ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL11°C
Az Bulutlu

YAZARLAR

23 Şubat 1944 Çeçen Sürgünü

Mehdi Çetinbaş

23 Şubat 2013 Cumartesi 08:33
  • A
  • A

23 Şubat 1944, tarihin kaydettiği en büyük soykırımlardan biridir. Ne yazık ki dünya, soykırım denince sadece Yahudilere karşı Almanlar tarafından uygulanan vahşeti anlıyor. İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinden sonra, Sovyet diktatörü Stalin, mevcut konjonktürü fırsat bilip, kendi iç bünyesinde etnik temizliğe girişmiştir.

Stalin’in Sovyetler Birliği içinde yaşayan Müslüman halklara karşı uyguladığı sürgün, gerçek anlamda bir soykırıma dönüşmüştür. Kırımlılar, Ahıskalılar, Karaçay-Balkar Türkleri ve Çeçen – İnguş halkları topluca tek bir kişi kalmamacasına yurtlarından sürülmüşlerdir.

Aşağıda okuyacağınız yazı Kurucusu ve Fahri Başkanı olduğum Kafkas Vakfı’nın resmi sitesi olan kafkas.org tr. ‘de yayınlamış olduğumuz bir yazıdır. Çeçen-İnguş halkının 1944 yılında başlayıp, 1957 yılında sona eren dramını ibretle okuyun. 

Kafkasya'da geniş çaplı Stalin'in soykırım  harekâtı 23 Şubat 1944'de başladı. 700 bin Çeçen ile 90 bin İnguş Orta Asya ve Sibirya'ya sürüldü. Yalnızca 2 bin kişi dağlara kaçabildi. Kuzey Osetya'da yaşayan Çeçenler de sürüldüler. Soykırıma yönelik sürgün operasyonu yalnızca üç gün sürdü ve "İç İşleri Bakanlığı Halk Komiserliği" tarafından gerçekleştirildi. Bunun başında Politbüro ve Devlet Savunma Komitesi üyesi Lavrentiyev Beriya bulunuyordu.  
 
Tüm bu soykırıma yönelik sürgün operasyonu gizlilik içinde yapıldı. Gerçekleştirildikten ancak iki yıl sonra, 26 Haziran 1946'da "İzvestiya" bu olayı küçük bir haber olarak verdi. RSFSC Üst Konsey Prezidyumu, Prezidyum Başkanı İ. VIasov ve sekreter P. Bahmorov'un imzaladığı bir bildiriyle Kırım Tatarları ve Çeçenlerin SSCB'nin değişik yerlerine sürüldüğünü belirtiyor, bu arada Çeçen-İnguş ÖSSC'nin (Özerk Sovyet Sosyalisy Cumhuriyet. ) 7 Mart 1944'de resmen lağvedildiğini görmezden geliyor, ayrıca sürülen İnguşlardan söz etmiyordu.

Almanlara destek iddiası 
 
İleri sürülen nedenler arasında, bu halkların büyük bir kısmının Almanlarla işbirliği yaparak ihanet ettikleri de yer alıyordu. Bu gerekçeler gerçek dışıydı; çünkü Büyük Sovyet Ansiklopedisi, Çeçen ve İnguşların Almanlarla savaştıklarını (1941-1945) ve ordu için yiyecek yardımında bulunduklarını, petrol sanayinin ise cepheye destek için aralıksız çalıştığını yazmaktadır.

Ayrıca ilginç olan, Çeçen-İnguş toprakları Alman işgaline de girmemişti. Çeçenlerin bu Almanlarla nasıl işbirliğine girip, ihanet ettiğini de kimse sorgulayamadı. 
 
Soykırıma yönelik sürgün hareketi yalnızca üç gün sürmüş, kimsenin beklemediği anda, psikolojik felçlere neden olabilecek derecede ani olarak gerçekleştirilmişti. İnsanlar 23 Şubat 1944'de, Kızıl Ordu gününde tutuklanmıştı. Çocuklar ve kadınlar evlerinden alınmış ve Almanya'ya karşı harekâtlar için ABD tarafından verilen kamyonlarla sevk edilmişlerdi.

Her aileye 20 kg. bagaj için izin verilmişti. Tüm varlıkları, evleri, toprakları ve büyükbaş hayvanlarına Rusya (RSFSC) tarafından el konulmuştu. Kamyonlar onları hemen ve doğrudan doğruya sürüldükleri yerlere ulaştırmışlardı. Sürgün sırasında insanların \% 20'si hava koşulları ve açlıktan ölmüşlerdi. İç İşleri Bakanlığı memurları  B. Kobulov ve İ. Serov sürülenlerin yeni yerleşim yerlerindeki bakımlarından sorumluydular. Sürgünün ilk yıllarında iklim koşulları, ağır çalışma ve salgınlar sonucunda pek çok kişi öldü. Çeçen ve İnguş halklarının nüfus kayıpları \% 38 olarak hesaplanmıştır. Fiziksel soykırımın yanı sıra, ulusal eğitim ve entelektüel yaşamdaki güçlükler nedeniyle kültürel bir soykırım da meydana gelmişti. Bunun dışında polis devleti yöntemleri de uygulanıyordu. Sürgün yerlerinde her on eve bir gözlemci veriliyordu. Her ay kişilerin kendilerini kaydettirmeleri zorunluluğu konmuştu. Bu daha sonra her yıl yapılmaya başlandı. Birçok şey için polisten izin almak gerekiyordu. İnsanların yalnızca üç kilometre uzaklaşılmasına izin verilmişti. Daha uzak mesafelere yapılacak seyahatler için herkesin belge sahibi olması gerekiyordu. Bunlar sürgünün yarattığı psikolojik soykırımı güçlendiren şeylerdi. 26 Kasım 1948'de SSCB bir bildiri yayınlayarak, sürgünlerin yurtlarına geri dönme haklarından mahrum olarak, süresiz sürgünde kalacaklarını bildiriyordu.  
 
Gerçekte insanların ölümlerine neden olan şey, hayvan vagonlarında birkaç gün su ve yiyecek verilmeden yapılan ulaşımdı. Bu "soykırım yolu" 200 bin kişinin yaşamına mal olmuştur. 
Karaçaylar, Balkarlar, Kalmuklar da Rus olmayan ulusların topraklarının ele geçirilmesi ve kimliklerinin yok edilmesi planının bir parçası olarak sürüldüler.

Kafkasya'nın Ruslaştırılması 
 
Rusya'nın soykırıma yönelik sürgün planı, Kuzey Kafkasya'da genel kontrolün güvence altına alınması açısından stratejik bir anlama sahiptir. Zira güneyden gelecek bir saldırıda buralar tampon bölgeydi. Bunun dışında Kuzey Kafkasya halkları Slav olmadıkları gibi Müslüman olmalarının yanı sıra Rusya karşıtı ve antikomünisttiler. Bu stratejik nedenden dolayı nüfus soykırımı yalnızca sürgün olarak karşımıza çıkmıyor aynı zamanda sürülen halkların yurtları Ruslaştırılıyordu.  
 
Ruslaştırmanın gizlenmesi amacıyla diğer bazı uluslar, sürülen ulusların ülkelerine yerleştirildi. Çeçen-İnguş ülkesine yalnızca Ruslar değil, Kuzey Osetinler, Avarlar, Darginler ve Ukraynalılar da getirildi.  
 
Demografik yapıya yapılan bu müdahale Kafkasya'nın yerel halkaları arasında bir çatışma zemini de hazırlıyordu.  
 
Mesela kenar bölgeler Kuzey Osetya'ya katıldı. Bu, gelecekte bağımsızlığın yeniden kazanılması yolunda ortaya çıkabilecek ulusal eğilimlerin gücünü kırmak için bölgesel sorunları tahrik amacıyla yapılmıştı.

Geri dönüş sancısı  
 

1953'den sonra Kruşçev, Stalin karşıtı bir siyaset yürütmek zorunda kaldı. Yapılan soykırım Komünist Partisini, dolayısıyla da Rus imparatorluğunu zora sokmuştu. Muhalefetin baskıları karşısında Kruşçev'in kendisini bu dönemden ayrı tutma çabası, Çeçen ve İnguş halklarının yurtlarına geri dönebilmeleri yolunu açmıştı.  
Öncelikle aşamalı olarak sürgünlerin büyük bölümünün "kayıtlardan" kurtarılmasına olanak veren talimatlarla işe başlanmıştı.  
1955 Haziranında kendi dillerinde kültürel ve eğitim faaliyetleri gösterebilmelerine izin verilmişti. Onlar ise şeref ve itibarlarıyla birlikte topraklarının da iadesini, özerk cumhuriyetlerinin yeniden kurulmasını talep ediyorlardı. Yaklaşık 30 bin kişi, Çeçen-İnguşetya'ya yönetimin izni olmaksızın döndüler. 
 
Daha sonraları,1956 yılındaki Komünist Partisi'nin XX.Kongresi'nde Kruşçev, Karaçaylar, Balkarlar ve Kalmıkların zulme uğradığını itiraf ediyordu. Hatta o zaman, savaş SSCB lehine sonuçlandığından dolayı sürgünlerin gereksiz olduğunu da belirtiyordu. Stalin tarafından bu halklara yöneltilen suçlamaların ve sürgün politikasının yasadışı olduğunu da vurguluyordu.

Komünist Partisi Merkez Komitesi, 24 Kasım 1956'da Çeçenlerin ve İnguşların ulusal özerkliklerinin yeniden verilmesi kararını aldı.

9 Ocak 1957'de ise Üst Konsey, Çeçen-İnguşetya'nın RSFSC bünyesinde ÖSSC olarak yeniden kurulmasını karara bağladı. Sınır bölgeler Çeçen-İnguşetya'ya geri verilmedi, ama buna karşılık üç bölge; Kargalin, Naur ve Şelkov bu ülkeye bağlandı. Geri dönüşün dört yıl içinde bitirilmesi gerekiyordu ve M. G. Gayrbekov bunun gerçekleştirilmesiyle görevlendirildi. 1944'den 1956'ya kadar on iki yıl süren Ruslaştırma girişimleri bir dizi sorun yaratmıştı: Başkent Grozni'nin nüfusu 540 bin idi ve 500 bin kişinin de sürgünden dönerek burada yaşaması gerekiyordu. Böylelikle konut sıkıntısı Rus asıllılarla Çeçen ve İnguşlar arasında gerginlik yaratıyordu. 1958'de silahlı çatışmalar başladı ve birçok kişinin yaşamını yitirmesine yol açtı.  
 
Çeçenler yurtlarına döndüklerinde evlerini ve topraklarını Rusların işgalinde buldular. Kazma ve küreklerle Rusları evlerinden kovarak topraklarına yeniden sahip çıktılar.

Sovyetlerin yıkılmasından sonra da bağımsızlıklarına kavuşmak isteyen Çeçenler, yine ağır bedeller ödediler. Halen de ödemeye devam ediyorlar…

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.