ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL10°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

Alışacaksınız; demokrasinin sandık demek olduğunu

Mehdi Çetinbaş

12 Eylül 2013 Perşembe 14:49
  • A
  • A

Artık bu işin çivisi çıktı. Gizliden gizliye bir ölü istismarcıları tayfası ortaya çıktı. Adeta toplumsal olaylarda insanlar ölsün de bizde eylem yapalım diye dört gözle bekliyorlar.

     Son olaylar sırasında hayatını kaybeden Ahmet Atakan ile ilgili hastane morgunda, ya da özel olarak çekilmiş tamamen insanları ajite etmeye dayalı resimleri çeşitli sanal platformlarda paylaşan insanlar için kullanabileceğim tek unvan aşağılık istismarcılar olacaktır.

     Ölüm her şeyiyle acıdır. Ateş düştüğü yeri yakar. Ahmet Atakan’ın annesinin ve babasının duyduğu acıyı ve verdikleri tepkiyi hiç kimse onlar kadar yaşayamaz.

     Olayların sıcaklığı içinde yalan söyleyen yalan ifadeler veren kamuoyunu planlı olarak yanıltan insanlar için ne denebilir. Olayın üzerinden bir saat bile geçmeden, daha önceden kurgulanmış bir senaryoyu servis eden ve bunu tüm ülkeye yayan medyaya da Allah akıl ve fikir versin demekten başka bir şey gelmiyor elimden.

     Daha sonra polis darbesi ile ölmediği açıkça anlaşılan, yüksekten düşme görüntüleri yayınlanan Ahmet Atakan ile ilgili yalan ifade veren ve gazetelerde adları yayınlanan insanlar, yalan ifade vermek suçundan aleni olarak yargılanmalıdır.

     Çeşitli bahaneler bularak eylem yapan ve insanları eyleme çağıran gurupların maksadı üzüm yemek değildir. Bunlar aleni olarak vatan hainleridir.

     10 Eylül akşamı, Şişhane’de bulunan iş yerimden biraz geç çıkmak durumunda kalmıştım. Saat 20.00 sıraları iş yerim tam olarak olayların merkezinde kaldı.

     Toplasanız iki ya da üç yüz kişi. Ellerinde seyyar havai fişek rampaları… Bilye atan sapanlar.  Molotof kokteyller…

     Çöp bidonlarını devirip ateşe verenler mi istersiniz, kaldırım bordürlerini söküp parçalayanlar mı istersiniz. Tam bir Vandallık örneği…

     Daha önceden hazırlıklı gelmişler. Taşları parçalamak için ellerinde büyük çekiçler var. İşlerini büyük ustalıklarla yapıyorlar. Bu Vandalları özgürlük isteyen gençler olarak niteleyen ve onlara sanal ortanda destek veren insanlara Allah akıl fikir versin demekten başka bir şey gelmiyor elimden.

     Polisi eylemcilere müdahale etmekle suçlayanlara bir çift sözüm var. Bu insanları siz yakından gördünüz mü? Ya da, katıldığınız  gösteriler sırasında, bu insanlara hiç engel olmaya çalıştınız mı?

     Cezi olayları sırasında yakılan belediye otobüsü, günlerce orada durdu. Eylemciler hiç utanmadan yaktıkları o otobüsün içinde “Piston Aşağı “ diyerek oyun oynadılar. Basınımız da bunları bir maharet gibi, eylemciler eğleniyor diyerek, masumane eğlenceler şeklinde takdim etmedi mi?

     Hatay’da son günlerde çirkin oyunlar tezgahlanıyor. Suriye sınırı olması sebebiyle, kontrolün biraz zor olduğu bu ilimizde, bilinçli olarak olaylar tırmandırılıyor.

     Ahmet Atakan olayının birkaç saat içinde sanal alemde hızla yayılması, yardıma gelmek için çırpınan ambulansların olay yerine sokulmaması size garip gelmiyor mu?

     Kafasına gaz mermisi isabet etti. Ardından toma tarafından ezildi gibi yalancı şahitlerle desteklenen olayın gerçek yüzü ortaya çıkınca da utanmıyorlar mı?

     Hipokrat yemini etmiş tabipler odası başkanının da bu yalancılar korosuna iştirak etmesi sizce normal midir?

     Türk polisi peşinen suçlu ilan edilerek yapılan provokasyonlarla, eylemciler bir kısım insanlar nezdinde var olan kredilerini de tüketmektedirler.

     Gezi parkı eylemlerinde ölenler, ya da son olarak Odtü arazisinden geçecek yol bahane edilerek yapılan eylemlerin demokrasiyle, ya da özgürlüklerle hiçbir alakası yoktur.

     Bu eylemleri yönlendirenlerin büyük bir kısmı ,yasadışı örgütler ve onlarla iş birliği yapan marjinal guruplardır.

     İktidara alternatif olamayan muhalefetin, marjinal guruplardan medet umması ve onlara kol kanat germesi bir anlamda kendi kuyusunu kazmasıdır.

     Kesinlikle sayıları birkaç yüz kişiyi geçmeyen bu terör guruplarından bir halt olmayacağının bilinmesi gerekir. Basının olayları abartarak vermesi, bu gurupların ekmeğine yağ sürmektedir.

     Türk güvenlik kuvvetleri bu çapulcuların hakkından gelecek güçtedir.

     Sandıktan umudunu kesenler şayet bu üç beş çapulcunun eylemlerine bel bağlamışlarsa çok işleri var demektir.

     Önümüzdeki hafta üniversiteler açılıyor; yeni eylemler kapıda diyerek ellerini ovuşturan felaket tellalları, bütün çirkin yüzleri ile karşımıza çıkmıştır.

     Son olarak Hatay’da hayatını kaybeden ve daha önceleri olaylar sırasında yaşamını yitirenlerin asıl zanlıları, onları eyleme çağırıp kendileri sütre gerisinde duranlardır.

     Geçmişte halktan almadıkları yetkileri kullanmaya alışan Jakoben azınlıklar, isteseler de istemeseler de demokrasi çizgisine gelmek zorunda kalacaklardır.

     Merhum cumhurbaşkanı Özal, Cumhurbaşkanı olduğunda, asker arasında “alışamadım” adlı bir söylem ve kampanya başlatılmıştı.

    Özal bu kampanya ile ilgili görüşünü soran gazetecilere; “alışırlar alışırlar zamanla her şeye alışırlar” diye cevap vermişti.

     Şimdi ben de aynı şeyleri söylüyorum.

     Alışacaksınız, alışacaksınız; demokrasinin sandık demek olduğunu eninde sonunda kavrayacaksınız.

     Burası Mısır ya da Suriye değil. 1950 yılında başlayan demokrasi yürüyüşü yeni yeni hedefine ulaşıyor. Bu yolda çok emek verildi, çok çileler çekildi.

     Artık kimse bu ülkeyi geriye götüremez.

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.