ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL15°C
Az Bulutlu

YAZARLAR

Akıl tutulması

Mehdi Çetinbaş

25 Ocak 2014 Cumartesi 12:27
  • A
  • A

Toplum olarak çok kötü bir dönem geçiriyoruz. Allah sonumuzu hayretsin demekten başka bir şey gelmiyor elimden.

Hem hükümet kanadı, hem de Cemaat başta olmak üzere muhalefet; son derece acımasız ve kuralsız bir kavganın içinde debelenip duruyorlar.

Şu anda öyle bir kavganın içindeyiz ki; sonuçta kim kazanırsa kazansın bunun adı” Pirus “ zaferi olacak.
Benim esas üzüldüğüm nokta, bu kavga sırasında maalesef insanlık değerlerimizi de yitirmiş olmamız.
Bu kavgada bilhassa iktidar, özellikle Tayyip Erdoğan muhaliflerinin gözü öylesine dönmüş ki, hırsları bütün insani duygularını yok etmiş.

Son günlerde Esat rejiminin uşakları tarafından işlenen kanlı cinayetlerin belgeleri ortaya çıktı.
11 bin sivilin işkenceye maruz kalmış, insanın görmeye dayanamayacağı fotoğraflar basına yansıdı.
Günlerce tutuklu olarak bulunduruldukları hücrelerde, aç susuz bırakılarak ölen,bir deri bir kemik kalmış zavallı insanların görüntüleri yürekleri sızlattı.

Ben bu manzaraları görünce,bir insan olarak göz yaşlarıma hakim olamadım. Aynı duyguyu Eskişehir’de Ali İsmail Korkmaz’ın vahşice dövülürken görüntülerini gördüğümde de yaşamıştım.
Peki insan yüreğinin tahammül edemediği bu görüntülere,televizyonda program yapan bir bayan gazetecimizin tepkisi ne oluyor dersiniz?

Attığı twitte aynen şunları yazıyor;” "Bu arada artık TIR, MIR geçmiş olsun. Arada kaynar gider. Kimse umursamaz. Yine Erdoğan şansı işte..."

El insaf diyorum, pes diyorum ! Bir insan ,üstelik bir bayan ;nasıl bu kadar duygusuz olabilir. Buradan bile Tayyip Erdoğan muhalifliği ile ilgili malzeme çıkarmak, olaya bu şekilde yaklaşmak sizce normal midir? Benim kanaatime göre bu bakış, hastalıklı bir bakıştır.
Diğer yandan Cemaat medyasına göz atıyorum. Tabirimi mazur görün; at izi ile it izi birbirine karışmış.
Suriye’deki vahşet, onlar için haber değeri taşımıyor. Yıllarca kapısından içeri giremedikleri Cemaat televizyonlarının ekranlarını CHP’li vekiller işgal etmişler, birlikte düet yapıyorlar.

Paralel devlet tanımlamasına tepki gösteren Cemaat medyası, haberlerin yarıdan fazlasını, görevden alınan bürokrat haberlerine ayırıyor. Adama sormazlar mı? Neden bu görev değişiklikleri ile bu kadar yakından ilgileniyorsun? Görevden alınan kişi ,yine aynı yerde başka bir göreve getirilmiyor mu?

İstihbarat, terörle mücadele, mali şubede görev yapmak kutsal da, diğer birimlerde çalışmak aşağılatıcı bir görev mi?
Kim ne derse desin; bu yaşananlar bir cinnet halidir. Bu durum bir akıl tutulmasıdır. Başbakan’ın Haşaşinler benzetmesi çok şık olmasa da, o ifadeyi çağrıştıran emareler de yok değil.

Mit yasası çerçevesinde, MİT’e ait bir aracı zorla aramaya kalkıp, içinde bulunanları ifşa etmeye çalışan bir savcının davranışını nasıl izah edebilirsiniz?

Bu aramayı yapmaya çalışan savcı, bunun bedeli olarak görevden alınacağını bile bile şayet bu operasyonu yapıyorsa, bu derece gözünü karartıyor ve militanca davranıyorsa, Haşaşin benzetmesini zannımca hak ediyordur.

Bu olaylar sonucunda iktidarı yıpratıp alaşağı etmek isteyenler, çok tehlikeli sularda kulaç atıyorlar. İktidara zarar verme çabalarında başarı elde ettikleri de açık.

Bundan daha önemlisi; ülke ekonomisine, ülke imajına verdikleri zarar çok daha fazladır. Tayyip Erdoğan düşmanlığı ile, ülke çıkarlarını ayırt etmeyi bilmeyen insanların bu ülkeye ne hayırları olabilir.
Dış destekli ve içerden iş birlikçilerle birlikte yürütülen, ülke ekonomisini çökertme hareketinin müsebbiplerini bu millet unutmayacaktır.

Bu millet, 1920’li yıllarda beden olarak var ya da yok olma mücadelesi verdi. Fiziki bağımsızlığını elde etse bile, bu günlere kadar ekonomik bağımsızlığını elde edememiştir.

Dışa bağlı ekonomiden kurtulma yolunda, zincirin birinci halkasının kırılmasına bile tahammül edemeyen egemen güçler karşısında önemli bir savaş veriyoruz.

Ekonomisi ve ödemeler dengesi düzgün olan bir Türkiye, bazı çevreler için korkulu rüyadır. Oysa, küçük bir kıpırdama hamlesi olarak niteleyebileceğimiz, asla yeterli görmediğimiz, büyüme ve kalkınma hamlelerimiz malum çevreleri ne kadar da rahatsız etmiş.

Başbakanın “ istiklal savaşı veriyoruz” sözünü duyunca abarttığını düşünmüştüm. Oysa şimdi daha iyi anlıyorum ki, şu anda ekonomi yönünden gerçekten de istiklal savaşı veriyoruz.

Önümüzdeki günlerde Türkiye’yi gerçekten de zor günler bekliyor. Şu anda hiçbir alternatifi olmayan ve seçimle iş başına gelmiş bir yönetimi ne pahasına olursa olsun düşürelim mantığı ile, şeytanla bile iş birliği yapmaya razı olan çevrelerin şerrinden bu milleti Allah korusun.

Demokrasilerin en iyi göstergesi sandıktır. Çığırtkanların çok çıkan sesine bakarak ülke yönetilmez.
30 Mart 2014 akşamı sandık sonuçları ortaya çıkınca, herkesin ense traşı görünecektir.

Bekleyip göreceğiz…
 

YORUM YAZ
TOPLAM 1 YORUM

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.

  • Ibrahim Agah - Ibrahim Agah:26 Ocak 2014, Pazar 02:30