ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL10°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

Balkan Seyahati Notları

Mehdi Çetinbaş

09 Mayıs 2014 Cuma 10:46
  • A
  • A

KALKANDELEN VE HARABATİ BABA DERGAHI

 Balkan gezimize kaldığımız yerden devam ediyoruz.

 21 Nisan 2014 Struga’daki otelimizdeki kahvaltının ardından saat

08.30’da hareket ediyoruz.

Bu gün Mavrova ve Gostivar’ı panaromik olarak gördükten sonra

asıl ziyaret yerimiz olan Kalkandelen’e(Tetovo) gideceğiz.

Ohrid ve Struga’yı tatlı anılarla geride bırakıp yine yola

koyuluyoruz. Yolda daha önce dikkatimi çekmeyen, sadece küçük

uçakların inebildiği Ohrid havaalanını görüyorum.

Şehri arkada bırakıp, düz ovada dağlara doğru ilerlemeye

başlıyoruz. Kril alfabesini okumayı bildiğim için tabelaları okumada

pek zorlanmıyorum. Tabelada Skopje (Üsküp) 180 km yazıyor.

Sağlı sollu köyler dizilmiş. Çok ilginç; köylerin tamamına

yakınında bizim Anadolu’da gördüğümüz manzara var. Her köyde

uzun ve ince bir minare görünüyor. Güney Makedonya köylerinin

neredeyse tamamına yakını Müslüman nüfustan oluşuyor.

Yine bana ilginç gelen bir özellik daha var. Camiler ne kadar

küçük olursa olsun, yanında devasa; neredeyse elli metre yükseklikte

minareleri var. Bunun sebebini sonradan Üsküp’ü görünce daha iyi

anlıyorum.

Makedonya’da, dinler arasında adı konmamış gizli bir semboller

savaşı var. Makedonlar her ne kadar özgürlükçü ve hoşgörülü rolü

oynasalar da (başka çareleri de yok) aslında koyu bir hristiyan

taassubuna sahipler.

Ülkenin içinde bulunduğu bütün ekonomik zorluklara karşı,

cemaati olmayan ama görüntüsü güzel olan yerlere görkemli kiliseler

inşa ediyorlar.

Hele Üsküp tam bir facia . Üsküp’ün İslam özelliğini gölgelemek için

neler neler yapmışlar. Bu konuyu Üsküp kısmına geldiğimizde daha

geniş olarak anlatacağım.

İşte Makedonya Müslümanları da, biz de varız ve buradayız

demek için, İslam’ın sembolü olan minareleri elden geldiğince göğe

yükseltmek için yarış halindeler.

Nihayet düz yol bitiyor ve kavisler çizerek dağlara doğru tırmanışa

geçiyoruz. Ormanların bitki örtüsü aynen Marmara bölgesini

andırıyor. Meşe, gürgen,dış budak,akasya,karaağaç ve çam gibi ağaç

türlerini görüyorum.

Tırmanışa geçtiğimiz dağlar, ünlü Şar Dağları . Makedonya’yı

ortasından Güney ve Kuzey olarak ikiye bölüyor. Aynen bizim

Marmara’daki Samanlı sıra dağlarını andırıyor.

Ortalama yüksekliğin 2500 metre olduğu söyleniyor. En yüksek

tepesinin adı Büyük Türk Tepesi . Rakım ise 2750 metre.Döne döne

dağların zirvesine doğru çıkışa devam ediyoruz.

Ohrid-Üsküp arası 180 kilometrelik yolun neden üç saatten fazla

sürdüğünü bu dağları görünce anlıyorum. Bir arkadaş espri yapıyor.

“Erdoğan buraya tünel açarsa Ohri- Üsküp arası bir saate düşer”

diyor.

Yükseldikçe kar kümelerini görmeye başlıyoruz. 2300 metre

yüksekte kendi zirvemizi buluyoruz. Tam zirvede bir dinlenme tesisi

yer alıyor. Burada mola veriyoruz.

Otobüsten inen herkes hasret kaldığı kar ile kucaklaşıyor. Yoğun bir

kartopu mücadelesi yaşanıyor. Etrafımızdaki Makedonya vatandaşları

bizi şaşkın gözlerle izliyor. Hele bizim gibi bu yıl hiç kar görmeyen

İstanbul’lular için iyi bir eğlence oluyor.

Kaptanımız zirve inişinin daha kısa olduğunu söylüyor.

Bulunduğumuz yer Şar Dağlarının Mavrova kısmı. Adına Türküler

yakılan Mayadağdaymışız.

“ Mayadağ’dan kalkan kazlar

Al topuklu beyaz kızlar”

Türküsüne ilham veren dağın zirvesinde olmak güzel bir duygu .

Hemen aşağıda türküye nakarat olan Vardar ovası başlıyor.

Balkan türkülerinin büyük üstadı Arif Şentürk’ün kulaklarını

çınlatıyoruz.1978-79-80 yıllarında Zeytinburnu İhsan Mermerci

Lisesi’nde Edebiyat Öğretmeni olarak görev yaparken, tıraş

olduğumuz berberimiz Şentürk sayesinde Balkan türkülerini sevdiğimi

anlatıyorum.

Ayıptır söylemesi; arkadaşlarım Arif Şentürk’ün taklidini oldukça

iyi yaptığımı söylerler. Otobüsümüz Mavrova’ya yaklaşırken elime

mikrofon veriyorlar. Geri çevirmek olmaz.

Mavrova’dan aldım sümbül bir okka nohut

Al beni bre sar more sümbül koynunda uyut

Gel yanıma gir canıma ayletme(ağlatma) beni

Yedi da sene mapusta yatcem alacam seni

Arif Şentürk taklidiyle söylediğim bu türkü büyük ilgi topluyor.

Hatta kameraya alanları da görüyorum.

Adına türküler yakılan Mavrova, aslında küçük bir kasaba, hatta

kasaba değil iki üç bin nüfuslu şirin bir köy. Burası Gostivar’a bağlı bir

milli park alanıymış. Ne yazık ki burada durma ve gezmeye zamanımız

yok. Bir başka zaman mutlaka Mavrova’yı özel olarak görmek

istediğimi söylüyorum.

Otobüs düze indi; Vardar ovasında ilerlemeye başlıyoruz. Biraz

sonra Gostivar göründü. Yolun sağında kalan Gostivar’ı seyrederek

yola devam ediyoruz.

2002 sayımlarına göre 80 bin nüfusa sahip . Nüfusunun yüzde

sekseni de Müslüman. Yaklaşık olarak on bin civarında da Türk

yaşadığını öğreniyoruz.

Öğlen namazını Kalkandelen’de (Tetovo) kılmayı hedefliyoruz.

İkindi hedefimiz ise Üsküp İsa Bey Camii. Burada tatil olmasına

rağmen Balkan Üniversitesi Rektörü Şinasi Gündüz Hoca bizi

bekliyor.

Nihayet Kalkandelen’e varıyoruz. Yol tabelalarına bakınca

Kalkandelen’in Üsküp’e 20 ya da 25 kilometre mesafede

bulunduğunu fark ediyoruz.

Kalkandelen İsmi bende güzel çağrışımlar uyandırıyor. 1980 sonrası

1990’lı yılların sonlarına kadar birlikte politika yaptığımız değerli

ağabeyim eski Kocaeli Milletvekili İsmail Kalkandelen ve oğlu Milli

futbol hakemimiz Mustafa Kalkandelen’e buradan selam yolluyorum.

Kalkandelen yaklaşık 90 bin civarındaki nüfusuyla Makedonya’nın

büyük şehirleri arasında yer alıyor. Bu şehirdeki Müslüman nüfus

yüzde seksenden fazla . Arnavut çoğunluk içinde Türkçe konuşan

sayısı da oldukça fazla .

Otobüsümüzü doğruca Harabati Baba Dergahı’nın önüne

çekiyoruz. Burası Balkanların en büyük Bektaşi Tekkesi . Hatta

kapladığı alan itibariyle bizim Nevşehir’deki Hacıbektaş Dergahından

daha büyük olduğunu söyleyebilirim.

Bu Tekke’nin kuruluşu 1530’lu yıllara Kanuni devrine dayanıyor.

Tekke kurucusu olarak Sersem Ali Paşa’nın adı zikrediliyor. Bilgi

veren rehberimiz Sedat Bey, Sersem Ali Paşa’nın Kanuni’nin kayın

biraderi, Mahi Devran Sultan’ın da ağabeyi olduğunu söylüyor.

Biz aynı bilgiyi Ohrid’deki Halveti Dergahında da almıştık. Burada

Mahi Devran Sultan’ın ağabeyinin adı Mustafa Paşa olarak verilmişti.

Yine Ohrid’de olduğu gibi, daha sonraları yine Malatya’dan gelen

Harabati Baba’nın burada Bektaşiliği kurumsallaştırdığını görüyoruz.

Her iki durumda da adı ne olursa olsun Mahi Devran Sultanın

ağabeyi figürünün Balkan coğrafyası dergahlarında önemli bir unsur

olarak öne çıktığını söyleyebiliriz.

Bu dergah konumu itibariyle çok güzel bir yerde bulunuyor. İki

metreyi aşan kalın avlu duvarları halen yerli yerinde duruyor. İki

ayrı girişi olan dergahın içinde bir çok yapı bulunuyor. Tekke, aşevi,

misafirhane, camii, kiler ve daha birçok yapı harap vaziyette de olsa

ayakta duruyor.

Bu dergah yıllarca adı gibi harap durumda bırakılmış, daha sonra

içkili bir lokantaya dönüştürülmüş ve işletmecilere kiralanmış.

2001 yılında yaşanan kısa süreli Makedonya iç savaşı sırasında;

Kalkandelen Arnavut Kurtuluş Ordusu adıyla anılan (UÇK)

milislerinin karargahı olmuştur.

Bölgede hakimiyet kuran Arnavut UÇK milisleri, dergahı ele

geçirmiş, içindeki işletmeciyi kapı dışarı ederek, depolarda bulunan

binlerce içki şişesini dergahın dışına çıkararak topluca imha etmiştir.

Savaş sırasında dergah UÇK askerlerinin karargahı olarak vazife

görmüştür.

2001 Kasımında taraflar arasında imzalanan Ohrid çerçeve

anlaşması ile iç savaş sona ermiş, dergahın statüsü ortada kalmıştır.

Bu gün Makedonya Diyanet işleri Başkanlığı ile Bektaşi’ler

arasında bir sahiplenme kavgası yaşanmaktadır. Dergah meyhane

olarak işletilirken ortalıkta görünmeyen ve hiçbir girişimi olmayan

Bektaşi cemaati (aslında yok gibi) şu anda amansız bir kavga

içindedir.

Dergah avlusu adeta parsellenmiş durumdadır. Misafirhane ile

kabirlerin bulunduğu kısımda iç avluda bulunan binada Bektaşi

cemaatinin temsilcisi bulunuyor. Kapılarında da Amerikan bayrağı

asılı. Diğer binalarda ise Arnavut bayrakları asılı.

Bunun ne anlama geldiğini rehberimiz Sedat Bey’e soruyoruz.” Her

halde bizim arkamızda Amerika var demek istiyorlar” diyor.

Dergahta bulunan Bektaşi Dede’sini ziyarete gidiyoruz. Kalabalık

bir gurubun geldiğini gören Dede, kapıya çıkarak bizi karşılıyor.

İki metreye yakın boyu ve uzun beyaz sakalları ile oldukça heybetli

görünüyor. Sağ elimi göğsüme koyarak dergah adabıyla “Selamün

aleyküm dedem” diyorum.

“Estağfurullah dedelik kim biz kim, bu dergaha hizmet etmeye

çalışan derviş adayıyız” diyor.

Daha sonraki Dede hitaplarımıza tepki göstermiyor. Adının Emin

Tahir olduğunu öğreniyoruz. Gostivar’lı bir Arnavut. Türkçesi oldukça

iyi ve akıcı . Bizi ağırladığı salonun duvarları boydan boya resimlerle

dolu. Bu resimlerde kimler yok ki…

Abdullah Gül, Tayyip Erdoğan, Deniz Baykal, Davutoğlu bir çok

bakan ve milletvekili. ABD Dışişleri Bakanı, AB parlamentosunun

değişik birimlerinin yetkilileri; kimi ararsanız orada . Dede iyi satış

yapıyor doğrusu

Yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi veriyor. Ankara’da yaptığı

temasları anlatıyor. En kısa zamanda burasının TİKA tarafından

onarılacağını umut ettiğini söylüyor.

Nezaketimiz gereği kapıya astığı ABD bayrağı sebebiyle, neden

restorasyon finansmanının ABD’den talep edilmediğini sormuyoruz.

Tekke gerçekten de çok harap bir durumda. Hele kabirlerin

durumu içler acısı. Bu tekkenin bir an önce restorasyona girmesi için

çaba sarf edilmelidir.

Bu dergah ile ilgili çözümsüzlüğün sebeplerinden biri de;

Türkiye’deki bazı Alevi ve Bektaşi dernekleridir. Türkiye’de olduğu

gibi orada da Makedonya Diyanet İşleri Başkanlığı ile bir kavga

içindedirler.

Makedonya’da olmayan bir Bektaşi cemaati yaratma çabaları

yüzünden Dergah harap olmaktadır. Buradaki az sayıda da olsa

Bektaşilerin diyanet çatısı altında çalışmaları ile halledilebilecek bir

mesele, Avrupa insan Hakları Mahkemesine taşınarak çözümsüzlüğe

mahkum edilmiştir.

Bu dergahı meyhane olmaktan kurtaran UÇK milisleri bu gün

resmi olarak yok olsalar bile, fiili olarak buraya sahip çıkmaktadırlar.

Kalkandelen rehberimiz Sedat Bey’e eşlik eden eski UÇK

komutanlarından Cemali bey de gurubumuzun yakın ilgisine

mazhar oluyor. Kucağındaki sevimli kızı ile birlikte resim çektirmek

isteyenlerle hatıra fotoğrafı çektiriyor.

Harabati Baba dergahının kuzey tarafında, dış duvara bitişik bir

UÇK şehitliği bulunuyor. 2001 yılında yaşanan iç çatışmalarda şehit

düşen Arnavut milisler burada gömülü. Şehitlik oldukça bakımlı .

Burada da şehitler için Fatiha okuyoruz.

Harabati Baba Dergahı ziyareti biterken yağmur başlıyor. Anlaşılan

yağmur Kalkandelen ziyaretimizi aksatacak. Otobüse binip yağmur

altında ünlü Alaca Camiine gidiyoruz. Yağmur oldukça şiddetli . Buna

rağmen çıkıyor ve ziyarete giriyoruz.

Camii gerçekten çok ilginç ve renkli. İç ve dış süslemeleri

rengarenk. Rehberimiz iç süslemeler sırasında boyaya kurban kanı

da katıldığını söylüyor. Camii 1438 yılında iki kız kardeş tarafından

yaptırılmış.

İç süslemelerinde insan figürü olmamasına karşılık, açıkça ağaç,

çiçek ve bina resimlerinin gözle görülür şekilde yer alması bu camii

ilginç kılan özelliklerden biri olarak nitelenebilir.

Caminin bahçesinde bu camiyi yaptıran Hurşide ve Mensure

kardeşlerin türbeleri yer alıyor.

Caminin hemen elli metre yanında bir medresede halen hafızlık

eğitimi devam ediyor. Şu anda da yüz civarında öğrencinin hafızlık

taliminde bulunduğunu öğreniyoruz.

Yağmur bütün hızı ile devam ediyor. Niyetimiz Kalkandelen’i

etraflıca gezmek ve şehrin ortasından geçen Pena Nehri’nin

kıyısındaki çay bahçelerinde Türk usulü kahve ve çay içmekti.

Bu isteğimizi bu durumda bir başka bahara ertelemek durumunda

kalıyoruz. Çaresiz Üsküp’e doğru yola çıkacağız. Aslında orada da

yağmur yağıyor ama burası kadar değilmiş.

Kalkandelen’e tam anlamıyla doymadan öğle yemeğimizi yemek

üzere şehir dışında Koç Holding kuruluşu olan Ram Store mağazasının

içinde bulunan bir restorana gidiyoruz.

Yemekten sonra Üsküp’e hareket edeceğiz.

Gelecek Yazı :Üsküp’ün iki yüzü. 

Kalkandelen Alaca Camii

 Kalkandelen alaca camii içi

Harabati Baba Dergahı aş Evi

Harabati Baba Dergahı misafirhane

harabati baba Dergahı Mescit

Harabati Baba harap mezarlar

Bektaşi Dedesi Emin Tahir

UÇK komutanlarından Cemali Bey

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.