ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL10°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

28 Mayıs 1945 Drau Katliamı

Mehdi Çetinbaş

30 Mayıs 2014 Cuma 10:13
  • A
  • A

Kuzey Kafkasya halkları tarihin her döneminde, vatan ve hürriyet

mücadelesinin bedelini ağır şekilde ödemişlerdir. Adıgeler başta olmak üzere

tüm Kuzey Kafkasyalılar Ruslar tarafından soykırıma tabi tutulmuşlardır.

Rusların Kuzey Kafkasya'yı kolonizasyonu sonucu, insanlar topraklarından

zorla koparılmışlar;ya sürülmüşler yada acımasızca katledilmişlerdir. İşin en

hazin tarafı işlenen bu soykırıma, o dönemin dünyasının seyirci kalmasıdır.

Kuzey Kafkasya tarihinin büyük bir kısmı hüzün ve gözyaşı

ile doludur. 28 Mayıs 1945 yine böyle hüzün ve gözyaşı dolu

günlerimizden biridir. "DRAU FACİASI" diye tarihe geçen bu

soykırım, maalesef Kuzey Kafkasya halkları tarafından bile yeterince

bilinmemektedir.

İkinci dünya savaşında Alman orduları Rusya'ya savaş açınca doğal olarak

Kuzey Kafkasya'nın bir kısmı savaş alanı oldu. İkinci dünya savaşı, Kuzey

Kafkasya halklarına çift yönlü bir dram yaşattı. Kafkasya en yiğit insanlarını

zalim Stalin'in emriyle Alman ordularına karşı en ön safta savaşa göndermek

zorunda kalmıştı.

İkinci dünya savaşında Kuzey Kafkasya insanının verdiği kayıp

gerçekten korkunçtu. Örneklemek gerekirse, sadece benim sülalem olan

Thagapsov'lardan bu savaşta verilen kayıp sayısı 14'tür. İkinci dünya

savaşında Kafkasya insanının verdiği kayıplar ile ilgili yaptığım araştırmalarda

çok dramatik olaylarla karşılaştım. Bazen bir ailenin tüm erkeklerinin bu

savaşta toptan yok olduğunu gördüm.

Bu savaştan sağ dönen akrabalarımdan Thagapsov Yağruk, köyüne

döndüğünde (Hatujkoay) evinde yiyecek bir lokma bile yoktu.

Karısı ve çocukları komşuların yardımı ile hayatta kalma mücadelesi

Yağruk, çaresizlik içinde kolhozun deposundan yarım çuval mısırı

gizlice alırken yakalanmış, on ay hapisle cezalandırılmıştı. Bir savaş

gazisi böyle bir muamele ile karşı karşıya kalıyordu.

Kafkasya böylesine zor bir sürecin içinden geçiyordu. İktidarda bulunan Stalin

ve şürekasının baskıcı yönetimi halkı canından bezdirmişti.

Alman ordusunun yenilmesi üzerine 1943 yılında gerek Alman işgal

bölgesinde kalan bazı Kuzey Kafkasyalı rejim muhalifleri, gerekse Alman

ordusuna esir düşen bazı Kuzey Kafkasyalılar Alman ordusuyla birlikte

Kafkasya'yı terk etmek zorunda kalmıştı.

Kafkasya'nın farklı bölgelerinden olan 7000 civarında, çoğunluğu kadın ve

çocuklardan oluşan mülteciler Stalin'in zulmünden kurtulmak için kendilerini

sözde hür Avrupa'ya atmışlardı.

Mülteci grubu önce İtalya'nın Paluzza bölgesinin dağlık bölgelerine yerleştiler.

Savaşın resmen bitmesinden birkaç gün önce de Avusturya'da Carinthia'nın

Ober Drauburg vadisine sürüldüler.

Bu bölge Avusturya İtalya sınırında dağların arasında Drau nehrinin

aktığı bir vadiydi. İrschen köyü ile Dellah kasabası arasındaki vadi

boyunca 7000 Kuzey Kafkasyalı mülteci dağınık vaziyette çadırlarda

ya da ormandan kestikleri ağaçlardan yaptıkları derme çatma

barakalarda yaşıyorlardı. Savaşın bitiminden sonra bu bölge İngiliz

kontrolünde kalmıştı.

İlk başlarda İngiliz askerleri bu kamplardaki insanlara çok iyi davranıyorlardı.

Zavallı mülteciler özgürlüğe kavuşacakları günü dört gözle bekliyorlardı.

Kuzey Kafkasyalı mülteciler bu kampta örgütlü bir yaşam sürüyorlardı.

Kampta kalan mültecilerin lideri "Hanko" lakabıyla tanınan General Sultan

Kılıç Giray idi. Kılıç Giray 11 Mayıs 1918 yılında kurulan Kuzey Kafkasya

Cumhuriyeti ordularında komutanlık yapmış önemli bir vatanseverdi.

1896 yılında Kuzey Kafkasya’da Adıgey'in Ulape köyünde dünyaya gelmiş

olan Kılıç Giray, Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti 1921 haziranında Ruslar

tarafından yıkılınca ülkeyi terk etmek zorunda kalmıştı. Bir müddet Türkiye'de

yaşamış ve Türk vatandaşlığı hakkını da almıştı. General Kılıç Giray İkinci

dünya savaşı sırasında da ülkesinin bağımsızlığı için Avrupa'da girişimlerde

İşte General Kılıç Giray, eski bir mülteci olarak Drau kampında soydaşları ile

birlikte onlara yardımcı olmak için çırpınıyor. İngiliz Askeri yetkilileri ile

görüşmeler yapıyordu.

İkinci dünya savaşında galip devletler arasında imzalanan Yalta

Anlaşması sonucu, Avrupa'ya kaçan Rus vatandaşı mültecilerin geri

iade edilmesi gerekiyordu. İngiliz kontrolünde bulunan Drau

kampındaki Kuzey Kafkasyalılar hiçbir şeyden habersiz kampta

yaşamlarını sürdürüyorlardı.

Hiç kimse, tarih boyu Kuzey Kafkasya hürriyet mücadelesine sempatiyle

bakan İngilizlerden Kuzey Kafkasyalıları Ruslara teslim etmek gibi bir tavır

Londra kulislerinde Kuzey Kafkasyalıların akıbeti ile ilgili önemli tartışmalar

yapılıyordu. İngilizler, Ruslarla ters düşmektense 7000 Kuzey Kafkasyalıyı

feda etmeyi tercih ettiler.

28 mayıs 1945 tarihinde kampa ulaşan talimat korkunçtu! Gelen emir gereği

7000 mülteci Rus otoritelerine teslim edilecekti! Bu karar önce General Sultan

Kılıç Giray'a "Komutan, siz şu anda Rus vatandaşı olmadığınız için

serbestsiniz. Ancak kampta bulunan mültecileri teslim etmek

zorundayız, lütfen zorluk çıkarmayınız" diye sözlerini bitirdiğinde, Kılıç

Giray'ın cevabı İngiliz komutanı için çok şaşırtıcı olmuştur:

"Bu insanlar benim soydaşlarım, ben onlarla kader birliği yaptım.

Onlar bugün bana güveniyorlar. Sonu ölümde olsa ben onları terk

edemem. Eğer bu günahsız insanları Ruslara teslim ederseniz onların

önünde ben gideceğim."

General Kılıç Giray dediğini yaptı. İngilizler aralarında Kılıç Giray'ın da dahil

olduğu Kafkas asıllı subayları bir araca bindirerek Ruslara teslim ettiler.

Haber kampta kısa sürede yayıldı. Çaresiz mülteciler getirilen kamyonlara

zorla bindiriliyor ve karşıda bekleyen Ruslara teslim ediliyorlardı. Ruslara

teslim edilmenin ölümle aynı anlama geldiğini bilenler, hiç tereddüt etmeden

kendilerini çocuklarıyla birlikte Drau nehrinin azgın sularına atıyordu. 28

mayıs sabahında başlayan teslim edilme işlemi akşama kadar sürdü. Binlerce

insan kendini ırmağa atarak ölümü tercih etti.

Manzara o kadar korkunçtu ki, teslim işinde görevli bazı İngiliz

askerleri bile bu manzaraya isyan ediyordu. İngiliz askerlerinin göz

yumması sonucu bazı mülteciler ormana kaçıyordu. Kaçabilen mülteci

sayısı çok azdı. Bunlar da o zamanlar genç ve aileleri yanlarında

olmayan bekar insanlardı.

Drau'dan kurtulan insanlardan birkaç tanesi ile yüz yüze konuşma imkanı

buldum. Bunlardan biri Türkiye'de Kuzey Kafkasya camiasının yakından

tanıdığı merhum Musa Ramazan amca, diğeri de halen Amerika'da yaşayan

Natho Kadir amcadır. Bu insanlardan Drau anılarını dinlediğim zaman;

yüzlerine dikkatle baktığımda halen o anı yaşadıklarını yakından gözlemledim.

Rus otoritelerine teslim edilen Kuzey Kafkasyalı mültecilerden ne

yazık ki, vatanına dönebilen olmadı. Böylece, ikinci dünya savaşında

zalim Stalin tarafından yok edilen mazlumlar arasına 7000 Kuzey

Kafkasyalı Müslüman da dahil oldu.

Ruslar General Kılıç Giray ve arkadaşlarını Moskova'da kurdukları göstermelik

mahkemede yargılayarak idam ettiler. Drau nehrinde boğulan ve Ruslar

tarafından katledilen 7000 soydaşımız için, Kuzey Kafkasyalılar tarafından

kurulan "Batı Avrupa Müslümanları Cemiyeti" 28 mayıs 1960 tarihinde bir anıt

İrschen köyünde dikilen bu anıt ile özgürlük yolunda hayatlarını kaybeden

soydaşlarımızın hatıraları ebedileşmiştir. Drau anıtının üzerinde Almanca

olarak şu ibare yazılıdır:

"Burada 1945 yılının 28 Mayısında 7000 Kuzey Kafkasyalı, kadınları

ve çocuklarıyla Sovyet otoritelerine teslim edildiler ve İslamiyet'e

olan sadakatleri ile Kafkasya'nın istiklali ideallerine kurban gittiler."

Eğer yolunuz Avusturya'ya düşerse İrschen köyündeki bu anıtı mutlaka

ziyaret edin. Oradaki şehitlerimiz bizden Fatiha bekliyor. Allah mekanlarını 

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.