ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL10°C
Yağışlı

YAZARLAR

Artık Gezi Parkı yazmayacağım

Mehdi Çetinbaş

10 Haziran 2013 Pazartesi 16:45
  • A
  • A

     Gezi olayları ile ilgili son yazımı yazıyorum. Artık bu iş kabak tadı verdi. Mecbur kalmadıkça bu konuda yeni bir yazı yazmak istemiyorum. Bu olayları önemsemediğimi söylemem mümkün değil. Televizyon ekranlarına çıkan, birbirine zıt görüşler ortaya koyan sözüm ona analistleri dinliyorum.

      Benim asıl hayret ettiğim husus, koca koca adamların, bu eylemlerden Güney Amerika modeli bir halk ayaklanması beklemeleri. Bu hayali görenlere, yakın dostum yazar ve düşünür İsmail Kazdal ağabeyimden duyduğun bir deyimle karşılık vereceğim. Bo.a yatıp vezir rüyası görüyorlar.

     Bu eylemleri tamamen görmezden gelmek, ya da önemsememek kadar, çok fazla ciddiye almak da bize bir şey kazandırmayacaktır. Birbiriyle alakasız, sayısız nedenlerle bir araya gelen bu insanlarla nereye kadar gidilebileceğini merak ediyorum.

     Taksim gezi parkına giden birçok tanıdığımın çocuğu ile konuşuyorum.  Çoğu 18 – 20 yaş civarında çocuklar. Hayatlarında oy kullanmamışlar, Tayyip Erdoğan iktidarı ile hiç işleri olmamış.

Soruyorum: Niye Gezi Parkına gidiyorsun?

     Bir tanesi; çok eğlenceli oluyor diyor, bir diğeri; kızlar bol diyor, diğeri orada özgürlüğümüzü doya doya yaşıyoruz diyor.  Çok azı ,iktidar ve icraatları ile ilgili birkaç cümle kuruyor.

     Şaka olsun diye Anadolu lisesinde okuyan hanım kızımıza takılıyorum, peki sen niye gidiyorsun Gezi Parkına?  Arkadaşlar gidiyor, ben de gitmesem ayıp olur diyor. Peki daha önce hiç gittin mi oraya? Hayır ilk defa gidiyorum diye cevap veriyor.

     Gezi parkına giden bu nesil  ,aslında Recep Tayyip Erdoğan’ın yetiştirdiği bir nesildir. Vakitlerinin büyük çoğunluğunu AVM’lerdeki cafelerde geçiren, ellerindeki lüks telefonlar hayatlarının bir parçası olmuş insanlar.

     Tayyip Erdoğan’ın inşa ettiği metrolarda kulaklıklarıyla bir yandan müzik dinlerlerken, diğer taraftan da sürekli cep telefonunu kurcalayan ve o ekrana kilitlenmiş yüzler.

     Kendilerine sunulan güzellikleri ve imkanları çabucak tüketen , tatminsiz bir yığın insan. Büyük bir kısmı, kartel medyası ve televizyonlarda gösterilenlerin aksine, dünyada olan bitenlerden habersiz bir yığın apolitik insan.

     Bunların yanı sıra, bazı marjinal partilerin rahle-i tedrisinden geçmiş, meydanda yeni taraftar ve sempatizan kazanma avına çıkmış masum görünüşlü bir çok militan.

     Kimi macera arayan, kimi uyku tulumu ile dışarıda yatma heyecanını tadan, kimi çadırlarda yatarak hayatına renk katan,farklı meşreplerde sayısız insan. Kısacası birbirine benzemez insan yığını.  

     Bu organizasyonun arkasındaki güçlerin yapmaya çalıştıkları tek bir şey var.Tayyip Erdoğan düşmanlığı. Peki neden? Biliyorlar ki, Tayyip Erdoğan yıpratılmadan AKP’yi iktidardan uzaklaştırmak hiç de kolay değil.

     Meydanlarda gösteri yapan, büyük bir ihtimalle bazılarını Recep Tayyip Erdoğan’ın diktiği ağaçların altında çadır kurarak kamp yapan insanların, Başbakan ile ne alıp veremedikleri olabilir.

     Başbakan’ın sert söylemlerine ve insanların yaşam tarzlarına karışmasına karşı duyulan bir tepkinin doğal sonucu olarak bu eylemlerin oluştuğuna inanacak kadar saf değiliz.

     Başbakan eskiden de bu söylemlerde bulunuyordu. Bu güne kadar özel yaşamına karışılan ve dışlanan bir tek insan örneği veremezsiniz.

     Her hafta magazin programlarında sabaha kadar eğlenen ve alkol duvarını aştığı için yolunu bulamayan, küfelik sanatçıların bu eylemlerde başı çekmesi bize çok ilginç geliyor.

     Kendisi bölüm başına 65 bin lira alan, sette özel lüks odasında çekim zamanını bekleyen sanatçıların, ayda iki üç bin lira alan işçilerin dertleriyle dertlendiklerine şahit oldunuz mu?

     Kısacası, birçokları Gezi Parkına postundan yararlanılacak bir koyun gibi bakıyor.  Oraya çadır kuran illegal örgütler, kalabalığın arasında geçinmeye çalışıyorlar. Herkes gezi parkını kendi söylemleri için bir temel olarak kullanmanın peşinde.

     Benim zavallı saf ve masum isteklerle oraya giden halkım! Zaman geçince yine nasıl da farkında olmadan kullanıldığını fark edeceksin.

     İlk başlangıçta kesinlikle bir provokasyonun parçası olarak, gezi parkına sabahın köründe yapılan polis baskınıyla başlatılan olayların devamı gelmemiştir. Hükümet provokasyonu fark ederek polis çekmiş ve tezgahı bozmuştur.

     Eylemciler 12 gündür bu parkta ve taksimde eylem yapıyorlar. Birkaç gün sonra bu eylemi ne için yaptıklarını da unutacaklardır. Çünkü şu anda bile ne için eylem yaptıklarını unutmuşlar.

     Ağaç kesmeye direniş ile başlayan, üçüncü köprü, Kanal İstanbul, yeni havaalanına karşı çıkmaya dönüşen bu eylemin ciddiyeti zaten kaçmıştır.

     Burada eylem yapan insanlar bir müddet sonra, başta da belirttiğimiz gibi her şeyi çabucak tükettikleri için gezi eylemini de kısa sürede tüketeceklerdir. Marjinal gurupların baskısı ile bir müddet daha devam etse bile bu eylem tükenişe mahkumdur.

     Başbakan bu eylemlerde yer alan masum istekleri istisna tutarak, eylemin profilini çok iyi çözmüştür. Bu olayları fırsat bilen bazı uluslararası camiaların girdikleri ayak oyunları da başbakan tarafından not edilmiştir.

     Başbakan’dan Afrika dönüşü olayları yumuşatacak  açıklama bekleyenler de hayal kırıklığı yaşamışlardır. Ben de dahil, çoğu insan tarafından eleştirilen bu sert dil, acaba Başbakan tarafından bilinçli olarak mı kullanılmaktadır.

     Bu üslup ilk defa karşılaştığımız bir üslup değildir. Başbakan bu üslupla yenilgisiz olarak arka arkaya yedi tane seçim kazanmıştır.  Bir siyasinin başarı karnesi kazandığı seçimlerle ölçülüyorsa bize göre yanlış bile olsa, demek ki Başbakan’ın tarzı doğrudur.

     Başbakan ve çevresini hafife alanlar, onun aynı zamanda iyi bir poker oyuncusu olduğunu da öğrenmiş oldular. Başbakan kendisine boş elle çekilen resti yememiş ve görmüştür. Gezi parkı direnişini örgütleyenlerin tabiri caizse barutu tükenmiştir.

     Buradan bir iş çıkmayacağını anlayan gizli sermaye çevrelerinin destekleri de gün geçtikçe azalacaktır.

     Başbakan gezi parkında kendisine karşı kurulan yıpratma tezgahına karşı, evlerinde hırslarından çatlayan kitleleri meydanlara sürerek bir nevi taraftarlarının deşarj olmasını sağlamıştır.

     Ankara, İstanbul ve Anadolu’nun bazı yerlerinde mitingler yaparak hem kitlesini kenetleyecek, dikkatleri üzerine toplayarak diğer eylemleri gölgede bırakacaktır.

     Başbakan ve çevresinin dikkat edeceği bir başka alan da sosyal medya hakimiyetidir. Çok kısa bir süre içinde AKP yandaşlarını da etkili bir sosyal medya kullanıcısı olarak görürseniz şaşırmayınız.

     Sözün kısası bize göre, zorlama bir hareket olarak ortaya çıkan Gezi Parkı eylemleri, beklenen sonuçları vermemiştir. Buna rağmen AKP yönetimi bu olayları bilimsel yönden inceleyerek mutlaka gereken dersi çıkaracaktır.

     Bu günden belirtileri başlayan guruplar arası iç kavgalar, kısa sürede eylemi güdükleştirecek ve Gezi Parkı eylemleri tarihi bir anı olarak kalacaktır.

     Bildiğim bir şey var. Tayyip Erdoğan, bu olayları ve perde arkasındakileri kolay kolay unutmayacaktır. Günü gelince mutlaka hesaplaşacaktır.

     Bu arada şunu da söylemeliyim; bu eylemlere destek veren birçok ismi de önümüzdeki günlerde hiçbir şey olmamış gibi Erdoğan’ın yanında görürseniz de sakın şaşırmayın.

YORUM YAZ
TOPLAM 4 YORUM

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.

  • - misafir:16 Haziran 2013, Pazar 01:29

  • - seaul:11 Haziran 2013, Salı 20:55

    Çok güzel yazmışsınız tebrikler son yazınızı on ikiden vurmuşsunuz.

  • - TÜM TÜRKİYE\'M GEZİ\'Y:11 Haziran 2013, Salı 20:32

  • - her zaman soyledigim:10 Haziran 2013, Pazartesi 23:17