratik bir seçimle iktidara gelemeyen CHP’nin fırsatçı tutumunu bu millet unutmayacaktır. Kadıköy mitingini iptal edip, Taksime yürüyen Kılıçtaroğlu’nun buradan kaç oy derlediğini ileride hep birlikte göreceğiz.

Türkiye’nin gelecek yirmi yılı ile ilgili projeler yapan AKP’nin çalışmaları, uyanan Osmanlı olarak birçok çevrelere korku salmıştır. Politik hırsları akıllarının önüne geçen CHP yöneticileri de bu çevrelere alet olmaktadırlar.

İstatistiğe girecek kadar oyları olmayan marjinal siyasi gurupların peşine takılarak, Türkiye’yi istikrarsızlık ortamına sürükleme çabalarına destek verecek olan CHP, bunun faturasını nasıl ödeyeceğini önümüzdeki günlerde görecektir.

Basit bir olaydan başlayarak provokasyonlarla patlama noktasına getirilen bu olayda, AKP’de kendi hissesine düşen dersi almalıdır.

Başbakan uzun zamandır unuttuğu istişare mekanizmasını yeniden harekete geçirmelidir. Çevresinde bulunan ve geçmişte fikirlerinden istifade ettiği akil adamları ile mutlaka periyodik istişare toplantıları yapmalıdır.

Başbakanımız etrafında oluşan yağdanlıklar zincirini kırıp tabanın sesine mutlaka kulak vermelidir.

AKP tarafından sık sık dile getirilen vesayet rejiminin sona erdiği söyleminin gerçeği yansıtmadığı anlaşılmıştır.

Yıllardır derin güçler tarafından oluşturulan yapıların öyle kolayca yıkılmayacağı anlaşılmıştır.

Son olaylar Ergenekon’un halen faaliyette olduğunun bir ifadesidir.

Bu oyunlar defalarca tezgâhlandı.

Bu millet eminim ki bu tezgâha da gelmeyecektir.

YORUM YAZ
TOPLAM 4 YORUM

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.

  • - SASAS:03 Haziran 2013, Pazartesi 02:46

    öZGÜRLÜK DEDİĞİN AYYAŞLIKÇA VARSIN OLMASIN...

  • - mustafa mete:03 Haziran 2013, Pazartesi 01:10

  • - S Civelek:03 Haziran 2013, Pazartesi 00:28

  • - Sinan Çetiner:02 Haziran 2013, Pazar 23:19