ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL10°C
Yağışlı

YAZARLAR

Bu Oyları Kim Verdi

Mehdi Çetinbaş

14 Haziran 2011 Salı 07:04
  • A
  • A
12 Haziran sabahı,İstanbul’da eşimle birlikte erkenden oyumuzu kullandıktan sonra,Kocaeli’ne, Kartepe ilçesindeki köyümüze gittik. Sonuçları orada takip edeceğiz.
Oy verme işlemi bitti. Sandıklar açıldı.Oyların sayım işlemi devam ediyor. Ben de televizyonlardan sonuçları izlemeye çalışıyorum.

Henüz seçim yasakları ortadan kalkmadığı için,haber merkezlerine gelen sonuçlar doğal olarak açıklanamıyor. Spiker,çok ilginç sonuçlar geldiğini ama yasaklar dolayısıyla açıklayamadıklarını, yasaklar kalkar kalkmaz sonuçları vermeye başlayacaklarını söylüyor.

AKP’ye oy veren ve yüksek beklentisi olan eşim heyecanlanıyor, “Acaba sonuçlar çok mu kötü” diyor. Ben de “ sürprizi neden AKP’nin yüksek oy almasına bağlamıyorsun” diyorum. Saat 18.00 civarı: Bir gazeteci arkadaşın telefonunu çeviriyorum. İlk gelen sonuçlar AKP %58, CHP %19, MHP %10 ve diğerleri.

Tabi bu sonuçlardan saat 16.00 da açılan doğu sandıkları çoğunlukta olduğu için bir sonuç çıkarmak pek mümkün değil. Yine de ilk fikrimiz oluşuyor. Bu seçimlerde AKP yüzde elli civarında bir oy alacak diyorum. Saat 23.00 civarında sonuçlar kesinleşiyor. Belki de son iki aydır ilk defa saat 23.00’da yatıyorum ve derin bir uykuya dalıyorum.

Benim seçimler konusunda tahminlerin bu güne kadar hiç yanılmadı. Çünkü hiç fanatik bir partici olmadım. Bu güne kadar AP ve DYP ağırlıklı olmakla birlikte, sağ yelpazede yer alan Refah,ANAP ve MHP’ye farklı zamanlarda oy verdim. Bu partiler de, benim oy verdiğim zamanlarda en büyük patlamaları gerçekleştirdiler. O seçimlerde vaat ettiklerine inandığım için oy verdiğim bu partileri, ertesi seçimde, vaadler yerine gelmeyince gözümü kırpmadan terk ettim

Türkiye ilk kez seçim ekonomisi uygulamayan bir parti ile tanıştı.

Bunları neden yazıyorum: Fanatik bir parti taraftarı olmadığımı izah etmek için tabi. 2002 seçimlerinde halkın karşısına çıkıp da verdiği sözleri tutan AKP, bu gün oylarını arttırarak üçüncü seçimini kazanmış oldu. Şayet AKP verdiği sözlerde durmayıp, halkı aldatan bir parti olsaydı,onu ilk terk edenlerin arasında ben olurdum.

Türkiye, demokrasi tarihinde ilk kez seçim ekonomisi uygulamayan bir parti ile tanıştı.Daha önceki yazılarımda da defalarca belirttiğim gibi, bu halkı midesinden hayata bağlı zannedenler, bu kez fena halde yanıldılar. Halka sürekli iş ve aş vaat edenlere bu halk inanmadı. Halk, gerçekleşmesi uzun vadede bile olsa, somut projeleri olanlara inanıyor.

Televizyonlarda yorumcuların bir kısmı, geçmişte yazdıkları zırvaları bir kenara atmış, pişkin pişkin yorumlara devam ediyorlar. Çok popüler olmayan bir bayan gazeteci, kıvırmıyor dobra dobra konuşuyor. “ İşçi,memur, çiftçi,esnaf,doktor, eczacı herkes şikayetçi diyorlar. Bu oylar nereden geliyor anlamıyorum” diyor.

Bu sorunun cevabını ben 07.06.2011 tarihindeki yazımda vermiştim. Demiştim ki: “Son on yıldır, Türkiye’de çok ilginç bir seçmen profilinin geliştiğini söyleyebilirim. Bunun yakın örneğini çevremden de gözlemliyorum. AKP seçmeninin büyük bir kısmı, kavgaya ve militanlığa çok uzak bir seçmen kitlesi. Yanında oy verdiği partisi hakkında çok olumsuz görüşler yüksek sesle dillendirilirken bile, sessiz kalmayı yeğleyen bir seçmen.”

Sokakta bağırıp çağırarak oy alınamayacağını muhalefetin artık öğrenmesi gerekir. Her gün bu milletin kutsal değerleriyle alay edenlerle bu millet aynı safta olmak istemez. Halk sıfatını partisinin isminde kullanıp, Türkiye’nin en zengin tabakasına sırtını dayayanların samimiyetine bu millet inanmaz. Türk seçmeni artık doğruları söylediğine inandığı liderlerin arkasından gitmektedir.

Eğer istatistiklerin gösterdiği on milyonun üzerindeki işsizler,Kılıçtaroğlu’nun söylemlerine inanmış olsaydılar, CHP bu gün büyük bir patlama gerçekleştirirdi. O issizler bile, gelecekte kendilerini kurtaracak projelerin, AKP tarafından uygulanabileceğini görerek ona göre oy kullanıyorlar.

AKP zafer sarhoşu olmazsa, Türkiye’yi pekala 2023 yıllarına taşıyabilir.

AKP, bu seçimlerde aldığı yüzde elli oyla, halkta büyük bir beklenti oluşturmuştur. 330’un altında kalan milletvekili sayısı onu anayasa değişikliği yolundan alıkoymamalıdır. AKP her zaman olduğu gibi yine uzlaşmacı bir politika gütmek zorundadır. Bu politika, ileride göreceksiniz AKP’nin oylarını daha da ileri götürecektir.
Bizde, bir partinin üç dönem üst üste seçim kazanması büyük bir olay olarak gösterilirken, dünyada, otuz yıl seçim kazanarak iktidarda kalan siyasi partiler vardır. Vatandaş huzur ve istikrarı nerede görürse ona oy verecektir. AKP, şayet zafer sarhoşu olup şımarmazsa, önümüzdeki dönemlerde; kendi ifadesiyle Türkiye’yi pekala 2023’lere taşıyabilir.

Bu seçimlerin bir diğer galibi BDP destekli bağımsızlar da, ulaşabilecekleri son noktayı test etmiş oldular. Şayet baraj yüzde beşe düşürülmüş olsa bile, alabilecekleri milletvekili sayısının 40- 45 arası olacağını çok iyi gözlemlemiş olmalılar. BDP bu seçimlerden sonra, elde ettiği sayıya dayanarak uzlaşmaz ve provakatif bir politika izlerse, geldiği bu seviye ulaşabileceği en yüksek nokta olacaktır. Akıllı bir politika izlemezse, BDP’nin gelecek seçimlerde ulaştığı bu seviyeyi koruması çok güç olacaktır.
BDP bu güne kadar sadece Kürt etnik kimliğini kullanarak politika yapmıştır. Unutmamalıdır ki, bunun da bir kullanım süresi vardır. Yıllarca dışlanmışlığın ve dayatmaların getirdiği sonuç, BDP’nin ekmeğine yağ sürmüştür. Vatandaşların göğüslerini gere gere “ben kürdüm” dedikleri bir ortamda BDP’nin uzun süre bu kozu kullanması mümkün değildir.

Dikkatli olmazsak,yeni Dersim tertipçileri her an harekete geçebilir.

İster kabul edin ister etmeyin, Kürt meselesi AKP politikaları sayesinde, bu gün düne nazaran olumlu yönde çok daha ileridedir. Başbakan’ımızın dediği gibi bu gün Türkiye’de Kürt sorunu değil, Kürt kardeşlerimizin sorunları vardır. Tıpkı diğerleri gibi.
Şu anda, halen seçimlerin sıcak atmosferini yaşıyoruz. Önümüzdeki günlerde muhalefet partileri içinde yaşanan kavgalara yakından şahit olacağız. İlk kavganın CHP içinde yaşanacağından hiç şüpheniz olmasın. Oraya emanetçi olarak getirildiği aşikar olan Kılıçtaroğlu için zor günler başlıyor. Uykuya yatan Baykal ve Sav hücrelerine karşı bakalım ne yapacak? Gürsel Tekin, Kılıçtaroğlu’na ne kadar sahip çıkacak? Bu soruların cevaplarını yakında bulacağız.

Statükonun kibirli mensupları ,bu seçimde çok büyük bir yara aldılar. Türkiye artık büyük ve saygın devlet olma yolunda prangalarını kırmış olarak ilerliyor. Bu ilerleyişi durdurmak için önümüzdeki günlerde yapılacak yeni hamleleri göğüslemeye hazır olmalıyız.
Unutmayalım 2023 yılına büyük hedefler yükleyen Türkiye, dostlarına güven verdiği kadar, düşmanlarını da titretiyor.
Akamete uğrayacağı bilinse bile, gözü kara düşmanların yeni Dersim’ler, yeni Şeyh Sait’ler denemeleri uzak ihtimal değil.
Bunu denemek isteyenlere hatırlatmakta fayda var.
Unutmayın!
Türkiye artık 1925’lerin Türkiye’si değil !
YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.