ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL15°C
Az Bulutlu

YAZARLAR

Uyandırılmadan öldü!

Kürşat Özdemir

14 Kasım 2013 Perşembe 09:31
  • A
  • A

 

“Geçmiş asla ölmüş değildir, hatta geçmiş geçmiş bile değildir.” William Faulkner

Okuduğum her kitapta, raporda, makalede ilgimi çeken isimleri bir kenara not etmek gibi bir âdetim vardır. Yakın zamanda deftere not aldığım isimlerden biri geçtiğimiz hafta hayatını kaybetti. Kendisini, “Türk milliyetçisi” ve “Türkiye’nin illegal haritasını en iyi bile kişi” olarak nitelendiriyordu. Medyada zaman zaman röportajları yer aldı, söyledikleri manşetlere çekildi ama nedense ismi “çok konuşup hiçbir şey anlatmayan” pek çokları kadar duyulmadı.

Doğan Yıldırım, Türkçü ve ülkücü camia içerisinde tanınan ve saygı duyulan bir isim. 1968 yılında girdiği Deniz Harp Okulu’ndan 1971 senesinde atıldığında MİT’ten kendisine gelen teklifi Türkeş’in bilgisi ve izni ile kabul ederek, özellikle silah kaçakçılığı ile ilgili raporlar hazırladı. Hazırladığı tüm raporları çift nüsha yapıyor ve bir nüshayı MİT’e bir nüshayı Türkeş’e iletiyordu.  Bir zaman sonra Türkeş’in MİT Müsteşarı Fuat Doğu’ya sorduğu “neler oluyor?” sorusu ile yaptığı anlaşıldı ve kendi tabiri ile MİT tarafından ‘uyutuldu’ ve 30 yıl geçmesine rağmen uyandırılmadı’.

Deniz Harp Okulu’ndan dönem arkadaşları ileriki yıllarda Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın üst düzey kurmay kadrosunu oluşturacak, Balyoz, Ergenekon, Kafes davalarında yargılanacaklardı. Yıldırım ise bambaşka bir istikamete doğru yol alıyordu. Ülkücü hareket içerisinde illegaliteyi yöneten isimlerden biri iken fikir ayrılığına düşecek ve 1972 yılında organik bağını koparacaktı ama hep bir Türkçü ve ülkücü olarak kaldı.

Deniz Harp Okulu’ndan kendisine armağan kalan ilginç bir dostluk ilişkisi vardı: Abi diye hitap ettiği Partizan Yolu’nun lideri Sarp Kuray. Ömrünün ilerleyen yıllarında hukuk okuyup avukat olduğunda bir hayli ilginç olan müvekkil listesinde Sarp Kuray da vardı. Daha sonraları avukatlığını yaptığı isimlerden biri olan Nasurullah Ayan, kapitalizmin mabedi borsanın altın çocuğu diye tanınmasına rağmen Sarp Kuray’ın kurduğu Partizan Yolu adlı devrimci yayının finansörlüğünü yapıyordu. Sarp Kuray’ın kendisinin komutanı olduğunu ve 18 yıl birlikte çalıştıklarını söyleyen ülkücü Yıldırım, Sarp Kuray ile Ağca, Çatlı gibi ülkücüler arasında bir köprü olmuştu.

Doğan Yıldırım, 1977 yılında karıştığı bir olay sonrası hapishaneye düşecek ve ünlü silah kaçakçılarından Abuzer Uğurlu ile tanışacaktı. 1979 yılında Selimiye Askeri Cezaevi’nde tanıştığı Mehmet Ali Ağca ile Maltepe Askeri Cezaevi’nde aynı koğuşta kalacak ve arkadaş olacaktı. İpekçi suikastı sonrasında Ağca’ya sahte pasaport temin ederek Bulgaristan’a çıkmasını sağlayan ve burada Abuzer Uğurlu sayesinde Ağca’ya para yardımı yaptıran isim de yine Yıldırım’dı. Papa suikastı ile ilgili davalarda hem İtalya’da hem Türkiye’de Ağca’nın avukatlığını yapan Yıldırım, Ağca için “ABD’nin adamıdır” diyecekti.

Hakkındaki davadan beraat alarak hapishaneden çıkan Yıldırım, hapishane de ikinci bir üniversite olarak Hukuk fakültesine kaydolmuştu. Özgürlüğüne kavuştuğunda ise –bir iddiaya göre kaçakçı Abuzer Uğurlu’nun yardımı ile – Gümrük Bakanlığı’na gümrük koruma memuru olarak girmişti. Daha sonraları Atatürk Havaalanı’nda gümrük istihbarat elemanı olarak çalıştı. Bu dönem pek çok ismin yurtdışına kaçak olarak çıktığı dönemdi. Kendisi ile yapılan bir röportajda havaalanından kimlerin gittiğini, geldiğini bildiğini ancak kendisinin bu işlerle ilgisi olmadığını söyledi.

Haluk Kırcı’nın da avukatlığını yapan Yıldırım, Abdullah Çatlı, Yeşil gibi isimleri çok iyi tanıyor ve biliyordu. Susurluk sürecinden 28 Şubat sürecine kadar pek çok olayın tam göbeğinde yer aldı. 28 Şubat sürecinin 1997’de değil Özal’ın ölümü ile birlikte başlayan bir konsept olduğunu söyleyen Yıldırım, Uğur Mumcu suikastına ismi karışan bazı sanıkların da avukatlığını yaptı. Kardeşi Muttalip Yıldırım 28 Şubat sürecinde ordudan atılan ilk subaylar arasındaydı ve bunu hazmedemeyip intihar etti. Doğan Yıldırım ise yıllar sonra bu dönemde Harbiye Orduevi’nde katıldığı bir brifing ile ilgili verdiği bilgilerle ordu, yargı ve medya içindeki örgütlenmeyi deşifre ediyordu.

2011 yılı Kasım ayında Yeni Akit muhabiri Murat Alan’a konuşan Yıldırım, 28 Şubat’ın sivil ayağının planlandığı bu toplantıya katılanları isim isim vererek anlatırken, aslında röportajda çok önemli başka bir şey söylüyordu: “Soruşturması ve davası süren Ergenekon yapılanmasından çok daha büyük bir yapılanma var aslında. Bu henüz tam olarak idrak edilebilmiş değil. Soldan sağa doğru hilal gibi dizilen gizli bir ittifak. Bu ittifak soldan sağa doğru yayılarak her iki grubu da kontrol eden gizli bir yapılanma.”

Yakın dönemde İBDA-C davasında müebbet hapis cezasına çarptırılan Salih Mirzabeyoğlu’nun avukatlığını da yapan Doğan Yıldırım, Ergenekon davasında gizli tanıklık yapan kimi isimleri tanıdığını söylüyor, kendisinin de halen sürmekte olan 28 Şubat soruşturması ile ilgili konuşmaya karar verdiğini medyaya açıklıyordu. Medyaya yaptığı bu açıklamaların ardından ölüm tehditleri aldığı öne sürülmüştü. Ancak bilinen bir başka gerçek de 56 yaşında bir kez kalp krizi geçirdiği ve zaten hasta olduğuydu.

Ağustos ayının başlarında “üç gün sonra” döneceğim diyerek gittiği Kayseri’de bir lokantada 5-6 kişi ile yemek yerken aniden fenalaşan Yıldırım, hastaneye kaldırıldı fakat kurtarılamadı. Bu denli çok yönlü ve enteresan ilişkilere sahip bir insanın ölümü basına çok geç yansıdı. Kendisi ile ilgili yazılan yazılarda ‘derin devletin kara kutusu’, ‘en önemli tanık’ vb. ifadeler kullanılan bir kişinin ölümünde elbette şüpheler aranabilir. Ancak her ne olursa olsun, geçmiş asla geçmiş değil, Yıldırım her ne kadar ketum biri olarak bilinse de verdiği röportajlarda söyledikleri iyi analiz edilebilir, satır araları doğru okunursa aslında ne çok şey anlattığı daha iyi anlaşılacaktır.

Hamiş:Aksiyon dergisinin 9 Temmuz 2012 tarihli sayısında Cemal Kalyoncu tarafından gerçekleştirilen ve derginin kapağından duyurulan Doğan Yıldırım röportajı özellikle yukarıda söylediğimiz şekilde okunmayı ve analiz edilmeyi hak ediyor. (bkz. http://www.aksiyon.com.tr/aksiyon/newsDetail_getNewsById.action?newsId=33045)

Cemal Kalyoncu’nun Yıldırım’la saatlerce süren bir röportaj yaptığı belirtiliyor.  Anlaşılan o ki röportajın hepsi dergi sayfalarına yansımamış durumda, keşke sayın Kalyoncu bu röportajı farklı röportajlar ile destekleyerek bir kitap haline getirse…

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.