ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL10°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

Zihni ile oynananlar!

Kürşat Özdemir

21 Eylül 2013 Cumartesi 11:48
  • A
  • A

 

Titreşim:"İkinci cephe, bireyin beyninde kazanılacaktır. Hedef, beyin yıkama, zihin kontrolü, ideolojiyi değiştirme ve gerektiğinde birçok Mançurya Kobayı yaratabilmektir"  CIA Direktörü Allen Dulles – 1953 – Princeton Üniversitesi

Washington Donanma Deniz Sistemleri Kumanda Merkezi’ne 17 Eylül’de düzenlenen silahlı saldırıda 34 yaşındaki saldırgan Aaron Alexis; 12 kişiyi öldürüp 8 kişiyi yaraladıktan sonra polisle girdiği çatışmada öldürüldü. Alexis’in böylesine yüksek güvenlikli bir binaya uzun namlulu silahla nasıl girebildiği tartışılırken, özellikle ABD’deki “alternatif” haber sitelerinde yer alan bir iddia saldırıyı başka bir düzleme taşıdı.

İddialara göre ailesinin ve kendisini tanıyanların nasıl böyle bir saldırı gerçekleştirdiğine anlam veremedikleri Aaron Alexis, saldırıdan 42 gün önce 7 Ağustos 2013’te Newport Polis Departmanı’na “bazı sesler duyduğunu, takip edildiğini, vücudunda titreşimler hissettiğini” belirterek, “birileri zihnimi kontrol ediyor” iddiası ile başvurdu.

Aslında bu cümle Ergenekon davasını yakından takip edenler için yabancı sayılmamalı. Ergenekon davasının 2009 Mart ayı başında görülen 59. duruşmasında tutuklu sanıklardan Erkut Ersoy'un çapraz sorgusunda “birileri zihnimi kontrol ediyor” diyordu. Ersoy, “belli bir merkez tarafından elektromanyetik dalgalar ve hassas dinleme cihazları kullanılarak zihin kontrolü uygulandığını” kendisinin de 2001 yılında bir rahatsızlık geçirdiğini ve zihin kontrolüne tabi kaldığını ancak delil sunamadığı için rahatsızlığına "paranoid psikoz" tanısı konulduğunu söylüyordu.

Yan yol:ABD’de kökleri 1945 yılına kadar dayanan ve CIA tarafından yürütülen bir program ile zihin kontrolü ve bilinçaltı yönlendirme gibi konularda çalışmalar yapılmıştır. Projenin hedefleri arasında bilincin ve hafızanın kontrol edilmesi, hafızanın silinmesi, beyin yıkama, Mançurya kobayı oluşturma, insanların davranışlarını kimyasal ve diğer yöntemlerle yönlendirme bulunmaktadır. Projede görev alan kimi araştırmacıların intihar etmesi, ABD’yi sarsan kimi siyasal suikastlarda (Robert Kennedy'nin 5 Haziran 1968'de öldürülmesi vb.) zihin kontrol yöntemlerinin kullanılması gibi sebeplerden dolayı 2001 yılı Temmuz ayında proje resmen sonlandırılmış ve yasaklanmıştır.

Ergenekon davası ile birleştirilen/ilişkilendirilen birçok davada benzer iddialar ortaya atıldı. 5 Şubat 2006’da Trabzon'daki Santa Maria Katolik Kilisesi'nin İtalyan rahibi Andrea Santoro, 16 yaşındaki Oğuzhan Akdin tarafından silahla vurularak öldürüldü. Sorgusunda neredeyse saat başı ifade değiştiren Akdin, adeta çift kişilik sergilemiş, kendisi de bu durumu; Benim hayal dünyam çok zengindir, günlerce sorgulasalar, ben daha onlarca inandırıcı senaryo sıralarım onlara” diyerek dile getirmiştir. Akdin’in hiç tanımadığı rahip Santoro’yu soğukkanlılıkla nasıl öldürdüğü ailesini bile şaşkına çevirmiştir.

18 Nisan 2007'de İncil basımı yapan Zirve Yayınevi'nde biri Alman uyruklu 3 kişi boğazları kesilerek öldürülmüştü. Malatya İl İnsan Hakları Kurulu 2009 yılında Malatya Zirve Yayınevi cinayetiyle ilgili hazırladığı raporda, cinayeti işleyen Engin Günaydın’ın yakınları ile görüşüldüğünü, Günaydın’ı “kan tuttuğu”nu, kurban kesilirken bile bakamadığını söyledikleri belirtiliyordu. Raporda sanıkların ilaç ve psikolojik metotlar kullanılarak ve beyin kontrolüyle işletilmiş olabileceği yönündeki iddiaların araştırılması gerektiği kaydediliyordu.

Önceleri birbirinden bağımsız değerlendirilen iki dava daha sonra her iki davada da isimleri geçen Hristiyan misyonerleri (İsveç kökenli Carl Magnus Stefan Persson ile Doktor Kerim Bozkurt) ve cinayeti işleyenler ile Jandarma istihbaratının kurduğu ilişkiler nedeni ile Ergenekon ile irtibatlandırılmıştır.

2001 yılında Eyüp Mezarlığı’nda işadamı Üzeyir Garih’i bıçaklayarak öldürdüğü gerekçesi ile tutuklanan ve cezaevinde bulunan Yener Yermez 2008 yılında tekrar yapılan sorgusunda cinayeti kendisinin işlemediğini, kendisi ile cinayet öncesi ilişki kuran Meral adlı bir kadın ile bir adamın işlediğini belirtmiştir. Yermez ifadesinde “Cinayeti ben işlemedim. Beni cinayetten önce ve sonra bir odaya kapatarak, on gün boyunca rolümü ezberlettiler.” diyerek kendisini tehdit eden isimlerden biri olarak Adli Tıp uzmanı Ümit Sayın’ın ismini vermiştir. 

Ergenekondavasından tutuklu olarak cezaevinde bulunan Ümit Sayın’ın İstanbul Üniversitesi’nin sitesinde bulunan özgeçmişinde üzerinde çalıştığı spesifik konular arasında, “LSD-25, Metamfetamin, MDMA (Ekstazi), Psilosibin, Meskalin, İbogain, Skopolamin, Salvia Divinorum, gibi halüsinojen ve nörokimyasal zihin kontrolünde kullanılan maddelerin psikolojik, fizyolojik ve elektrofizyolojik etkilerinin incelenmesi.” ve “Zihin kontrolünün nörokimyasal yöntemleri” başlıkları dikkat çekiyor.

Ergenekon iddianamesi 339. Klasöründe yer alan Ümit Sayın’a ait internet yazışmalarında ise bizzat Sayın’a ait ilginç ifadeler bulunuyor. Örneğin Sayın, ilgi alanları ile ilgili olarak; “Yani adam öldürmeden ve zehirlemeden tut, kara bilim ve gizli bilime kadar aklına gelen her şey (bende var)” diyor.

Ümit Sayın’ın verdiği ifadeler ve iddianamelerde yer alan internet yazışmalarından edinilen bilgilerden kendisinin Jandarma istihbaratı ve GATA ile yakın ilişkileri bulunduğu, bu iki devlet kurumunda zihin kontrolü ve nöro farmakolojik araştırmalar yapıldığı anlaşılıyor. Üzehir Garih, Rahip Santoro, Zirve Yayınevi, Hrant Dink, Danıştay Saldırısı, Anafartalar Çarşısı Bombalanması vb. Ergenekon ile ilişkilendirilen birçok olayın ortak noktaları arasında, saldırganların sürekli verdikleri çelişkili ifadeler, hapiste kaldıkları süre içerisinde geçirdikleri ruhsal ve psikolojik değişim, genelinin zihin kontrolünde kullanılan kimi yöntemlere açık zihinsel ve toplumsal durumları sayılabilir.

Bugün gelinen noktada sadece LSD türü ilaçlar ve kimyasallarla değil, psikoakustik yöntemler ile müzik yoluyla şuuraltı telkin, elektromanyetik dalgalar kullanılarak zihin kontrolü ve davranışların yönlendirilmesinin mümkün olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Yukarıda saydığımız birçok saldırı ve cinayetin bu açıdan uzmanlarca yeniden ele alınması büyük önem taşımaktadır.

Arkası Yarın:28 Şubat sürecinde örgüt lideri olduğu iddiası ile tutuklanan ve yeterli delil olmamasına rağmen müebbet hapis cezasına çarptırılan Salih İzzet Erdiş (Salih Mirzabeyoğlu) cezaevinde bulunduğu yıllar boyunca kendisinin “telegram” olarak isimlendirdiği bir yöntem (elektromanyetik dalgalar kullanılarak) ile zihninin kontrol altına alınmaya çalışıldığını iddia ediyor.

Mirzabeyoğlu, 'Beni bu yöntemle delirmiş gibi göstermeye çalışıyorlar. Amaçları itibarsızlaştırmak' diyor. Bu cümleyi unutmayalım ve Ergenekon iddianamesinde Ümit Sayın’a ait internet görüşmeleri kayıtlarından bir bölümü bu cümleyle birlikte not edelim: “"Sonuçta gizli örgütlenip bizim düşündüğümüz bazı eylemleri yapmadan hiçbir yolu yok; yani gerekirse silahlı. Dünyada en büyük güç nedir biliyor musunuz? Gizlice adam öldürebilmek! Yok, erken ölmesi sakıncalıysa, dayarsın ilacı Mezarcı gibi İsa Musa yaparsın”

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.