ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL12°C
Parçalı Bulutlu

YAZARLAR

13 Haziran'da takke düşecek

Mehdi Çetinbaş

16 Mayıs 2011 Pazartesi 01:51
  • A
  • A
Seçim kampanyaları tüm şiddetiyle devam ediyor. Liderler meydan dolaşarak birbirlerine laf yetiştiriyorlar. Klasik seçim kampanyalarında görülen polemikler de almış başını gidiyor.
Seçim heyecanının yaşandığı bir diğer ortam da, köy ya da mahalle kahveleridir. Buralarda halk filozofları, liderlerin performanslarını değerlendirirler, kendi siyasi eğilimleri çerçevesinde ülke meselelerine pratik çözümler üretirler. Buralarda her türlü siyasi görüş özgürce dile gelir, medeni bir şekilde tartışılır. Tabi bu gözlemlerimiz, demokratik ortamın yaşandığı, Türkiye’nin büyük bir kısmını kapsamaktadır.
Geçtiğimiz günlerde, köy kahvesinde yine bir siyasi tartışmanın içinde buldum kendimi. Bizim köyümüzde, sandıkta görülmeseler bile, her seçim öncesi, en fazla sesi çıkan kesim CHP’dir. Hoş bu durum bütün Türkiye için de böyledir.
CHP’li çocukluk arkadaşım, Kemal Kılıçtaroğlu’nun liderliği ile CHP’nin büyük bir oy patlaması gerçekleştireceğini, adım adım iktidara yürüdüğünü söylüyor, etrafında bulunan, CHP’liliği ile bilinen birkaç kişi de onu tasdik ediyordu. Farklı görüşü savunanlar buna itiraz ediyorlar, sonuçta tartışmalar sürüp gidiyordu.
CHP bütün seçmenini sokağa döküp tantana yaparken, AKP seçmeni sandıkta cevap veriyor.
Ben söze girdim. Zaman zaman espri yoluyla takıldığım arkadaşıma sordum. Dedim ki “ Benim seçimlerde basit bir ölçme metodum var. Yakın çevreme bakıyorum. Kimler seçimde siyasi görüşünü değiştirmiş, eskiden AKP, ya da başka bir partiye oy verirken Kemal Kılçtaroğlu’na dönmüş. Benim somut bir gözlemim yok. Şayet siz biliyorsanız söyleyin”
Arkadaşım, yine sözlerini yuvarlayarak CHP’nin Türkiye çapında büyük bir patlama yapacağını söyleyip duruyordu. Ben de iddiamı daha da ileri götürdüm. Bana bu köyde, çevremizde bildiğim bir tane örnek göster diyerek ısrar ettim. Sağa döndü, sola döndü, kıvrandı bir tane bile örnek gösteremedi.
Ben aslında bir blöf yapmıştım. Farkında olmadan blöfüm tutmuştu. Kahvede oturanlar, bütün köyü tek tek sıradan geçirerek, bildikleri ailelerin siyasi tercihlerini gözden geçiriyorlardı. Aynen dediğim gibi oldu. İki yüz civarında aile gözden geçirildi. Siyasi tercihi değişen yedi sekiz aile tespit edildi. Onların da başka partilerden dönüp, AKP’ye oy verceğini söyleyenler oldu.
AKP seçmeni ile ilgili ilginç gözlemlerim var. Bu gözlemimi benimle paylaşan ve hak veren bir çok dostumun olduğunu söyleyebilirim. CHP, seçmeninin büyük bir kısmını sokağa dökerek büyük tantanalar yaparken, AKP seçmeninin sessiz kalarak tercihini sandıkta ortaya koyduğunu gözlemledim.
Yaklaşık dokuz yıl iktidar olupta, hala oylarını arttırma iddiası ile seçimlere giren AKP’nin başarısının ardındaki gerçekleri irdelediğimizde, karşımıza çıkan somut gerçek, popülizm uygulamasına pirim verilmemiş olmasıdır. Bunun en somut örneği, 2007 genel seçimleridir. Fındık taban fiyatlarını protesto eden on binlece Ordu’lu fındık üreticisinin, ellerini oğuşturarak oy bekleyen CHP’nin beklentilerini boşa çıkarması bunun en somut delilidir. Ordu’lu seçmen bu seçimdeAKP’ye %55 oy vermiştir.
Türkiye 1991 yıllarının Türkiye’si değil, köprülerin altından çok sular akmış.
Şu anda Kılıçtaroğlu, çok çirkin bir popülizm örneği ile karşımıza çıkmıştır. O derece çirkin ki; geçmişte anayasa mahkemesine götürerek iptal ettirdiği 2B arazilerinin kullanan işgalcilere satılması meselesini, pişkin bir şekilde dile getiriyor ve halka ücretsiz olarak dağıtacağını söylüyor. Böyle bir politikacının inandırıcılığından bahsedebilirmisiniz?
Her gittiği vilayette, aklına o anda gelen bir konuyu halka vaad olarak rahatlıkla sunabiliyor. Sözün gelişi, çiftçinin elektrik borçlarını tamamen sileceğini rahatlıkla söyleyebiliyor. Bunu söylerken, borçlarını zamanında ödeyen çiftçileri cezalandırdığının bile farkına varamıyor.
Bu söylemler şüphesiz bizlere yabancı gelmiyor. Geçmişte bu söylemlerin pirim yaptığını da hatırlıyoruz. Anlaşılan odur ki, Kılıçtaroğlu bu konuda “bir bilen” den ders almış. Almış olduğu taktikleri adım adım uyguluyor. Uygulamasına uyguluyor da, unuttuğu bir husus var! Türkiye artık 1991 yılının Türkiye’si değil. Köprülerin altından çok sular akmış.
Türkiye seçmeni son yirmi yılda büyük bir evrim geçirdi. Uçuk vaadlerle kendisini aldatan politikacıların tamamını birer siyasi mevta haline getirdi. Referandum sırasında son barutlarını da kullanan bu politikacılar, artık tamamen tarihe gömülmüşlerdir.
Bu politikacılar arasında yer alan Süleyman Demirel, kaçak güreşerek bu güne kadar vaziyeti idare ettirmeyi başarmıştır. CHP listelerine yerleştirmeyi başardığı birkaç adamıyla yine gündeme gelmeyi başarmıştır. Bu listelere arkadaşlarını yerleştirme pazarlığı yaparken, büyük bir ihtimal ile Kılıçtaroğlu’na bazı sözler vermiştir.
Kılıçtaroğlu, seçim meydanlarında desteksiz atışlarına devam ederken, ihtimaldir ki Demirel’den bir keramet göstermesini beklemektedir.
AKP’nin iktidarını herkes kabul etti. Merak edilen yüzde kaç oy alacağıdır.
Bu durumu farkeden Başbakan, daha erken davranarak Demirel’i üstü kapalı olarak mindere çekmeye çalışmaktadır. Ömrünü sözüm ona, CHP zihniyeti ile mücadele ederek geçiren bir liderin, CHP için oy istemek maksadıyla seçim meydanlarına dönüşü çok ilginç olacaktır. Demirel’in böyle bir riski göze alıp almayacağını önümüzdeki günlerde hep birlikte göreceğiz.
Ben geçmişte de yazdım. Bu millet, yıllarca milli ve manevi değerlerini istismar eden, görevlendirilmiş liderler tarafında idare edildi. İnançları alabildiğine sömürüldü. Bu gün Silivri’de yargılananların oluşturduğu yapılanmanın kuklaları, bu milletin ensesinde yıllarca boza pişirdiler.
Artık bu millet akıllandı. Kendisine gerçekten kimlerin hizmet ettiğini fark etti. Turgut Özal yönetiminin nasıl sabote edildiğini, derin güçlerin Özal’ı nasıl ortadan kaldırdığını yakinen gördü. İşte bu sebeptendir ki, halk AKP yönetimine dört elle sarıldı. AKP’de, halkın beklentilerini boşa çıkarmadı.
Türkiye’de her şeyin güllük gülistanlık olduğunu elbette hiç kimse ileri süremez. İşsizlik oranının bir türlü aşağı çekilememesi, Türkiye’nin önemli bir meselesidir. Tarım ve hayvancılık konusunda da bazı sıkıntıların devam ettiği bilinen bir gerçektir. Bütün bunlara rağmen, halk yine de muhalefetten bir ışık görememektedir.
12 Haziran 2011 seçimlerine girerken ortak görüş, yeniden dört yıllık bir AKP iktidarına doğru gittiğimizdir. Bu konuda muhalafet bile neredeyse teslim bayrağını çekmiş vaziyettedir.
Tartışılan konu, 12 Haziran seçimlerini kimin kazanacağı değildir. Merak edilen, AKP’nin anayasayı tek başına değiştirebilecek bir çoğunluğa ulaşıp ulaşamayacağıdır.
Geri sayım başladı, 13 Haziran sabahı takke düşecek kel görünecek.
YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.