ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL12°C
Parçalı Bulutlu

YAZARLAR

Bal kavanozunu dışından yalamak

Mehdi Çetinbaş

18 Haziran 2013 Salı 23:10
  • A
  • A

Son yirmi gündür yaşanan olayları ibretle izledim ve izlemeye de devam ediyorum. Bu arada demokrasinin ve özgürlüklerin kısıtlandığı bir ülkede, diktatöre(!) nasıl ağız dolusu küfürler edildiğine de şahit olduk.

Yol genişletme çalışmaları sırasında sökülmesi gereken ağaçlar yüzünden çıktığı ifade edilen olayların sebebini zaman geçtikten sonra çok daha iyi anlayacağız. 27 Mayısta nasıl provoke edildiysek, 12 Eylül öncesi nasıl kullanıldıysak, bu gün de aynı şeyler yapılmaya çalışıldı.

Ben yazılarımda sürekli olarak dile getirdim ve yine getirmeye devam edeceğim. Türkiye’nin problemi iktidar değil, muhalefet problemidir. İktidara karşı olan bazı çevreler, kendi sıkıntılarının muhalefet tarafından yeterince dile getirildiğine inanmıyorlar.

Tayyip Erdoğan’ın karizması ile muhalefet liderlerinin karizması arasında dört ya da beş kat bir fark oluşuyor. Böyle olunca, 2023 hatta 2073 yılları için planlar ortaya koyan AKP’nin bu tavrı, ister istemez AKP muhaliflerini umutsuzluğa sevk ediyor.

Sandık yoluyla en ufak bir iktidar ya da iktidar ortaklığı umudu göremeyen kitlelerin, moral çöküntüsünü anlamak gerekir.

Geçmişte Özal, Demirel, Ecevit, Erbakan ve Türkeş gibi toplumun ve tabanın nabzını tutan liderlerin varlığı çok önemliydi. Birbirleriyle kıyasıya rekabet edebilen bu liderler, kendi tabanlarına rahatlıkla hitap edebiliyorlardı.

Sovyetlerin çöküşü ve Çin’in kapitalistleşmesi ile büyük bir kan kaybına uğrayan sol guruplar, Küba ve Venezüella gibi ülkelerin içine sıkışarak sözüm ona yeni politikalar geliştirmeye çalıştılar. Sol ve sosyal demokratlara hitap edebilecek karizmatik bir liderin olmayışı, Kılıçtaroğlu aşısının da tutmayışı, sol çevreleri büyük bir hayal kırıklığına uğrattı.

Bu arada, muhafazakar ve dindar kesimlerin hızla ilerlemesi, dünyayı daha iyi okuması ve dersler çıkarması, kendi kısır çekişmeleri ile uğraşan sol ve sosyal demokratların gözünden kaçtı.

1994 yılında İstanbul Büyükşehir belediye başkanlığına aday olan kırk yaşındaki bir adam, bütün ön kesme çabalarına, medyadaki  karalama kampanyalarına karşı İstanbul’u ekibiyle ev ev dolaşarak büyük bir başarıya imza attı.

Başkan seçilmesinin ertesi günü başlatılan provokasyonlara inat, sabırla görevine devam etti. Başkan seçilmesine rağmen, İstanbul’a hakim olan Boğaziçi Aşiretlerine teslim olmadı. Onlarla aynı masalarda oturmadı. Kendisine dayattıkları hayat tarzına inat, bildiğini okudu. Birçok programa eşiyle birlikte katılamadı. Kısacası her şeyi sineye çekti.

Bu sıkıntıları yaşarken, o bu ülkede sessiz bir çoğunluk olduğunu da biliyordu. Kendisi üzerinde tahakküm kurmaya çalışan azınlıklar karşısında eğilmedi. Kendi tabiriyle diklenmeden dik durmaya çalıştı.

Hapse atıldı; hapishaneyi  Medrese-i Yusuf olarak gördü. Düştü, kalktı, itildi, kakıldı, horlandı. Bütün bunlara inat yolunda yürüdü.

13 yaşında Rize’nin Güneysu ilçesinden İstanbul’a gelip, Kasımpaşa’ya yerleşen bir garibin,  Ahmet Kaptan’ın oğlu nasıl olur da değişmeden ,yaşam tarzından taviz vermeden bu ülkenin başına gelir. Beyaz Türklerin arasına karışmaz, onların imtiyazlarına saygı duymaz. Böyle bir insan Türkiye’nin başında bulunabilir mi?

Gerçekten de problemin ana kaynağı budur. Bir Başbakan ülkenin en üst makamında ve halen Kasımpaşalı. Protokol gereği ,belki lüks bir hayatın içinde ama ruh olarak halen Kasımpaşalı. Ben değişmem; neysem oyum diyor.

Peki biz Başbakandan değişmesini isterken, böyle bir hakka sahip miyiz? Başbakan kokteyllerde elinde viski kadehiyle poz vermek zorunda mıdır? Kendi kendimize soruyor muyuz? Biz Tayyip Erdoğan’ın yaşam tarzına saygı duyduk mu? Onun eşini yıllarca başörtüsü yüzünden dışlamadık mı?

Bunları söylememin sebebi , sık sık Tayyip Erdoğan’ı yaşam alanına karışmakla suçlayanların samimiyetlerini sınamak içindir.

Ünlü Şair Ziya Paşa’nın tabiriyle “kendi hanelerinde bin türlü ayıp varken,  başkalarını eleştiren insanların” oturup da kendilerini otokritiğe tabi tutmaları gerekir.

Son yapılan eylemlerin, demokratik hak arama sebebiyle çıktığına inanacak kadar saf değiliz. Sosyal medyanın böylesine kontrolsüz ve ajitasyona dayalı olarak kullanılması da dikkat çekicidir. Hele bu yalan ve düzmece haberlerin, takipçi sayıları oldukça fazla olan sanatçılar tarafından yayılması büyük bir sorumsuzluk örneğidir.

Hele hele “ Kazlıçeşme’ye giden araçlar geçiş üstünlüğüne sahiptir “ yazılı ışıklı trafık levhası resmini  twiterde paylaşan C.K isimli gazeteciyi istihdam eden TV kanalının, oturup da yüz kere düşünmesi gerekir.

Başbakan bu süreç içinde hiç hata yapmamış mıdır? Elbette yapmıştır!  Bize göre başbakanın hatası eylemcilere karşı onların dağıtılması için verdiği emirler değildir. Dünyanın neresinde olursa olsun hiçbir devlet, gösteri sınırını aşıp işgal boyutuna giren önemli bir parkın, on yedi gün  işgal altında kalmasına müsaade etmez.

Kanaatimize göre hata, başbakan’ın çok daha alt seviyedeki bürokratların muhatap olması gereken konularda inisiyatif alarak, onları gölgede bırakmasıdır. Başkan Kadir Topbaş’ın muhatap olması gereken bir konuda, muhatabiyet kabul etmesi kim ne derse desin hatadır.

Başbakan bu ülkede her konuda söz söyleyebilir söylemi, zahiren doğru da olsa, bize göre yanlıştır. İnsanoğlu ne kadar çok konuşursa o kadar hata yapar.

Eski İstanbul belediye başkanı olması hasebiyle, Başbakan’ın İstanbul ile ilgili konuşması belki de doğal karşılanabilir. Ancak bu durum mevcut belediye başkanı için bir handikap oluşturmaktadır.

Başbakan yaşanan bu son eylemleri sanırım iyi okumuştur. Kendisini sevenler kadar sevmeyenlerin de olduğunu mutlaka biliyordur. Kendisini sevmeyen hatta ölesiye nefret eden insanları yakından gözlemeye çalışıyorum..

Kendi çapımda empati yapmama rağmen, nefret etme sebeplerini de işin açıkçası tam anlamıyla çözebilmiş  değilim.Kimi üslubundan, kimi hasedinden ,kimi  ses tonundan,kimi hayat tarzından,kimi  Erbakan Hocaya ihanetinden gibi; herkes kendince farklı birçok sebepten Erdoğan’a nefret hisleriyle doludur.

Başbakan’ın çaresiz ve alternatifsiz bir durumda kalan bu kitleyi, söylemleriyle rahatsız ettiği aşikardır.

Erdoğan’dan rahatsız olan ve ondan nefret eden birine soruyorum; neden? “ bağırarak azarlar gibi konuşmasına gıcık oluyorum “ diyor. Çok yakın bir akrabam, kendi laik hayat düzeninin karşıtı olarak gördüğü Erdoğan’ı neredeyse bir kaşık suda boğacak. Bırakın Erdoğan’dan nefret etmeyi, kan bağımıza rağmen ,onu savunduğum için bana bile kin ve nefret duyuyor.

Sonuç olarak Erdoğan ve iktidarı, bu ülkede incelenmesi gereken sosyolojik bir olaydır. Sevenlerinin ve nefret edenlerinin ifrat ve tefrit arasında gidip geldiği bir liderin durumu, gerçekten de tez konusu olmaya değer.

Bize göre  Ülkenin gerçekten de yüzde ellisini, hatta belki daha fazlasını fanatik taraftar haline getiren Erdoğan’ın, kendi kitlesi dışında nefret duygularıyla karşılanmasının sebeplerini de araştırması gerekir.

Sevilmemek normal olarak karşılanabilir, ancak bir Başbakandan nefretle bahseden hatırı sayılır bir kitlenin varlığı da bize göre normal değildir. Bu nefret duygusunun uyanmasında Erdoğan’ın rolü var mıdır bu hususun da iyice araştırılması gerekir.

Bu son yaşanan olaylar, Türkiye halkının çok kırılgan bir yapının üzerine oturduğunu göstermektedir. Bu sebepten, gerginlik politikası kitleleri olumsuz etkilemektedir.

Başbakan, önümüzdeki seçimde belki de yüzde ellinin üzerinde oy alacaktır. Bu durum karşı tarafı tahrik edici bir etki yaratmamalıdır. Bunun çözümü de Başbakan’ın balkon konuşmasındadır

Gerginliği azaltma konusunda ipler iktidarın elindedir. Adı ne olursa olsun, ister taviz, ister yumuşama deyin, gerekli adım güçlü olan tarafından atılmalıdır.

Yıllardır iktidar balını tadamayan, yutkunarak kavanozun dışından yalayan kitleleri de anlayacak olan bir politikayı, iktidar sahiplerinin geliştirmesi gerekir.

Sözün kısası, yaşadığımız bu süreçte iktidar, muktedirliğin yanı sıra,  muhalefet ile ilgili empati yapmak durumundadır.

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.