ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL13°C
Az Bulutlu

YAZARLAR

Beni bir kişi anladı o da yanlış anladı

Mehdi Çetinbaş

02 Nisan 2013 Salı 09:20
  • A
  • A

     Dün yazmış olduğumuz yazıya bir hayli tepki gelmiş. Tamamına yakını güdümlü olarak bize karşı yürütülen bir kampanya ile oluşturulmuş tepki yazıları.

     Yorum yazanların kahir ekseriyeti yazımızı okumamışlar. Büyük bir kısmı manşete çekilen sansasyonel başlığa bakarak yorum yapmışlar. Rahmetli Necip Fazıl bir dönem MHP’ye yakın durmuş, gençleri eğitmeye çalışmıştı. Sonunda hükmünü vermiş, o dönemin ülkücülerini  okumadan ahkam kesmekle suçlamıştı. Anlaşılan değişen pek fazla bir şey  yok.

     Beni eleştiren ve hakaret eden insanları anlayışla karşılıyorum. Çünkü, ben de bu camianın tam olarak içinde yer almasam da ,uzun zaman müttefikleri oldum. Yeri geldi MHP’yi savundum, ona oy verdim. Bu bakımdan, bindirilmiş kıtalar gibi  hareket eden, okumayan, sadece talimatla iş yapan  bu gençleri çok iyi tanıyorum.

     Rahmetli Ömer Lütfi Mete ağabey  1999 seçimlerinde Rize’den aday olunca, oraya gidip kapı kapı gezerek oy topladığımız günleri unutmuyorum. Ne yaptık o seçimlerde? Baş örtüsü problemini çözmek için halktan aldığımız oyların hakkını verebildik mi? Merve Kavakçı yiğitçe direnirken, biz Nesrin Bacımızın başındaki baş örtüsünü çıkarttık.

     O seçimlerde MHP’ye zirve yaptıran oyları kazandıran insanları, daha  sonraki dönemde tasfiye eden MHP baraj altında kalmadı mı?  Yenilginin ardından uzun süre ortalıkta görünmeyen Bahçeli, hiçbir şey olmamış gibi ortaya çıkarak, pişkin pişkin koltuğuna yeniden oturmadı mı?

     Bana hakaret eden dostlar, evet inadına dostlar diyorum. Sizce MHP, yüzde on dört ya da on beş civarında gezinen oylara layık mıdır? Partiyi çok daha geniş kitlelere açmak için aday olan insanlara, geçmişte reva görülen davranışları biz unutmadık. Ramiz Ongun ve arkadaşları gibi bu hareketin çilesini çeken insanlara saldıranları da unutmuyoruz.

     Ben, merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun yakın arkadaşıydım.  Onun şahsında bu harekete bir zaman sempati duydum .Toplumun her kesimi tarafından sevilen böyle bir insanı hareketin içinde barındırmayan ülkücü hareketin oy oranı da ancak yüzde on beş civarlarında gezinir.

     Nasıl ifade derseniz edin benim için çok önemli değil, ama bir gerçek var ki, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları farklı etnik kökenden gelmelerine karşın bu cumhuriyeti ortaklaşa olarak kurmuşlardır.

     18 mart Çanakkale zaferi dolayısıyla yazdığım yazıda açıkça belirtmiştim, dedemin babası Çanakkale’de şehit , dedem ise hem Çanakkale, hem de İstiklal savaşı gazisidir. Dedemin İstiklal madalyası, kayıtlı olarak bana intikal etmiş ve bu madalyayı da bazı törenlerde gururla göğsüme takıyorum.

     Benim büyük dedem bu vatan için şehit düştüğünde bir kelime Türkçe bilmiyordu. Kafkasya’dan Ruslar tarafından sürgün edilen  Yusuf dedem Çerkesti,  vatansızlığın ne demek olduğunu çok iyi bildiği için, yeni geldiği ülkenin varlığı ve bütünlüğü için hayatını feda etti.

     Biz aylardır ne yazıyoruz ve neyi savunuyoruz. PKK terör örgütüdür; Allah belasını versin diyerek defalarca yazdık. Ancak ortada bir realite var. Bu kavga bir şekilde bitmeli. Eline silah alıp da devlete karşı terör eylemi yapanlar, terörden  şayet vaz geçeceklerse, buna fırsat ve zemin hazırlamalıyız.

     Şu anda bir süreç yürütülüyor. Her şeyden önce silah seslerinin susmasına yönelik bir çaba var. Bunu desteklemenin neresi hainlik oluyor. Sürecin bundan sonrası nasıl işleyecek hele bir görelim diyoruz. Bunun neresi hıyanet.

     PKK  şayet silah bırakmazsa ne olacakmış. El insaf! Zaten savaşıyoruz; daha kötü ne olabilir ki. Yeniden silahları ele alıp savaşmak çok mu zor? Kaldırırız uçakları Hakkari’yi, Şemdinli’yi ya da teröre en çok destek veren birkaç ilçeyi Saddam gibi haritadan (!) sileriz olur biter.

   "Vur de vuralım, öl de ölelim"  diye slogan atanlar çok merak ediyorum kimi vuracaklar. Şayet PKK’yı vuracaklarsa; devlet PKK ile savaşmak için profesyonel ordular kurmak için çok çabalar sarf etti. Açılan on beş bin kişilik kadroya üç bin kişi bile baş vurmadı . Klavye başında ahkam kesenler, çok merak ediyorum,terörle savaşmak için profesyonel orduya başvurmuşlar mı?

     Biz Bahçeli’nin bu sloganlara “onun da zamanı gelecek” şeklindeki cevabını tehlikeli bulduğumuzu söyledik. PKK hepimizin üzerinde ittifak ettiği bir terör örgütüdür . Bahçeli şayet  PKK ile aynı metodu kullanacaksa ,ondan ne farkı kalır. Biz, Ülkücü gençliği teröre bulaştırmamasıyla maruf Bahçeli’ye bu sözleri yakıştıramadığımız için bir çağrışım yaptırmak istedik.

     Bizler 12 eylül öncesinin o karanlık günlerine yakinen şahit olduk. Ülkücü gençliği kullanarak denge politikası yürütenler tarafından asılan Mustafa Pehlivanoğlu’nu unutmadık ve unutmayacağız.

     Geçmişte derin devletin oyununa gelip kullanılan ülkücüler, yeniden aynı oyuna mı gelecekler . Biz tekrar uyarıyoruz bu son oyun çok tehlikelidir.

     Biz dostça uyarılarda bulunmak istedik. Ne edelim ki yazdıklarımız iyi okunmadan saldırılara maruz kaldık.

     Merhum Üstad Necip Fazılın İBDA-C kurucusu Salih Mirzabeyoğlu için söylediği rivayet edilen bir sözle yazımızı bitirelim.

   “ Beni bir kişi anladı; o da yanlış anladı.”

YORUM YAZ
TOPLAM 3 YORUM

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.

  • - sergen:04 Nisan 2013, Perşembe 02:53

  • - ömer Y.:03 Nisan 2013, Çarşamba 19:36

  • - Ç.Alkan:02 Nisan 2013, Salı 11:06