ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL10°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

12 Haziran Meclisine Tarihi Görev

Mehdi Çetinbaş

09 Mayıs 2011 Pazartesi 14:31
  • A
  • A
Son günlerde, Van bağımsız milletvekili adayı Aysel Tuğluk’un” kötü şeyler olacak, sıfır noktasına doğru gidiyoruz, Kürtler kendini savunur, demokratik özerkliği inşa etme günüdür “ gibi söylemleri ortamı tam anlamıyla gerdi.
Bu cümleleri okuyunca ister istemez el insaf dedim. Kürt meselesinin çözümünü isteme iradesi konusunda, Türkiye’nin 2002 yılından daha geri olduğunu kim iddia edebilir.
Zavallı Ahmet Kaya; yeni çıkaracağı albümde Kürtçe bir parçaya yer vermek istediği için bu ülkede linç edilmek istenmemiş miydi? Gelen tepkilere dayanamadığı için, ülkeyi terk ederek gurbet ellerde hazin ölümünü ne çabuk unuttuk.
Şu anda yirmi dört saat yayın yapan Kürtçe devlet televizyonu var. Geçmişte meclisin basılmasını, DEP milletvekillerinin yaka paça dışarı çıkarılıp tutuklanmasını ne çabuk unuttuk. O dönemde meclis başkanı olan, şu sıralar demokrasi nutukları atan Hüsamettin Cindoruk’un vebalini neden hatırlamıyoruz.
AKP yönetiminin dokuz yıldır adım adım kat ettiği mesafe sayesinde, bu gün bülbül gibi ötenlere geçmişi hatırlatalım istedik.

Örgüt hiçbir zaman çözüm isteyen taraf olmamıştır.

Bu gün elde ettiği konuşma özgürlüğünü AKP’nin vermiş olduğu demokrasi mücadelesine borçlu olan BDP, ne hazindir ki en büyük saldırılarını bu partiye karşı yapmaktadır. Bu gün dillendirdiği söylemlerin, geçmişte yüzde birini bile söyleme imkanına sahip olmayan BDP, açıkça söylemek gerekirse, AKP’nin getirdiği özgürlükler sayesinde bu derece palazlanma imkanı bulmuştur.
Geçmişte Kürt halkının her türlü hakkını savunma iddiası ile ortaya çıkan PKK ve onun uzantısı olan siyasi kadrolar, Türkiye’de gerçekleştirilen demokratik reformlardan oldukça rahatsızdırlar.
PKK, artık Kürt halkının haklarını savunduğunu iddia eden bir terör örgütü olmaktan çıkmış, uluslar arası bir kaçakçılık şebekesine dönüşmüştür. Kürt meselesinin çözümü ile yasal hale gelebilme ihtimali olan örgüt, asla böyle bir konum elde etme peşinde değildir.
Bir yandan yasadışı eylemleri devam ettirerek, bölgedeki uyuşturucu başta olmak üzere, bütün kara para hareketlerini kontrol etmeye çalışan örgüt , hiçbir zaman bölgede çözüm isteyen taraf olmamıştır.
Ellerindeki silah gücünü, sözüm ona siyasi mücadele veren parti için kullanan örgüt, bölgedeki demokratik yapılanmayı katleden en önemli unsurdur. Halkı eylemlere katılmaya zorlayan, tehdit eden bu unsurları, devletin görmezden gelmesini nasıl isteyebilirsiniz.
Ellerinde silahlarla dağlarda dolaşan, köylere ve şehirlere inerek KCK karşıtlarını tehdit eden silahlı unsurlara karşı, devletin operasyon yapmasını hangi gerekçeyle eleştirebilirsiniz.Güvenlik güçleri durduk yerde neden adam öldürsünler! Bunun bir gerekçesi var mı?
Kastamonu’dan Ankara’ya dönen Başbakan’ın konvoyuna saldırarak bir polisimizi şehit eden teröristlerin eyleminin mantığını nasıl izah edebiliriz . Hatay’da, Tunceli’de, Şırnak’ta silahlı terör gurupları ile güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmalarda ölenleri aynı kategoride tuttuğunuz müddetçe hiçbir şekilde uzlaşamazsınız. Dünyanın en küçük hukuksuz kabile devletlerinde bile, otorite kendi silahlı güçlerinin dışında hiçbir güce müsaade etmez.

BDP’yi bölgede rahatsız ve huzursuz eden tek güç AKP’dir.

BDP’nin 12 Haziran seçimlerinde başarılı olabilmesinin yegane şartı, gerilim politikasıdır. Bölgedeki gerilim ve bulanık ortam örgütün işine gelmektedir. Örgüt, devlet otoritesinin uğrayacağı zaaf ne kadar fazla olursa, o kadar başarı elde etme şansına sahiptir.
BDP destekli bağımsız adaylar tarafından gerçekleştirilen Hakkari mitinginde açılan pankartlar, tam anlamıyla toplumun sabrının sınandığı bir ortamdır. Bir yandan Başbakan’a hakaret edilirken, diğer yandan Kastamonu saldırısına selam gönderen pankartlar sabırları taşma noktasına getirmiştir.
BDP bu seçimde, gerilimi had safhaya tırmandırarak, bölgede tek hakim olma kararlığındadır. BDP’nin bölgedeki hakimiyetini kıran ve onu rahatsız eden tek güç AKP’dir. Bu sebeptendir ki BDP, AKP karşısında çok hırçın davranmaktadır.
Sürekli gerilim politikası takip ederek, bölge halkından oy alan BDP, sermayeyi tüketmek üzeredir. Bölgedeki gerilim ve taşkınlıklardan en büyük zararı gören o bölgenin halkıdır. Bu durum ilanihaye bu şekilde devam edemez. Bir noktadan sonra sabırlar taşabilir. Bu gerginlik bumerang misali BDP’yi vurabilir.
Kürt halkının haklı talepleri ile ilgili görüşlerimizi bu sütunlarda daha önce defalarca dile getirdik. Dil ve kültürün korunması için verilen mücadelelere, sonuna kadar destek olduğumuzu hatırlatmak isterim. Kürt kimliğinin tanınması dahil her türlü özgürlüğe de evet diyorum.
Benim itirazım Kürt vatandaşlarımızın anti demokratik yollarla sindirilip, tek tip haline getirilme çabalarınadır. Yıllarca bu ülkede tek tip insan yetiştirilme çabalarına karşı hep birlikte isyan ettik. BDP Kürt halkının tek temsilcisi olarak kendini gösterme çabası içindedir.
O zaman sormazlar mı adama. Kendi ifadeleriyle İstanbul’da beş milyon civarında Kürt yaşadığını söylüyorlar. Oysa BDP’nin, o zamanki adıyla DTP’nin 2009 yerel seçimlerinde Tüm Türkiye’de almış olduğu oy 2.277.000’dir. Şayet İstanbul’da beş milyon Kürt yaşıyorsa, BDP’de bunların temsilcisi ise, burada tahmini üç milyon Kürt oyu vardır. Oysa BDP’nin tün Türkiye’de aldığı oy 2.277.000’dir
Yukarıdaki göstergeler BDP’yi çıldırtmaktadır. Daha doğrusu kendi kendisiyle çelişkiye düşürmektedir. Dört ya da beş vilayette oluşturmuş olduğu baskı ve terörle bölge insanını adeta esir almıştır.
Marksist ve ateist bir yapının ürünü olan örgütün uzantısı parti, bu görüntüden kurtulmak içim İslamcı tabir edilen göstermelik bir iki adaya da listelerinde yer vermiştir. Bu açılım BDP’ye ne kazandıracak hep birlikte göreceğiz.
Bu seçimlerde BDP, AKP’nin 330 sayısının altında bir milletvekili ile meclise girmesi için yoğun çaba sarf etmektedir. Yaptığı ağır tahriklerle, MHP’nin değirmenine daha fazla su göndererek açıkça ona destek vermektedir.
330 sayısının üzerinde bir sayı ile meclise girecek olan AKP, BDP’ye rağmen Kürt sorununa çözüm bulmak için gerekli anayasa değişikliklerini halk oyuna sunarak gerçekleştirebilir. Bu durum ise BDP’nin korkulu rüyasıdır. BDP, varlığını Kürt sorununun devamına ve çözümsüzlüğüne borçludur.
12 Haziran 2011 seçimleri Türkiye için bir milat olacaktır. Burada oluşacak olan meclis çok önemli kararlara imza atacaktır.
Hep birlikte göreceğiz.
YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.