ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL11°C
Az Bulutlu

YAZARLAR

Bir Zamanlar Evren Tablolarına Servet Ödeyenler...

Mehdi Çetinbaş

09 Nisan 2012 Pazartesi 16:30
  • A
  • A
12 eylül darbesinin ardından yapılan anayasanın kabulü ve buna bağlı olarak Evren’in cumhurbaşkanlığının onaylanması süreci ile ilgili bazı kalemlerin yorumları çok ilginç.

    7 Kasım 1982 tarihinde yapılan referandumdan, yüzde doksan iki evet oyu çıkmasını, ısıtıp ısıtıp dile getirenler, Evren yönetimine meşruiyet kazandırmaya çalışıyorlar.
   
O oylama yapıldığı sırada doğanlar, bu gün 32 yaşına girdiler. Bu gün, 50 yaş ve üzeri olanlar o günleri çok iyi hatırlayacaklardır. Darbeciler tarafından yaptırılan anayasanın referanduma sunulması sırasında, Kenan Evren şehir şehir dolaşırken, anayasa karşıtı en ufak bir propagandaya izin verilmediğini nedense hiç kimse dile getirmiyor.

    Referandum süreci öyle ilginç olaylara sahne oluyordu ki; kahvede anayasa aleyhine konuştuğu için ihbar edilen, gözaltına alınıp karakolda dayak yiyen sayısız insan örneği hatırlıyoruz. Evren meydan meydan dolaşıp, hakaret dolu sözlerle siyasilere saldırıp, onları tahkir ederken, hiç kimse ağzını açıp cevap veremiyordu.

    Devletin bütün imkanları kullanılarak mitingler tertip ediliyordu. Köy muhtarları korkularından yalvar yakar hatırlarını kullanarak, insanları Evren’in konuşma yapacağı alana taşıyorlardı.

    O sıralarda, 12 Eylül öncesinin olaylarla adı çok sık duyulan Fatsa ilçesinde Öğretmen olarak görevliydim.12 Eylül yönetimi gelir gelmez, İstanbul’dan Fatsa’ya sürgün edilmiştim. Referandum sürecini Fatsa’da yaşadım.

Bazı muhtarlar bizim köyün tamamını toplasam yüz kişi çıkmaz diyordu

O sıralarda kaldığım Emek Otel’in işletmecisi Erdem Abi sayesinde Fatsa’nın bütün girdi çıktı neyi varsa, öğrenme şansına sahip olmuştum. Otele uğrayan bazı köy muhtarlarının çaresiz ve zavallı hallerini görünce içim burkulurdu.
   
Karadeniz turuna çıkan Evren’in, Ordu’ya geçerken Fatsa’da da miting yapacağı söylenmişti. Bu sebepten muhtarlar tedirgindi. Otele uğrayan birkaç muhtarın, Erdem Abi ile sohbetlerine tanık olmuştum.

    Muhtarlar Fatsa’daki Jandarma komutanının çağrısıyla toplantıya gelmişlerdi. Konu Fatsa’ya gelecek olan Evren’in karşılama törenine, her köyden en az  yüz kişinin getirilmesi kararıydı. Komutan, her köyden gelecek olan arabaları askerlere saydıracağım diyerek muhtarlara göz dağı vermişti.
   
Bazı muhtarlar çaresiz, bizim köyde çoluk çocuk toplasan yüz kişi çıkmaz ne yapıcam, komutan beni öldürür diye dert yanıyordu. İnsanlar, böylesine stresli bir ortamda Kenan Evren hazretleri için meydanları dolduruyorlardı.

    Referandum rezaleti ise, çok daha vahimdi. Referanduma katılmak da  zorunlu tutulmuştu. Sandık başlarında bekleyen Jandarmaların gölgesinde insanlar oy kullanıyorlardı. Bütün bunlardan başka, vatandaşa manevi baskı uygulamak için gerekli ne varsa yapılıyordu.

Bu derce ceberut bir baskı olmasa hayır oyları çoğunlukta olur muydu?

Referandumda  kullanılan zarflar öylesine şeffaf olarak basılmıştı ki, hayır oyu kullananlar, çok net olarak dikkat edenler tarafından fark ediliyordu. Evet için beyaz oy kullanılırken, hayır oyu için çok koyu, çivit mavisi pusulalar kullanılıyordu. Çivit mavisi oy pusulası,sandığa atılırken ışıkta çok net olarak fark ediliyordu.
   
İnsanlar böyle bir ortamda, sırf başları belaya girmesin diyerek çoğunlukla evet oyu atıyorlardı. Şayet böylesine ceberut bir baskı uygulanmasa, oylamadan hayır oyu çıkar mıydı diye sorarsanız; ona da evet diyemeyeceğim. Yüzde doksan iki evet çıkmasa bile, yüzde elliyi biraz aşan evet oyu çıkması elbette ki ihtimal dahilindeydi.

    12 Eylülün o karanlık günlerinin yeniden yaşanabileceği ihtimali,insanların büyük bir kısmını evet oyu vermeye doğal olarak sevk etmiştir. Bir doğa yasası olan güce tapma ve genlerimize işleyen yöneticiye itaat duygusu,doğal olarak oylamada kullanılan evet oylarına da etki etmiştir.

    Halkın bir an önce askeri yönetimden kurtularak, sivil yönetime dönme arzusunu, 12 eylülün onaylanması olarak algılayanlar büyük bir yanılgı içine düşmüşlerdir. Darbeyi yaptıktan sonra, toplumu bir koyun sürüsü gibi gören zihniyet, referandum sonrası yaşanan süreçte ne denli aldandığını görmüştür.
   
Meydanlarda yığma kıtalarla alkışlanan Kenan Evren, darbe sonrası demokrasiye geçiş sürecinde hızını alamamış,konsey kararıyla parti kurdurarak milletin oylarına da ipotek koymaya kalkmıştır. Milli Demokrasi Partisi adıyla kurdurduğu partinin başına, Bülent Ulusu Paşayı geçirerek, bir yıl önce referandumda almış olduğu yüzde doksan iki oyu(!) siyasete tahvil etmek istemiştir.

Bir zamanlar Evren’in tablolarına yüz milyarlar verenler sanırım büyük(!)servet kazandılar  

    Bir yıl önce sözüm ona %92 oy alan ve cumhurbaşkanı (!) seçilen Evren, meydanlarda açık açık Ulusu Paşa için oy istemesine rağmen muvaffak olamamıştır. Seçimden bir gün önce yaptığı konuşmada, Turgut Özal ve ona oy verecek seçmenleri açık açık tehdit etmesine rağmen, halk Evren’in sözlerini dinlemeyerek ona büyük bir ders vermişlerdir.

    Kenan Evren’in Cumhurbaşkanlığı görevi sırasında hiçbir gerekçeleri olmadığı halde, sırf ona yalakalık olsun diyerek etrafında dolaşanlar ve methiye düzenler ne tesadüftür ki şimdi müdahiller korosuna katılıp şarkılar söylemektedir.

    Geçmişte sıradan bir ressamın tablolarından bile daha değersiz Evren tablolarına, yüz binlerce liralar ödeyerek işini yürüten uyanık iş adamları ve gazete patronları bu ülkedeki demokrasi katliamının baş sorumluları arasında yerlerini almışlardır. Geçmişte büyük paralar vererek aldıkları tablolar, bu gün herhalde çok büyük bir değer(!) taşıyordur. Eminin ki bu gün, geçmişte  yaptıkları bu yalakalık için utanç duyuyorlardır.

    12 Eylül darbecilerinin bu gün yargılanıyor olmaları,gelecek açısından da çok önemlidir. En azından Türk milletinin genlerine sinmiş olan, güce tapma ve adalet duygusunu yitirme gerçeğinin gözle görülür hale gelmesi için, bu yargılama çok önemlidir.

    Mahkemelerde bazı müdahiller ve müdahil avukatları tarafından dile getirilen, Evren ve Şahinkaya’nın kafes içinde tutuklu olarak mahkemeye getirilmeleri talebi, işi sulandırmaktan başka bir şeye yaramayacaktır. Hem dinimizde, hem de örfümüzde intikam duygusu ile hareket  etmeye yer yoktur.

    Yaşları doksanı aşan bu generaller için, yargılanıyor olmak bile başlı başına önemli bir olaydır. Çok fazla biyolojik ömürleri kalmayan bu insanların bedenlerine işkence yaparak tatmin olmak, onların yaptıklarını iddia ettiğimiz fiilleri yaparak ,onların durumuna düşmek anlamına gelir.

    Şu an yapılan yargılama, tarihe düşülen bir kayıt mesabesindedir. Umudumuz; bu yargılamanın genişletilerek, tüm sorumlularının açıkça teşhir edilmesi ve gelecekte bu tür teşebbüste bulunmaya kalkacak olanlar için caydırıcı olmasıdır.
   ​
                                                              TAZİYE

Çok değerli büyüğüm, Birleşik Kafkas Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı ATA KATI ağabeyimin kızları,Türkiye’nin yetiştirdiği ünlü yazar ve senarist, MERAL OKAY hanımefendinin vefatını derin bir teessür içinde öğrenmiş bulunuyorum. Evlat acısı ıstırabını yaşayan Ata Katı Bey’e, sabır ve metanetler diliyorum. Türk televizyonculuğu ve dizi sektöründe derin izler bıkan Meral Okay Hanımefendiye de Allahtan rahmet niyaz ediyorum.
 
YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.