ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL15°C
Az Bulutlu

YAZARLAR

Artık kabak tadı verdi

Mehdi Çetinbaş

15 Temmuz 2013 Pazartesi 17:39
  • A
  • A

Klavyenin başına geçip ne yazayım diye düşünüyorum. O kadar çok konu var ki… Gündemimiz kırk beş gündür gezi olaylarına kilitlenmiş. Bir türlü kurtulamıyoruz.

Oluşturulan sun’i gündem sayesinde, bütün teorileri çöken, yıllardır düşünce kabızı olan ne kadar sol örgüt varsa, büyük bir heyecana katılıp; "işte bu” diyerek Y-GENÇLİK’e selam duruyorlar.

Gerçekten de toplumu heyecanlandıracak yeni bir gençliğimiz var mı? Bu konuda ben çok emin değilim. O yüzden sosyalist ve devrimci kardeşlerimiz, İsmail Kazdal ağabeyimin tabiriyle, bo.un içine yatıp vezir rüyası görüyorlar.

Türkiye’de son zamanlarda meydana gelen olayları, demokratik hak arama mücadelesi olarak lanse edenlere gülüp geçerim.

Son günlerde pek moda olan “demokrasi sadece sandıktan ibaret değildir” diyerek sokaklara çıkan, legal ya da marjinal küçük gurupların gürültülerine katlanmak mıdır demokrasi?

Bir araya gelebilen birkaç bin kişilik gurupların, İstanbul’un en kalabalık yerlerinden biri olan Taksim’e çıkıp, esnaf başta olmak üzere insanlara hayatı zehir etmek midir demokrasi.

İki insanın kavgasına bile yüzlerce seyirci bulunabilen istiklal caddesi kalabalığına karışarak, polisle mücadeleye girmek midir demokrasi.

Bu ve benzeri davranışlarla ilgili sayısız örnekler vererek ,demokrasi kavramıyla ilgili istediğiniz kadar kıyaslama yapabilirsiniz.

Ne yaparsanız yapın, demokrasiye hiçbir şekilde sığdıramayacağınız tanım,azınlığın çoğunluğa tahakküm etme çabasıdır.

Gezi olayları sırasında yaşadığımız olay, tamı tamına budur. Binlerce insanın yaşadığı bir mahallede, on beş yirmi kişilik bir gurubun gece yarısı araba kornalarına basarak sözüm ona hükümeti protesto etmesinin adı demokrasi olamaz.

Otuz dairelik bir apartmanda gecenin saat onunda tava ve tencere çalan insan, o eylemini diğer 27 dairenin hoşgörüsü sayesinde yapabildiğini nedense unutmaktadır.

Kendi tabirleri ile Türkiye çapında eylemlere beş milyon insanın katıldığını ifade ederek hükümetin istifa etmesi gerektiğini ifade edenler, AK partinin genel seçimlerde 21 milyonu aşkın insanın oyunu aldığını nedense unutuyorlar.

İktidar halktan dört yıllığına yetki almıştır. Şayet iddia edildiği gibi iktidarın halk tabanı kalmamışsa, bunun tespit edileceği yegane yer sandıktır.

Demokrasi çok gürültü çıkaranların egemen olduğu bir rejim değildir. Demokrasi kaba kuvveti elinde bulunduranların rejimi de değildir.

Demokrasi ,Türkiye’de 2007 yılının Nisanından bu yana, halk iradesinin yegane irade olarak kabul gördüğü bir rejimdir.

Türkiye, bu günlere gelebilmek için çok büyük bedeller ödemiştir. Halkın oylarıyla seçilmiş başbakanı ve bakanları idam edilmiştir. Yine halkın oyları ile seçilmiş insanlar demokrasi dışı yöntemlerle alaşağı edilmişlerdir.

Bu gün başbakanın espri mahiyetindeki çok çocuk sahibi olma tavsiyesine tahammül edemeyenlere, geçmişte bırakın tavsiyeyi, insanlarımıza zorla doğum kontrolü uygulayarak bazı ailelerin nesillerinin kurutulduğunu hatırlatmak isteriz.

Başbakanı diktatör olarak suçlayıp ağız dolusu küfür etme hakkını kullanan insanlara, diktatör tanımına lügattan bakmalarını tavsiye ederim.

Geçmişte gürültü, patırtı,şamata ve basın yoluyla çoğunlukların iradesini baskı altına alarak, yönetime el koyanlar, artık bu metodun işlemediğini görmüş olmalıdırlar.

Polisle karşı karşıya gelerek, kan dökülmesi için azami gayreti gösteren insanlar, arzu ettikleri manzarayı bulamamışlardır.

Bir kişinin ölümü bile bizler için kayıpken, eylemler sırasında ölen insanlar için gizli gizli sevinç duyan ,hükümeti zor durumda bırakacağı, yeni eylemlere vesile olacağı için el ovuşturan  provokatörlerin daha fazla oyununa gelmemeliyiz.

Taksim ve çevresindeki esnafın gerçekten de sabrı taşmış vaziyettedir. Bu yazıyı yazmadan önce İstiklal caddesinin ara sokaklarında bazı esnaflarla görüştüm.

Birçoğu böyle giderse bizler de kendi malımızı korumak için gerekli tedbirleri almak zorunda kalırız diyorlar.

İlk başlarda polisten kaçan eylemcilere kapılarını açan esnaf, şimdilerde olay başladığı gibi kepenklerini indirerek eylemcilere de kapılarını kapatmış oluyor.

Başlangıçta, bazı hükümet karşıtı esnafın desteğini alan eylemciler, zaman geçtikçe işin suyu çıktığı için artık tepkiyle karşılanıyorlar.

İstiklal Caddesi Bekar sokaktaki bir cafe işletmecisi; "artık bu eylemler kabak tadı verdi. Ben hiç AKP’ye oy vermedim ama; acaba Başbakan haklı mı demeye başladım” diyor.

Bizim gözlemimiz de odur ki, AK Parti bu eylemler ile birlikte yeni seçmenler kazanıyor.

YORUM YAZ
TOPLAM 2 YORUM

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.

  • - hadihaitikgvaryazdik:16 Temmuz 2013, Salı 03:53

  • - N.A..:15 Temmuz 2013, Pazartesi 19:09