ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL11°C
Az Bulutlu

YAZARLAR

Başbakan'ı eleştirmeme yardımcı olun

Mehdi Çetinbaş

28 Haziran 2013 Cuma 00:56
  • A
  • A

"Yazılarını okuyorum, genelde de beğeniyorum” dedi. İlave etti: "Başbakana yapılan eleştirilerde hiç mi haklılık payı yok? Ben seni objektif bilirim ama bakıyorum hep Tayyip’ten yana yontuyorsun!".

Kendi kendime düşündüm. Gerçekten de ben dışarıdan fanatik bir AKP’li gibi mi görünüyorum acaba diyerek kendimi sorgulamaktan alamadım. Geriye dönük yazılarıma baktığımda, bana haksızlık yapıldığını gördüm.

Zaman zaman AKP’ye oldukça sert eleştiriler de yöneltmişiz.  Taksim gezi parkı olayları patlak vermeden,30 Mayıs tarihinde yazdığım ve 31 Mayıs 2013 tarihinde yayınlanan “AKP ve İşletme körlüğü” adlı yazım bunun en büyük delilidir.

Başbakan’ın ve çevresinin yaptığı ve onaylamadığımız birçok olayı eleştirmişiz, ama eleştirilerimiz hep demokratik çerçevede kalmış.

Topçu kışlasının yapımına biz de karşı çıkmışız ve gerekçesini de açıklamışız. Çamlıca’ya yapılması düşünülen camiye karşı çıkarken, Taksim’e mutlaka büyük bir cami yapılması zaruretini gerekçeleriyle açıklamışız.

Başbakan’ı yeri geldiğinde elbet yine eleştiririz ama sırf eleştirmiş olmak için eleştirmeye de karşıyız. Sokağa çıkıp, Tayyip istifa diye bağıran insanların da, bunu açıklayan bir argümanlarının olması gerekir.

Neymiş efendim bağırıyor, azarlar gibi konuşuyor; kaç çocuk yapmamız gerektiğine varıncaya kadar özel yaşantımıza karışıyor. İçkiyi yasaklıyor. Özgürlüklerimiz kısıtlanıyor, vs. vs…

Hiç kusura bakmayın ama bu görüşlerin hiç birine katılmayacağım. Başbakan bir politikacıdır. Muhatabı da seçmenlerdir. O, bu görüşlerini, seçim meydanlarında aleni olarak dillendirerek oy almadı mı?

Geçmişte iktidar olan hükümetler, bunun tam tersini yaparlardı. Halktan almadıkları yetkileri kullanarak akıllarına gelen her şeyi yaparlardı. Bunu yaparlarken, halk ne düşünüyor diye sormak kimsenin aklına bile gelmezdi.

Mesela onlar Başbakan’ın aksine, doğum kontrolünü teşvik ederler, bunun için Anadolu’yu köylerine varıncaya kadar karış karış dolaşır, kadınlara başta doğum kontrol hapı olmak üzere çok çeşitli önleyici tedbirler uygularlardı.

Buna karşılık hiç kimse, doğum kontrolüne karşı olduğu için sokaklara çıkmaz, insanlar bildiklerini okurlardı. Sandığa gittiklerinde de hesap sorarlardı.

Allah aşkına, Başbakan’ın yaptığı, ya da yapmak istediği şeyler seçim programında yok muydu? Üçüncü köprüyü, hava alanını, Kanal İstanbul’u, topçu kışlasını seçim meydanlarında bağıra bağıra ilan edip halktan yüzde elli oy almadı mı? Hükümetlerin icraat yapmalarının başka bir yolu var mı? Tam tersine, bu vaatlerini yerine getirmezse hesap vermesi gerekmez mi?

Başbakanın konuşma tarzını elbette beğenmeyebilirsiniz. Bir başkası da Kılıçdaroğlu’nun konuşmasına tahammül edemeyebilir. Demokrasi sonuçta bir uzlaşma kültürüdür.

Demokrasi size oy vermeyen azınlıkların haklarını da korumayı gerektirirken, oy veren çoğunluğun da haklarını gözetmektir.

Eğer siz gecenin saat on birinde elinizde tava ve tencere çalarak protesto etme özgürlüğünü kullanırken, karşınızdaki insanları rahatsız ederek onların dinlenme özgürlüğünü kısıtladığınızı fark etmiyorsanız demokrasi anlayışınızda bir eksiklik var demektir.

Siz bir kafeler zincirini boykot edebilirsiniz; bu sizin özgürlük alanınızdır. Ama eğer ben o kafede oturup dondurmamı yiyorsam, içeri girip beni taciz edemezsiniz. Demokrasi size böyle bir yetki ve hak tanımamıştır.

Hiç kimsenin kimseyi dinlemediği, herkesin konuştuğu ortamdan sadece anarşi çıkar. Çarşı her şeye karşı mantığı demokrasilerde geçmez. Karşı olduğunuz şeye neden karşı olduğunuzun bir açıklaması yoksa burada gerçekten de sakat bir durum vardır.

Tayyip İstifa sloganı atan bir kimse, bunun gerekçesini izah etmelidir. Tut ki sizin sessinize kulak vererek Tayyip istifa etti. Peki, sonra ne olacak? Böyle ayağı yere basmayan saçma sapan sloganlarla nereye varabilirsiniz?

Bu yazıyı yazarken kapı çaldı. Baktım postacı. Elinde bir zarf ile eşimi soruyor. Pasaportunu getirmiş imza karşılığı teslim ediyor.

Bir an on on beş sene geriye gittim. Pasaport almanın ne kadar büyük bir işkence olduğunu hatırladım. Oysa eşim beş gün önce müracaat etmiş, bir önceki gün de, telefonla pasaportunun postada olduğu ve kendisine ertesi gün teslim edileceği hatırlatılıp evde olması istenmişti.

Gençler, doğal olarak bu kolaylıkların nasıl oluştuğunu bilmezler. Hastanede muayene sırası almak için sabahın beşinde kalkıp annemi tedavi ettirmek için numara aldığımı söylediğimde benim ne anlattığımı kimse doğal olarak anlamaz. Çünkü gençler elini kolunu sallayarak hastahaneye gidebiliyor.

İnsanoğlu rahata çok çabuk alışıyor. Geçmişi hemen unutuyor. Hele yirmi, ya da yirmi beş yaşlarındaki çocukların bunları bilmemesi çok doğal.

Benim gözümde AKP’nin eksikleri yok mu? Elbette var ancak, benim eleştirilerim tencere tava çalanlarla aynı değil. Bana göre AKP, başarının getirdiği gurur sarhoşu olarak ayağını yerden kesme noktasına gelmiştir.

Bana sorarsanız; Başbakan’ın daha yumuşak bir üslup kullanmasını elbette isterim. Ancak bir politikacı, hakaret söylemleri içeren konuşmalar yapmadıktan sonra, şöyle konuşsun ya da böyle konuşsun diyerek eleştirme hakkını da kendimde bulmuyorum.

Tayyip Erdoğan, bu söylemi ve üslubuyla, üçü genel seçim, ikisi yerel seçim, ikisi de referandum olmak üzere arka arkaya yedi seçim kazanmıştır. Üstelik de bu seçimleri artan bir oy oranıyla kazanmayı bilmiştir.

Dünyanın her yerinde politikacının performansı, kazandığı seçim ve aldığı oy ile ölçülür. Bu karneye baktığımızda Başbakan için başarısız demek mümkün mü?

Cumhuriyet tarihi boyunca parti tüzüğüne, üç defa seçildikten sonra görevden ayrılma şartını koyan bir başka parti söyleyebilir misiniz? Üçüncü dönemin sonunda görevi bırakacak olan bir lidere diktatör diyebilmek mümkün mü?

Denilebilir ki, efendim Tayyip bey buradan Cumhurbaşkanlığına geçiş yapacak onun için çok fazla bir şey değişmeyecek.

Yine sorarım; 2002 yılında parti kurulurken konulan bu şartlar, Cumhurbaşkanlığı ön görülerek mi oluşturulmuştur.

Kısacası söyleyecek o kadar çok şey var ki.

Tayyip Erdoğan’ı eleştirmek maksadı ile klavye başına oturup yazının geldiği noktaya bakın.

Değerli okurlar ne olur beni mazur görün ve bana yardımcı olun. Tayyip Erdoğan’ı somut deliller ile eleştirebilmek için yardımlarınızı bekliyorum.

YORUM YAZ
TOPLAM 22 YORUM

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.

  • - üniversite öğrencisi:01 Temmuz 2013, Pazartesi 21:59

  • - Yazete Takipcisi (N.A.):01 Temmuz 2013, Pazartesi 20:39

  • - Yasin:01 Temmuz 2013, Pazartesi 16:22

  • - Gerek yok:01 Temmuz 2013, Pazartesi 15:58

  • - faruk kullu:01 Temmuz 2013, Pazartesi 15:21

  • - asıl cahıl kım gorduk:01 Temmuz 2013, Pazartesi 15:02

  • - averi:01 Temmuz 2013, Pazartesi 14:33

  • - antiakp-tokat60:01 Temmuz 2013, Pazartesi 14:29

  • - atam izindeyiz:01 Temmuz 2013, Pazartesi 14:11

  • - Suat ÜNAL:01 Temmuz 2013, Pazartesi 14:03