ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL10°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

12 Eylül Vesayetten Kurtuluş Bayramı

Mehdi Çetinbaş

07 Eylül 2010 Salı 10:07
  • A
  • A
Geçen Cumartesi akşamı Kocaeli’de iftardaydım. İftar, Müsiad Sosyal Tesislerinde veriliyordu. Salona çıkmak için asansör bekliyorduk. Asansör geldi ve bindik. Üst kata çıkacağımız yerde bir alt kata indik.
Binada iki asansör vardı. Alt kata indiğimizde başka bir gurup daha bindi. Asansöre binenlerden biri son derece itici, tahrik edici ve alaycı bir sesle “dini bütün Müslümanların asansörü diğeri, bu Kocaeli Yüksek Öğrenim Derneğine çıkar” dedi. Biz de “olsun fark etmez bir kat aşağı ineriz” dedik
Adamın yüzüne dikkatle baktım. Kuvvetle muhtemeldir ki; biraz önce sona eren Kılıçdaroğlu’nun mitinginden geliyordu. İftara gelen başörtülülere, öfkeden kıpkırmızı olmuş bir surat ifadesi ile bakıyordu.
Kemal Kılıçtaroğlu’nun söylemlerinden aldığı gazla, cesaret abidesi kesilmişti. Ağzından sahtekar, hırsız, soyguncu, Atatürk Düşmanları gibi ard arda kelimeler dökülüyordu. O şahsı orada benzetecek çok sayıda insan olmasına rağmen, Ramazan sabrı imdadımıza yetişti. Ben de sadece espriyle “ yani bu asansör dini yarım olanlara mı ait”diye karşılık vererek katımıza çıkmış olduk.
Bunları neden mi yazdım? CHP’nin Türk halkına bakışının basit bir örneğini sundum. Bu örnekleri Türkiye ölçeğinde sayısız oranda çoğaltabiliriz. CHP genel başkanlığına seçildikten sonra, inançlı kesimlerle diyalog kurma çabalarına şahit olduğumuz Kılıçtaroğlu’nun örgütü buna hazır değildir.
Yıllarca atanmışlar marifetiyle devleti elinde tutan CHP tabanı, iktidarda olmasa bile iktidar zevkini doya doya yaşamıştır. 411 milletvekilinin kabulüyle yasalaşan, başörtüsüne serbestlik tanıyan yasayı, “411 el kaosa kalktı” başlığını atacak kadar gözü dönmüş basın sayesinde iptal ettirerek, halka dayatmada bulunabilmişlerdir.
CHP tabanı halkın inancına saygı duymaya henüz hazır değildir
Memur, İşçi, Esnaf, Köylü velhasıl bütün meslekleri bünyesinde toplayan Kılıçtaroğlu, son zamanlarda dini söylemleri ağzından düşürmez oldu. Miting meydanlarında, büyük bir kısmı oruç tutmayan izleyicilerinin ramazanlarını ve kadir gecelerini kutluyor.
CHP içinde bir gurup, gerçek manzarayı görüyor. Halk ile CHP arasındaki uçurumun kapatılması için çareler düşünüyorlar. Teşkilatlara talimatlar gönderiyorlar. Bari hiç olmazsa bu ramazan ayında açıktan oruç yemeyin, içki içmeyin diyerek tembihat üstüne tembihatta bulunuyorlar. Heyhat bu talimatları uygulayacak taban CHP’de yok.
Bütün bunların üstüne İstanbul’da reklam panolarına, başörtüsünü rahibe kıyafeti olarak gören afişler asılıyor. Vatandaş tepki gösterince afişler hemen toplanıyor. Üstüne üstlük, Kılıçtaroğlu öylesine emin ki bu afişlerin CHP’liler tarafından asılmadığına; bunun bir AKP provokasyonu olduğunu hiçbir soruşturmaya gerek duymadan ilan ediyor.
Yapılan basit bir araştırma sonucu, bu afişlerin CHP’li Avcılar Belediyesi tarafından asıldığı anlaşılıyor. CHP yine pişkin bir şekilde bu olayı soruşturacağını söylemekle yetiniyor. CHP’nin zihniyet değişimini gerçekleştirmesi için, tabanını büyük bir eğitime tabi tutması gerekir. Halk ile nasıl kaynaşılacağını öğrenmeleri için CHP tabanının uzun uzun dersler alması gerekir. Hoş bu kaynaşmayı gerçekleştirdikten sonra ortada CHP diye bir parti zaten kalmayacaktır.
Referandumda son düzlüğe girilirken kartel medyası ve CHP çevrelerinin itibar ettiği, Adil Gür’ün yapmış olduğu anket yayınlandı.Daha önceleri hep hayır oylarını önde gösteren Adil Gür de daha fazla mızrağı çuvala sığdıramadı. Son ankette evet oylarını bir puan öne geçiriverdi.

Kılıçtaroğlu, işçim, çiftçim, esnafım diye yırtınırken, oyları da havuzlu villalardan alıyor

Benim bu ankette dikkat çekmek istediğim husus, evet oylarının artışı değildir. Bu konu zaten başlangıçtan beri ayan beyan ortada görünüyor. Ankete göre geliri bin liranın altında olanların yüzde yetmişi evet derken, geliri beş bin liranın üstündekilerin yüzde altmış beşi hayır oyu kullanacakmış.
Zavallı Kılıçtaroğlu meydanlarda yırtınıyor. Benim köylüm, çiftçim, işçim diyerek şehir şehir dolaşıyor. Fakat ,işçi, çifçi ve köylü yanında değil. Tam tersine havuzlu villalarda safa sürenler onun yanındalar. Ne yaman bir çelişki değil mi?
AKP iktidarda kaldığı sekil yıl içinde, karşısındaki beceriksiz muhalefet sebebiyle yıpranmaktan kurtuldu. AKP’yi demokratik yollarla iktidardan indirmek yerine, daha önce yaptıkları gibi, askerle işbirliği yaparak yönetimden uzaklaştırmak isteyenlerin, bu sefer planları ters tepmiştir. Sağlam direnç gösteren AKP, her darbe teşebbüsünden güçlenerek çıkmıştır.
Her vesile ile tekrar ediyoruz. Şayet bu gün bazı şeyleri çok rahat konuşuyorsak, bu durum AKP iktidarının sağladığı hürriyet ortamındadır. Her vesile ile telefon dinleme olayını hükümete ciro etmeye çalışanlara, bu olayın hürriyetleri kısıtlayıcı olduğunu savunanlara biz de hak veriyoruz.
Yasal yolla telefon dinlemeler konusundaki görüşümüzü, daha önceki bir yazımızda kaleme almıştık. Gizli kapaklı işimiz ve çevirdiğimiz bir dolap olmadığı için kimseden de çekinmiyoruz. Yasadışı yollarla dinlenip internete sızdırılan kayıtlar bilinçli bir çalışmadır. Toplumda önemli makamlarda oturup ta, millet adına ahkam kesen ve ülkenin kaderini ilgilendiren konularda karar verici olanlar, bazı şeylere de katlanmak zorundadırlar.
Yargıtay üyesi bir hakimin internete düşen ses kaydı, yasa dışı dinleme olduğu için gerçeklikten uzak mı sayılacaktır. Bu olay bu hakimin bilinen yüzünü ortaya koymak için yapılmıştır. Düşüncesi bu olan insanların yüksek yargıda bu derece politize olmuş olarak görev yaptıklarının bir ispatı olarak bu ses kayıtları mutlaka değerlendirmeye tabi tutulmalıdır.

Referandumu bir güven oylamasına dönüştürenler, farkında olmadan Ergenekon’a hizmet etmişlerdir

Devletin içinde en ince kılcal damarlarına kadar örgütlenen çetelerin çökertilmesi öyle sanıldığı kadar kolay değildir. Çeteler var güçleriyle son hamlelerini yapıyorlar. Referandumda,CHP, MHP, BDP, TKP, İP, ÖDP, DP gibi partilerin bir araya gelebilmesi tesadüf olarak görülebilir mi?
Referandumdan on ay sonra yapılacak genel seçimleri beklemeden, olayı AKP’ye karşı bir güven oylaması şekline dönüştürenlerin bir kısmı, farkında olmadan Ergenekoncuların tuzağına düşmüşlerdir. Daha doğrusu derin çeteler tarafından maşa olarak kullanılmışlardır.
Allah aşkına bu değişikliklerle MHP’nin alıp veremediği ne olabilir. Bu değişiklikler, genel seçimlerden sonra yapılsın söyleminden başka bir argümanı olmayan MHP ne derece tutarlıdır. 12 eylül döneminin dehşetini yaşayan MHP’lilere inat Bahçeli yönetimi inatla hayır kampanyası yürütmektedir.
Bu referandum sonucu, bize göre Bahçeli yönetimindeki MHP’yi sıkıntıya sokacaktır. Kuvvetle muhtemel çıkacak olan evet oyları, Bahçeli’nin sorgulanmasına sebep olacaktır. Koltuğu terk etmemekte inat edecek olan Bahçeli ve arkadaşları MHP’nin kan kaybetmesine sebep olacaklardır. MHP’nin kan kaybetmesi sağlam bir duruş sergileyen BBP’nin yükselmesine vesile olacaktır.
Referandum yaklaştıkça hayır cephesi fire üstüne fire veriyor. Ramiz Ongun başta olmak üzere MHP’nin 15 kurucusu evet oyu kullanacaklarını açıkladılar.
Ben inanıyorum ki,13 Eylül sabahı yepyeni bir güne, yepyeni umutlarla uyanacağız. Bu referandumun sonunda statükocular, demokrasi okyanusunda boğulacaklar. Demokrasinin önündeki engelleri yıkmanın zevkini tadan halk, sırasıyla yeni engelleri de ortadan kaldıracaktır.
Görüntüde sadece 26 maddenin değişimi gibi görünen bu paket yeni değişikliklere de zemin hazırlayacaktır. Hepsinden önemlisi 13 eylülde çıkacak olan evet, daha önce anayasa değişikliği için mecliste kurulan komisyonları boykot edenleri hizaya getirecektir.

Son söz;
13 Eylülde çıkacak olan evet, Türk halkının vesayetten kurtuluşunun bayram günü olarak demokrasi tarihinde yerini alacaktır
YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.