ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL13°C
Az Bulutlu

YAZARLAR

Ben sizin cemaziyel evvelinizi de bilirim

Mehdi Çetinbaş

24 Nisan 2013 Çarşamba 08:56
  • A
  • A

     Son zamanlarda bir hastalık peyda oldu ülkemizde. Bir takım insanlar ellerine bayraklar alarak, gelişi güzel sallayarak, sözüm ona gösterilerde bulunuyorlar; hükümeti protesto ediyorlar. Neymiş, vatanı böldürmeyeceklermiş. Türkiye cumhuriyetine sahip çıkıyorlarmış. Hadi oradan!

     O gösterileri yapanlara öncülük yapan, onların akıl hocaları olan kişilerin bir kısmını, ben de yakından tanıyorum. Geçmişte biz ellerimizde Türk bayrağı ile miting meydanlarında bulunurken, ellerinde kızıl yıldız ve orak çekiçli bayrakları ile bize saldıran bu insanları ben çok iyi tanıyorum.

     Hani bir söz vardır: “Ben senin Cemaziyel evvelini de bilirim “ diye !

     Bu  darb-ı meselin çıkış sebebi olarak anlatılan kıssayı bilmeyenler için tekrarlayalım.

     Osmanlının son yıllarında, fakirliğin diz boyu olduğu bir zamandır.  Giyecek çok pahallıdır. Kumaş dışarıdan ithal edilir. O derece ki, insanlar iç çamaşırı satın almakta bile zorlanırlar.

     Bir devlet dairesinde orta halli bir memur, arşivde çalışmaktadır. Osmanlı arşivlerinde evraklar aylık olarak bez torbalarda saklanır, her torbanın üzerine ait olduğu ay yazılırdı. Saklanma süresi dolan gereksiz evraklar, zamanı dolunca imha edilirdi. Üzerinde Cemaziyel evvel (Mayıs ayı) yazılı evrak torbası boşalınca, gariban memur çuvalı dolabına saklar. Akşam olunca patiskadan dikilen çuvalı evine götürür ve sökerek çuvaldan kendine bir iç çamaşırı diktirir.

     Bu çamaşırı içinde giyen memur, bir günü arşivde iş elbisesini çıkarıp pantolonunu değiştirirken arkadaşı tarafından görülür. İç donunun arkasında silinmez boya ile yazılan cemaziyel evvel yazısı bütün ihtişamıyla aynen durmaktadır.  Arkadaşı o anlık görmemiş gibi davranır.

     Gel zaman git zaman, o fakir memur yükselir, makam sahibi olur ve müthiş bir değişime uğrar. Bir cemiyette eski arkadaşları onun hakkında çeşitli anekdotlar anlatırlar. Kimisi över kimisi de yerer. O ana kadar lafa karışmayan arkadaşı söze müdahale eder ve baklayı ağzından çıkarır. “Bırakın o mendebur herifi, ben onun cemaziyel evvelini de bilirim" der.

     Bizim cemaziyel evvelini çok iyi bildiğimiz isimler, bu gün ellerinde Türk bayrakları ile sözüm ona vatan kurtarıyorlar.

     Kürdistan dağlarında savaşan gerillaya selam gönderenler, Bekaa Vadisinde Öcalan ile birlikte Kürt militanlarını selamlayan insanlar, kalkmışlar akıl veriyorlar.

     Yıllarca bu ülkeyi babalarının tapulu malı gibi görüp dilediği gibi yönetenler, aydınlanma ve bilinçlenme döneminde etkilerini kaybetmişlerdir. Toplum mühendisliği projeleriyle yıllarca bu milleti yönlendiren güçler, bütün senaryolarını oynayıp tüketmişlerdir.

     Tabelalardan T.C siliniyor ve kaldırılıyor diye sanal alemde isimlerinin önüne T.C ibaresi koyarak ülkelerine sahip çıktığını zannedenleri gördükçe, gerçekten de sanal bir toplum haline dönüşmenin ıstırabını yaşıyorum.

     Koskoca Türkiye Cumhuriyeti’ni, fındık kabuğunu doldurmayan meselelerle uğraştıran insanlara da acıyorum. Anayasada açıkça yerini bulan devletin ismini, bu ülkede sanki tartışan varmış gibi kuru gürültü yapanların maksadı üzüm yemek değildir.

     Otuz küsur yıldır devlete baş kaldıran PKK ve Öcalan bile, T.C ismine karşı değildir. Tabelalarda ve antetli kağıtlarda uzun uzun her defasında bu resmi unvanın yazılması bize ne kazandıracaktır. Bursa devlet hastanesinin tabelasında T.C ifadesi yazmazsa , bu hastane Yunan devletine mi ait olacaktır.

     En gerilimli günlerde, seçim çalışmaları sırasında Hakkari’ye giderek burada Türk bayrakları sallayarak miting yapan bir iktidar partisine, bayrak sallamak ancak tereciye tere satmaya benzer.

     Neredeyse üç ay oluyor; hiçbir eve şehit cenazesi gelmedi. Cami avlularından zorla cenazeleri alıp “şehitler ölmez vatan bölünmez” sloganları atmaya alışanlar anlşılan işsiz kaldılar. Hükümete muhalefet etmeyi ,gelecek olan şehit cenazelerine endeksleyenleri, bu millet kolay kolay affetmeyecektir.

     Yurdun değişik bölgelerine yayılıp halkın problemlerini dinlemeye ve objektif raporlar hazırlamaya çalışan heyetlere hakaret edenler de, boylarının ölçüsünü alacaklardır. Bu hareketleri yapanların eğer gözleri kör değilse, toplumdaki karşılıklarının ne olduğunu görüyor olmaları gerekir.

     CHP ile MHP aynı çizgi ve aynı söylemde buluşmuşlardır. Bu durumda merhum Türkeş’in kemikleri sızlıyordur. Birbirlerinin oylarına göz diken muhalefet partilerinin, iktidar olmak ve iktidara yürümek gibi bir hedeflerinin olmadığı aşikardır.

     Bütün provokasyon  çabalarına karşın, barış süreci çok iyi gidiyor. Yurdun belirli bölgelerinde mitingler yaparak ülkeyi böldürmeyiz nutukları atanlar, aynı toplantıları Diyarbakır ve Van’da da yapmadıkları sürece asıl bölücü kendileri olacaklardır.

     Hükümet kanadı , hem Kürt insanının hem de Türk etnik kökenli vatandaşlarımızın yoğun olduğu bölgelerde aynı çalışmaları yapıp süreci anlatırken, Bahçeli’nin Türk etnik kimliğini ön plana çıkararak yapmış olduğu mitingleri iyi niyet eseri olarak görmek mümkün  müdür?

     CHP ise tam bir içler acısı durum sergiliyor. Halkın ve tabanın tepkilerini görüp CHP’nin süreç dışında kalmasını eleştiren genel başkan yardımcısı, istifaya davet edilerek sürece önemli bir katkı (!) sağlanıyor.

     İnşaallah bu süreç kısa zamanda tamamlanacak. Yıllarca terör korkusundan boşalan topraklara yeniden hareket ve hayat gelecek. O zaman bu ağır hakaretleri yapan insanların yüzleri kızarmayacak mı? Kızarmayacak! Dün dündür, bu gün de bu gündür pişkinliği ile yollarına devam edecekler.

     Ben ise, Yüksekova hava alanının açılacağı günü dört gözle bekliyorum. Bu alana yapılacak seferin ilk yolcuları arasında bulunmaktan büyük bir bahtiyarlık duyacağım.   

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.