ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL11°C
Az Bulutlu

YAZARLAR

Asıl Korkutucu Olanlar, Beyinlerine Çarşaf Örtenlerdir

Mehdi Çetinbaş

28 Ekim 2010 Perşembe 11:49
  • A
  • A
Yarın 29 Ekim, Türkiye Cumhuriyetinin Kuruluşunun 87.yılı. Abdullah Gül’ün Çankaya’ya çıkışıyla başlayan resepsiyon tartışmaları yeniden alevlendi.

Ahmet Necdet Sezer’in köşke çıkışına kadar problem olmayan resepsiyonlar, onunla birlikte ülke gündeminin bir numaralı meselesi haline geldi. Adet olduğu üzere bütün milletvekillerine eşli olarak gönderilen resepsiyon davetiyeleri, bazı milletvekillerinin başörtülü eşleri ile Çankaya davetine katılmaları sonucu, Sezer tarafından farklı bir uygulamaya dönüştürüldü.

Sezer belki de dünyada eşi görülmemiş bir uygulama başlatarak milletvekillerini fişletti. Eşi başörtülü olanları tespit ettirerek, onlara eşsiz olarak katılmalarını bildiren özel davetiyeler gönderdi. Kısacası, eşinin başı açık olan milletvekilleri bu resepsiyona eşleri ile katılırken, eşleri kapalı olan milletvekillerinin eşleri bu onurdan yoksun bırakıldılar.

21.yüzyılı idrak ettiğimiz bu günlerde, bu işler laiklik ve çağdaşlık adına yapıldı. Sadece Necdet Sezer’e has olan bu uygulamayı CHP öylesine benimsedi ki, adeta bunu bir doğma haline getirdi. Özal ve Demirel dönemlerinde problem olmayan resepsiyonlar kriz çıkarma vesilesi haline getirildi.

Çankaya köşküne çıkan sayın Abdullah Gül, bu olayı krize dönüştürmemek için elinden gelen hassasiyeti gösterdi. 29 Ekim resepsiyonlarını iki ayrı guruba ayırarak durumu idare etmeye çalıştı. Askeri erkan ve üst düzey bürokratlar için özel bir tören yapılırken, geniş katılımlı, baş örtülü milletvekili eşlerinin de katılabildiği ayrı bir tören daha tertip ediliyordu.

Bu yıl Cumhurbaşkanı bu uygulamayı kaldırdığını, bundan böyle tek resepsiyon düzenleneceğini ifade ettiler. Bu olay yine her zaman olduğu gibi CHP tarafından ülke gündemi haline getirildi. Cumhurbaşkanı bu daveti tek tek milletvekillerinin şahsına yaparken, CHP’nin bunu bir parti meselesi haline getirip, katılıp katılmama manevraları yapmasını anlamak gerçekten de çok güç.

1946 yılından bu yana neden tek başına iktidar yüzü göremediklerini, birinin CHP’ye anlatması gerek. Kılıçtaroğlu, Sencer Ayata, Gürsel Tekin ve Enver Aysever gibi partiyi halk ile barıştırmak için küçük de olsa girişimler yapan isimlerin düştüğü hali ibretle izliyorum. Çıkmaz bir sokağın içinde olduklarının farkında olan kaşarlanmış CHP elitleri, Kemal Kılıçtaroğlu ile halka sıcak mesajlar vermeye çalışırken, eski alışkanlıklarından da bir türlü vaz geçmek istemiyorlar.

Arenada kırmızı şal gören boğa misali, bütün enerjilerini başörtüsü ile mücadeleye harcayanlar, bilsinler ki yanlış yoldadırlar. Yapılan değişik araştırma sonuçları, bu ülkede bir şekilde başını örten kadın sayısını, yüzde altmış ile yüzde yetmiş arasında göstermektedir. Böyle bir kitleyi karşısına alacak kadar akıl dışı bir politikayı yürüten CHP’nin, iktidara gelmek için çaba sarf ettiğini kim söyleyebilir.

CHP’nin başına çöreklenen statükonun kibirli elitleri için iktidar diye bir çaba zaten yoktur. Onlar için tek amaç, izledikleri politika ile, hitap ettikleri yüzde yirmi beş dolayındaki seçmenin oyunu almaya devam ederek, koltuklarını koruma çabasıdır. Partiye yeni seçmen kazandırmak onların rahatını bozacaktır. Avrupa sosyal demokratları, savundukları geniş özgürlükler için muhafazakar seçmenlerin bile ilgi odağı olurken, bizim sosyal demokrat geçinen CHP’ye ne demeli.

Son günlerde televizyon ekranlarında yapılan baş örtüsü konulu tartışmaları izlediğimde, baş örtüsü serbestliğini savunan biri olarak, ekrana çıkan baş örtülü kızlarımızla gurur duyuyorum. İsimlerinin önünde Prof unvanı taşıyan anlı şanlı çağdaş yaşamcılarımız, bu kızlarımızın karşısında nasıl da eziliyorlar. O küçümsemeye kalktıkları bu insanların, Avrupa’nın sayılı üniversitelerinden mezun olduklarını, hatta buralarda master yaptıklarını duydukları anda, yüzlerinin aldığı şekli büyük bir keyifle izliyorum.

Baş örtüsüyle uğraşmaktan bilimsel araştırmalara zaman bulamayan CHP’nin bayan akademisyenleri, yirmi beş otuz yaşını geçmeyen baş örtülü genç kızlar karşısında ecel terleri döküyorlar. Onların bilmedikleri yeni terminolojiye hakim bu kızlarımız, Türkiye’nin aydınlık yüzleridir.

Bu mecliste baş örtülü olduğu için linç edilmeye çalışılan, milletvekilliği engellenen Merve Kavakçı, ABD’nin en gözde üniversitelerinden George Washington’da öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır. Yine bugün azımsanmayacak miktarda hanım kızımız, dünyanın en itibarlı üniversitelerinde doktora yapmış, birkaç dili ana dilleri gibi konuşur durumdadırlar.

Biz hala bu gün, Çankaya köşkünün kamusal alan olup olmadığını tartışarak vakit geçiriyoruz. Eğer şehit anasıysanız, köşkte yapılan törene başörtüsü ile katılmanızdan askerlerimiz rahatsız olmazlar. O törende baş köşede yer alırlar. Ancak söz konusu olan Cumhuriyet resepsiyonu olursa, bu resepsiyona milletvekillerinin başörtülü eşlerinin katılması, laik rejimi fena halde sarsar.

Böyle ilkel bir mantık yürüten siyasi parti ya da yüksek makamlar, dünyanın başka yerlerinde de varmıdır bilemiyorum. Türkiye artık on sene öncesinin Türkiye’si değil,köprülerin altından çok sular aktı. Türkiye artık dünya standartlarını yakalamaya çalışan bir ülke olarak önündeki engelleri yıkıp aşma yoluna girmiştir.

Cumhuriyet resepsiyonu tartışmaları bu yıl son bulacaktır. Bu resepsiyonu boykot edenler geçmişte olduğu gibi gelecekte paşa paşa bu toplantılara katılacaklardır.

Türkiye baş örtüsü konusunda daha da ileri adımlar atmak durumundadır. Önümüzdeki dönemde başörtülü milletvekilleri meclise girmeye hazır olmalıdır. Unutmayalım Merve Kavakçı’nın vekilliğinin düşürülme gerekçesi baş örtüsü değildir. Kavakçı izin almadan ABD vatandaşlığına geçtiği gerekçesiyle, Türk vatandaşlığından atılarak milletvekilliği düşürülmüştür. Merve kavakçı , Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde açtığı davayı da kazanmıştır.

Kadın seçmenlerin en az yüzde altmışını oluşturan başörtülü kadınlarımızın, meclise girmesi konusunda önlerinde bir engel olduğu konusunda en ufak bir şüphe taşımıyoruz. Bu konu tamamen bazı laikçilerin fobilerinden oluşan sun’i bir problemdir.

Türkiye başörtülü aydın batılı kadınlarla ilerleme yolunda önemli adımlar atacaktır. Asıl korkulması gerekenler, başları açık ama, beyinleri kapkara örtü ile kapanmış olanlardır.
YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.